Neden Bugün Yaşadığımız Bir Şey Eski Bir Duyguyu Uyandırır? | Samsun Psikolog
Bazen bugün yaşadığımız bir olayın verdiği tepki bize bile fazla gelir.
Birinin söylediği küçük bir söz günlerce aklımızdan çıkmaz.
Birinin mesafeli davranması içimizde beklenmedik bir boşluk yaratır.
Bir eleştiri, olduğundan çok daha ağır gelir.
Birinin bizi beklememesi, sanki yalnızca o ana ait bir olay değilmiş gibi hissedilir.
Ve bazen kendimize şaşırırız:
“Ben buna neden bu kadar tepki verdim?”
Oysa yaşanan olay küçük olabilir.
Söylenen cümle kısa olabilir.
Karşımızdaki kişinin niyeti de düşündüğümüz kadar büyük olmayabilir.
Fakat içimizde ortaya çıkan duygu çok daha eski, çok daha yoğun ve bazen bugünkü olayla orantısız olabilir.
Bir insan bugün bizi görmezden gelir.
Ama biz yalnızca bugün görmezden gelinmiş gibi hissetmeyebiliriz.
Sanki çok daha eski bir yerde yeniden görülmemişizdir.
Birisi bizi eleştirir.
Ama eleştiri yalnızca bugünkü davranışımıza yönelik kalmaz.
İçimizde:
“Yine yeterli değilim.”
gibi daha derin bir duygu ortaya çıkabilir.
Birisi uzaklaşır.
Ve biz yalnızca onun uzaklaşmasına değil, çok daha eski bir kayıp ihtimaline tepki veriyor olabiliriz.
Psikodinamik yaklaşım açısından bu tür deneyimler oldukça anlamlıdır. Çünkü insanın bugünkü yaşantısı, geçmişte oluşmuş duygusal örgütlenmelerden tamamen bağımsız değildir.
Bugünkü olay bazen yalnızca bugünü anlatmaz.
Bugünkü olay, geçmişten gelen bir duygunun yeniden duyulabileceği bir kapı hâline gelebilir.
Bugünkü Olay Neden Bazen Geçmişten Çok Daha Büyük Bir Duygu Uyandırır?
Çünkü insan yalnızca yaşadığı ana tepki vermez.
Olayı, kendi geçmişi, beklentileri, ilişki deneyimleri ve içsel dünyası üzerinden anlamlandırır.
Aynı cümleyi iki insan duyabilir.
Biri:
“Bunu kastetmedi.”
deyip hayatına devam edebilir.
Diğeri ise günlerce:
“Neden böyle söyledi?”
diye düşünebilir.
Buradaki fark, yalnızca söylenen cümlede değildir.
Cümlenin kişinin iç dünyasında nereye dokunduğundadır.
Örneğin:
“Senin yaptığın bu işi beğenmedim.”
oldukça sıradan bir eleştiri olabilir.
Ama çocukluğunda sürekli yetersiz hissetmiş bir kişi için bu cümle:
“Yine yeterli değilim.”
duygusuna dönüşebilir.
Bu durumda bugünkü eleştiri, geçmişteki bütün eleştirilerin duygusal ağırlığını tek başına taşıyormuş gibi hissedilebilir.
Bu, kişinin yaşadığı duygunun “gerçek olmadığı” anlamına gelmez.
Tam tersine duygu gerçektir.
Ancak duygunun kaynağı yalnızca bugünkü olay olmayabilir.
Duygularımızın Bir Geçmişi Vardır
Duygular yalnızca o anda ortaya çıkan tepkiler değildir.
Nasıl korktuğumuzu,
nasıl öfkelendiğimizi,
nasıl yakınlaştığımızı,
nasıl uzaklaştığımızı,
nasıl reddedildiğimizi,
nasıl teselli edildiğimizi
geçmiş ilişkilerimiz de şekillendirebilir.
Çocuklukta bir duygunun nasıl karşılandığı, ilerleyen yıllarda o duyguyla kurduğumuz ilişkiyi etkileyebilir.
Ağladığımızda susturulduysak, üzülmekten utanabiliriz.
Kızdığımızda cezalandırıldıysak, öfkemizi bastırabiliriz.
Hata yaptığımızda küçümsendiysek, küçük bir başarısızlığı bile ağır yaşayabiliriz.
Terk edilme deneyimleri yaşamışsak, birinin mesafesini olduğundan daha tehdit edici algılayabiliriz.
