İlişkilerinizde ilk özür dileyen kişi genellikle siz misiniz?
Kırıldığınız hâlde "Boş ver." diyerek konuyu kapatıyor musunuz?
Haklı olduğunuzu bilseniz bile ilişkinin bozulmaması için geri adım attığınız oluyor mu?
Karşınızdaki kişi aynı davranışı tekrar etmesine rağmen onu yeniden affediyor musunuz?
Sınır koymak istediğinizde suçluluk hissediyor musunuz?
Eğer bu soruların çoğuna "Evet." cevabını verdiyseniz, yalnız değilsiniz.
Birçok insan zaman zaman ilişkiyi koruyabilmek için anlayış göstermeyi tercih eder. Ancak bazı kişiler için affetmek, belirli durumlarda yapılan bir davranış olmaktan çıkar ve neredeyse her ilişkide tekrar eden bir role dönüşür.
İlk bakışta bu durum sabırlı, olgun ya da empatik bir kişilik özelliği gibi görünebilir. Oysa psikolojik açıdan bakıldığında sürekli affeden taraf olmak, bazen yalnızca iyi niyetle açıklanamayabilir. Bu davranışın arkasında ilişkiyi kaybetme korkusu, çocuklukta öğrenilen ilişki biçimleri, suçluluk duygusu ya da sınır koymakta yaşanan güçlükler yer alabilir.
Peki neden bazı insanlar sürekli affeden taraf olur?
Affetmek ile Sürekli Affetmek Aynı Şey Değildir
Affetmek, sağlıklı ilişkilerin önemli parçalarından biridir. Yaşanan kırgınlıkların onarılması, öfkenin zaman içinde azalması ve ilişkinin yeniden güven temelinde kurulabilmesi bazen affetmeyi mümkün kılar.
Ancak sürekli affeden taraf olmak farklı bir durumdur.
Çünkü burada dikkat çeken nokta yalnızca affetmek değil, neredeyse her tartışmada aynı rolü üstlenmektir.
Belki de siz;
- İlk mesajı atan kişisiniz.
- İlk özür dileyen kişisiniz.
- İlk barışmak isteyen kişisiniz.
- Kendi kırgınlığını ikinci plana atan kişisiniz.
Bir süre sonra farkında olmadan ilişkinin yükünü tek başınıza taşımaya başlayabilirsiniz.
Neden Hep Ben Affediyorum?
Bu sorunun tek bir cevabı yoktur.
Her insanın yaşam öyküsü farklıdır. Ancak psikoloji alanındaki çalışmalar, bazı ortak dinamiklerin bu davranışta etkili olabileceğini göstermektedir.
Bazen kişi ilişkiyi kaybetmekten korktuğu için affeder.
Bazen yalnız kalmamak için.
Bazen suçlu hissettiği için.
Bazen de çocukluğundan beri öğrendiği ilişki kurma biçimi bu olduğu için.
Dolayısıyla affetmek her zaman özgür bir seçim olmayabilir.
Bazı durumlarda kişinin farkında olmadan geliştirdiği bir baş etme yöntemi hâline gelebilir.
İlişkiyi Kaybetme Korkusu
Bazı insanlar için tartışma yalnızca fikir ayrılığı değildir.
Tartışma aynı zamanda reddedilme, yalnız kalma veya sevilmeme ihtimalini de beraberinde getiriyor gibi hissedilebilir.
Bu nedenle kişi haklı olduğunu düşünse bile geri adım atabilir.
"Boş ver."
"İlişki bitmesin."
"Ben idare ederim."
gibi düşünceler zamanla alışkanlık hâline gelebilir.
Kısa vadede ilişki devam ediyor gibi görünse de uzun vadede kişi kendi duygularını ifade etmekte zorlanabilir.
Çocuklukta Öğrenilen İlişki Biçimleri
İlişki kurma biçimimiz yalnızca yetişkinlikte yaşadıklarımızla şekillenmez.
Çocukluk döneminde bakım verenlerle kurulan ilişki de bu süreçte önemli bir rol oynayabilir.
Örneğin çocukken;
- Sürekli uslu olması beklenen,
- Duygularını dile getirdiğinde eleştirilen,
- "Sorun çıkarma." mesajını sıkça duyan,
- Başkalarını mutlu ettiğinde takdir gören
bir çocuk, zamanla kendi ihtiyaçlarını geri plana atmayı öğrenebilir.
Yetişkin olduğunda ise bu durum farkında olmadan ilişkilerine de yansıyabilir.
Winnicott'a Göre Sürekli Uyum Sağlamak
Psikanalist Donald Winnicott, bazı insanların gerçek duygularını ifade etmek yerine çevresinin beklentilerine uyum sağlayan bir ilişki biçimi geliştirebildiğini söyler.
Kişi zamanla "İyi olursam sevilirim." inancını geliştirebilir.
Bu nedenle kırılsa bile sessiz kalabilir.
Öfkelense bile bunu göstermeyebilir.
Haklı olsa bile özür dileyebilir.
Dışarıdan oldukça uyumlu görünse de iç dünyasında yoğun bir yorgunluk yaşayabilir.
Affetmek mi, Kendinden Vazgeçmek mi?
Kendinize şu soruyu sormayı deneyebilirsiniz:
Ben gerçekten affediyor muyum, yoksa ilişki bozulmasın diye mi susuyorum?
Bu iki durum birbirinden oldukça farklıdır.
Gerçek affetme, yaşanan duyguları inkâr etmek değildir.
Kendinden vazgeçmek ise çoğu zaman kırgınlığı bastırmak anlamına gelir.
Bastırılan duygular ise tamamen ortadan kaybolmaz.
Zamanla öfke, kırgınlık, tükenmişlik ya da değersizlik hissi olarak yeniden ortaya çıkabilir.
Kendinize Şu Soruları Sorabilirsiniz
Bu yazıyı okurken aşağıdaki sorular üzerine düşünmek faydalı olabilir.
- Haklı olduğum hâlde neden ilk adımı ben atıyorum?
- Hayır demek benim için neden zor?
- Sınır koyduğumda ne olacağından korkuyorum?
- Karşımdaki kişiyi kaybetmekten mi korkuyorum?
- İlişkiyi korurken kendimi ihmal ediyor olabilir miyim?
- Affetmek benim için gerçekten bir tercih mi?
Bu soruların doğru ya da yanlış cevabı yoktur.
Ancak kendi ilişki örüntülerinizi fark etmenize yardımcı olabilir.
Psikolojik Destek Ne Zaman Faydalı Olabilir?
Eğer;
- Sürekli affeden taraf olduğunuzu fark ediyorsanız,
- Benzer ilişki döngülerini tekrar tekrar yaşıyorsanız,
- Sınır koymakta zorlanıyorsanız,
- Kırıldığınız hâlde bunu ifade edemiyorsanız,
- İlişkilerinizde kendi ihtiyaçlarınızı sürekli geri plana atıyorsanız,
psikolojik destek almak bu örüntülerin altında yatan nedenleri anlamanıza yardımcı olabilir.
Psikodinamik yaklaşım, yalnızca bugün yaşanan ilişki sorunlarına değil, bu sorunların geçmiş deneyimlerle nasıl bağlantılı olabileceğine de odaklanır.
Kişinin kendisini, ilişkilerini ve tekrar eden davranışlarını daha yakından tanıması, daha sağlıklı ilişki biçimleri geliştirebilmesi açısından önemli olabilir.
Sonuç
Sürekli affeden taraf olmak, her zaman güçlü ya da anlayışlı bir kişilik özelliği anlamına gelmez.
Bazen bu davranış, ilişkiyi kaybetme korkusunun, çocuklukta öğrenilen ilişki örüntülerinin ya da sınır koymakta yaşanan güçlüklerin bir yansıması olabilir.
İlişkilerde sağlıklı denge, yalnızca anlayış göstermekle değil; gerektiğinde kırıldığını ifade edebilmek, sınır koyabilmek ve kendi ihtiyaçlarını da önemseyebilmekle kurulabilir.
Eğer kendinizi sürekli affeden, sürekli alttan alan ve ilişkiyi tek başına ayakta tutmaya çalışan kişi olarak buluyorsanız, bunun nedenlerini anlamaya çalışmak hem kendinizle hem de başkalarıyla kurduğunuz ilişkiyi yeniden değerlendirmeniz için önemli bir fırsat olabilir.
Bilal KAYA | Yetişkin ve Çocuk Psikoloğu | Online Psikolog | Samsun Psikolog | Atakum Psikolog
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap