Çocuklar Neden Bazen Kendilerine Söylenenleri Duymamış Gibi Davranırlar?
Çocuğunuza birkaç kez seslendiğiniz hâlde neden cevap alamazsınız? Odasında oyun oynarken, televizyon izlerken veya bir şeylerle ilgilenirken söylediklerinizi neden duymamış gibi davranır? Bazen aynı şeyi defalarca söylemenize rağmen neden tepki vermez? Üstelik biraz önce kendi istediği bir şeyi söylediğinizde sizi oldukça dikkatli dinleyen çocuk, konu sizin isteğinize geldiğinde neden sessiz kalmayı tercih eder?
Ebeveynlerin günlük yaşamda sık karşılaştığı bu durum, çoğu zaman çocukların söz dinlememesi veya ebeveynlerini önemsememesi şeklinde yorumlanabilir. Çocuk defalarca çağrılmasına rağmen gelmiyorsa, kendisine verilen bir görevi yerine getirmiyorsa ya da bir soruya cevap vermiyorsa yetişkinler bunu bilinçli bir karşı çıkış olarak değerlendirebilir.
Oysa bir çocuğun kendisine söylenenleri duymamış gibi davranmasının arkasında birbirinden farklı nedenler bulunabilir. Bazen dikkatini sürdürdüğü etkinlikten başka bir şeye yönlendirmekte zorlanır. Bazen ne yapması gerektiğini anlamlandırmak için zamana ihtiyaç duyar. Bazı durumlarda ise kendisine yöneltilen isteğe karşı kendi tercihlerini korumaya çalışır.
Çocuğun sessiz kalması, her zaman iletişim kurmak istemediği anlamına gelmez. Bazen nasıl karşılık vereceğini bilemiyor, bazen o anda başka bir şeye odaklanıyor, bazen de kendisine söylenenin ne anlama geldiğini henüz tam olarak kavrayamıyor olabilir.
Bu nedenle önemli olan yalnızca çocuğun neden cevap vermediğini anlamak değildir. Aynı zamanda hangi durumlarda duymazdan geldiğini, kiminle iletişim kurarken bu davranışı gösterdiğini ve kendisine seslenildiğinde içinde nasıl bir deneyim yaşadığını da değerlendirmektir.
Çünkü bazen bir çocuğun sessizliği, yetişkinin düşündüğünden çok daha farklı bir şey anlatıyor olabilir.
1. Çocuk Gerçekten Duymuyor mu, Yoksa Dikkatini Başka Yöne mi Veriyor?
Çocukların kendilerine söylenenleri duymamış gibi davranmalarının en yaygın açıklamalarından biri dikkatlerini bir etkinlikten başka bir etkinliğe yönlendirmekte zorlanmalarıdır.
Bir çocuk oyuncaklarıyla yoğun biçimde ilgilenirken, resim yaparken veya ekranda bir şey izlerken çevresindeki seslere verdiği dikkat azalabilir. Ebeveyninin sesini fiziksel olarak duymuş olsa bile söylenenleri anlamlandırmak ve ardından harekete geçmek için ihtiyaç duyduğu dikkati o anda başka bir etkinliğe yönelmiş olabilir.
Örneğin annesi çocuğuna odasını toplamasını söylediğinde çocuk oyununa devam edebilir. Birkaç dakika sonra aynı şey tekrar söylendiğinde de herhangi bir tepki vermeyebilir. Ebeveyn bu durumu isteksizlik veya umursamazlık olarak yorumlarken çocuk, o anki etkinliğinden ayrılıp yeni bir göreve geçmekte zorlanıyor olabilir.
Burada dikkat ile işitsel algı arasındaki farkı da göz önünde bulundurmak gerekir. Bir çocuk sesleri duyabilir ancak bunlara yeterli dikkat yöneltemeyebilir. Benzer biçimde duyduğu sözcükleri işleyip ne yapması gerektiğini anlamlandırması da zaman alabilir.
Çocuğun dikkatini başka bir etkinliğe vermesi, her durumda bir sorun olduğu anlamına gelmez. Özellikle küçük yaşlarda dikkatini yönlendirme, bir etkinlikten diğerine geçme ve verilen talimatları takip etme becerileri gelişmeye devam eder.
Yetişkinler bazen çocukların dikkat becerilerini kendi dikkat süreçleriyle karşılaştırabilir. Bir şey söylenildiğinde hemen bırakıp başka bir işe geçmelerini bekleyebilirler. Ancak çocuklar için bu geçiş her zaman kolay olmayabilir.
Dolayısıyla bir çocuğun cevap vermemesi durumunda ilk olarak şu soruyu sormak yararlı olabilir: Çocuğum beni gerçekten görmezden mi geliyor, yoksa dikkatini bulunduğu etkinlikten ayırmakta mı zorlanıyor?
2. Bir Etkinliği Bırakmak Çocuk İçin Neden Bu Kadar Zor Olabilir?
Çocuklar bazen kendilerine söylenenleri duymamış gibi davranırlar çünkü yapmakta oldukları şeyi bırakmak istemezler.
Bir çocuk oyun kurduğunda, hikâye oluşturduğunda veya hayal gücünü kullandığı bir etkinliğin içinde bulunduğunda kendi dünyasını geliştirmektedir. Yetişkinin dışarıdan yönelttiği bir istek, bu dünyanın aniden kesintiye uğraması anlamına gelebilir.
Örneğin oyuncaklarıyla uzun süredir oynayan bir çocuğa yemek yemesi söylendiğinde ebeveyn için sıradan bir geçiş olan bu durum, çocuk açısından devam eden bir etkinliğin yarıda kesilmesidir.
Çocuk oyununun henüz bitmediğini düşünebilir. Kurduğu hikâyenin tamamlanmasını isteyebilir veya tam o sırada kendisi için önemli olan bir şeyle ilgileniyor olabilir.
Burada çocuğun davranışını yalnızca inatçılık üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Çünkü bir etkinliğin sona ermesini kabul etmek, yalnızca oyuncağı bırakmak değildir. Aynı zamanda mevcut ilgiden ayrılmayı ve başka bir etkinliğe yönelmeyi gerektirir.
Çocuğun bu geçişi daha kolay yapabilmesi için önceden bilgilendirilmesi yardımcı olabilir.
Örneğin doğrudan “Hemen gel, yemeğini ye.” demek yerine “Oyununun bitmesine beş dakika kaldı, ardından yemek yiyeceğiz.” demek çocuğun kendisini hazırlamasına fırsat tanır.
Elbette her durumda çocuğun etkinliğini tamamlaması mümkün olmayabilir. Ancak geçişin önceden haber verilmesi, çocuğun ani bir kesintiyle karşılaşmasını azaltabilir.
Önemli olan çocuğun her istediği etkinliği istediği kadar sürdürmesi değil, etkinlik değiştirmeyi zaman içinde öğrenirken yetişkinin rehberliğinden yararlanabilmesidir.
3. Psikodinamik Açıdan Sessizlik: Çocuk Bazen Ne Söylemek İstediğini Davranışıyla mı Gösterir?
Psikodinamik yaklaşım, davranışları yalnızca dışarıdan gözlemlenen tepkiler olarak değerlendirmez. Davranışın ortaya çıktığı ilişkisel ortamı, çocuğun duygularını ve ifade etmekte zorlandığı ihtiyaçlarını da anlamaya çalışır.
Bir çocuğun kendisine seslenildiğinde cevap vermemesi, her zaman bilinçli bir karşı çıkış değildir. Ancak bazı durumlarda sessizlik, çocuğun yetişkinle kurduğu ilişkinin bir parçası olarak da değerlendirilebilir.
Örneğin sürekli emir alan, ne yapacağına çoğunlukla başkaları tarafından karar verilen veya isteklerini ifade etmesine yeterince alan tanınmayan bir çocuk, kendi tercihlerini farklı biçimlerde ortaya koymaya çalışabilir.
Bazı çocuklar açıkça itiraz ederken bazıları sessiz kalmayı tercih edebilir. Kendisine söylenenleri duymamış gibi davranmak, o an için yetişkinin yönlendirmesine karşı gösterebildiği dolaylı bir tepki olabilir.
Ancak bu davranışın mutlaka bilinçdışı bir mesaj taşıdığını düşünmek doğru değildir. Çocuk gerçekten dikkatini başka bir şeye vermiş olabilir. Bazen de yorgunluk, isteksizlik veya duygusal zorlanma nedeniyle cevap vermeyebilir.
Burada psikodinamik açıdan önemli olan, davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını anlamaktır.
Çocuk yalnızca kendisine emir verildiğinde mi sessiz kalıyor? Kendisinden bir şey istendiğinde mi cevap vermiyor? Bir hata yaptığında veya eleştirildiğinde mi iletişimden uzaklaşıyor? Yoksa farklı ortamlarda ve farklı insanlarla da benzer biçimde mi davranıyor?
Bu sorular çocuğun davranışını daha geniş bir bağlamda değerlendirmemize yardımcı olur.
Bazen çocuk, kendisine yöneltilen isteğe karşı çıkmak istemektedir ancak bunu açıkça ifade edebilecek becerilere henüz sahip değildir. Böyle bir durumda sessizlik, çocuğun söyleyemediği bir itirazın davranışsal karşılığı olabilir.
Çocuğun davranışını anlamak, ona her istediğini yaptırmak anlamına gelmez. Ancak sessizliğin arkasındaki olası duyguyu fark etmek, ebeveynin aynı çatışmayı tekrar tekrar yaşamasının önüne geçebilir.
4. Çocuk Kendi İradesini Ortaya Koymaya Çalışıyor Olabilir mi?
Çocuk gelişiminin önemli yönlerinden biri, bireyselleşme ve özerklik duygusunun gelişmesidir.
Çocuk büyüdükçe kendi tercihlerini fark etmeye, karar vermek istemeye ve çevresi üzerinde belirli bir etkisi olduğunu deneyimlemeye başlar. Bu süreçte yetişkinlerin yönlendirmelerine zaman zaman karşı çıkabilir.
Margaret Mahler'in ayrışma-bireyleşme yaklaşımı, çocuğun bakım veren kişiyle kurduğu yakın ilişki içerisinde giderek kendisine ait bir benlik ve bağımsızlık duygusu geliştirmesini anlamaya yardımcı olur.
Bu açıdan değerlendirildiğinde çocuğun her isteğe hemen karşılık vermemesi, bazı durumlarda kendi iradesini deneyimleme çabasının bir parçası olabilir.
Örneğin ebeveyn “Şimdi odana git.” dediğinde çocuk gitmek istemeyebilir. Buradaki mesele yalnızca odasına gitmek olmayabilir. Çocuk o anda başka bir şey yapmak istiyor veya kararın kendisinin de söz sahibi olduğu bir biçimde verilmesini arzuluyor olabilir.
Özellikle çocukluk döneminde kendi kararlarını verme isteği ile yetişkinlerin koyduğu sınırlar arasında zaman zaman çatışmalar yaşanması doğaldır.
Ancak çocuğun özerklik geliştirmesi, bütün kararları kendisinin vermesi gerektiği anlamına gelmez. Güvenlik, sağlık ve gelişimsel ihtiyaçlar söz konusu olduğunda yetişkinlerin yönlendirmesine ihtiyaç duyar.
Burada ebeveynin yaklaşımı belirleyicidir. Her davranışı bir itaatsizlik olarak yorumlamak, çocukla yetişkin arasında gereksiz güç mücadeleleri yaratabilir.
Örneğin çocuğa yalnızca ne yapması gerektiğini söylemek yerine uygun durumlarda seçenek sunulabilir:
“Önce oyuncaklarını mı toplayacaksın, yoksa kitaplarını mı yerine koymak istersin?”
Böylece yapılması gereken sorumluluk ortadan kalkmaz; ancak çocuk bu süreçte kendi kararını verebileceği bir alan bulur.
Çocuğun kendisine ait bir irade geliştirmesi, ebeveynin otoritesini kaybetmesi değildir. Sağlıklı gelişim, çocuğun kendi tercihlerini ifade edebildiği ve gerekli sınırları da öğrenebildiği bir ilişki ortamında desteklenir.
5. Her Çocuğun Duygularını İfade Etme Biçimi Aynı Değildir
Çocuklar yaşadıkları duyguları her zaman sözcüklerle ifade edemezler. Özellikle yoğun öfke, korku, üzüntü veya hayal kırıklığı yaşadıklarında kendilerini anlatmakta zorlanabilirler.
Bazen bir çocuk, kendisine seslenildiğinde cevap vermeyerek o anki duygusal durumunu dışarıya yansıtabilir. Üzüldüğünde içine kapanabilir, öfkelendiğinde konuşmayı reddedebilir veya istemediği bir durumla karşılaştığında sessizleşebilir.
Örneğin ebeveyni arkadaşlarıyla oyun oynadığı için eve dönmesini istediğinde çocuk yalnızca oyuna devam etmek istemiyor olabilir. Aynı zamanda oyunun sona ermesine, arkadaşlarından ayrılmaya veya kendi isteğinin dikkate alınmadığını düşünmeye üzülmüş olabilir.
Ebeveyn ise çocuğun neden cevap vermediğini anlayamadığında sesini yükseltebilir. Çocuk daha fazla geri çekilebilir ve iki taraf arasında iletişim giderek zorlaşabilir.
Burada çocuğun sessizliğini hemen saygısızlık veya umursamazlık olarak değerlendirmek yerine, o sırada hangi duyguyu yaşadığını anlamaya çalışmak önemlidir.
Lev Vygotsky'nin gelişim yaklaşımı, çocuğun düşünme ve öz düzenleme becerilerinin sosyal etkileşimler aracılığıyla geliştiğini anlamak açısından önem taşır. Çocuklar başlangıçta duygularını ve davranışlarını düzenlerken yetişkinlerin desteğine ihtiyaç duyar. Zamanla bu becerileri daha bağımsız biçimde kullanmayı öğrenirler.
Bu nedenle çocuğa yalnızca ne yapması gerektiğini söylemek değil, o davranışı gerçekleştirebilmesi için ihtiyaç duyduğu desteği sunmak da önemlidir.
Bazen “Beni duymuyor musun?” diye sormak yerine “Şu anda oyuna devam etmek istiyorsun, bunu anlıyorum. Ancak artık hazırlanma zamanımız geldi.” demek iletişimi kolaylaştırabilir.
Çocuk böylece hem isteğinin fark edildiğini hem de günlük yaşamın sınırlarının devam ettiğini deneyimler.
6. Varoluşçu Açıdan Çocuk: Kendi İsteği ile Yetişkinin Beklentisi Arasında
Varoluşçu yaklaşım insanın kendi istekleri, seçimleri ve sorumluluklarıyla kurduğu ilişkiyi anlamaya çalışır. Bu yaklaşım çocukların gelişimini değerlendirirken de çocuğu yalnızca yetişkinlerin yönlendirmelerine tepki veren bir birey olarak görmememizi sağlar.
Çocuğun kendisine ait istekleri, merakları ve tercihleri vardır. Ancak bu istekler her zaman yetişkinlerin beklentileriyle örtüşmez.
Bir çocuk oyun oynamak isterken ebeveyni odasını toplamasını isteyebilir. Bir çocuk dışarı çıkmak isterken yetişkin evde kalmaları gerektiğini söyleyebilir. Başka bir çocuk ise o an hiçbir şey yapmak istemezken kendisinden bir görev beklenebilir.
Bu durumlarda çocuk, kendi isteğiyle dış dünyanın talepleri arasında bir karşılaşma yaşar.
Yetişkinler açısından bu karşılaşma çoğu zaman basit bir sorumluluk meselesidir. Ancak çocuk için kendi tercihinin ne ölçüde dikkate alındığı da önem taşıyabilir.
Çocuğun her isteğinin yerine getirilmesi mümkün değildir. Fakat kendi düşüncelerini ifade edebilmesi, uygun alanlarda seçim yapabilmesi ve bazen istemediğini söyleyebilmesi gelişiminin önemli bir parçasıdır.
Çocuğun sessiz kalması bazen istemediği bir şeyi ifade etmenin yolu olabilir. Bazen de karşı çıkmaya cesaret edemediği için iletişimden uzaklaşabilir.
Bu nedenle ebeveynin çocuğun yalnızca davranışını değil, kendi isteğini nasıl ifade ettiğini de gözlemlemesi gerekir.
Çocuğun birey olma süreci, yetişkinlerin bütün beklentilerine karşı çıkmasıyla değil, kendi ihtiyaçlarını fark ederken başkalarının sınırlarını da öğrenmesiyle gelişir.
7. Ebeveynler Çocuklarının Kendilerine Söylenenleri Duymazdan Geldiği Durumlarda Ne Yapabilir?
Çocukla iletişim kurarken amaç yalnızca söylenenin yerine getirilmesini sağlamak olmamalıdır. Aynı zamanda çocuğun kendisine yöneltilen isteği anlayabilmesi, dikkatini verebilmesi ve gerektiğinde kendi düşüncesini ifade edebilmesi de önemlidir.
Önce çocuğun dikkatini çekin.
Başka bir odadan sürekli seslenmek yerine çocuğun bulunduğu yere yaklaşmak ve sakin bir şekilde iletişim kurmak daha etkili olabilir. Çocuğun ne yaptığına kısa süre dikkat vermek, ardından isteğinizi ifade etmek iletişimi kolaylaştırabilir.
Tek seferde açık ve anlaşılır bir istek belirtin.
“Artık odanı toplamalı, dişlerini fırçalamalı ve yatmaya hazırlanmalısın.” gibi birden fazla talimat vermek yerine, çocuğun yaşına uygun olarak adımları sırayla belirtmek daha yararlı olabilir.
Çocuğa yanıt vermesi için zaman tanıyın.
Bazı çocukların duyduklarını anlamlandırıp karşılık vermesi biraz zaman alabilir. Aynı isteği peş peşe tekrarlamak yerine kısa bir süre beklemek önemlidir.
Çocuğun yaptığı etkinliği dikkate alın.
Çocuk oyun oynarken veya bir etkinlikle ilgilenirken aniden yönlendirilmek istemeyebilir. Mümkün olduğunda önceden haber vermek ve geçiş için zaman tanımak çatışmayı azaltabilir.
Çocuğun duygusunu fark edin.
“Şu anda oyunu bırakmak istemediğini görüyorum.” veya “Bunun seni kızdırdığını anlıyorum.” gibi ifadeler, çocuğun yaşadığı duygunun fark edildiğini gösterir. Ancak duygusunun anlaşılması, gerekli sınırın ortadan kalkması anlamına gelmez.
Her sessizliği kişisel bir karşı çıkış olarak yorumlamayın.
Çocuk her zaman ebeveynine tepki göstermek için sessiz kalmaz. Bazen dikkatini başka bir şeye vermiştir, bazen yorgundur, bazen de ne yapacağını bilemiyordur. Davranışın hangi koşullarda ortaya çıktığını anlamaya çalışmak önemlidir.
Çocuğun kendi düşüncelerini ifade etmesine fırsat verin.
Çocuğa yalnızca talimat vermek yerine zaman zaman ne düşündüğünü ve ne istediğini de sorun. “Şu anda neden gelmek istemiyorsun?” veya “Biraz daha oynamak mı istiyorsun?” gibi sorular iletişimi karşılıklı hâle getirebilir.
8. Çocuğun Sürekli Tepkisiz Kalması Ne Zaman Önemsenmelidir?
Çocukların zaman zaman kendilerine seslenildiğinde cevap vermemeleri tek başına bir gelişimsel veya psikolojik soruna işaret etmez. Ancak bu davranışın sıklığı, farklı ortamlarda görülüp görülmediği ve çocuğun günlük yaşamını nasıl etkilediği önemlidir.
Çocuk ismine sık sık tepki vermiyorsa, özellikle gürültülü ortamlarda söylenenleri anlamakta zorlanıyorsa, konuşulanları tekrar ettirme ihtiyacı duyuyorsa veya dil gelişimiyle ilgili başka güçlükler de gözleniyorsa işitme açısından değerlendirme düşünülmelidir.
Benzer biçimde çocuk farklı ortamlarda dikkatini sürdürmekte, verilen yönergeleri takip etmekte veya etkinlikler arasında geçiş yapmakta belirgin güçlük yaşıyorsa gelişimsel ve dikkatle ilişkili etkenler de değerlendirilmelidir. Bu davranışlardan yalnızca birine bakarak dikkat eksikliği veya başka bir tanı koymak doğru değildir.
Bazen çocuğun sessizliği duygusal zorlanmalarla da ilişkili olabilir. Yoğun stres, aile içindeki değişiklikler, okul yaşantıları veya ilişkisel güçlükler çocuğun iletişim biçimini etkileyebilir.
Bu nedenle davranışın nedenini anlamak için yalnızca ebeveynin talebine karşılık verip vermediğine değil, çocuğun genel gelişimine, işitmesine, dikkat becerilerine, duygusal durumuna ve çevresiyle kurduğu ilişkilere birlikte bakmak gerekir.
Güçlük sürekli hâle geliyorsa veya çocuğun günlük yaşamını etkiliyorsa çocuk gelişimi ve ruh sağlığı alanında çalışan bir uzmandan değerlendirme almak yararlı olabilir.
Sonuç: Bazen Çocukların Sessizliğini Değil, Anlatamadıklarını Duymaya İhtiyacımız Vardır
Çocuklar bazen kendilerine söylenenleri duymamış gibi davranırlar. Bunun arkasında dikkatlerini başka bir etkinliğe vermeleri, yaptıkları işi bırakmak istememeleri, kendi tercihlerini korumaya çalışmaları veya yaşadıkları bir duyguyu ifade etmekte zorlanmaları bulunabilir.
Bu davranışı her zaman söz dinlememek veya ebeveyni önemsememek olarak değerlendirmek, çocuğun içinde bulunduğu gelişimsel ve duygusal koşulları gözden kaçırmamıza neden olabilir.
Psikodinamik açıdan çocuğun sessizliği, bazı durumlarda ilişkisel deneyimlerinin ve ifade edilmemiş duygularının anlaşılması için bir ipucu olabilir. Gelişimsel açıdan ise dikkatini yönlendirme, yönergeyi anlama ve davranışlarını düzenleme becerilerinin henüz gelişmekte olduğu unutulmamalıdır.
Varoluşçu açıdan çocuk, yalnızca yetişkinlerin beklentilerini yerine getirmesi gereken bir birey değildir. Kendi istekleri, tercihleri ve dünyayı anlamlandırma biçimi bulunan bir öznedir.
Ebeveynin görevi çocuğun her isteğini yerine getirmek veya bütün davranışlarını onaylamak değildir. Ancak çocuğun kendi düşüncelerini ifade edebileceği, duygularının fark edildiği ve sınırların tutarlı biçimde korunduğu bir ilişki ortamı oluşturmak önemlidir.
Çünkü çocukla iletişim kurmak, yalnızca ona ne yapması gerektiğini söylemekten ibaret değildir. Bazen çocuğun neden cevap vermediğini, neye odaklandığını veya hangi duyguyla baş etmeye çalıştığını anlamaya ihtiyaç duyarız.
Belki de ebeveynlikte önemli olan sorulardan biri şudur: Çocuğumuzun bizi dinlemesini beklerken, biz onun anlatmaya çalıştığı şeyleri ne kadar duyabiliyoruz?
Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?
Çocuğun kendisine söylenenlere sürekli tepkisiz kalması, iletişim kurmakta zorlanması veya günlük yaşamda dikkatini yönlendirme konusunda belirgin güçlük yaşaması durumunda daha kapsamlı bir değerlendirme yararlı olabilir.
Çocukla yürütülen psikolojik destek sürecinde çocuğun gelişimsel özellikleri, duygularını ifade etme biçimi, aile içindeki iletişim örüntüleri ve ebeveynlerle kurduğu ilişki birlikte ele alınabilir. Gerekli durumlarda işitme ve gelişimsel değerlendirme için ilgili sağlık uzmanlarına yönlendirme de önemlidir.
Samsun Atakum'da çocuklara yönelik psikolojik destek ve ebeveyn danışmanlığı hakkında bilgi almak için ulaşabilirsiniz. Samsun çocuk psikoloğu ve alanındaki destek seçenekleri hakkında bilgi edinmek, randevu almak için ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Çocuğum neden seslendiğimde cevap vermiyor?
Bunun farklı nedenleri olabilir. Çocuğun dikkatini başka bir etkinliğe vermesi, geçiş yapmakta zorlanması, isteğe karşı çıkması veya duygusal olarak zorlanması olası açıklamalar arasındadır. Davranışın hangi durumlarda ortaya çıktığını gözlemlemek önemlidir.
Çocuğun duymazdan gelmesi inatçılık mıdır?
Her zaman değil. Bazı durumlarda çocuk kendi tercihini korumaya çalışabilir. Ancak dikkat, yorgunluk, gelişimsel özellikler ve iletişim güçlükleri de değerlendirilmelidir. Her sessizliği bilinçli bir karşı çıkış olarak yorumlamak doğru değildir.
Çocuğuma sürekli seslenmek yerine ne yapmalıyım?
Çocuğun yanına yaklaşmak, dikkatini çekmek, kısa ve anlaşılır bir istek belirtmek ve yanıt vermesi için zaman tanımak yararlı olabilir. Birden fazla talimatı aynı anda vermek yerine adım adım yönlendirme tercih edilebilir.
Çocuğum yalnızca benim söylediklerimi duymamazlıktan geliyorsa ne anlama gelir?
Bu durumda ebeveyn-çocuk arasındaki iletişim biçimini incelemek yararlı olabilir. Çocuğun hangi isteklerde tepki vermediği, diğer yetişkinlerle nasıl iletişim kurduğu ve ebeveynle yaşadığı etkileşimler birlikte değerlendirilmelidir.
Çocuğun seslenildiğinde tepki vermemesi işitme sorunuyla ilişkili olabilir mi?
Evet, bazı durumlarda işitmeyle ilgili güçlükler çocuğun seslenildiğinde tepki vermemesine neden olabilir. Çocuk ismine sık sık yanıt vermiyorsa veya konuşulanları anlamakta zorlanıyorsa işitme değerlendirmesi için bir sağlık uzmanına başvurulması önemlidir.
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap