Psikanalitik açıdan okula gitmeyi reddetme davranışı, tek başına ele alınabilecek bir problem değildir. Bu davranış, çocuğun iç dünyasında yaşanan bir çatışmanın semptomatik ifadesi olarak değerlendirilir.
Burada mesele okul değildir; okulun çocuk için neyi temsil ettiğidir.
Okul: Ayrılığın ve Ötekiyle Karşılaşmanın Mekânı
Okul, psikanalitik anlamda çocuğun:
- birincil bakım verenle (çoğunlukla anne) kurduğu ilişkiden
- daha geniş bir toplumsal düzene geçişini
temsil eder.
Bu geçiş, çocuğun ruhsal aygıtı için her zaman kolay değildir. Özellikle ayrışma–bireyleşme süreci tam olarak yapılandırılamamış çocuklarda, okul kaygı uyandıran bir alan hâline gelir.
Bu nedenle okula gitmeme, bir “karşı gelme” değil; ayrılığa karşı gelişen bir savunma olarak ortaya çıkar.
Okula Gitmek İstemeyen Çocuklar: Ayrılık Kaygısı ve Nesne İlişkileri
Psikanalitik kuramda çocuk için bakım veren sadece fiziksel bir varlık değil, aynı zamanda içselleştirilmiş bir nesnedir.
Okula gitmek; bu nesneden uzaklaşmak, onun yokluğunda var olabilmek anlamına gelir.
Eğer çocuk, içsel olarak bu nesneyi yeterince güvenli biçimde taşıyamıyorsa, ayrılık yoğun kaygı yaratır.
Bu kaygı bazen:
- ağlama,
- bedensel şikâyetler,
- donukluk,
- yoğun direnç
şeklinde görünür.
Psikosomatik Belirtiler: Beden Konuştuğunda
Okula gitmek istemeyen çocuklarda sık görülen karın ağrısı, mide bulantısı ya da baş ağrıları, psikanalitik açıdan bastırılmış duyguların bedensel dile gelişi olarak ele alınır.
Çocuk söyleyemez; beden onun yerine konuşur.
Bu belirtiler gerçek ve yaşantısaldır;“numara” ya da “bahane” değildir.
Semptomun İşlevi
Psikanalitik yöntemde semptom, ortadan kaldırılması gereken bir hata değil, koruyucu bir işlev taşır.
Okula gitmeme davranışı;
- çocuğu aşırı kaygıdan korur,
- ayrılığı ertelemeye yarar,
- içsel çatışmayı görünür kılar.
Bu nedenle sadece davranışı hedef almak, semptomu susturur ama çatışmayı çözmez.
Psikanalitik Yöntemle Çalışmak Ne Anlama Gelir?
Psikanalitik temelli çocuk çalışmasında amaç;
- çocuğu okula “alıştırmak” değil,
- onun iç dünyasında ne yaşandığını anlamak,
- ayrılık, kaygı ve öfke duygularına alan açmaktır.
Çocuk merkezli oyun terapisi, çocuğun bilinçdışı çatışmalarını oyun yoluyla ifade edebilmesini sağlar.
Oyun, çocuğun dilidir.
Bu süreçte ebeveyn tutumları, aktarım ilişkileri ve aile dinamikleri de çalışmanın parçasıdır.
Ne Zaman Müdahale Gerekir?
Okula gitmeme davranışı:
- süreklilik kazanıyorsa,
- bedensel belirtiler eşlik ediyorsa,
- çocuğun işlevselliğini bozuyorsa
bu durum, çocuğun ruhsal dünyasında ele alınması gereken bir zorlanmaya işaret eder.
Erken dönemde yapılan psikanalitik değerlendirme, semptomun kronikleşmesini önleyici bir rol oynar.
Sonuç
Okula gitmek istemeyen çocuk, okuldan kaçmıyordur; çoğu zaman ayrılıkla baş etmeye çalışıyordur.
Psikanalitik açıdan önemli olan, davranışı değil, davranışın taşıdığı anlamı duymaktır.
📍 Samsun / Atakum’da çocuk psikoloğu desteği ve Oyun terapisi
Çocuğun bu süreci güvenli ve kapsayıcı bir alanda çalışabilmesine imkân tanır.
Uzman Psikolog Bilal Kaya ile Psikolojik Destek
Samsun Atakum merkezli çocuklar için oyun terapisi arayan ebeveynler ve yetişkin bireyler için bireysel psikolojik danışmanlık hizmeti sunuyorum. Destek için:🌐 www.bilalkaya.net
📍Samsun Atakum Psikolog / Online Danışmanlık / Samsun Atakum çocuk psikoloğu
Bilal KAYA |Yetişkin ve Çocuk Psikoloğu | Online Psikolog | Samsun Psikolog | Atakum Psikolog
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap