Neden Bazen Küçük Bir Hata Bütün Günümüzün Havasını Değiştirir?
Sabah güzel başlamıştır.
İşler yolunda gidiyordur. Kahvaltınızı etmişsinizdir, planlarınızı yapmışsınızdır, hatta belki uzun zamandır ilk kez kendinizi iyi hissediyorsunuzdur.
Sonra küçük bir şey olur.
Bir mailde hata yaparsınız.
Bir işi yanlış yaparsınız.
Birinin adını unutursunuz.
Toplantıda söylemek istemediğiniz bir cümle ağzınızdan çıkar.
Bir yere geç kalırsınız.
Ya da çok daha basit bir şey olur:
Bir bardak kırılır.
Ve bir anda günün bütün havası değişir.
“Bugün de hiçbir şeyi doğru yapamıyorum.”
“Ben neden böyleyim?”
“Sabah da her şey çok güzel gidiyordu.”
“Şimdi bütün günüm mahvoldu.”
Bazen ortada gerçekten telafi edilmesi gereken bir hata vardır. Fakat şaşırtıcı olan, hatanın kendisiyle ona verdiğimiz tepkinin büyüklüğünün her zaman aynı olmamasıdır.
Aynı hatayı başka bir gün yaptığımızda:
“Olur, düzeltirim.”
diyebiliriz.
Bazı günlerde ise çok küçük bir hata, sanki hakkımızda büyük bir şey söylüyormuş gibi gelir.
Peki neden?
Neden bazen yalnızca bir hata yaparız, bazı zamanlarda ise hata yapmak kendimizle ilgili bir yargıya dönüşür?
Belki de mesele yalnızca yaptığımız şey değildir.
Bazen küçük bir hata, çok daha büyük bir yere dokunur.
Hata İle “Ben Hatalıyım” Arasındaki Fark
Bir şeyi yanlış yapmak ile kendisini yanlış biri gibi hissetmek aynı şey değildir.
“Bu işi yanlış yaptım.”
cümlesinde davranış vardır.
“Ben beceriksizim.”
cümlesinde ise benlik vardır.
İlkinde düzeltilebilecek bir durum vardır.
İkincisinde ise kişinin kendisi yargılanmaya başlanır.
Psikolojik açıdan küçük bir hatanın günü değiştirmesinin önemli nedenlerinden biri, hatanın davranış düzeyinde kalmayıp kişinin kendilik algısına taşınmasıdır.
Bir insan için hata:
“Bir şeyi yanlış yaptım.”
anlamına gelebilir.
Başka biri için:
“Yine yetersiz olduğum ortaya çıktı.”
anlamına dönüşebilir.
İşte bu ikinci durumda duygusal tepki çok daha büyük olabilir.
Çünkü artık sorun yalnızca yanlış yapılan şey değildir.
Kişinin kendisiyle ilgili verdiği hüküm devreye girmiştir.
Freud: Küçük Bir Hata Neden Bu Kadar Büyük Bir Suçluluk Yaratabilir?
Freud'un düşüncesinde ruhsal yaşamın önemli parçalarından biri, insanın içindeki yasakları, beklentileri ve eleştirel ölçütleri temsil eden üstbenliktir (süperego).
İnsan yalnızca dışarıdan gelen kurallarla yaşamaz.
Zaman içinde “nasıl biri olmalıyım?” sorusunun cevaplarını da içselleştirir.
Başarılı olmalıyım.
Dikkatli olmalıyım.
Güçlü olmalıyım.
Kimseyi hayal kırıklığına uğratmamalıyım.
Hata yapmamalıyım.
Her şeyi kontrol etmeliyim.
Bu beklentiler çok katı hâle geldiğinde, sıradan bir hata bile yalnızca bir hata olarak yaşanmayabilir.
İçeride daha sert bir ses devreye girebilir:
“Bunu nasıl yaptın?”
“Bunu yapmamalıydın.”
“Daha dikkatli olmalıydın.”
“Böyle bir şeyi nasıl gözden kaçırdın?”
Böylece dışarıda birkaç dakikada olup biten bir olay, içeride saatlerce süren bir yargılamaya dönüşebilir.
Hata küçüktür.
Ama onu değerlendiren iç ses çok büyüktür.
Anna Freud: Hatanın Kendisi Kadar, Hata Sonrası Savunmalar da Önemlidir
Anna Freud, kişinin zorlayıcı duygularla baş etmek için kullandığı savunma düzeneklerine dikkat çekmiştir.
Küçük bir hata yaptığımızda, doğrudan:
“Üzüldüm.”
“Mahcup oldum.”
“Yetersiz hissettim.”
demek yerine başka yollar geliştirebiliriz.
Kendimizi aşırı eleştirebiliriz.
Hemen başkasını suçlayabiliriz.
“Zaten herkes hata yapıyor.” diyerek duyguyu küçümseyebiliriz.
Konuyu tamamen değiştirebiliriz.
Ya da tam tersine, aynı hatayı zihnimizde tekrar tekrar oynatarak kontrol etmeye çalışabiliriz.
Böylece gün boyunca düşünmemizin nedeni bazen hatanın kendisi değil, hatanın bizde oluşturduğu duyguyla nasıl baş ettiğimiz olabilir.
Örneğin kişi:
“Maili yanlış gönderdim.”
demekle yetinmeyip saatlerce:
“Ya fark ettilerse?”
“Ne düşündüler?”
“Beni artık ciddiye almayacaklar mı?”
diye düşünüyorsa, burada yalnızca bir hata analiz edilmiyordur.
Benlik algısını koruma çabası da devrededir.
Melanie Klein: Küçük Bir Hata Bazen İçimizdeki İlişkisel Dünyayı Harekete Geçirebilir
Melanie Klein'ın nesne ilişkileri yaklaşımı, kişinin iç dünyasında kendisiyle ve başkalarıyla ilgili erken dönemden taşınan temsillerin önemine dikkat çeker.
Bu açıdan bazı insanların hata karşısındaki tepkileri yalnızca bugünkü olayla açıklanamayabilir.
Hata yaptığımızda bazen içeride şu tür bir konum oluşabilir:
“Ben yanlış yaptım ve karşımdaki kişi artık beni kötü görecek.”
Burada hata, yalnızca davranışsal bir yanlış olmaktan çıkar.
İlişkinin bozulacağına dair bir işaret gibi yaşanabilir.
Özellikle sevgi ile onay arasında çok güçlü bir bağ kurulmuşsa, hata yapmak kişinin zihninde:
“Artık eskisi kadar değerli değilim.”
anlamına gelebilir.
Klein'ın düşüncelerinden hareketle burada önemli olan, kişinin yalnızca yaptığı şeyi değil, kendi içindeki iyi ve kötü tarafları nasıl bütünleştirdiği sorusudur.
Bazı insanlarda küçük bir hata:
“Bugün kötü bir şey yaptım.”
noktasında kalabilir.
Bazılarında ise:
“Demek ki ben aslında yeterli değilim.”
noktasına sıçrayabilir.
İkisi arasındaki fark çok büyüktür.
Winnicott: Hata Yapınca Neden Kendimizden Uzaklaşmış Gibi Hissedebiliriz?
Winnicott'un düşüncelerinde kişinin gerçek kendiliği ile çevrenin beklentilerine uyum sağlayarak geliştirdiği sahte kendilik arasındaki ayrım önemli bir yer tutar.
Özellikle çocuklukta “iyi olmak”, “uyumlu olmak”, “sorun çıkarmamak” veya “bekleneni yapmak” çok güçlü bir değer hâline geldiyse, kişi yetişkinlikte de kendi değerini performansıyla ölçmeye başlayabilir.
Bu durumda:
Doğru yaptığımda iyiyim.
Başarılı olduğumda yeterliyim.
Takdir edildiğimde değerliyim.
Hata yaptığımda ise bu görüntü sarsılır.
Bu yüzden bazı insanlar küçük bir hata yaptığında yalnızca üzülmez.
Sanki bir anda kendileri hakkında kurdukları düzen bozulmuş gibi hissederler.
Winnicott açısından bakıldığında burada önemli mesele yalnızca performans değildir.
Kişinin “olduğu hâliyle var olabilme” kapasitesidir.
Çünkü gerçek bir benlik duygusu güçlü olduğunda insan:
“Evet, hata yaptım.”
diyebilir.
Ve bunun ardından:
“Yine de ben buyum.”
diyebilmek mümkün olur.
Kohut: Hata Neden Bir “Narsisistik Yaralanma” Gibi Hissedilebilir?
Heinz Kohut'un kendilik psikolojisi, kişinin kendilik değerinin nasıl desteklendiği ve sarsıldığı üzerinde durur.
Burada “narsisistik” kelimesini gündelik anlamdaki “kendini beğenmişlik” olarak düşünmemek gerekir.
Kohut açısından her insanın kendilik bütünlüğünü ve değer duygusunu korumaya ihtiyacı vardır.
Bu nedenle bazı hatalar, kişinin kendi gözünde değerli olma hissini sarsabilir.
Örneğin:
“Toplantıda hata yaptım.”
olayı, kişi için:
“Artık yeterince başarılı görünmüyorum.”
anlamına gelebilir.
Bu durumda küçük hata, kendilik değerine yönelik bir tehdit gibi yaşanır.
Ardından kişi kendisini toparlamak için daha fazla çalışabilir, daha çok kontrol edebilir, sürekli onay arayabilir veya hatasını telafi etmek için kendisini aşırı zorlayabilir.
Buradaki temel mesele:
“Ben hata yaptım.”
değil,
“Hata yaptıktan sonra hâlâ yeterli ve değerli hissedebiliyor muyum?”
sorusudur.
Bion: Hata Yaptığımızda Düşünmek Neden Bazen Zorlaşır?
Wilfred Bion, özellikle yoğun duygusal yaşantıların düşünülüp anlamlandırılabilmesinin önemini vurgular.
Bazen küçük bir hata olduğunda zihnimiz hemen düşünsel bir açıklama üretmez.
Önce duygu gelir.
Utanç.
Öfke.
Panik.
Hayal kırıklığı.
Gerilim.
Ve bu duygu çok yoğun olduğunda kişi:
“Şimdi ne yapabilirim?”
demekten önce:
“Her şey berbat oldu.”
noktasına gidebilir.
Bu durumda düşünme kapasitesi bir süreliğine duygunun altında kalabilir.
Bion'un yaklaşımı açısından mesele, duygunun hiç yaşanmaması değildir.
Asıl mesele, duygunun düşünülebilir bir deneyime dönüşebilmesidir.
Bu nedenle bazen hata yaptıktan hemen sonra verdiğimiz tepki ile birkaç saat sonra verdiğimiz tepki aynı olmaz.
Bir süre geçtiğinde:
“Tamam, hata yaptım.”
“Bunu düzeltebilirim.”
“Bu, düşündüğüm kadar büyük bir mesele değilmiş.”
diyebiliriz.
Duygu düşünceye dönüşmüştür.
Kernberg: Neden Bazen İyi Yaptıklarımız Bir Anda Görünmez Olur?
Otto Kernberg'in nesne ilişkileri yaklaşımında benlik ve başkalarıyla ilgili temsillerin bütünleştirilmesi önemli bir meseledir.
Buradan hareketle, bazı kişilerde bir hata bütün olumlu deneyimleri kısa süreliğine görünmez hâle getirebilir.
Sabah saatlerce iyi çalışan bir insan, öğleden sonra yaptığı küçük bir hata nedeniyle:
“Bugün hiçbir şeyi beceremedim.”
diyebilir.
Sanki bütün gün tek bir anın içine sıkışmıştır.
Burada olumlu ve olumsuz yaşantıların aynı anda taşınabilmesi güçleşebilir.
Oysa gerçeklik daha bütünlüklüdür:
Bugün bir şeyi yanlış yaptım ve aynı zamanda birçok şeyi doğru yaptım.
Yetişkin psikolojik olgunluğunun önemli göstergelerinden biri de bu iki gerçeği birbirine düşman etmeden taşıyabilmektir.
Bowlby: Hata Yaptığımızda Neden Bazen Birinin Gözündeki Değerimizi Kaybetmiş Gibi Hissederiz?
John Bowlby'nin bağlanma kuramı, yakın ilişkilerde güven duygusunun ve kişinin kendisiyle ilgili beklentilerinin önemine dikkat çeker.
Erken ilişkiler, kişinin zamanla şu tür beklentiler geliştirmesine katkıda bulunabilir:
“İhtiyacım olduğunda karşılık bulur muyum?”
“Hata yaptığımda yine kabul edilir miyim?”
“Bir şeyleri yanlış yaptığımda ilişki devam eder mi?”
Elbette yetişkin davranışlarını tek başına çocuklukla açıklamak doğru değildir.
Ancak bazı kişiler için hata yapmak yalnızca kişisel bir başarısızlık değildir.
Aynı zamanda:
“Şimdi karşımdaki kişinin gözünde ne oldum?”
sorusunu da harekete geçirebilir.
Bu nedenle özellikle önemli birinin yanında yapılan küçük hatalar daha ağır hissedilebilir.
Çünkü hata, yalnızca kişinin kendi değerlendirmesini değil, ilişkisel güveni de harekete geçirmiş olabilir.
McWilliams: Neden Bazı İnsanlar Hata Yapmaya Diğerlerinden Daha Az İzin Verir?
Nancy McWilliams, kişilik örüntülerini değerlendirirken özellikle kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin ve kullandığı savunmaların önemini vurgular.
Bazı kişilerde mükemmeliyetçilik yalnızca yüksek standartlar değildir.
Kişinin kendisine değer verebilmesinin şartı hâline gelebilir.
“Eksiksiz olmalıyım.”
“Kontrolü kaybetmemeliyim.”
“Yanlış yapmamalıyım.”
“Benden beklenenin altında kalmamalıyım.”
Bu tür katı iç standartlar olduğunda küçük bir hata büyük bir hayal kırıklığı yaratabilir.
Kişi hatayı düzeltmek yerine kendisini cezalandırmaya başlayabilir.
Gün boyunca yaptığı on şeyi görmez.
Bir şeyi yanlış yapmıştır ve zihni yalnızca orada kalır.
Bu nedenle bazen asıl problem hata yapmak değildir.
Hata yapmaya psikolojik olarak izin verememektir.
Peki Neden Bazı Günler Aynı Hata Bizi Hiç Etkilemez?
Bu önemli bir soru.
Çünkü aynı insan, farklı bir günde aynı hataya çok farklı tepki verebilir.
Bunun nedeni yalnızca hatanın büyüklüğü değildir.
O gün ne kadar yorgunuz?
Ne kadar baskı altındayız?
Kendimizden ne kadar şey bekliyoruz?
Yakın zamanda başka bir hayal kırıklığı yaşadık mı?
Bir ilişkide hassas bir dönemden mi geçiyoruz?
Kendimizi zaten uzun süredir yeterince iyi hissetmiyor muyuz?
Bunların hepsi önemlidir.
Bazen küçük bir hata, günün son damlası olur.
Bardağın içini o hata doldurmaz.
Ama zaten dolmuş olan bardağın taşmasına neden olabilir.
Bu nedenle “Neden bu kadar büyüttüm?” sorusunun yanında:
“Ben hata yaptığım anda zaten ne taşıyordum?”
sorusu da önemlidir.
Bazen Küçük Hata, Büyük Bir Eski Hikâyeye Dokunur
Bir yetişkinin bugünkü hayatında yaşadığı küçük bir başarısızlık, geçmişteki benzer deneyimlerle duygusal olarak yankılanabilir.
Çocukken:
“Bunu bile mi yapamıyorsun?”
dendiğini düşünelim.
Ya da sık sık karşılaştırıldığını:
“Bak, kardeşin bunu yapabiliyor.”
Ya da:
“Daha iyisini yapabilirdin.”
Bu tür yaşantılar her insanda aynı etkiyi bırakmaz.
Fakat bazı kişiler zamanla hataya karşı aşırı duyarlı hâle gelebilir.
Hata yapınca yalnızca bugünkü olayı değil, sanki eski bir ölçünün yeniden önüne konulduğunu hissedebilir.
Bugünkü olay küçük olabilir.
Fakat duygunun yaşına bazen yetişkinlik değil, çok daha eski bir dönem karar verebilir.
Varoluşçu Açıdan Hata Yapmak
Varoluşçu yaklaşım açısından hata, insan olmanın kaçınılmaz taraflarından biridir.
Kierkegaard'ın düşüncesinde seçim, belirsizlik ve kaygı insanın özgürlüğüyle iç içedir.
Bir seçim yaptığımızda yalnızca bir ihtimali seçmeyiz; diğer ihtimallerden de vazgeçeriz.
Bu nedenle hata yapma ihtimali de özgürlüğün beraberinde getirdiği bir belirsizliktir.
Hiç hata yapmamak isteyen insan, zaman zaman hiç gerçekten seçmemeyi de tercih edebilir.
Çünkü seçim varsa risk vardır.
Risk varsa yanlış yapma ihtimali vardır.
Ve yanlış yapma ihtimali varsa insanın kendi yaşamının sorumluluğunu taşıması gerekir.
Sartre'ın varoluşçu düşüncesi açısından ise insanın kendisini yalnızca sabit bir kimlikle tanımlaması mümkün değildir.
“Ben zaten başarısız biriyim.”
“Ben hata yapan biriyim.”
“Ben beceriksizim.”
gibi cümleler kişiyi tek bir tanıma sabitlemeye başlar.
Oysa insan yaptığı tek bir davranışa indirgenemez.
Yalom'un varoluşçu yaklaşımında da sorumluluk, seçim ve kişinin yaşamıyla kurduğu ilişki önemli bir yer tutar.
Bu açıdan küçük bir hata bazen bize rahatsız edici ama önemli bir şeyi hatırlatır:
Kendimizi kusursuz olmaktan değil, kusurlu hâlimizle yaşamaktan sorumluyuz.
Küçük Bir Hata Neden Bazen Bütün Günü Ele Geçirir?
Bütün bu yaklaşımları bir araya getirdiğimizde bazı ortak noktalar görünür.
Bazen hata, üstbenliğin sert eleştirisini harekete geçirir.
Bazen geçmiş ilişkilerde oluşmuş beklentilere dokunur.
Bazen kişinin kendilik değerini sarsar.
Bazen utancı tetikler.
Bazen yoğun duygular düşünme kapasitesinin önüne geçer.
Bazen mükemmel olma ihtiyacı devreye girer.
Bazen de hata, kişinin kendi hayatını kontrol edemeyeceğini hatırlatır.
Bu nedenle küçük hata büyür.
Çünkü büyüyen şey aslında hata değildir.
Hatanın temsil ettiği anlamdır.
Hata Yaptığımızda Kendimize Ne Söylüyoruz?
Belki de dikkat edilmesi gereken en önemli nokta budur.
Bir hata yaptığımızda içimizden geçen ilk cümle bize çok şey anlatabilir.
“Dikkat etmeliydim.”
ile
“Ben zaten beceriksizim.”
aynı şey değildir.
“Bunu düzeltmem gerekiyor.”
ile
“Her şeyi mahvettim.”
aynı şey değildir.
“Karşı taraf bundan hoşlanmayabilir.”
ile
“Artık gözünde değerim kalmadı.”
aynı şey değildir.
Bu nedenle bazen günümüzü bozan şey olay değil, olayın ardından kendimize söylediğimiz cümledir.
Kendimize Şu Soruları Sorabiliriz
Bir hata yaptıktan sonra bütün günümüz değişiyorsa, kendimize yalnızca:
“Neden bu kadar taktım?”
diye sormak yerine biraz daha derine bakabiliriz.
“Ben bu hatadan sonra kendim hakkında ne düşündüm?”
“Bu hata bana kendimle ilgili ne söyledi?”
“Yalnızca davranışı mı eleştiriyorum, yoksa kendimi mi?”
“Başarısız olduğumda değerimin azaldığını mı hissediyorum?”
“Yanlış yaptığımda başkalarının gözündeki yerimi kaybetmekten mi korkuyorum?”
“Benim için hata yapmak neden bu kadar kabul edilemez?”
“Bu tepki yalnızca bugünkü olayla mı ilgili?”
“Başarısızlıkla ilgili içimde uzun zamandır taşıdığım bir hikâye var mı?”
Ve belki de:
“Bugün yaptığım bir hata, bugün olduğum insanın tamamını gerçekten anlatıyor mu?”
Çoğu zaman cevap hayırdır.
Ama bunu bilmek ile içimizden hissetmek aynı şey değildir.
Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?
Küçük hataların kişide yoğun suçluluk, utanç veya değersizlik duygusu yaratması; günün geri kalanını sürekli biçimde etkilemesi; kişinin kendisini uzun süre eleştirmesine yol açması veya benzer tepkilerin farklı yaşam alanlarında tekrar etmesi, üzerinde daha yakından düşünülmesi gereken bir örüntüye işaret edebilir.
Özellikle kişi yaptığı hataları uzun süre zihninde yeniden yaşıyor, kendisini başkalarının değerlendirmeleri üzerinden belirliyor, mükemmel olmaya çalışıyor veya küçük başarısızlıkları kişiliğine dair bir kanıt gibi deneyimliyorsa, yalnızca “daha rahat olmaya çalışmak” yeterli olmayabilir.
Böyle durumlarda kişinin hata karşısındaki iç sesine, geçmiş ilişkilerinden taşıdığı beklentilere, kendilik değerine ve tekrar eden ilişkisel örüntülerine bakmak anlamlı olabilir.
Bu tür konular Samsun psikolog desteği kapsamında Atakum’da yüz yüze ya da Türkiye ve yurt dışından online psikolojik destek sürecinde ele alınabilir. Randevu almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.
Sonuç: Belki de Bizi Yoran Hata Değil, Hata Yaptığımızda Kendimize Ne Yaptığımızdır
Bazen küçük bir hata bütün günümüzün havasını değiştirebilir.
Çünkü bazı günlerde hata yalnızca bir hatadır.
Bazı günlerde ise bize:
“Yeterli değilsin.”
“Daha iyi olmalıydın.”
“İnsanlar artık seni farklı görecek.”
“Kontrolü kaybettin.”
gibi çok daha büyük mesajlar taşır.
İşte o zaman birkaç dakikalık bir olay, saatler süren bir iç konuşmaya dönüşebilir.
Belki de asıl mesele, hiç hata yapmamak değildir.
Çünkü insan olmak biraz da yanlış yapmak, eksik kalmak, yanılmak ve bazen istediğimiz gibi sonuçlandıramamaktır.
Asıl mesele şu olabilir:
Bir hata yaptığımızda kendimizle nasıl konuşuyoruz?
Kendimizi hemen yargılıyor muyuz?
Yoksa olanı olduğu kadar görebiliyor muyuz?
Bir şeyi yanlış yaptığımızda kendimizi bütünüyle yanlış biri ilan ediyor muyuz?
Yoksa:
“Evet, bunu yanlış yaptım. Ama bu sadece yaptığım bir şey; ben bundan ibaret değilim.”
diyebiliyor muyuz?
Belki de psikolojik olarak büyümek, hiç hata yapmamayı öğrenmekten çok daha farklı bir şeydir.
Hata yaptığımızda kendimizi kaybetmemeyi öğrenmek.
Sıkça Sorulan Sorular
Küçük bir hatayı neden bütün gün düşünüyorum?
Bazı hatalar kişinin kendilik algısına, beklentilerine veya önemli ilişkilerine dokunduğunda daha uzun süre zihinde kalabilir. Özellikle hata “Ben yetersizim.” gibi daha geniş bir anlama dönüşüyorsa duygusal etkisi büyüyebilir.
Hata yaptığımda neden kendime çok kızıyorum?
Katı iç standartlar, yoğun öz eleştiri, geçmişte öğrenilmiş başarı beklentileri veya hata karşısında ortaya çıkan utanç ve suçluluk bu tepkiyi etkileyebilir. Her kişinin dinamiği farklıdır.
Mükemmeliyetçilik küçük hataları daha ağır hâle getirir mi?
Bazı kişilerde evet. Hata, yalnızca yapılmış bir yanlış olarak değil, kişinin kendi değerini değerlendirdiği bir ölçüt hâline geldiğinde küçük yanlışlar daha büyük duygusal tepkiler yaratabilir.
Bir hata neden beni değersiz hissettirebilir?
Kişinin kendilik değeri başarıya ve başkalarının değerlendirmelerine çok bağlıysa, hata yapmak geçici bir başarısızlıktan daha büyük bir anlam taşıyabilir. Burada kişinin kendisini davranışlarından ayırabilmesi önemli hâle gelir.
Hata yaptığımda neden hemen başkalarının ne düşündüğünü merak ediyorum?
Özellikle önemli ilişkilerde başkalarının gözündeki yerimiz bizim için anlamlı olabilir. Bu nedenle hata, “Beni artık nasıl görüyorlar?” sorusunu da harekete geçirebilir.
Ne zaman psikolojik destek düşünülmeli?
Küçük hatalar yoğun suçluluk, utanç veya değersizlik yaratıyor; kişinin gününü, ilişkilerini veya işlevselliğini belirgin biçimde etkiliyor ve bu tepki tekrar tekrar yaşanıyorsa daha ayrıntılı psikolojik değerlendirme yararlı olabilir.
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap