Çocuklarda Kardeş Kıskançlığı Neden Olur? Ebeveynler Nasıl Yaklaşmalıdır?
Kısa Cevap
Çocuklarda kardeş kıskançlığı, yeni bir kardeşin aileye katılmasıyla birlikte sık görülebilen ve çoğu zaman gelişimsel olarak anlaşılabilir bir duygusal tepkidir. Her çocuk kardeşinin doğumuna aynı şekilde tepki vermez. Bazı çocuklar kardeşine ilgi gösterirken, bazıları öfke, üzüntü, kaygı veya davranış değişiklikleri yaşayabilir. Bu nedenle önemli olan kıskançlığın varlığı değil, çocuğun bu duyguyla nasıl baş ettiği ve ebeveynlerin bu süreçte nasıl bir tutum sergilediğidir.
Bu Yazıda Neler Bulacaksınız?
- Çocuklarda kardeş kıskançlığı normal midir?
- Kardeş kıskançlığı neden ortaya çıkar?
- Her çocuk kardeşini kıskanır mı?
- Kardeş kıskançlığı hangi davranışlarla kendini gösterebilir?
- Bowlby, Winnicott ve Melanie Klein bu durumu nasıl açıklar?
- Ebeveynler nasıl yaklaşmalıdır?
- Hangi tutumlardan kaçınılmalıdır?
- Ne zaman psikolojik destek almak faydalı olabilir?
Hiç Kendinize Bu Soruları Sordunuz mu?
Yeni kardeş doğduktan sonra çocuğunuz eskisine göre daha öfkeli mi oldu?
Sürekli "Beni artık sevmiyorsunuz." gibi ifadeler kullanıyor mu?
Bebeğe zarar verecek davranışlarda bulunuyor ya da ona karşı sertleşiyor mu?
Tekrar altını ıslatmaya, parmak emmeye veya bebeksi davranışlar göstermeye mi başladı?
Yoksa tam tersine, kardeşine karşı çok ilgili görünmesine rağmen içine kapanıyor ve duygularını hiç ifade etmiyor mu?
Bu durum birçok ebeveyni kaygılandırabilir.
Çünkü ebeveynler çoğu zaman kardeş kıskançlığını yanlış bir duygu ya da düzeltilmesi gereken bir davranış olarak görebilir.
Oysa kıskançlık, çocukların yaşayabileceği doğal duygulardan biridir.
Önemli olan, bu duygunun varlığı değil; çocuğun bu duyguyu nasıl yaşadığı, nasıl ifade ettiği ve ebeveynlerin bu süreçte ona nasıl eşlik ettiğidir.
Kardeş Kıskançlığı Normal midir?
Kıskançlık, yalnızca çocuklara özgü bir duygu değildir.
Yetişkinler de zaman zaman sevdikleri birini kaybetmekten, ilgiyi paylaşmaktan ya da değer verdikleri bir ilişkinin değişmesinden dolayı kıskançlık hissedebilirler.
Benzer şekilde, çocuk için de yeni bir kardeşin doğumu yaşamındaki en büyük değişimlerden biri olabilir.
Çünkü çocuk yalnızca eve yeni bir bebeğin gelmesini yaşamaz.
Aynı zamanda aile içindeki rollerin, günlük rutinlerin ve ilgi dengesinin değiştiğini de deneyimler.
Düne kadar anne ve babasının ilgisinin önemli bir kısmını kendisiyle paylaşırken, bugün bu ilginin bir bölümünün yeni doğan kardeşine yöneldiğini fark edebilir.
Bu değişimi fark etmek, kıskançlık hissinin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Bu durum tek başına çocuğun kardeşini sevmediği anlamına gelmez.
Bir çocuk hem kardeşini merak edebilir, onunla ilgilenebilir hem de aynı anda anne ve babasının ilgisini özleyebilir.
Bu iki duygu birbiriyle çelişmek zorunda değildir.
Asıl Değişen Kardeş Değil, Çocuğun Dünyasıdır
Yetişkinler çoğu zaman olaya kendi bakış açılarıyla yaklaşırlar.
"Sonuçta eve sadece bir bebek geldi."
Ancak çocuk açısından yaşanan değişim bundan çok daha büyüktür.
Çünkü onun için değişen yalnızca evdeki kişi sayısı değildir.
Değişen şey, kendi dünyasının merkezidir.
Eskiden annesi uyandığında ilk onunla ilgilenirken artık bebeği emziriyor olabilir.
Babası akşam eve geldiğinde önce onu kucağına alırken şimdi önce kardeşine yöneliyor olabilir.
Evde konuşulan konuların büyük kısmı yeni bebek etrafında şekillenebilir.
Misafirler geldiğinde herkes önce bebeği görmek isteyebilir.
Çocuk bütün bunları kendi gelişim düzeyi içinde anlamlandırmaya çalışır.
Ve bazen bunu şu şekilde yorumlayabilir:
"Artık beni eskisi kadar sevmiyorlar."
Bu düşünce her zaman gerçeği yansıtmayabilir.
Ancak çocuğun hissettiği duygu gerçektir.
Bu nedenle ebeveynin amacı çocuğa "Böyle düşünme." demek değil, onun yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak olmalıdır.
Her Çocuk Kardeşinin Doğumuna Aynı Tepkiyi Vermez
Bazı çocuklar kardeşlerini büyük bir heyecanla karşılar.
Bazıları ise ilk günlerde hiçbir tepki vermez.
Bazıları kardeşini çok sever gibi görünürken zamanla öfkelenebilir.
Bazıları ise kıskançlığını hiç sözle ifade etmez; bunun yerine davranışları değişebilir.
Bu nedenle kardeş kıskançlığının tek bir görünümü yoktur.
Çocuğun yaşı, mizacı, gelişim özellikleri, aile içindeki ilişkiler, ebeveyn tutumları ve kardeşin doğumuyla birlikte yaşanan değişimler bu süreci etkileyebilir.
Ayrıca her çocuğun duygularını ifade etme biçimi de farklıdır.
Kimisi öfkesini açıkça gösterirken, kimisi sessizleşebilir.
Kimisi sürekli ilgi isterken, kimisi tamamen kendi içine çekilebilir.
Bu nedenle tüm çocukların aynı tepkiyi vermesini beklemek doğru değildir.
Kardeş Kıskançlığı Her Zaman "Kardeşimi Sevmiyorum" Demek Değildir
Kardeş kıskançlığı çoğu zaman doğrudan sözcüklerle ifade edilmez.
Hatta birçok çocuk, kardeşini sevdiğini söylerken aynı zamanda kıskançlık da yaşayabilir.
Bu duygu bazen farklı davranışlarla kendini gösterebilir.
Örneğin;
- Tekrar altını ıslatmaya başlayabilir.
- Parmak emme davranışı görülebilir.
- Anne veya babadan ayrılmak istemeyebilir.
- Sürekli kucakta olmak isteyebilir.
- Öfke nöbetleri yaşayabilir.
- Kardeşine vurabilir ya da oyuncaklarını saklayabilir.
- Uyku düzeninde değişiklikler olabilir.
- İştahında azalma görülebilir.
- Okula gitmek istemeyebilir.
- Daha bebeksi konuşmaya başlayabilir.
Bu davranışların her biri yalnızca kardeş kıskançlığından kaynaklanmaz. Ancak yeni kardeşin doğumuyla birlikte ortaya çıkmaları, çocuğun yaşadığı değişime uyum sağlamaya çalıştığını düşündürebilir.
Bowlby: Kardeş Kıskançlığının Merkezinde Bazen Kaybetme Korkusu Vardır
Yeni bir kardeşin doğumu, yalnızca aileye yeni bir bireyin katılması değildir. Çocuğun gözünden bakıldığında bu durum, şimdiye kadar alışık olduğu ilişkinin değişmesi anlamına da gelebilir.
John Bowlby'nin Bağlanma Kuramı, çocuğun bakım veren kişiyle kurduğu ilişkinin yalnızca fiziksel ihtiyaçlarını karşılamakla ilgili olmadığını, aynı zamanda duygusal güven duygusunun temelini oluşturduğunu ifade eder.
Çocuk için anne ya da baba, yalnızca bakım veren kişiler değildir; aynı zamanda güvende hissettiği, rahatladığı ve duygularını düzenleyebildiği kişilerdir.
Yeni bir kardeş doğduğunda ise bu ilişkinin değiştiğini fark edebilir.
Anne artık bebeği emzirmek için daha fazla zaman ayırıyor olabilir.
Baba bebeğin ihtiyaçlarıyla daha çok ilgileniyor olabilir.
Evde konuşmaların büyük bölümü yeni doğan kardeş etrafında şekillenebilir.
Yetişkinler için bunlar bebeğin ihtiyaçlarının doğal bir sonucu gibi görünse de çocuk bunu farklı şekilde anlamlandırabilir.
"Artık annem bana eskisi kadar sarılmıyor."
"Babam artık benimle eskisi kadar oyun oynamıyor."
"Demek ki kardeşim benden daha önemli."
Bu düşünceler çoğu zaman çocuğun açıkça ifade ettiği cümleler değildir. Ancak davranışlarının altında bu tür duygular yer alabilir.
Bu nedenle kardeş kıskançlığını yalnızca "kardeşini kıskanıyor" şeklinde değerlendirmek yerine, çocuğun yaşadığı kaybetme korkusunu, yerinin değiştiğine dair hislerini ve ilişkinin eskisi gibi olmayacağı endişesini anlamaya çalışmak daha kapsayıcı bir yaklaşım olabilir.
Winnicott: Çocuğun Kıskançlığına Da Yer Var mı?
Donald Winnicott'un en önemli katkılarından biri, çocukların tüm duygularının ilişki içinde karşılanmaya ihtiyaç duyduğunu vurgulamasıdır.
Bir çocuk yalnızca mutlu, sakin ve uyumlu olduğunda değil; öfkelendiğinde, üzüldüğünde, kıskandığında ya da hayal kırıklığı yaşadığında da anlaşılmaya ihtiyaç duyar.
Ancak birçok çocuk kıskanç olduğunu söylemekte zorlanır.
Çünkü çevresinden şu mesajları alabilir:
"Kardeşini kıskanmak ayıp."
"Bak kardeşin seni çok seviyor."
"Artık sen büyüdün."
"Ağabeyler, ablalar böyle davranmaz."
Bu tür ifadeler iyi niyetle söylense de çocuğun yaşadığı duygunun kabul edilmediğini hissettirebilir.
Oysa kıskançlık hissetmek ile bu duygu doğrultusunda zarar verici davranışlarda bulunmak aynı şey değildir.
Bir çocuk kardeşini kıskanabilir.
Bu, onun kötü bir çocuk olduğu anlamına gelmez.
Winnicott'un yaklaşımı bize şunu hatırlatır:
Çocuk, duygularının anlaşılabileceğini hissettiğinde onları ifade etmeyi öğrenir.
Buna karşılık, duygularının sürekli reddedildiğini deneyimlediğinde onları bastırabilir ya da davranışlarıyla göstermeye başlayabilir.
Bu nedenle ebeveynin görevi kıskançlığı ortadan kaldırmak değil, çocuğun bu duyguyla baş edebilmesine eşlik etmektir.
Melanie Klein: Birini Hem Sevmek Hem de Ona Kızmak Mümkün müdür?
Psikanalist Melanie Klein, çocukların aynı kişiye karşı birbirine zıt duyguları aynı anda hissedebileceğini ifade eder.
Bu, yetişkinler için de tanıdık bir durumdur.
Bir insanı çok sevebiliriz.
Ama bazen ona kızabiliriz.
Bazen kırılabiliriz.
Bazen de onun yüzünden kendimizi ihmal edilmiş hissedebiliriz.
Çocuklar için de durum benzerdir.
Bir çocuk kardeşini gerçekten sevebilir.
Onunla oyun oynamak isteyebilir.
Onu korumaya çalışabilir.
Ama aynı zamanda kardeşi nedeniyle anne babasının ilgisini kaybettiğini düşündüğü anlarda öfkelenebilir.
İşte burada önemli olan, bu iki duygunun aynı anda var olabileceğini kabul edebilmektir.
Bazı ebeveynler yalnızca sevgi gösterilerini görmek ister.
"Bak kardeşini öp."
"Kardeşini çok seviyorsun değil mi?"
"Sen onu hiç kıskanmıyorsun."
Bu ifadeler çocuğun öfkesini ortadan kaldırmaz.
Sadece onu görünmez hâle getirebilir.
Oysa çocuk, hem sevgisinin hem de öfkesinin anlaşılabildiğini hissettiğinde, zamanla bu duyguları daha sağlıklı biçimde düzenlemeyi öğrenebilir.
Kardeş Kıskançlığı Bazen Davranışlarla Konuşur
Çocuklar yetişkinler gibi duygularını her zaman sözcüklerle ifade edemezler.
Özellikle okul öncesi dönemde yaşadıkları birçok duyguyu davranışları aracılığıyla anlatırlar.
Bu nedenle kardeş kıskançlığı bazen doğrudan "Kardeşimi kıskanıyorum." cümlesiyle değil, farklı davranışlarla kendini gösterebilir.
Örneğin;
- Daha önce kendi başına yemek yiyen bir çocuk yeniden yardım istemeye başlayabilir.
- Tuvalet eğitimini tamamlamış olmasına rağmen altını kaçırabilir.
- Sürekli anneyle aynı odada uyumak isteyebilir.
- Bebeğin kullandığı emziği istemeye başlayabilir.
- Eskisinden daha çabuk öfkelenebilir.
- Okuldan dönmek istemeyebilir.
- Sürekli ilgi talep edebilir.
Bu davranışlar bazen ebeveynleri şaşırtabilir.
"Tam düzeldi derken neden tekrar eskiye döndü?"
Oysa bu gerileme davranışları, çocuğun yeniden küçük olmayı istemesinden çok, kaybettiğini düşündüğü yakınlığı yeniden kurmaya çalışma çabası olabilir.
Çocuk bazen şunu söyleyemez:
"Ben de seninle eskisi kadar vakit geçirmek istiyorum."
Ama bunu davranışlarıyla göstermeye çalışabilir.
Bu nedenle davranışı yalnızca düzeltmeye çalışmak yerine, davranışın bize ne anlatıyor olabileceğini de düşünmek önemlidir.
Ebeveynler Kardeş Kıskançlığı Karşısında Nasıl Yaklaşmalıdır?
Kardeş kıskançlığını tamamen ortadan kaldıracak sihirli bir yöntem yoktur. Çünkü kıskançlık, sevgi gibi, öfke gibi ya da hayal kırıklığı gibi insanın yaşayabileceği doğal duygulardan biridir.
Asıl önemli olan, çocuğun bu duyguyu nasıl yaşadığı ve ebeveynlerin bu süreçte ona nasıl eşlik ettiğidir.
Çocuk, kıskançlık hissettiğinde çoğu zaman aslında "Kardeşimi sevmiyorum." demekten çok daha fazlasını anlatmaya çalışıyor olabilir.
Belki de söylemek istediği şudur:
"Benimle de ilgilenmeni özledim."
"Eskisi gibi bana da sarılmanı istiyorum."
"Acaba beni hâlâ eskisi kadar seviyor musun?"
Bu nedenle ebeveynin ilk görevi davranışı düzeltmek değil, davranışın altında yatan duyguyu anlamaya çalışmaktır.
Duygusuna İsim Vermesine Yardımcı Olun
Çocuklar yaşadıkları karmaşık duyguları her zaman ifade edemezler.
Onların yerine duyguyu isimlendirmek rahatlatıcı olabilir.
Örneğin;
"Kardeşin doğduktan sonra bazı şeylerin değiştiğini hissediyor olabilirsin."
"Bazen kardeşine kızıyor olabilirsin. Bu duyguyu yaşaman seni kötü bir çocuk yapmaz."
"Galiba bugün benimle daha fazla vakit geçirmek istedin."
Bu tür ifadeler, çocuğun anlaşıldığını hissetmesine yardımcı olabilir.
Kardeşleri Birbirleriyle Kıyaslamayın
Kardeş kıskançlığını artıran en önemli etkenlerden biri kıyaslanmaktır.
"Baksana kardeşin ne kadar uslu."
"Sen onun yaşındayken hiç böyle değildin."
"Keşke sen de kardeşin gibi olsan."
Bu tür cümleler, çocukların birbirini rakip olarak görmesine neden olabilir.
Her çocuk kendi gelişimsel özellikleri, mizacı ve ihtiyaçlarıyla değerlendirilmelidir.
Büyük Çocuğu Bir Anda "Büyütmeyin"
Yeni bir kardeş doğduğunda büyük çocuktan beklenenler bazen birden değişebilir.
"Artık sen abisin."
"Sen büyüdün."
"Sen idare et."
Elbette yaşına uygun sorumluluklar alması desteklenebilir. Ancak çocuğun hâlâ çocuk olduğu unutulmamalıdır.
Henüz hazır olmadığı bir olgunluğu beklemek, kendisini anlaşılmamış hissetmesine neden olabilir.
Kardeş Sevgisini Zorla Göstermesini Beklemeyin
Bazı ebeveynler çocuklarının kardeşlerini hemen sevmesini bekler.
"Git kardeşini öp."
"Bak seni ne kadar seviyor."
"Kardeşini çok sevdiğini söyle."
Sevgi, zorla gösterilen bir duygu değildir.
Çocuğun kendi temposunda ilişki kurmasına izin vermek, uzun vadede daha sağlıklı bir kardeşlik ilişkisini destekleyebilir.
Her Çocukla Ayrı Zaman Geçirmeye Çalışın
Yeni doğan bebeğin ihtiyaçları nedeniyle bu her zaman kolay olmayabilir.
Ancak her gün yalnızca 15-20 dakikalık özel bir zaman bile çocuğun "Ben hâlâ görülüyorum." hissini destekleyebilir.
Bu zamanın uzun olması değil, gerçekten çocuğa ait olması önemlidir.
Telefonun olmadığı, dikkatin tamamen onda olduğu kısa bir oyun bile çocuk için oldukça değerli olabilir.
Hangi Cümlelerden Kaçınılmalıdır?
İyi niyetle söylenen bazı ifadeler, çocuğun yaşadığı duygunun anlaşılmadığını hissettirebilir.
Özellikle şu cümlelerden kaçınmak faydalı olabilir:
- "Kardeşini kıskanmak ayıp."
- "Sen artık büyüdün."
- "O daha bebek, idare et."
- "Bak seni ne kadar seviyor."
- "Ağabeyler/ablalar böyle davranmaz."
- "Sen de eskiden böyleydin."
- "Kardeşin senden daha uslu."
- "Buna üzülünecek ne var?"
Bu tür ifadeler çoğu zaman çocuğun duygusunu değiştirmez; yalnızca o duyguyu ifade etmesini zorlaştırabilir.
Kardeş Kıskançlığı Ne Zaman Psikolojik Destek Gerektirebilir?
Kardeş kıskançlığı çoğu zaman gelişimsel olarak anlaşılabilir bir süreçtir ve zaman içinde, uygun ebeveyn desteğiyle hafifleyebilir.
Ancak bazı durumlarda daha kapsamlı bir değerlendirme faydalı olabilir.
Örneğin;
- Yoğun öfke uzun süre devam ediyorsa,
- Kardeşe zarar verme girişimleri sıklaşıyorsa,
- Davranış değişiklikleri giderek artıyorsa,
- Alt ıslatma, yoğun kaygı veya belirgin gerileme uzun süre devam ediyorsa,
- Okul yaşamı ve sosyal ilişkiler etkilenmeye başladıysa,
- Aile içindeki iletişim ciddi şekilde zorlanıyorsa,
çocuğun yaşadığı süreci bütüncül olarak değerlendirmek faydalı olabilir.
Psikolojik destek sürecinde amaç yalnızca kıskançlığı ortadan kaldırmak değildir.
Asıl amaç, çocuğun yaşadığı duyguları anlamasına, ifade etmesine ve aile içindeki ilişkilerin güçlenmesine destek olmaktır.
Çocuğunuz Kardeşinin Doğumundan Sonra Belirgin Değişiklikler Yaşıyorsa Destek Alabilirsiniz
Yeni bir kardeşin aileye katılması, her çocuk için farklı anlamlar taşıyabilir. Bazı çocuklar bu değişime kısa sürede uyum sağlarken, bazıları daha fazla zamana ve desteğe ihtiyaç duyabilir.
Eğer çocuğunuz kardeşinin doğumundan sonra belirgin davranış değişiklikleri yaşıyor, yoğun öfke, kaygı, içe kapanma veya ilişki kurmakta zorlanma gibi belirtiler gösteriyorsa, profesyonel bir değerlendirme faydalı olabilir.
Uzman Psikolog Bilal Kaya olarak Samsun Atakum'da çocuklara yönelik psikolojik destek ve oyun terapisi hizmeti sunuyorum.
Oyun terapisi sürecinde amaç yalnızca görünen davranışa odaklanmak değil; çocuğun yaşadığı duyguları, aile içindeki ilişki örüntülerini ve gelişimsel ihtiyaçlarını anlamaya çalışmaktır.
Çocuğunuzun yaşadığı süreci değerlendirmek veya oyun terapisi hakkında bilgi almak isterseniz benimle iletişime geçebilirsiniz.
📍 Samsun Çocuk Psikoloğu
📍 Atakum Çocuk Psikoloğu
📍 Samsun Oyun Terapisi
Sonuç
Kardeş kıskançlığı, çoğu zaman sevginin eksikliğinden değil; çocuğun hayatındaki büyük değişimi anlamlandırmaya çalışmasından kaynaklanır.
Yeni bir kardeşin doğumu, çocuğun yalnızca ailesine yeni bir bireyin katıldığını değil, kendi dünyasının da değiştiğini hissetmesine neden olabilir.
Bu süreçte çocuk hem kardeşini sevebilir hem de ona öfkelenebilir. Bu iki duygu birbiriyle çelişmez.
Ebeveynler için en önemli nokta, çocuğun yaşadığı duyguyu değiştirmeye çalışmak yerine onu anlamaya çalışmaktır.
Çünkü anlaşıldığını hisseden çocuk, zamanla duygularını daha sağlıklı ifade etmeyi ve düzenlemeyi öğrenebilir.
Kardeş kıskançlığı çoğu zaman geçici bir süreçtir. Güvenli ilişki, tutarlı ebeveyn tutumu ve çocuğun duygularına alan açılması, bu sürecin daha sağlıklı ilerlemesine katkı sağlayabilir.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Kardeş kıskançlığı kaç yaşında başlar?
Kardeş kıskançlığı belirli bir yaşa özgü değildir. Yeni bir kardeşin doğumuyla birlikte okul öncesi dönemde daha sık gözlemlense de okul çağındaki çocuklarda da görülebilir. Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi ve aile içindeki değişiklikleri nasıl deneyimlediği bu süreci etkileyebilir.
Kardeş kıskançlığı normal midir?
Evet. Kardeş kıskançlığı çoğu zaman gelişimsel olarak anlaşılabilir bir duygusal tepkidir. Her çocuk bu duyguyu aynı şekilde yaşamaz. Önemli olan kıskançlığın varlığı değil, çocuğun bu duyguyu nasıl ifade ettiği ve ebeveynlerin nasıl yaklaştığıdır.
Kardeş kıskançlığı ne kadar sürer?
Kesin bir süre vermek mümkün değildir. Bazı çocuklar birkaç hafta içinde yeni duruma uyum sağlarken, bazıları için bu süreç daha uzun sürebilir. Ailenin tutumu, çocuğun mizacı ve kardeşler arasındaki ilişkinin zamanla nasıl şekillendiği bu süreci etkileyebilir.
Kardeş kıskançlığı hangi davranışlarla ortaya çıkabilir?
Her çocuk farklı tepkiler verebilir. Örneğin;
- Öfke nöbetleri
- Anne babaya aşırı düşkünlük
- Altını ıslatma
- Parmak emme
- Bebeksi konuşmalar
- Kardeşe vurma
- Oyuncak paylaşmak istememe
- Uyku ve iştah değişiklikleri
gibi davranışlar görülebilir. Bu belirtiler yalnızca kardeş kıskançlığına özgü değildir ve tek başına tanı koydurmaz.
Kardeşler arasında kıyaslama yapmak doğru mudur?
Hayır. Kardeşleri birbirleriyle kıyaslamak, rekabet duygusunu artırabilir ve her iki çocuğun da benlik algısını olumsuz etkileyebilir. Her çocuğun gelişimi kendi içinde değerlendirilmelidir.
Kardeş kıskançlığı için ne zaman psikolojik destek alınmalıdır?
Eğer davranışlar uzun süre devam ediyor, çocuğun günlük yaşamını, okul uyumunu, sosyal ilişkilerini veya aile içi iletişimi belirgin biçimde etkiliyorsa, profesyonel bir değerlendirme faydalı olabilir.
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap