Telefonunuzu elinize almak için gerçekten bir nedeniniz var mıydı?
Belki bir mesaj beklemiyordunuz. Belki önemli bir bildirim de yoktu. Hatta birkaç dakika önce kontrol etmiş olmanıza rağmen ekranı tekrar açtınız. Sosyal medya uygulamalarına göz attınız, haberleri kontrol ettiniz, birkaç video izlediniz ve ardından telefonu neden elinize aldığınızı bile hatırlamadığınızı fark ettiniz.
Bu durum günümüzde birçok insanın yaşadığı yaygın bir deneyimdir. Telefonlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiş olsa da bazı kişiler için telefonu sürekli kontrol etme davranışı yalnızca bir alışkanlık olmaktan çıkıp psikolojik ihtiyaçlarla ilişkili bir hale gelebilmektedir.
Peki neden bazı insanlar telefonlarını gün içerisinde onlarca hatta yüzlerce kez kontrol etme ihtiyacı hisseder? Bu davranışın arkasında yalnızca teknoloji mi vardır, yoksa daha derin psikolojik süreçler de rol oynuyor olabilir mi?
Telefonu Kontrol Etmek Neden Bu Kadar Kolay Bir Alışkanlığa Dönüşüyor?
Telefonlar insan zihninin dikkat sistemini harekete geçirecek şekilde tasarlanmıştır.
Bildirim sesleri, titreşimler, beğeniler, yorumlar ve mesajlar beynin ödül sistemi üzerinde etkili olabilir. Kişi her telefonuna baktığında yeni bir şeyle karşılaşma ihtimali vardır.
Yeni bir mesaj.
Yeni bir takipçi.
Yeni bir haber.
Yeni bir paylaşım.
Bu belirsizlik, davranışın tekrar edilmesini kolaylaştırır. Çünkü beynimiz beklenmedik ödüllere karşı oldukça duyarlıdır.
Ancak telefonu sürekli kontrol etme davranışını yalnızca teknoloji şirketlerinin tasarımlarıyla açıklamak yeterli değildir. Aynı telefonu kullanan herkes aynı düzeyde kontrol ihtiyacı yaşamamaktadır.
Bu noktada psikolojik faktörler önem kazanmaktadır.
Kaygı ve Kontrol İhtiyacı
Sürekli telefon kontrol etme davranışının en sık görülen nedenlerinden biri kaygıdır.
Kaygılı kişiler çoğu zaman çevrelerinde olup bitenleri kaçırmak istemezler. Belirsizlik hissi rahatsız edici olabilir.
Telefon bu noktada geçici bir rahatlama aracı haline gelebilir.
Kişi ekranı kontrol ettiğinde kısa süreliğine kontrol hissi yaşayabilir:
- Acaba biri mesaj attı mı?
- İşle ilgili bir gelişme oldu mu?
- Beni ilgilendiren bir şey kaçırdım mı?
- Sosyal medyada hakkımda bir şey yazıldı mı?
Bu soruların cevaplarını öğrenmek kısa süreli bir rahatlama sağlayabilir. Ancak rahatlama geçici olduğu için kişi kısa süre sonra telefonu yeniden kontrol etme ihtiyacı hissedebilir.
Yalnızlık ve Bağ Kurma İhtiyacı
İnsan sosyal bir varlıktır.
Başkalarıyla bağlantı kurma ihtiyacı yalnızca fiziksel değil, psikolojik bir gereksinimdir.
Bazı insanlar için telefon yalnızca iletişim aracı değildir; aynı zamanda yalnızlık hissini azaltan bir araçtır.
Kendimizi yalnız hissettiğimizde:
- Sosyal medyada gezinmek,
- Mesajlaşmak,
- Başkalarının hayatlarını takip etmek,
bir süreliğine bağlantı hissi yaratabilir.
Ancak burada önemli bir nokta vardır.
Bağlantı hissi ile gerçek yakınlık aynı şey değildir.
Bazen kişi gün boyunca yüzlerce içerik tüketmesine rağmen duygusal olarak yalnız hissetmeye devam edebilir.
Sıkılmaya Tahammül Edememek
Günümüzde birçok insan birkaç dakikalık boşlukta bile telefonuna yönelmektedir.
Otobüs beklerken.
Asansörde.
Kuyrukta.
Yemek arasında.
Uyumadan önce.
Uyanır uyanmaz.
Eskiden düşünmeye, hayal kurmaya veya iç dünyamızla baş başa kalmaya ayrılan zamanların önemli bir kısmı artık ekranlarla dolmaktadır.
Bu nedenle bazı insanlar yalnızca telefona değil, aslında sürekli bir uyarana ihtiyaç duymaya başlayabilmektedir.
Sessizlik ve boşluk zaman zaman rahatsız edici gelebilir.
Telefon ise bu boşluğu hızla doldurur.
Duygulardan Kaçınma Aracı Olarak Telefon
Bazı durumlarda telefonu sürekli kontrol etmek bir kaçınma davranışı haline gelebilir.
Kişi farkında olmadan zorlayıcı duygularla karşılaşmamak için ekranlara yönelebilir.
Örneğin:
- Üzüntü hissettiğinde,
- Kaygılandığında,
- Öfkelendiğinde,
- Yalnız hissettiğinde,
telefon kısa süreli bir dikkat dağıtıcı işlev görebilir.
Bu nedenle kişi can sıkıntısı yaşadığında ya da duygusal olarak zorlandığında otomatik şekilde telefonuna uzanabilir.
Bir süre sonra bu davranış bilinçli bir tercihten çok otomatik bir alışkanlığa dönüşebilir.
Psikodinamik Açıdan Telefon Kullanımı
Psikodinamik bakış açısı davranışların yalnızca görünen yönüyle ilgilenmez. Davranışın altında yatan ihtiyaçları ve anlamları da araştırır.
Bu açıdan bakıldığında telefon bazen kişinin karşılamaya çalıştığı farklı psikolojik ihtiyaçların temsilcisi olabilir.
Örneğin:
- Onaylanma ihtiyacı,
- Görülme arzusu,
- Kabul edilme isteği,
- Yalnızlık duygusundan kaçınma,
- Duygusal boşluğu doldurma çabası.
Sürekli bildirim kontrol eden bir kişi aslında yalnızca telefonuna değil, başkalarından gelecek bir işarete de bakıyor olabilir.
Bir mesaj.
Bir beğeni.
Bir yorum.
Bir hatırlanma hissi.
Bu nedenle davranışın kendisinden çok, davranışın hangi duygusal ihtiyacı karşıladığını anlamak önemlidir.
Telefon Kullanımının Sorun Haline Geldiğini Nasıl Anlayabiliriz?
Telefon kullanımı günlük yaşamın doğal bir parçasıdır. Ancak bazı belirtiler davranışın problemli hale geldiğini gösterebilir.
Örneğin:
- Telefonu elinizden bırakamıyorsanız,
- Sürekli bildirim kontrol ediyorsanız,
- Telefon yanınızda olmadığında huzursuz hissediyorsanız,
- İşinize veya derslerinize odaklanmakta zorlanıyorsanız,
- Yüz yüze ilişkileriniz etkilenmeye başladıysa,
- Uyku düzeniniz bozulduysa,
telefon kullanım alışkanlıklarınızı gözden geçirmeniz faydalı olabilir.
Bu Alışkanlığı Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
Telefon kullanımını azaltmak yalnızca uygulama silmekten ibaret değildir. Öncelikle davranışın altında yatan ihtiyacı anlamak gerekir.
Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
- Telefonuma en çok hangi zamanlarda yöneliyorum?
- Hangi duygular sırasında ekranı kontrol etme ihtiyacı hissediyorum?
- Sıkıldığım için mi bakıyorum?
- Kaygılandığım için mi bakıyorum?
- Yalnız hissettiğim için mi bakıyorum?
- Telefon elimde olmadığında ne hissediyorum?
Bu soruların cevapları, davranışın altında yatan psikolojik dinamikleri anlamanıza yardımcı olabilir.
Sonuç
Sürekli telefonu kontrol etme ihtiyacı çoğu zaman yalnızca bir teknoloji alışkanlığı değildir. Bu davranışın arkasında kaygı, yalnızlık, onaylanma ihtiyacı, sıkıntıya tahammül güçlüğü veya duygulardan kaçınma gibi psikolojik süreçler bulunabilir.
Telefonlar modern yaşamın vazgeçilmez araçlarıdır. Ancak bazen ekranlara ne kadar baktığımızdan çok, neden baktığımızı anlamak daha önemlidir. Çünkü kişinin telefonla kurduğu ilişki, zaman zaman kendisiyle ve diğer insanlarla kurduğu ilişkinin de bir yansıması olabilir.
Samsun Atakum'da yüz yüze veya online psikolojik destek hizmetleri hakkında bilgi almak için www.bilalkaya.net adresini ziyaret edebilirsiniz. Psikodinamik yaklaşım doğrultusunda yürütülen psikolojik destek süreçlerinde kaygı, ilişki sorunları, yalnızlık duygusu, özdeğer problemleri ve tekrar eden yaşam örüntüleri üzerine çalışılabilmektedir.
Bilal KAYA | Yetişkin ve Çocuk Psikoloğu | Online Psikolog | Samsun Psikolog | Atakum Psikolog
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap