Çocuklarda Altına Kaçırma Neden Olur? Her Zaman Fizyolojik Bir Sorun mudur? Samsun Çocuk Psikoloğu
Kısa Cevap
Çocuklarda altına kaçırma her zaman fizyolojik bir sorundan kaynaklanmaz. İdrar yolu enfeksiyonları, kabızlık, mesane fonksiyonları, hormonal etkenler veya diğer tıbbi durumlar altına kaçırmaya neden olabileceği gibi, bazı çocuklarda yoğun stres, yaşam değişiklikleri, duygusal zorlanmalar ve gelişimsel süreçler de bu davranışın ortaya çıkmasına katkıda bulunabilir. Bu nedenle altına kaçırma davranışını değerlendirirken hem fizyolojik hem de psikolojik etkenlerin birlikte ele alınması önemlidir. İlk adım ise olası tıbbi nedenlerin bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesidir.
Hiç Kendinize Bu Soruları Sordunuz mu?
Çocuğunuz tuvalet eğitimini tamamlamasına rağmen yeniden altına kaçırmaya mı başladı?
Gece kuru uyurken son zamanlarda yatağını ıslatıyor mu?
Okulda ya da kreşte altına kaçırdığı söylendiğinde ne yapacağınızı bilemiyor musunuz?
"Acaba bunu bilerek mi yapıyor?" diye düşündüğünüz oluyor mu?
Yoksa bunun altında psikolojik bir neden olabileceğinden mi endişe ediyorsunuz?
Bu sorular, birçok ebeveynin zaman zaman aklını meşgul edebilir.
Çocuklarda altına kaçırma, aileler için kaygı verici bir durum olabilir. Özellikle tuvalet eğitimi tamamlandıktan sonra yeniden başlayan altına kaçırmalar, ebeveynlerde "Yanlış bir şey mi yaptık?", "Çocuğumda ciddi bir problem mi var?" gibi düşüncelere yol açabilir.
Oysa her altına kaçırma davranışı aynı nedenle ortaya çıkmaz.
Bazı çocuklarda fizyolojik etkenler ön plandayken, bazı çocuklarda gelişimsel süreçler, duygusal zorlanmalar veya yaşam olayları da bu tabloya eşlik edebilir.
Bu nedenle tek bir nedene odaklanmak yerine çocuğun bütüncül olarak değerlendirilmesi önemlidir.
Altına Kaçırma Nedir?
Altına kaçırma, çocuğun gelişimsel düzeyi dikkate alındığında beklenmeyen bir dönemde istemsiz olarak idrar veya dışkı kaçırmasıdır.
Bu durum iki farklı şekilde görülebilir:
Enürezis: İdrarın istemsiz olarak kaçırılmasıdır. Gece uyurken yatağı ıslatma şeklinde görülebileceği gibi gündüz saatlerinde de yaşanabilir.
Enkoprezis: Tuvalet eğitimi tamamlanmış olmasına rağmen uygun olmayan yerlere dışkı kaçırılmasıdır. Çoğu zaman kronik kabızlıkla ilişkili olabilir ancak her vaka farklı şekilde değerlendirilmelidir.
Bu iki durum birbirinden farklıdır ve değerlendirme süreçleri de farklılık gösterebilir.
Her Altına Kaçırma Psikolojik Bir Sorun Anlamına Gelir mi?
Hayır.
Bu, ebeveynlerin en sık yanlış anladığı konulardan biridir.
Çocuk altına kaçırıyorsa bunun mutlaka psikolojik bir nedeni olduğu söylenemez.
Benzer şekilde her altına kaçırmanın yalnızca fizyolojik nedenlerle açıklanması da doğru değildir.
Çünkü çocukların gelişimi; biyolojik, psikolojik ve sosyal etkenlerin birlikte etkilediği karmaşık bir süreçtir.
Bu nedenle altına kaçırma davranışı değerlendirilirken tek bir açıklamaya yönelmek yerine tüm olası etkenlerin göz önünde bulundurulması gerekir.
Öncelikle Fizyolojik Nedenler Değerlendirilmelidir
Altına kaçırma davranışı başladığında ilk yapılması gereken, olası tıbbi nedenlerin değerlendirilmesidir.
Çocuk hekimi tarafından gerekli görüldüğünde aşağıdaki durumlar araştırılabilir:
- İdrar yolu enfeksiyonları
- Kabızlık
- Mesane fonksiyonlarıyla ilgili sorunlar
- Diyabet gibi metabolik hastalıklar
- Hormonal etkenler
- Uyku düzenini etkileyen bazı sağlık sorunları
- Nörolojik değerlendirme gerektirebilecek durumlar
Bu değerlendirme önemlidir çünkü bazı çocuklarda altına kaçırmanın temel nedeni tamamen fizyolojik olabilir.
Tıbbi nedenler dışlandıktan sonra ise çocuğun gelişimsel özellikleri, yaşam koşulları ve psikolojik süreçleri daha ayrıntılı değerlendirilebilir.
Tuvalet Eğitimi Sonrası Yeniden Altına Kaçırma Neden Başlayabilir?
Bazı ebeveynler şu cümleyi kurar:
"Her şey çok iyiydi. Tuvalet eğitimini tamamlamıştı. Sonra yeniden başladı."
Bu durum aileleri şaşırtabilir.
Ancak bazı çocuklarda belirli yaşam değişikliklerinin ardından altına kaçırma yeniden görülebilir.
Örneğin:
- Kardeş doğumu
- Okula başlama
- Taşınma
- Anne veya babadan uzun süre ayrı kalma
- Aile içindeki önemli değişiklikler
- Sevilen birinin kaybı
- Yoğun stres yaratan yaşam olayları
Bu tür değişiklikler her çocukta aynı etkiyi oluşturmaz.
Bazı çocuklar bu süreçlere kolayca uyum sağlayabilirken, bazıları duygularını sözel olarak ifade etmekte zorlanabilir.
Bu durumda yaşadıkları zorlanma farklı davranışlarla kendini gösterebilir.
Altına kaçırma da bu davranışlardan biri olabilir.
Bu, çocuğun bilinçli olarak yaptığı ya da dikkat çekmek amacıyla sergilediği bir davranış olduğu anlamına gelmez.
Çoğu zaman çocuk da bu durumdan rahatsız olur ve neden tekrar yaşadığını anlamlandıramayabilir.
Gelişimsel Süreç Her Çocukta Aynı İlerlemez
Çocuk gelişimi doğrusal bir süreç değildir.
Bir becerinin kazanılmış olması, her zaman aynı düzeyde devam edeceği anlamına gelmez.
Özellikle okul öncesi dönemde çocuklar yeni gelişimsel görevlerle karşılaşırken zaman zaman gerileme davranışları gösterebilirler.
Bu durum gelişim psikolojisinde regresyon (gerileme) olarak adlandırılır.
Regresyon, çocuğun daha önce kazandığı bazı becerilerde geçici olarak geriye dönüş yaşaması anlamına gelir.
Örneğin;
- Parmak emmeye yeniden başlama,
- Anne babadan ayrılmak istememe,
- Bebeksi konuşmalar,
- Altına kaçırmanın yeniden başlaması,
bazı çocuklarda stresli dönemlerde görülebilir.
Bu her zaman ciddi bir psikolojik sorunun göstergesi değildir.
Ancak uzun sürmesi veya çocuğun günlük yaşamını belirgin şekilde etkilemesi durumunda değerlendirilmesi önemlidir.
Çocuklar Duygularını Her Zaman Konuşarak Anlatamaz
Yetişkinler üzüldüklerinde bunu çoğu zaman kelimelerle ifade edebilir.
"Bugün canım sıkkın."
"Kaygılı hissediyorum."
"Üzgünüm."
Çocuklar ise özellikle erken yaşlarda duygularını bu kadar açık ifade edemeyebilirler.
Bunun yerine duygularını davranışları aracılığıyla gösterebilirler.
İştah değişiklikleri…
Uyku sorunları…
Öfke nöbetleri…
İçe kapanma…
Ayrılık kaygısı…
ve bazı durumlarda altına kaçırma…
Bu nedenle davranışın kendisine odaklanmak kadar, çocuğun son dönemde neler yaşadığına da dikkat etmek önemlidir.
Bazen davranış, çocuğun ifade edemediği bir zorlanmanın sessiz bir anlatımı olabilir.
Winnicott: Çocuk Kendini Güvende Hissettiğinde Gelişim Daha Sağlıklı İlerleyebilir
Psikanalist Donald Winnicott'a göre çocukların sağlıklı gelişiminde yalnızca fiziksel ihtiyaçlarının karşılanması yeterli değildir. Çocuğun duygusal olarak da kendisini güvende hissedebileceği, anlaşılabileceği ve ihtiyaç duyduğunda destek bulabileceği bir çevreye ihtiyacı vardır.
Winnicott'un "yeterince iyi bakım veren" kavramı, mükemmel ebeveynliği değil; çocuğun ihtiyaçlarına çoğu zaman duyarlı ve tutarlı şekilde karşılık verebilen bir bakım ilişkisini ifade eder.
Çocuklar yaşamlarında zorlayıcı değişiklikler yaşadıklarında bunu her zaman kelimelerle anlatamayabilirler. Bazı çocuklar oyunlarında, bazıları davranışlarında, bazıları ise bedensel belirtilerle yaşadıkları zorlanmayı dışa vurabilir.
Bu noktada önemli olan, davranışı yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir sorun olarak görmek yerine, çocuğun bize ne anlatmaya çalışıyor olabileceğini de merak edebilmektir.
Erikson: Özerklik Duygusunun Geliştiği Dönem
Gelişim psikoloğu Erik Erikson, yaklaşık 1,5–3 yaş arasını "Özerkliğe Karşı Utanç ve Kuşku" evresi olarak tanımlar.
Bu dönemde çocuk, kendi başına yapabildiği şeyleri fark etmeye başlar. Yürümek, yemek yemek, seçim yapmak ve tuvalet alışkanlığı kazanmak, özerklik duygusunun geliştiği önemli alanlardır.
Tuvalet eğitimi de bu sürecin yalnızca hijyenle ilgili bir parçası değildir. Aynı zamanda çocuğun "Ben yapabiliyorum.", "Ben karar verebiliyorum." duygusunu deneyimlediği gelişimsel bir adımdır.
Bu nedenle tuvalet eğitiminin aşırı baskıcı, cezalandırıcı ya da utandırıcı bir şekilde yürütülmesi, bazı çocuklarda utanç, yetersizlik veya kaygı duygularını artırabilir. Elbette bu, her çocuğun aynı şekilde etkileneceği anlamına gelmez; her çocuk kendi mizacı ve yaşam koşulları içinde değerlendirilmelidir.
Erikson'a göre çocuğun özerklik girişimlerinin desteklenmesi, kendine güven geliştirmesine katkı sağlayabilir. Bu nedenle tuvalet eğitimi sürecinde sabırlı, destekleyici ve çocuğun gelişim hızını gözeten bir yaklaşım benimsemek önemlidir.
Tuvalet Eğitimi Yalnızca Bir Alışkanlık Kazanma Süreci Değildir
Psikodinamik kurama göre tuvalet eğitimi, çocuğun gelişimindeki önemli dönüm noktalarından biridir.
Bu süreçte çocuk yalnızca tuvaleti kullanmayı öğrenmez.
Aynı zamanda kendi bedeni üzerinde söz sahibi olabileceğini de deneyimlemeye başlar.
İlk kez "Tutabilirim."
"Yapabilirim."
"Bekletebilirim."
"Bırakabilirim."
gibi deneyimler yaşar.
Bu nedenle tuvalet eğitimi, yalnızca fizyolojik bir becerinin kazanılması değil; aynı zamanda özerklik, sınırlar ve bireyselleşme sürecinin de önemli parçalarından biridir.
Freud: İlk Kontrol Deneyimlerinden Biri
Sigmund Freud, anal dönemin çocuğun gelişiminde önemli bir evre olduğunu ifade eder.
Bu dönemde çocuk, bedeni üzerinde belirli bir kontrol kazanmaya başlar.
Tuvalet eğitimi de bu sürecin önemli parçalarından biridir.
Çocuk ilk kez, kendi bedeniyle ilgili bir konuda karar verebildiğini deneyimler.
Bu nedenle tuvalet eğitiminin yalnızca temizlik alışkanlığı olarak görülmesi eksik kalabilir.
Aynı zamanda "Ben de karar verebilirim.", "Benim de bir isteğim var." deneyiminin geliştiği bir dönemdir.
Burada önemli olan, ebeveyn ile çocuk arasında bir güç mücadelesi yaşanması değil; çocuğun gelişen özerkliğinin desteklenmesidir.
İstek ve Arzunun Gelişimi
Çocuk büyüdükçe yalnızca ihtiyaçlarını karşılamayı değil, kendi isteklerini de fark etmeye başlar.
"İstemiyorum."
"Şimdi yapmak istemiyorum."
"Ben yapacağım."
gibi ifadeler aslında gelişimin doğal parçalarıdır.
Psikodinamik açıdan bakıldığında çocuk, bu dönemde ilk kez kendi arzusu ile dış dünyanın beklentileri arasında bir denge kurmaya çalışır.
Tuvalet eğitimi de bu karşılaşmanın yaşandığı alanlardan biri olabilir.
Ebeveyn tuvalete gitmesini isterken çocuk bazen hazır hissetmeyebilir.
Bazen oyunu bırakmak istemeyebilir.
Bazen de yalnızca kendi zamanlamasını korumaya çalışabilir.
Bu nedenle tuvalet süreci zaman zaman çocuk ile ebeveyn arasında ilk sınır müzakerelerinin yaşandığı gelişim alanlarından biri olarak değerlendirilebilir.
Davranışın Bir Anlamı Olabilir; Ancak Tek Bir Anlamı Yoktur
Psikodinamik yaklaşım, davranışların bazen sembolik anlamlar taşıyabileceğini kabul eder.
Ancak bu durum, her altına kaçırmanın aynı nedenle ortaya çıktığı anlamına gelmez.
Bazı çocuklarda bu davranış tamamen fizyolojik nedenlerle ilişkiliyken;
bazılarında gelişimsel süreçlerin,
bazılarında yoğun stresin,
bazılarında ise duygusal zorlanmaların etkisi görülebilir.
Dolayısıyla altına kaçırmayı yalnızca "inat", "dikkat çekme" ya da "kontrol etme isteği" olarak yorumlamak doğru değildir.
Çocuğun gelişimsel özellikleri, yaşam koşulları ve tıbbi değerlendirmesi birlikte ele alınmalıdır.
Çocuğunuz Altına Kaçırma Sorunu Yaşıyorsa Destek Alabilirsiniz
Çocuğunuz tuvalet eğitimini tamamlamasına rağmen altına kaçırmaya devam ediyorsa ya da yeniden altına kaçırmaya başladıysa, öncelikle olası fizyolojik nedenlerin bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmesi önemlidir.
Tıbbi değerlendirme sonrasında davranışın duygusal süreçlerle ilişkili olabileceği düşünülüyorsa, çocuğun gelişimsel özelliklerini ve yaşadığı güçlükleri bütüncül bir bakış açısıyla ele almak faydalı olabilir.
Uzman Psikolog Bilal Kaya olarak, Samsun Atakum'da çocuklara yönelik psikolojik destek ve oyun terapisi hizmeti sunuyorum. Oyun terapisi sürecinde çocuğun yaşadığı duygusal zorlanmalar, gelişimsel ihtiyaçları ve aileyle olan etkileşimi kapsamlı bir şekilde değerlendirilmektedir.
Eğer çocuğunuzun altına kaçırma davranışının altında psikolojik etkenler olabileceğini düşünüyor veya bu süreçle ilgili profesyonel destek almak istiyorsanız, benimle iletişime geçebilirsiniz.
📍 Samsun Çocuk Psikoloğu – Atakum Oyun Terapisi
💻 Online ebeveyn danışmanlığı
Bilal KAYA | Yetişkin ve Çocuk Psikoloğu | Online Psikolog | Samsun Psikolog | Atakum Psikolog
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap