Çocuğum Çok Öfkeleniyor, Ne Yapmalıyım?
- Bilal Kaya
- 26 Ara 2025
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 5 gün önce
Birçok ebeveyn çocuklarının öfke anlarını anlatırken şu cümlelere benzer şeyler söyler: “Birden patlıyor… küçük bir şey oluyor ve kendini kaybediyor.” “Her şeye itiraz ediyor, sakinleştiremiyorum. “Bazen ne yaparsam yapayım ulaşamadığımı hissediyorum.”
Çocuklarda yoğun öfke çıkışları, yalnızca davranışsal bir “problem” değildir. Psikodinamik açıdan bakıldığında öfke; bastırılmış duyguların, ifade edilemeyen ihtiyaçların, incinmişliklerin ve içsel çatışmaların dışavurumu olabilir. Çocuk çoğu zaman öfkeyi bilinçli olarak seçmez; iç dünyasında taşıdığı gerilimi, kelimelere dökemediği duyguları davranış yoluyla anlatmaya çalışır.
Çocukların Öfkesi “Sadece Bir Sinirlenme” Değildir
Psikanalitik ve psikodinamik yaklaşımlar bize şunu söyler: Çocuğun bugünkü tepkileri, çoğu zaman yalnızca bugüne ait değildir. Deneyimlediği ilişkiler, bağlanma deneyimleri, ebeveynle kurduğu duygusal bağ, kendini güvende hissedip hissetmemesi ve erken yaşantılar bu duygusal yoğunluğu şekillendirebilir.
Öfkenin altında çoğu zaman:
görülmeme ve duyulmama hissi
değersiz hissetme korkusu
kontrol kaybına karşı yoğun bir savunma
yaralanmışlık ve kırgınlık
kaygı ve çaresizlik
gibi daha sakin ama çok daha derin duygular yer alır.
Çocuk bu duyguları düzenlemekte zorlandığında, zihni bir tür “taşma hali” yaşar ve bu taşma çoğu zaman öfke şeklinde dışarı çıkar. Bu yüzden yalnızca davranışı susturmaya çalışmak, sorunu geçici olarak bastırır ama çocuğun iç dünyasında yaşadığı çatışmayı çözmez.
Ebeveyn Tepkileri Çocuğun İç Dünyasında Nasıl Bir Karşılık Bulur?
Psikodinamik yaklaşım, çocuğun yalnızca “ne yaptığıyla” değil, o davranışı yaparken iç dünyasında neler hissettiğiyle ilgilenir. Bu nedenle ebeveynin verdiği tepki, çocuğun kendilik algısını doğrudan etkiler.
Sürekli eleştirilen çocuk, zamanla “yanlış olan benim” duygusunu içselleştirebilir.
Sürekli susturulan çocuk, duygularının değersiz olduğuna inanabilir.
Öfke her seferinde cezayla karşılaşırsa çocuk duygularını saklamaya başlar ancak iç gerilim büyür.
Tam tersi, sınır hiç yoksa çocuk dünyayı kontrol edemediğini hisseder ve daha çok zorlanır.
Bu yüzden sağlıklı yaklaşım; hem duyguyu görmek hem de güvenli sınır sunmaktır. “Şu an çok zorlanıyorsun, görüyorum.” “Belli ki çok kızdın ama kendine ya da başkasına zarar veremezsin. ”Bu tarz cümleler çocuk için hem anlaşılmak hem de tutulmak anlamına gelir. Psikodinamik dilde buna “duygusal olarak tutulmak ve düzenlenmek” deriz. Çocuk zamanla dışarıdan gelen bu düzenleyici deneyimi içselleştirir ve kendi duygularını yönetmeyi öğrenmeye başlar.
Bağlanma Deneyimleri ve Öfke Arasındaki Bağ
Psikanalitik ve bağlanma temelli yaklaşımlar, çocukların öfkesinin yalnızca o ana ait olmadığını; ilişkisel geçmişle yakından bağlantılı olduğunu vurgular. Bir çocuk güvenli bağlanma geliştirdiğinde:
görülme,
anlaşılma,
kabul edilme deneyimi yaşar.
Bu çocuk, zor duygularla karşılaştığında daha esnek olur. Ancak bağlanma ilişkisi kopuk, düzensiz ya da kaotik olduğunda çocuk içsel olarak yalnız hissedebilir. Bu yalnızlık çoğu zaman öfke, saldırganlık, yoğun inat ya da geri çekilme şeklinde ortaya çıkabilir.
Burada önemli olan suçlu aramak değil; çocuğun iç dünyasını anlamaya niyetli bir tutum geliştirebilmektir.
Sınırlar, Çocuğu Bastırmak İçin Değil Güvende Hissettirmek İçindir
Psikodinamik anlayışta sınırlar; çocuğu zorlamak için değil, onu korumak için vardır. Çocuk, onun için bir çerçeve oluşturan ebeveynle kendini daha güvende hisseder. Sınır olmayan ortamda çocuk yalnızca özgürleşmez; aynı zamanda “kontrolsüzlük” hissinin yükünü taşır ve bu çoğu zaman öfkeyi daha da besler.
Dolayısıyla:
şefkat,
anlayış,
duyguyu kabul etme ve
tutarlı sınırlar birlikte olduğunda çocukların duygusal dünyası daha sağlıklı bir şekilde düzenlenir.
Oyun, Çocuğun İç Dünyasının Dili
Çocuklar duygularını kelimelerle değil, en çok oyunla ifade ederler. Psikodinamik oyun odaklı çalışmalar ve oyun terapisi; çocuğun bilinçdışına daha yakın olan duygularını, korkularını, çatışmalarını oyun yoluyla dışa vurmasını sağlar. Çocuk oyun alanında kendini güvende hisseder, içsel gerilimini sembolik olarak boşaltır ve ilişki içinde yeni bir deneyim yaşar. Bu süreç yalnızca çocuğa değil, ebeveynin onu daha iyi anlayabilmesine de yardımcı olur.
Profesyonel Destek Ne Zaman Gerekli?
Eğer çocuğun öfke tepkileri:
günlük yaşamı belirgin şekilde zorlamaya başladıysa,
okul ve arkadaş ilişkilerini etkiliyorsa,
aile içi çatışmaların merkezinde yer alıyorsa,
veya size “artık tek başıma baş edemiyorum” duygusu yaşatıyorsa, bu süreçte profesyonel destek almak oldukça kıymetlidir.
Psikodinamik yaklaşımla yürütülen çocuk odaklı çalışmalar; çocuğun iç dünyasını daha derinden anlamaya, duygusal çatışmalarını işlemesine ve daha sağlıklı bir duygusal düzen geliştirmesine yardımcı olabilir. Günümüzde yüz yüze görüşmeler kadar online psikolog görüşmeleri de ebeveynler tarafından sık tercih edilmektedir.
Son Söz
Unutmayın, öfke yalnızca dışarıdan görülen bir davranış değildir; çoğu zaman görülmek isteyen bir iç dünya çağrısıdır. Çocuğunuz bu süreçte zorlanıyorsa bunu tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz. Doğru destekle çocuklar duygularını düzenlemeyi öğrenebilir, ebeveynler ise kendilerini daha güvende ve daha güçlü hissedebilir.
Kaynaklar:
American Academy of Child & Adolescent Psychiatry (AACAP).
Schore, A. (2015). Affect Regulation and the Origin of the Self.
Landreth, G. (2012). Play Therapy: The Art of the Relationship.
Uzman Psikolog Bilal Kaya ile Psikolojik Destek
Samsun Atakum merkezli oyun terapisi arayan ebeveynler için bireysel psikolojik danışmanlık hizmeti sunuyorum. Destek için:🌐 www.bilalkaya.net
📍Samsun Atakum Psikolog / Online Psikolog
Bilal KAYA |Yetişkin ve Çocuk Psikoloğu | Online Psikolog | Samsun Psikolog | Atakum Psikolog
Yorumlar