Burada çocukluk deneyimleri ile bugünkü tepkiler arasında mekanik ve birebir bir bağlantı kurmak doğru değildir.
Her yetişkin tepkisini çocuklukla açıklayamayız.
Fakat bazı bugünkü duyguların geçmişteki ilişkisel deneyimlerle rezonans kurması mümkündür.
Freud: Bugün Yaşanan Neden Bazen Geçmişi Yeniden Uyandırır?
Freud'un psikanalitik yaklaşımı, insanın ruhsal yaşamında bilinçdışı süreçlerin önemini vurgular.
Birey her zaman neden belirli bir kişiye veya olaya belirli bir şiddette tepki verdiğini bilemeyebilir.
Çünkü geçmiş deneyimler yalnızca hatıra olarak kalmaz.
Bazı duygusal çatışmalar ve ilişki biçimleri daha sonra başka ilişkiler içerisinde yeniden ortaya çıkabilir.
Bu nedenle bugün yaşadığımız bir olay bazen geçmişteki bir deneyimi birebir tekrar ettirmez.
Fakat aynı duygusal örgütlenmeyi harekete geçirebilir.
Bugün bir insan bizi reddeder.
Geçmişte yaşadığımız reddedilme deneyimleri yeniden canlanabilir.
Bugün birisi bizi eleştirir.
Geçmişteki yetersizlik duygusu harekete geçebilir.
Bugün birisi bize mesafe koyar.
Daha önce yaşadığımız terk edilme korkusu görünür hâle gelebilir.
Burada bugünkü kişi ile geçmişteki kişi aynı değildir.
Ancak kişinin iç dünyasında ikisi arasında bir duygusal bağlantı kurulabilir.
Aktarım: Geçmişin Bugünkü İlişkiye Taşınması
Psikodinamik düşüncenin önemli kavramlarından biri aktarımdır.
Aktarım, geçmiş ilişkilerde oluşmuş duygu, beklenti ve ilişki biçimlerinin yeni ilişkiler içerisinde yeniden ortaya çıkabilmesiyle ilgilidir.
Bu kavram yalnızca psikolojik destek sürecindeki ilişki için değil, genel insan ilişkilerini anlamak açısından da önemli bir düşünme alanı sunar.
Bir kişi bugünkü partnerine karşı bazen yalnızca partnerinin davranışına tepki vermiyor olabilir.
Onun davranışı, kişinin geçmişteki bir ilişki deneyimine de dokunuyor olabilir.
Örneğin partnerin:
“Biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var.”
demesi, bir kişi için sıradan bir ihtiyaç olabilir.
Başka biri için ise:
“Benden uzaklaşıyor.”
anlamına gelebilir.
Ve bu uzaklaşma:
“Biraz sonra geri dönecek.”
şeklinde değil,
“Beni bırakacak.”
şeklinde deneyimlenebilir.
Burada bugün ile geçmiş birbirine karışır.
Kişi bugünkü ilişkiyi yaşarken geçmişin duygusunu da yaşayabilir.
Bowlby: Bugünkü Uzaklık Neden Bazen Terk Edilme Gibi Hissedilir?
John Bowlby'nin bağlanma kuramı, bu deneyimi anlamak için önemli bir çerçeve sunar.
Çocuk için bakım veren kişinin ulaşılabilirliği yalnızca duygusal bir mesele değildir.
Aynı zamanda güvenlik duygusuyla ilgilidir.
İhtiyaç duyduğumda biri gelecek mi?
Beni koruyacak biri var mı?
Uzaklaşırsam geri dönebilecek miyim?
Yakın olduğum kişi beni terk eder mi?
Bu deneyimler zamanla kişinin ilişkilerle ilgili beklentilerini etkileyebilir.
Bu nedenle yetişkinlikte birinin kısa süreli mesafesi, bazı kişilerde yalnızca:
“Şu anda benimle konuşmak istemiyor.”
şeklinde yaşanmayabilir.
Bunun yerine:
“Benden uzaklaşıyor.”
“Artık beni istemiyor.”
“Birazdan beni bırakacak.”
gibi daha büyük bir alarm ortaya çıkabilir.
Bu alarm her zaman bugünkü ilişkiyi doğru anlatmayabilir.
Ama kişinin içinde gerçekten yaşanan duygu oldukça gerçektir.
Winnicott: Çocuğun İlk Dünyası, Sonraki Dünyalarının Zeminini Oluşturabilir
Donald Winnicott'un düşüncelerinde çocuk ile çevresi arasındaki ilişkinin niteliği merkezi bir öneme sahiptir.
Çocuk başlangıçta dünyayı tek başına düzenleyebilen bir varlık değildir.
Bakım verenin varlığı, çocuğun deneyimlerini taşıması ve anlamlandırmasına yardımcı olması önemlidir.
Çocuk zaman içerisinde kendi duygularını tanımayı, dış gerçeklikle ilişki kurmayı ve kendi benliğini oluşturmaya başlar.
Bu nedenle erken dönem ilişkilerin niteliği, yetişkinlikte insanın kendisini ve başkalarını nasıl deneyimlediği üzerinde etkili olabilir.
Çocuk kendisini sürekli:
“Bir şey yanlış yaptığımda sevgiyi kaybedebilirim.”
duygusu içinde bulmuşsa, yetişkinlikte bir başkasının küçük bir memnuniyetsizliğini daha büyük yaşayabilir.
Çocuk:
“Kendi gibi olduğunda sorun çıkar.”
mesajıyla büyümüşse, yetişkinlikte bir başkasının onaylamadığı bir seçim yaptığında kendi varlığından şüphe edebilir.
Bu ilişkiler birebir kopyalanmak zorunda değildir.
Ancak geçmişte öğrenilmiş duygusal beklentiler, bugünkü deneyimlere eşlik edebilir.
Bir Duygu Neden “Bu Kadar Tanıdık” Gelir?
Bazen bir olay yaşarız ve:
“Ben bunu daha önce yaşamış gibi hissediyorum.”
deriz.
Aslında olay aynı değildir.
Kişi farklıdır.
Mekân farklıdır.
Yaş farklıdır.
Ama duygu tanıdıktır.
Bu tanıdıklık önemlidir.
Çünkü insan bazen olaydan çok duygusal örüntüyü tanır.
Yine beklenmiyormuş gibi hissetmek.
Yine yeterli bulunmamak.
Yine seçilmemek.
Yine yalnız kalmak.
Yine dışarıda kalmak.
Olay değişmiştir.
Ama duygunun yapısı benzerdir.
Bu nedenle bazı tepkiler bize:
“Bunun bu kadar ağır gelmemesi gerekirdi.”
gibi görünebilir.
Oysa belki ağırlığın tamamı bugünden gelmiyordur.
Bion: Düşünülemeyen Bir Duygu Bugün Yeniden Ortaya Çıkabilir mi?
Wilfred Bion'un düşünceleri, henüz anlamlandırılmamış duygusal deneyimleri düşünmek açısından önemlidir.
İnsan çocukken yaşadığı bazı duygulara anlam veremeyebilir.
Neden korktuğunu bilemez.
Neden yalnız hissettiğini açıklayamaz.
Neden bazı durumlarda yoğun biçimde huzursuz olduğunu anlayamaz.
O yaşantı bir düşünceden çok, beden ve duygu düzeyinde kalabilir.
Yetişkinlikte benzer bir ilişki veya olayla karşılaşıldığında bu eski duygusal durum yeniden harekete geçebilir.
Kişi bu kez:
“Neden böyle hissettiğimi bilmiyorum.”
diyebilir.
Bion'un yaklaşımı açısından burada önemli olan, duygunun düşünceye ve anlamlandırmaya dönüşebilmesidir.
Bir duygu anlaşılabilir hâle geldiğinde, kişi onun içerisinde kaybolmak yerine onunla ilişki kurmaya başlayabilir.
Kohut: Bugünkü Eleştiri Neden Bazen Kendilik Değerimizi Sarsar?
Heinz Kohut'un kendilik psikolojisi açısından kişinin görülme, değerli hissetme ve kendilik bütünlüğünü koruma ihtiyacı önemlidir.
Bu nedenle birinin eleştirisi yalnızca davranışımıza yönelik bir değerlendirme olarak kalmayabilir.
Bazen:
“Sen yeterince iyi değilsin.”
gibi daha genel bir duyguyu harekete geçirebilir.
Özellikle kişinin kendilik değeri kırılgansa, dışarıdan gelen küçük bir olumsuzluk içsel olarak çok daha büyük yaşanabilir.
Bir iş arkadaşının eleştirisi:
“Bu konuda gelişebilirim.”
şeklinde deneyimlenebilir.
Başka bir kişi için:
“Demek ki gerçekten yetersizim.”
anlamına gelebilir.
Aynı olay.
Farklı içsel yankı.
Bu nedenle kişinin tepkisini anlamak için sadece dışarıdaki olaya değil, olayın kişinin kendilik duygusunda neye dokunduğuna da bakmak gerekir.
Geçmişin Bugüne Taşınması Kader midir?
Hayır.
Geçmişin bugünkü ilişkilerimiz üzerinde etkisi olabilir.
Ama bu etki değişmez değildir.
İnsan geçmiş deneyimlerinin toplamından ibaret değildir.
Geçmiş bizi etkiler.
Fakat bugün yaşadığımız deneyimler de geçmişi yeniden anlamlandırabilir.
Bir yetişkin:
“Ben her zaman böyle tepki veriyorum.”
diyebilir.
Ancak bunu fark etmek bile bir değişimin başlangıcı olabilir.
Çünkü kişi artık yalnızca duygunun içerisinde değildir.
Duygusunu gözlemlemeye başlamıştır.
“Bu öfke yalnızca bugünkü olaydan mı geliyor?”
“Neden özellikle bu söz beni bu kadar etkiledi?”
“Bu duyguyu daha önce nerede hissettim?”
“Şu anda yaşadığım şey ile geçmişte yaşadığım şey arasında nasıl bir benzerlik var?”
Bu sorular, geçmişi değiştirmez.
Ama geçmişin bugün üzerindeki otomatik etkisini görünür hâle getirebilir.
Varoluşçu Yaklaşım: Geçmiş Bizi Etkiler, Ama Bizi Tamamen Belirlemez
Varoluşçu yaklaşım burada önemli bir denge getirir.
İnsan geçmişinin dışında düşünülemez.
Büyüdüğü aile, yaşadığı ilişkiler, kayıpları ve deneyimleri onu şekillendirir.
Ancak insan aynı zamanda bugün seçim yapan bir varlıktır.
Geçmişte bize bir şey yapılmış olması, bugün aynı ilişki biçimini sürdürmek zorunda olduğumuz anlamına gelmez.
Geçmişte reddedilmiş olabiliriz.
Ama bugün reddedildiğimiz her anda aynı kişi olmak zorunda değiliz.
Geçmişte kontrol edilmiş olabiliriz.
Ama bugün başkalarının beklentileriyle yaşamak zorunda değiliz.
Geçmişte sevilmek için kendimizden vazgeçmiş olabiliriz.
Ama bugün aynı şeyi sürdürmek zorunda değiliz.
Burada varoluşçu yaklaşımın önemli sorusu ortaya çıkar:
“Bana ne oldu?”
kadar:
“Bütün bunların ardından bugün ne yapacağım?”
Geçmişi Anlamak Bugünü Değiştirebilir mi?
Geçmişi anlamak, geçmişte olanları değiştirmek değildir.
Çocuklukta yaşadığımız şeyleri geri alamayız.
Ancak bugün neden bazı durumlarda daha güçlü tepki verdiğimizi anlamamıza yardımcı olabilir.
Bir insan her eleştiride kendisini yetersiz hissediyorsa, bunun geçmişteki deneyimlerle bağlantısını fark etmek farklı bir ilişki kurmanın başlangıcı olabilir.
Bir insan biri uzaklaştığında hemen terk edilme korkusu yaşıyorsa, bu korkunun geçmişini fark etmek bugünkü uzaklığın anlamını yeniden değerlendirmesine yardımcı olabilir.
Bir insan kendi ihtiyacını söylediğinde suçluluk hissediyorsa, geçmişte ihtiyaçlarının nasıl karşılandığına bakmak önemli olabilir.
Burada amaç:
“Demek bütün sorunlar çocukluğumdan geliyor.”
demek değildir.
Bu da başka bir indirgemecilik olur.
Ama:
“Bugünkü duygumun yalnızca bugünle sınırlı olmadığını fark ediyorum.”
diyebilmek önemli bir farkındalıktır.
Ebeveynler ve Yetişkinlikte Kurulan İlişkiler Arasındaki Görünmeyen Bağ
Çocukluk deneyimleri özellikle önemli bakım veren ilişkileri üzerinden düşünüldüğünde, yetişkinlikte kurulan yakın ilişkilerde bazı beklentilerin yeniden ortaya çıkması mümkündür.
Bunu:
“Çocuklukta böyle olduysa yetişkinlikte kesin böyle olur.”
şeklinde okumamak gerekir.
İnsan değişebilir.
Yeni deneyimler yaşayabilir.
Kendisiyle ilişkisini dönüştürebilir.
Ancak bazı eski duygular belirli ilişkilerde yeniden canlanabilir.
Bu nedenle bir yetişkinin:
“Neden bu kadar küçük bir şey beni çocuk gibi hissettirdi?”
demesi aslında önemli bir ipucudur.
Çünkü bazen gerçekten de bugünkü olayın içerisinde daha eski bir benlik hâli harekete geçmiştir.
Bugünkü Duyguyu Geçmişten Ayırmak Mümkün mü?
Tamamen ayırmak her zaman mümkün değildir.
Zaten amaç da duygularımızı geçmişten arındırmak değildir.
İnsan geçmişiyle birlikte yaşayan bir varlıktır.
Ama bugünkü olay ile geçmişteki deneyim arasındaki farkı görebilmek mümkündür.
“Şu an partnerim benden uzaklaşmak istiyor.”
ile
“Şu an çocukken yaşadığım terk edilme duygusunu da hissediyorum.”
aynı anda doğru olabilir.
Fakat bu iki şeyi birbirinden ayırabildiğimizde, bugünkü ilişkiyi yalnızca geçmişin gölgesinden okuyup değerlendirme ihtimalimiz azalır.
Belki partner gerçekten yalnız kalmak istiyordur.
Belki ilişki bitmiyordur.
Belki de gerçekten bir sorun vardır.
Bunu anlayabilmek için bugünün gerçekliğini geçmişin duygusundan ayırabilmek gerekir.
Bazen İhtiyacımız Olan Şey Geçmişi Değiştirmek Değil, Bugünü Başka Türlü Yaşamaktır
Geçmişte bizi kimlerin nasıl etkilediğini tamamen değiştiremeyiz.
Ama bugün aynı duygunun ortaya çıktığı anda farklı davranmayı öğrenebiliriz.
Daha önce sustuğumuz yerde konuşabiliriz.
Daha önce kaçtığımız yerde biraz durabiliriz.
Daha önce kendimizi suçladığımız yerde kendi payımızı daha gerçekçi değerlendirebiliriz.
Daha önce bir başkasının duygusunu kendi sorumluluğumuz sandığımız yerde sınır koyabiliriz.
Bu, geçmişi inkâr etmek değildir.
Tam tersine geçmişin etkisini tanıdıktan sonra bugünde farklı bir seçim yapabilmektir.
Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?
Bugün yaşadığınız bazı olaylara verdiğiniz tepkilerin size bile fazla geldiğini fark ediyor, belirli ilişkilerde sürekli aynı duygusal döngüleri yaşıyor veya geçmişte yaşadığınız bazı deneyimlerin bugünkü ilişkilerinizde tekrar tekrar ortaya çıktığını düşünüyorsanız psikolojik destek faydalı olabilir.
Psikodinamik yönelimli psikolojik destek sürecinde bugünkü duyguların ve ilişki örüntülerinin geçmiş deneyimlerle nasıl bağlantılı olduğu, hangi duyguların tekrar ettiği, bilinçdışı çatışmaların ve aktarımın ilişkilerde nasıl ortaya çıktığı ele alınabilir.
Varoluşçu yaklaşım açısından ise geçmişin etkisi kadar kişinin bugün neyi seçtiği, kendi yaşamının sorumluluğunu nasıl aldığı ve geçmişten gelen bir örüntü karşısında nasıl farklı bir ilişki kurabileceği üzerinde durulabilir.
Samsun psikolog arayışında olan yetişkinler için Samsun Atakum'da yüz yüze psikolojik destek; farklı şehirlerde yaşayanlar için online psikolojik destek seçenekleri bulunmaktadır. Bugün yaşadığınız bazı duyguların geçmişteki deneyimlerle bağlantısını anlamak ve bu örüntülere daha yakından bakmak için randevu almak üzere benimle iletişime geçebilirsiniz.
Sonuç
Bazen bugün yaşadığımız küçük bir olayın içinde çok eski bir duygu uyanabilir.
Bir eleştiri, geçmişteki yetersizlik duygusuna dokunabilir.
Bir mesafe, eski bir terk edilme korkusunu harekete geçirebilir.
Bir reddedilme, çocuklukta yaşanan başka bir reddedilmenin duygusal izini canlandırabilir.
Birinin bizi görmemesi, geçmişte görülmemiş hissettiğimiz yerlere götürebilir.
Bu, bugün ile geçmişin aynı olduğu anlamına gelmez.
Ancak insanın bugünü, geçmişinden tamamen bağımsız da değildir.
Freud'un bilinçdışı çatışmalar ve tekrarlar üzerine düşünceleri, bugünkü tepkilerin ardında daha eski duygusal süreçlerin bulunabileceğini anlamamıza yardımcı olur.
Bowlby, erken bağlanma deneyimlerinin güven ve yakınlık algımız üzerindeki önemini gösterir.
Winnicott, erken ilişkilerin kişinin kendiliğini geliştirmesinde ve dünyayla kurduğu ilişkideki yerini anlamamıza yardımcı olur.
Bion, henüz düşünceye dönüşmemiş duyguların daha sonra yeniden ortaya çıkabileceğini düşünmemize alan açar.
Kohut, dışarıdan gelen bir bakışın kişinin kendilik değerinde neden bu kadar büyük bir yankı yaratabileceğini anlamamıza yardımcı olur.
Ve varoluşçu yaklaşım bize önemli bir şeyi hatırlatır:
Geçmişimiz bizim başlangıç noktamız olabilir, ama bütün hikâyemiz olmak zorunda değildir.
Belki de bu yüzden bazen kendimize:
“Neden buna bu kadar güçlü tepki verdim?”
diye sormak gerekir.
Çünkü bazı tepkiler yalnızca bugün yaşadığımız şeyleri anlatmaz.
Bazen daha eski bir yerden gelirler.
Ve o eski duyguyu fark ettiğimizde, bugünün gerçekten ne olduğunu görme ihtimalimiz de artar.
Belki mesele geçmişi tamamen geride bırakmak değildir.
Geçmişin bugün konuştuğu anlarda, onun sesini bugünün gerçeğinden ayırt edebilmeyi öğrenmektir.
Sık Sorulan Sorular
Bugün yaşadığım bir olay neden çocukluğumdaki bir duyguyu uyandırabilir?
Geçmiş deneyimler, kişinin ilişkiler ve kendisi hakkında geliştirdiği beklentileri etkileyebilir. Bugünkü olay geçmişteki deneyimin aynısı olmasa da benzer bir duygusal örüntüyü harekete geçirebilir.
Her güçlü tepkinin nedeni çocukluk mudur?
Hayır. İnsanların tepkileri yalnızca çocukluk deneyimleriyle açıklanamaz. Güncel yaşam koşulları, ilişkinin niteliği, kişilik özellikleri ve yaşanan olayın kendisi de önemlidir.
Aktarım ne demektir?
Aktarım, geçmiş ilişkilerde oluşan bazı duygu, beklenti ve ilişki biçimlerinin yeni ilişkiler içerisinde yeniden ortaya çıkabilmesini ifade eden psikodinamik bir kavramdır.
Neden bazı eleştiriler beni çok fazla etkiliyor?
Eleştirinin kendisinin yanında, kişinin kendilik değeriyle ilgili daha eski duyguları da harekete geçebilir. Ancak bunun altında ne olduğunu anlayabilmek için kişinin kendi deneyimlerine ve ilişki geçmişine bakmak gerekir.
Partnerim uzaklaştığında neden hemen terk edileceğimi düşünüyorum?
Bazı kişilerde geçmiş bağlanma deneyimleri, bugünkü mesafelerin daha tehdit edici algılanmasına neden olabilir. Ancak her uzaklaşma terk edilme anlamına gelmez; bugünkü ilişkinin gerçekliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Geçmiş deneyimlerimi değiştirmeden bugünkü tepkilerimi değiştirebilir miyim?
Evet. Geçmiş değiştirilemez ancak kişinin geçmişten gelen örüntüleri fark ederek bugün farklı tepkiler ve seçimler geliştirmesi mümkündür.
Geçmişimi anlamak neden önemli?
Geçmişi anlamak, her bugünkü sorunun nedenini çocuklukta aramak anlamına gelmez. Ama bazı duyguların neden belirli durumlarda tekrarlandığını ve kişinin neden benzer ilişki örüntülerine girdiğini anlamaya yardımcı olabilir.
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap