03.07.2026 · 3 dk okuma

"Sorun Çıkarma" Denilerek Büyütülen Çocuklar Yetişkinlikte Nasıl Etkilenebilir?

"Sorun Çıkarma" Denilerek Büyütülen Çocuklar Yetişkinlikte Nasıl Etkilenebilir?

Çocukken duygularınızı dile getirdiğinizde "Abartıyorsun." denildi mi?

Bir şey istediğinizde "Sorun çıkarma." cevabını mı aldınız?

Kırıldığınızda sessiz kalmayı mı öğrendiniz?

Başkalarını üzmemek için kendi isteklerinizden vazgeçtiğiniz oluyor mu?

Hayır demekte zorlanıyor, çoğu zaman başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızın önüne koyuyor musunuz?

Eğer bu sorular size tanıdık geldiyse, bunun yalnızca kişiliğinizle ilgili olmadığını bilmek önemlidir.

Çocukluk döneminde aldığımız mesajlar, kendimizi nasıl gördüğümüzü ve başkalarıyla nasıl ilişki kurduğumuzu etkileyebilir. Özellikle sık sık "Sorun çıkarma.", "Sessiz ol.", "İdare et." gibi mesajlarla büyüyen çocuklar, zamanla kendi duygularını ifade etmek yerine çevrelerinin beklentilerine uyum sağlamayı öğrenebilir.

Peki bu durum yetişkinlikte nasıl karşımıza çıkabilir?


"Sorun Çıkarma" Mesajı Çocuğa Ne Öğretir?

Her aile zaman zaman çocuğunu sakinleştirmek ya da ortamı düzenlemek için bu tür ifadeler kullanabilir. Tek başına bu cümleler çocuğun gelişimini belirlemez.

Ancak bu mesajlar sürekli tekrarlandığında çocuk farklı bir anlam çıkarabilir.

Örneğin çocuk şunları düşünmeye başlayabilir:

  • "Duygularımı gösterirsem sorun olur."
  • "İsteklerimi söylersem rahatsız ederim."
  • "Sevilmek için uslu olmalıyım."
  • "Önce başkalarını düşünmeliyim."

Bu düşünceler çoğu zaman bilinçli değildir. Yıllar içinde kişinin ilişki kurma biçiminin doğal bir parçası hâline gelebilir.


Sessiz Çocuk Her Zaman Mutlu Çocuk Değildir

Bazı çocuklar dışarıdan oldukça uyumlu görünür.

Öğretmenleri onları "Hiç sorun çıkarmıyor." diye tanımlar.

Evde söz dinlerler.

Kolay kolay itiraz etmezler.

Fakat sessiz olmak her zaman duyguların sağlıklı şekilde yaşandığı anlamına gelmez.

Bazı çocuklar öfkelerini, üzüntülerini ya da hayal kırıklıklarını ifade etmek yerine içlerinde tutmayı öğrenebilir.

Dışarıdan bakıldığında "çok uslu" görünen çocuk, aslında duygularını bastırıyor olabilir.


Çocuklukta Öğrenilen Roller Yetişkinlikte Devam Edebilir

Psikoloji alanında uzun yıllardır üzerinde durulan konulardan biri, erken dönem ilişkilerin yetişkinlikteki ilişki örüntülerini etkileyebilmesidir.

Bağlanma kuramını geliştiren John Bowlby, çocuk ile bakım veren arasında kurulan ilişkinin, kişinin hem kendisini hem de başkalarını algılama biçimini etkileyebileceğini belirtir.

Çocuk, sevgi görmek için sürekli uyum sağlaması gerektiğini deneyimlediyse, yetişkinlikte de benzer bir ilişki biçimini sürdürebilir.

Bu durum herkes için aynı şekilde gelişmez. Ancak erken dönem yaşantılarının sonraki ilişkiler üzerinde etkili olabileceğine dair çok sayıda araştırma bulunmaktadır.


Sürekli Başkalarını Memnun Etmeye Çalışıyor Olabilirsiniz

Çocukken sorun çıkarmamayı öğrenen bazı bireyler, yetişkinlikte de başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyabilir.

Örneğin;

  • Hayır demekte zorlanabilirler.
  • Kırıldıkları hâlde bunu dile getirmeyebilirler.
  • Tartışmalardan kaçınabilirler.
  • İlişki bozulmasın diye sürekli alttan alabilirler.
  • Başkalarını mutlu etmek için kendi isteklerinden vazgeçebilirler.

Bu davranışlar ilk bakışta anlayışlı olmak gibi görünse de zamanla kişinin kendi ihtiyaçlarını fark etmesini zorlaştırabilir.


Winnicott: Her Zaman Uyum Sağlamak Sağlıklı mıdır?

Psikanalist Donald Winnicott, bazı çocukların çevrenin beklentilerine uyum sağlayabilmek için kendi gerçek duygularını geri plana atabildiğini ifade eder.

Çocuk zamanla şu inancı geliştirebilir:

"Beni severlerse, sorun çıkarmadığım içindir."

Bu durumda kişi büyüdüğünde de öfkesini ifade etmekte zorlanabilir.

Kırıldığında sessiz kalabilir.

Haklı olduğu durumlarda bile özür dileyebilir.

Dışarıdan oldukça uyumlu görünmesine rağmen iç dünyasında yoğun bir yalnızlık yaşayabilir.


Sürekli Güçlü Görünmeye Çalışmak

Bazı çocuklar yalnızca sorun çıkarmamayı değil, aynı zamanda güçlü görünmeyi de öğrenir.

Üzüldüklerinde ağlamazlar.

Yardıma ihtiyaç duyduklarını söylemezler.

Kimseye yük olmamaya çalışırlar.

Yetişkinlikte ise yardım istemekte zorlanabilir, her şeyi tek başına çözmeye çalışabilirler.

Bu durum zamanla tükenmişlik hissine yol açabilir.


Kendinizi Suçlu Hissetmeniz Tesadüf Olmayabilir

Hayır dediğinizde suçluluk hissediyor musunuz?

Kendi ihtiyaçlarınızı dile getirdiğinizde bencil olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Bunun nedeni yalnızca bugünkü yaşantılarınız olmayabilir.

Psikanalist Heinz Kohut, çocukluk döneminde yeterince anlaşılmayan ya da duygusal olarak görülmediğini hisseden bireylerin, yetişkinlikte onaylanmaya daha fazla ihtiyaç duyabileceğini belirtir.

Bu nedenle kişi kendi ihtiyaçlarından önce başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışabilir.


Her Sessizlik Olgunluk Göstergesi Değildir

Toplumda sessiz kalmak çoğu zaman olgunluk olarak değerlendirilir.

Oysa bazı durumlarda sessizlik, duyguların ifade edilemediğinin de bir göstergesi olabilir.

Kırıldığınız hâlde konuşamıyorsanız…

Sürekli idare eden taraf siz oluyorsanız…

Haklı olduğunuz hâlde özür diliyorsanız…

Belki de kendinizi korumayı değil, çocuklukta öğrendiğiniz bir ilişki biçimini sürdürüyorsunuzdur.


Kendinize Şu Soruları Sorabilirsiniz

Bu yazıyı okurken aşağıdaki sorular üzerinde düşünmek faydalı olabilir:

  • Duygularımı ifade etmek benim için neden zor?
  • Hayır dediğimde ne olacağından korkuyorum?
  • Başkalarını memnun etmeye çalışırken kendimi ihmal ediyor olabilir miyim?
  • Sessiz kalmayı gerçekten ben mi seçiyorum?
  • Çocukken duygularımı ifade etmeme nasıl tepki verilirdi?

Bu sorular, kendinizi daha yakından tanımanız için bir başlangıç olabilir.


Psikolojik Destek Ne Zaman Faydalı Olabilir?

Eğer;

  • Sürekli kendi ihtiyaçlarınızı erteliyorsanız,
  • Sınır koymakta zorlanıyorsanız,
  • Hayır dediğinizde yoğun suçluluk hissediyorsanız,
  • Başkalarını memnun etmek için kendinizden vazgeçtiğinizi fark ediyorsanız,
  • Benzer ilişki sorunlarını tekrar tekrar yaşıyorsanız,

psikolojik destek almak bu örüntülerin altında yatan dinamikleri anlamanıza yardımcı olabilir.

Psikolojik destek sürecinde yalnızca bugünkü davranışlar değil, bu davranışların yaşam öykünüz içindeki anlamı da ele alınabilir. Amaç geçmişi suçlamak değil; bugün sizi zorlayan ilişki örüntülerini fark ederek daha sağlıklı seçimler yapabilmektir.


Sonuç

Çocuklukta duyduğumuz her cümle yaşamımızı belirlemez. Ancak bazı mesajlar, özellikle tekrarlandığında, kendimizle ve başkalarıyla kurduğumuz ilişki üzerinde iz bırakabilir.

Sürekli "Sorun çıkarma.", "Sessiz ol." ya da "İdare et." mesajlarıyla büyüyen bazı çocuklar, yetişkinlikte kendi ihtiyaçlarını geri plana atmayı, çatışmadan kaçınmayı ve başkalarını memnun etmeyi alışkanlık hâline getirebilir.

Bunu fark etmek, geçmişe takılı kalmak anlamına gelmez. Aksine, bugün kurduğunuz ilişkileri daha iyi anlayabilmeniz ve kendi ihtiyaçlarınıza da yer açabilmeniz için önemli bir adımdır.

Çünkü sağlıklı ilişkiler yalnızca uyum sağlamakla değil, gerektiğinde duygu ve düşüncelerimizi güvenli bir şekilde ifade edebilmekle de güçlenir.


Bilal KAYA | Yetişkin ve Çocuk Psikoloğu | Online Psikolog | Samsun Psikolog | Atakum Psikolog

Yorumlar

Henüz onaylanmış yorum yok.

Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.

Google ile Giriş Yap