11.10.2026 · 3 dk okuma

Çocuklar Neden Bazı İnsanların Yanında Bambaşka Davranır?

Çocuklar Neden Bazı İnsanların Yanında Bambaşka Davranır?

Çocuğunuz sizin yanınızda oldukça hareketli olabilir. Sürekli konuşabilir, sorular sorabilir, itiraz edebilir, ağlayabilir veya en küçük isteğinin bile yerine getirilmesini bekleyebilir. Ancak başka birinin yanına gittiğinde sessizleşir, daha uyumlu davranır ve neredeyse hiç sorun çıkarmıyor gibi görünebilir.

Bazen de tam tersi yaşanır.

Evde oldukça sakin olan çocuk, belirli bir akrabasının yanında aşırı hareketli hâle gelebilir. Bazı insanların yanında rahatça konuşurken başka birinin karşısında tek kelime etmez. Bir yetişkine kolayca sarılırken bir başkasının yaklaşmasından rahatsız olur. Kimi insanların yanında sürekli şakalaşır, kimilerinin yanında ise yaptığı her şeyi kontrol eder.

Ebeveynler böyle durumlarda şaşırabilir:

“Benim çocuğum normalde böyle değil.”

“Bu kişinin yanında neden bu kadar değişiyor?”

“Bize neden böyle davranıyor da başkalarının yanında uslu duruyor?”

“Acaba bizi mi dinlemiyor, yoksa diğer insanlardan mı çekiniyor?”

Bu soruların ardında önemli bir gözlem vardır: Çocuklar her insanın yanında aynı şekilde davranmaz.

Fakat bunun nedeni her zaman çocuğun rol yapması, birini kandırması veya yetişkinleri bilinçli olarak farklı biçimlerde yönetmesi değildir.

Çocuk, bulunduğu ilişkinin içinde kendisini farklı hissedebilir; hissettiği şey değiştiğinde davranışı da değişebilir.

Bir ortamda kabul gördüğünü hissedebilir. Başka bir ortamda hata yapmaktan çekinebilir. Birinin yanında kendisini rahatça ifade edebilirken başka birinin yanında nasıl davranması gerektiğini sürekli düşünmek zorunda kalabilir.

Bu nedenle çocuğun davranışını anlamak için yalnızca ne yaptığına değil, kimin yanında, hangi koşullarda ve hangi duygusal atmosfer içinde böyle davrandığına da bakmak gerekir.


Çocuk Herkesin Yanında Aynı Çocuk Olmak Zorunda mı?

Çocukların farklı insanlarla farklı davranışlar göstermesi, tek başına bir sorun göstergesi değildir.

Yetişkinler de arkadaşlarıyla, iş yerindeki yöneticileriyle, aile büyükleriyle ve yakın partnerleriyle tamamen aynı biçimde davranmazlar. Her ilişkinin beklentileri, yakınlık düzeyi ve sınırları farklıdır.

Çocuklar da ilişkilerin özelliklerini algılar ve davranışlarını bu ilişkilere göre düzenlemeyi öğrenirler. Ancak bu süreci yetişkinler kadar bilinçli ve sözel olarak değerlendiremezler.

Örneğin çocuk öğretmeninin yanında daha dikkatli olabilir; çünkü sınıf ortamında belirli kurallar olduğunu öğrenmiştir. Yakın bir aile üyesinin yanında daha rahat konuşabilir; çünkü onunla daha fazla vakit geçiriyordur. Bazı insanlarla iletişim kurmakta zorlanabilir; çünkü o kişiye henüz alışmamıştır.

Bunların her biri farklı biçimlerde anlaşılabilir.

Burada önemli olan, çocuğun farklı ortamlarda farklı davranmasını hemen “iyi” veya “kötü” olarak değerlendirmemektir.

Daha yararlı soru şudur:

Çocuğum bu kişinin yanında nasıl hissediyor ve bu duyguyu davranışlarıyla nasıl ifade ediyor olabilir?


Bowlby: Çocuğun Davranışı, İlişkide Kendini Ne Kadar Güvende Hissettiğiyle İlişkili Olabilir

John Bowlby'nin bağlanma kuramı, çocukların bakım veren kişilerle kurdukları ilişkilerin çevreyi keşfetme, yakınlık arama ve zorlandıklarında destek bulma biçimleri açısından önemini vurgular.

Çocuklar tanıdıkları ve güvendikleri kişilerin yanında farklı davranabilirler. Bazı durumlarda kendilerini daha rahat ifade eder, ihtiyaçlarını daha açık gösterir ve zorlandıklarında yetişkinin desteğini daha fazla ararlar.

Örneğin çocuk gün boyunca okulda kendisini kontrol etmeye çalışmış olabilir. Eve döndüğünde ise daha kolay ağlayabilir, itiraz edebilir veya küçük bir olaydan daha fazla etkilenebilir.

Bu durumun olası açıklamalarından biri, çocuğun farklı ortamlarda duygularını düzenlemek için farklı çaba harcamasıdır. Ancak yalnızca evde daha fazla tepki göstermesinden, evin kesinlikle daha güvenli olduğu veya başka ortamda kendisini güvende hissetmediği sonucu çıkarılamaz. Çocuğun yaşı, günün yoğunluğu, çevrenin özellikleri ve yetişkinlerin tepkileri de değerlendirilmelidir.

Bağlanma açısından önemli noktalardan biri şudur: Çocuklar zorlandıklarında yakınlık arayabilir ve kendilerine destek sağlayan kişilerle ilişkilerinden yararlanabilirler.

Bununla birlikte güven, çocuğun her istediğini yapması veya sınırlarla karşılaşmaması demek değildir.

Çocuk hem kendisini ifade edebilmeli hem de ilişkide sınırların bulunduğunu öğrenebilmelidir.


Winnicott: Çocuğun Kendisi Olabilmesi İçin İlişkide Neye İhtiyacı Var?

Donald Winnicott'un düşüncelerinde çocuğun kendilik deneyimi, çevrenin karşılayıcılığı ve çocuğun kendi varlığını rahatça ortaya koyabilmesi önemli bir yer tutar.

Winnicott'un gerçek benlik ve sahte benlik kavramları, çocuğun başkalarının beklentilerine uyum sağlarken kendi duygularıyla ne ölçüde temas edebildiği üzerine düşünmek için yararlı olabilir.

Ancak bu kavramları dikkatli kullanmak gerekir. Bir çocuğun büyüklerinin yanında daha sessiz veya uyumlu olması, tek başına sahte benlik geliştirdiği anlamına gelmez. Çocukların kurallara uymayı, beklemeyi ve farklı sosyal ortamlara adapte olmayı öğrenmesi gelişimin doğal bir parçasıdır.

Dikkat edilmesi gereken şey, çocuğun uyum sağlarken kendi ihtiyaçlarını sürekli bastırıp bastırmadığıdır.

Örneğin çocuk bir yetişkinin yanında bir şey istemekten çekiniyor, sürekli yanlış yapmaktan korkuyor veya karşı tarafın beklentilerini karşılamaya çalışırken kendi duygularını ifade edemiyorsa bu örüntüye daha yakından bakmak yararlı olabilir.

Çünkü uyum sağlamak ile kendiliğindenliğini kaybetmek aynı şey değildir.

Bir çocuk başkasını rahatsız etmeden davranmayı öğrenebilir. Ama aynı zamanda üzülme, itiraz etme, soru sorma ve yardım isteme hakkının olduğunu da bilmelidir.

Amaç, çocuğun her ortamda aynı davranması değil; farklı ortamlarda da kendi duygularına ve ihtiyaçlarına ulaşabilmesidir.


Çocuk Neden Bazı İnsanların Yanında Sessizleşir?

Bazı çocuklar belirli kişilerin yanında konuşmayı azaltır. Sorulara kısa cevap verir, göz teması kurmaktan kaçınabilir veya ebeveyninin arkasına geçebilir.

Bunun birçok nedeni olabilir.

Çocuk o kişiyi yeterince tanımıyor olabilir. Yeni ortamlara alışmak için zamana ihtiyaç duyabilir. Mizacı gereği daha temkinli olabilir. Daha önce o kişiyle zorlayıcı bir deneyim yaşamış olabilir. Karşısındaki yetişkinin ses tonu, yaklaşma biçimi veya beklentileri de çocuğun davranışını etkileyebilir.

Bazı çocuklar ise başkalarının yanında hata yapmaktan ya da değerlendirilmekten çekinebilir.

Özellikle sürekli soru sorulan, konuşmaya zorlanan, başkalarının yanında düzeltilen veya “Hadi, utanma, konuşsana!” gibi ifadelerle karşılaşan çocuklar daha fazla geri çekilebilir.

Bu durumda yetişkinin amacı çocuğu konuşturmak olsa da çocuk bunu bir performans beklentisi gibi yaşayabilir.

Örneğin bir misafir çocuğa art arda sorular yönelttiğinde çocuk sessiz kalabilir. Ebeveyn de “Normalde hiç susmaz, bugün niye böyle oldun?” dediğinde çocuk kendisini daha fazla gözlemlemeye başlayabilir.

Böylece doğal olarak yaşanan çekingenlik, çocuğun üzerinde hissettiği baskıyla artabilir.

Bu nedenle bazı çocuklara alışmaları için zaman tanımak ve iletişimi zorlamamak önemlidir.


Bazı İnsanların Yanında Neden Daha Fazla Şakalaşır veya Taşkınlaşır?

Farklı davranmak her zaman sessizleşmek anlamına gelmez. Bazı çocuklar belirli kişilerin yanında aşırı hareketli olabilir, sürekli şaka yapabilir, dikkat çekmeye çalışabilir veya sınırları daha fazla zorlayabilir.

Bunun arkasında yalnızca heyecan bulunabilir. Çocuk o kişiyi seviyor, onunla vakit geçirmekten hoşlanıyor veya o ortamda daha fazla uyarılıyor olabilir.

Ancak bazı durumlarda çocuk, ilişki kurabilmek için kendisinden belirli bir davranış beklendiğini de hissedebilir.

Örneğin aile içinde sürekli komik bulunan çocuk, bazı yetişkinlerin yanında şaka yapmayı sürdürebilir. Sessiz kaldığında ilgi görmediğini düşünüyorsa dikkat çekmek için daha fazla hareket edebilir.

Bunlar her çocuk için geçerli değildir. Davranışın anlamını belirleyebilmek için çocuğun tepkileri ile çevresinden aldığı karşılıklar arasındaki ilişkiye bakmak gerekir.

Şu sorular yardımcı olabilir:

  • Çocuk şakalaştığında yetişkinler nasıl tepki veriyor?
  • Çocuk sakin kaldığında da ilişki ve ilgi devam ediyor mu?
  • Çocuk kendi istediği gibi davranabildiğinde rahatlıyor mu?
  • Yoksa sürekli bir performans sergilemek zorunda gibi mi görünüyor?

Burada asıl mesele çocuğun eğlenmesi veya hareketli olması değildir. Çocuğun ilişki kurabilmek için belirli bir karakteri oynamak zorunda hissedip hissetmediğidir.


Kohut: Çocuk Kendini Nasıl Gördüğümüzü Fark Ediyor Olabilir

Heinz Kohut'un kendilik psikolojisi, kişinin kendilik değerinin gelişimi ve anlaşılma, görülme ihtiyacı açısından önemli bir çerçeve sunar.

Çocuklar yetişkinlerin kendilerine nasıl karşılık verdiğini gözlemler. Bir davranışlarının gülümsemeyle karşılandığını, bir başkasının eleştirildiğini veya belirli özelliklerinin daha çok takdir edildiğini fark edebilirler.

Örneğin çocuk çok başarılı olduğunda büyük ilgi görüyor, hata yaptığında ise sert tepkilerle karşılaşıyorsa zaman içinde başarısını göstermeye daha fazla önem verebilir. Başka bir ortamda ise hata yapmaktan çekindiği için daha sessiz kalabilir.

Benzer biçimde, sürekli “Ne kadar uslusun!” denilen bir çocuk, yetişkinlerin yanında itiraz etmemeye çalışabilir. “Ne kadar komiksin!” denilen başka bir çocuk ise her ortamda insanları güldürmeye yönelebilir.

Bu örnekler her zaman sorunlu bir örüntü anlamına gelmez. Çocuğun olumlu geri bildirimlerden etkilenmesi doğaldır. Ancak çocuğun kendisini yalnızca belirli davranışları sergilediğinde değerli hissedip hissetmediği üzerinde düşünmek önemlidir.

Çünkü çocuk zamanla şu tür bir inanç geliştirebilir:

“İnsanların beni sevmesi için böyle davranmalıyım.”

Bu düşünce her zaman açıkça ifade edilmez. Bazen çocuğun belirli kişilerin yanında aşırı uyumlu olması, sürekli şaka yapması veya hata yapmaktan kaçınması şeklinde görülebilir.

Burada ebeveynin yapabileceği önemli şeylerden biri, çocuğa yalnızca başarılı, uslu, komik veya uyumlu olduğu zamanlarda değil; duygularını ifade ettiği, zorlandığı ve hata yaptığı zamanlarda da değerli olduğunu hissettirmektir.


Bion: Çocuk Farklı Duygularını Her Ortamda Aynı Şekilde İfade Edemeyebilir

Wilfred Bion'un düşüncelerinde duygusal deneyimlerin işlenmesi ve düşünceye dönüştürülmesi önemli bir yer tutar.

Çocuklar bazen ne hissettiklerini anlayabilir ancak bunu ifade edecek kelimeleri bulamayabilirler. Bazen de duygu o kadar yoğun olur ki çocuk ne yaşadığını açıklayamadan davranış göstermeye başlayabilir.

Aynı çocuk bir yetişkinin yanında ağlayabilirken başka birinin yanında susabilir. Bir ortamda korktuğunu söyleyebilirken başka bir ortamda öfkeyle tepki verebilir.

Bu farklılık, çocuğun duygusunun mutlaka değiştiği anlamına gelmez. Duyguyu ifade etme biçimi değişmiş olabilir.

Örneğin çocuğun yaşadığı bir hayal kırıklığını bir yetişkin sabırla dinlerken başka biri hemen susturmaya çalışıyorsa çocuk zamanla bu iki kişiyle farklı biçimlerde iletişim kurabilir.

Birinin yanında duygusunu anlatmaya devam ederken diğerinin yanında konuyu kapatabilir.

Bu nedenle yetişkinin çocuğun duygusunu karşılayış biçimi önemlidir. Çocuğun her davranışını onaylamak gerekmez; ancak duygusunun anlaşılabileceğini bilmesi, kendisini ifade etmesini kolaylaştırabilir.


Melanie Klein: Aynı İnsana Hem Yakınlık Hem Öfke Duyabiliriz

Melanie Klein'ın nesne ilişkileri yaklaşımı, sevgi ve öfke gibi farklı duyguların aynı ilişki içinde birlikte bulunabilmesi üzerine düşünmemize yardımcı olur.

Çocuk bir yetişkini çok seviyor olabilir. Fakat aynı yetişkinin koyduğu sınırdan hoşlanmayabilir. O kişiye yakınlık duyarken ona kızabilir, kırılabilir veya bir süre uzak durmak isteyebilir.

Bu durum çocuğun tutarsız veya samimiyetsiz olduğu anlamına gelmez.

Çocukların ilişkilerinde farklı duyguları bir arada taşımayı öğrenmesi gelişimsel sürecin bir parçasıdır.

Aynı çocuk annesinin yanında rahatça itiraz edebilirken dedesinin yanında sessiz kalabilir. Öğretmenine kızdığı hâlde onun onayını isteyebilir. Bir akrabasına yaklaşmak isteyip aynı zamanda onun şakalarından rahatsız olabilir.

Burada önemli olan çocuğun herkese aynı duyguyu hissetmesini beklemek değildir. İnsan ilişkilerinin karmaşık olduğunu ve farklı duyguların bir arada bulunabileceğini kabul etmektir.

Ancak çocuk bir kişinin yanında sürekli donakalıyor, korkuyor veya kendisini ifade edemiyorsa bu davranışı yalnızca mizacıyla açıklamamak gerekir. Çocuğun deneyimi, ilişki içindeki güç dengesi ve karşı tarafın davranışları da dikkatle değerlendirilmelidir.


Erikson: Çocuk Kendi Benliğini İlişkiler İçinde Geliştirir

Erik Erikson'un psikososyal gelişim kuramı, çocuğun gelişiminin farklı dönemlerinde özerklik, girişim, yeterlilik ve kimlik gibi meselelerle karşılaştığını vurgular.

Çocuk büyürken yalnızca yeni beceriler kazanmaz. Aynı zamanda kendisini nasıl bir insan olarak deneyimlediğini de geliştirir.

“Ben ne istiyorum?”

“Neyi yapabilirim?”

“Ne zaman hayır diyebilirim?”

“Bir hata yaptığımda ne olur?”

“Başkalarının yanında kendim olabilir miyim?”

Bu sorular çocuğun gelişiminde farklı biçimlerde ortaya çıkabilir.

Çocukların yetişkinlerin tepkilerinden etkilenmesi doğaldır. Fakat her ortamda başkalarının beklentilerine göre davranmak zorunda hisseden çocuk, kendi tercihlerini fark etmekte zorlanabilir.

Bu nedenle çocuğun farklı ortamlarda nasıl davrandığını gözlemlerken yalnızca uyumlu olup olmadığına bakmamak gerekir. Kendi düşüncelerini, tercihlerini ve duygularını ifade edebilmesine de dikkat edilmelidir.

Çocuğun gelişimi yalnızca kurallara uyum sağlamak değil, kendi benliğini de tanımayı öğrenmektir.


Çocuğun Birinin Yanında Değişmesi Bize O Kişi Hakkında Ne Söyler?

Çocuğun belirli bir kişinin yanında farklı davranması, o ilişkinin araştırılması için bir ipucu olabilir. Ancak tek başına o kişinin iyi, kötü, güvenilir veya güvensiz olduğunu kanıtlamaz.

Çocuk bir yetişkinin yanında sessizleşebilir; çünkü o kişiye alışık değildir. Daha hareketli olabilir; çünkü onunla oyun oynamaktan hoşlanıyordur. Bazı yetişkinlerle iletişim kurmaktan kaçınabilir; çünkü soru sorulmasından veya fiziksel yakınlıktan hoşlanmıyordur.

Öte yandan çocuğun belirli bir kişinin yanında sürekli korkması, kendisini saklaması, donakalması, açıklayamadığı biçimde uzak durması veya o kişiyle karşılaşmamak için yoğun tepki göstermesi de göz ardı edilmemelidir.

Bu davranışlar tek başına kötü muamele veya istismar kanıtı değildir. Ancak çocuğun rahatlığını, sınırlarını ve güvenliğini değerlendirmek için dikkat gerektiren işaretler olabilir.

Çocuğa baskı kurmadan, yönlendirici olmayan sorular sorulabilir:

“Onun yanındayken nasıl hissediyorsun?”

“Seninle nasıl konuşmasını istersin?”

“Bir şeyden rahatsız olduğunda ne yapabiliyorsun?”

Çocuk bir şey anlatırsa onu dikkatle dinlemek, sözlerini küçümsememek ve hemen bir sonuca varmamak önemlidir. Güvenlik konusunda somut bir endişe varsa çocuğu tekrar tekrar sorgulamak yerine uygun uzmanlardan yardım almak gerekir.


Ebeveynler Ne Yapabilir?

1. Çocuğunuzun davranışını hemen etiketlemeyin

“Sen zaten onun yanında çok şımarıyorsun.”

“Bu kişinin yanında neden bu kadar sessizsin?”

“Senin gerçek hâlin hangisi?”

gibi cümleler çocuğu kendisini açıklamak zorunda bırakabilir.

Bunun yerine davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını gözlemleyebilirsiniz.

2. Farklı davranışların arkasındaki duyguyu merak edin

Çocuğunuz bir kişinin yanında sessizleştiğinde,

“Orada konuşmak istemedin galiba.”

veya

“Biraz alışmak için zamana ihtiyacın olabilir.”

gibi ifadeler kullanabilirsiniz.

Amaç çocuğun hissettiği şeyi onun yerine belirlemek değil, kendi deneyimini anlatabilmesine alan açmaktır.

3. Çocuğunuzu başkalarının yanında konuşmaya veya yakınlık kurmaya zorlamayın

Çocuğun her yetişkinle konuşması, sarılması veya öpmesi gerekmez. Selamlaşma ve nezaket becerileri öğretilebilir; ancak çocuğun bedensel sınırları da gözetilmelidir.

“Git sarıl, ayıp oluyor.” demek yerine başka bir selamlaşma seçeneği sunabilirsiniz.

4. Yalnızca uyumlu davrandığında ilgi göstermeyin

Çocuğun uslu, başarılı veya neşeli olduğu zamanlarda onu takdir etmek doğaldır. Ancak üzgün, kızgın veya kararsız olduğunda da ilişki içinde kalabilmek önemlidir.

Çocuk, bütün duygularını ifade ettiğinde yetişkinin sevgisini kaybetmeyeceğini deneyimlemelidir.

5. Çocuğun anlattıklarını dikkatle dinleyin

“Onun yanında neden öyle davrandın?” diye sorgulamak yerine,

“Orada senin için nasıl bir şeydi?”

diye sorabilirsiniz.

Çocuğun cevabını hemen düzeltmeden dinlemek, onun kendi deneyimini anlamlandırmasına yardımcı olabilir.

6. Sınırları ve güvenliği birlikte öğretin

Çocuklardan yetişkinlerin her isteğini yerine getirmelerini beklemek doğru değildir. İstemediği fiziksel temasa hayır diyebileceğini, rahatsız olduğu bir durumdan uzaklaşabileceğini ve güvendiği bir yetişkinden yardım isteyebileceğini bilmesi önemlidir.

7. Davranış değişikliğinin ne zaman başladığına bakın

Çocuğunuz belirli bir kişiyle tanıştıktan, okula başladıktan, taşındıktan veya ailede bir değişiklik yaşandıktan sonra farklı davranmaya başladıysa bu zamanlamayı dikkate alın.

Bu, değişimin kesin nedenini göstermez; ancak hangi koşulların etkili olabileceğini anlamanıza yardımcı olabilir.


Varoluşçu Yaklaşım Açısından: Çocuğun Kendisi Olabilmesine Alan Açmak

Varoluşçu yaklaşım, insanın kendi seçimleri, sınırları ve başkalarıyla ilişkisi içinde kendisini tanımasını önemser.

Çocuklukta bunun küçük örneklerini görürüz.

Çocuk bir ortamda ne söyleyeceğine karar verir. Bir oyuna katılmak isteyip istemediğini fark eder. Bir yetişkinin yanında rahatsızlık hissettiğinde bunu ifade etmeyi öğrenir. Kimi zaman başkalarının beklentileriyle kendi istekleri arasında kalır.

Bu süreçte çocuğun öğrenmesi gereken şey, her ortamda aynı şekilde davranmak değildir. Farklı ilişkiler içinde kendi ihtiyaçlarını da fark edebilmesidir.

Çocuk büyürken başkalarına uyum sağlamayı öğrenir. Ancak bu uyumun içinde kendi düşüncelerini, duygularını ve sınırlarını tamamen kaybetmemesi de önemlidir.

Bunun için çocuğa yalnızca “Nasıl davranmalısın?” sorusunu yöneltmek değil, bazen şu soruları da sormak gerekir:

“Sen orada nasıl hissettin?”

“Sen ne yapmak istedin?”

“Bir şeyden rahatsız olduğunda bunu söyleyebildin mi?”

“Bir dahaki sefere ne yapmak istersin?”

Bu sorular çocuğun kendi deneyimini fark etmesine ve zamanla kendisini daha iyi tanımasına yardımcı olabilir.


Sonuç: Çocuk Farklı İnsanların Yanında Farklı Davranabilir; Önemli Olan Bunun Nasıl Bir Deneyim Olduğudur

Çocukların farklı insanların yanında farklı davranması çoğu zaman sosyal gelişimin doğal bir parçasıdır. Her ilişki aynı değildir; çocuklar da tanıdıklık, beklentiler, kurallar ve yaşadıkları duygular doğrultusunda farklı tepkiler gösterebilir.

Ancak davranışın sürekli korku, aşırı uyum, kendini ifade edememe veya belirli bir kişiden kaçınma biçiminde ortaya çıkması durumunda bu örüntüyü daha yakından anlamak önemlidir.

Bir çocuğun bazı insanların yanında sakin, bazılarının yanında hareketli olması tek başına sorun değildir. Daha önemli olan, çocuğun farklı ortamlarda kendisini ne ölçüde güvende hissettiği, kendi ihtiyaçlarını ifade edip edemediği ve gerektiğinde destek bulabileceğini bilmesidir.

Çünkü çocuklardan her ortamda aynı davranışı göstermelerini beklemek, onların ilişkisel dünyalarının karmaşıklığını gözden kaçırabilir.

Amaç, çocuğun herkesin yanında aynı olması değil; farklı insanların yanında da duygularını tanıyabilmesi, sınırlarını koruyabilmesi ve kendisi olabilmesidir.


Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?

Çocuğun farklı kişilerin yanında farklı davranması tek başına bir psikolojik sorun olduğu anlamına gelmez. Ancak belirli ortamlarda yoğun korku, sürekli geri çekilme, kendini ifade edememe, belirgin davranış değişiklikleri veya günlük yaşamı etkileyen güçlükler görülüyorsa çocuğun deneyimini daha yakından değerlendirmek yararlı olabilir.

Özellikle davranış değişikliği aniden başladıysa, belirli bir kişiyle karşılaşma sırasında yoğun sıkıntı yaşanıyorsa veya çocuk bir ortamda kendisini güvende hissetmediğini ifade ediyorsa bu durum ciddiyetle ele alınmalıdır. Tek bir davranıştan kesin bir sonuca varmak yerine çocuğun anlattıkları, davranışın ortaya çıktığı koşullar ve genel duygusal durumu birlikte değerlendirilmelidir.

Samsun Atakum'da yüz yüze çocuk psikoloğu desteği ve Türkiye ile yurt dışından online psikolojik destek hakkında bilgi almak ve randevu almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.

Yorumlar

Henüz onaylanmış yorum yok.

Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.

Google ile Giriş Yap