Çocuğunuz Neden Yanlış Yaptığında Hemen “Ben Değilim” Diyor? | Çocuk Psikolojisi
Bir bardak kırılıyor.
Oyuncak yere fırlatılıyor.
Duvar boyanıyor.
Kardeşi ağlıyor.
Odaya girdiğinizde ortada bir “suç” var ama çocuk hemen,
“Ben yapmadım.”
“Ben değildim.”
“Ben yapmadım ki!”
diyor.
Bazen olayı gördüğünüzden eminsinizdir. Çocuğunuzun kim olduğunu saklayamayacağı kadar açık bir durum vardır.
Yine de ilk cümle değişmez:
“Ben değildim.”
Peki neden?
Çocuk gerçekten yalan mı söylüyor?
Bizi kandırmaya mı çalışıyor?
Yoksa bu cümlenin altında hata yapmaktan daha büyük bir korku mu var?
Çünkü bir çocuğun “Ben değildim.” demesi yalnızca gerçeği inkâr etmesi anlamına gelmeyebilir.
Bazen çocuk,
“Bana kızmayın.”
“Beni kötü çocuk olarak görmeyin.”
“Bunu yaptığım için beni sevmekten vazgeçmeyin.”
“Yanlış yaptığım için utanıyorum.”
“Ne yapacağımı bilmiyorum.”
gibi henüz doğrudan ifade edemediği duyguları bu cümleyle anlatıyor olabilir.
Bu nedenle önemli olan sadece çocuğun doğruyu söyleyip söylemediği değildir.
Asıl soru biraz daha derindedir:
Çocuk hata yaptığında kendisini nasıl hissediyor?
Ve daha da önemlisi:
Çocuk için “yanlış yapmak” ne anlama geliyor?
“Ben Değilim” Bazen Hatanın Kendisine Değil, Hatanın Anlamına Verilen Bir Tepkidir
Yetişkinler bir hata yaptığında,
“Evet, bunu ben yaptım.”
demek çoğu zaman daha mümkün olabilir.
Çünkü yetişkin artık hata ile kendi benliğini birbirinden ayırmayı öğrenmiştir.
“Bir hata yaptım.”
ile
“Ben kötüyüm.”
aynı şey değildir.
Çocuk için bu ayrımı kurmak her zaman kolay değildir.
Özellikle hata karşısında yoğun biçimde eleştirilen, utandırılan veya sevgiyi başarıyla ilişkilendiren bir çocukta,
“Yanlış yaptım.”
cümlesi kolayca,
“Ben yanlış biriyim.”
duygusuna dönüşebilir.
Bu durumda çocuk gerçeği inkâr ederek yalnızca olaydan kurtulmaya çalışmıyor olabilir.
Kendisi hakkında yaşayacağı acı verici duygudan da uzaklaşmaya çalışıyor olabilir.
“Ben değildim.” bazen bu nedenle bir tür psikolojik kalkan gibi çalışabilir.
Çocuk Neden İlk Anda “Ben Değilim” Der?
Bir çocuk yanlış bir şey yaptığında yetişkinin aklına çoğu zaman ilk olarak “Yalan söylüyor.” düşüncesi gelir.
Fakat çocuğun ilk tepkisi, bilinçli bir planın sonucu olmak zorunda değildir.
Bazen çok hızlı gelişen bir savunmadır.
Çocuk davranışının fark edilmesiyle birlikte:
korkabilir,
utanabilir,
yakalanmış hissedebilir,
ebeveynin kızgınlığını öngörebilir,
ceza bekleyebilir
ve kendisini tehdit altında hissedebilir.
Böyle bir anda düşünmeden,
“Ben yapmadım.”
diyebilir.
Yani çocuk bazen önce kendisini korumaya çalışır, sonra ne olduğunu düşünür.
Bu yüzden davranışı anlamak için “Neden yalan söylüyor?” sorusundan önce,
“Çocuk bu anda neyi korumaya çalışıyor?”
sorusuna bakmak daha açıklayıcı olabilir.
Freud: Hata ile Benliği Birbirinden Ayırmak Her Zaman Kolay Değildir
Freud’un psikodinamik yaklaşımında kişinin davranışlarının yalnızca bilinçli niyetlerle açıklanamayacağı düşünülür.
Çocuğun “Ben değildim.” demesi de bazen yalnızca gerçeği değiştirme çabası değildir. Aynı zamanda suçluluk, korku ve cezalandırılma beklentisiyle baş etme biçimi olabilir.
Çocuk bir şey yaptığında içsel olarak şu tür bir çatışma yaşayabilir:
“Bunu yaptım.”
ama aynı anda,
“Bunu yaptığımı söylersem kötü biri olacağım.”
Bu iki düşünce birbiriyle çarpıştığında çocuk ikinci tarafı koruyabilir:
“Ben yapmadım.”
Buradaki inkâr, gerçeği değiştirmese de çocuğun o anki duygusal yükünü azaltabilir.
Çocuk için “Ben değildim.” demek,
“Ben kötü değilim.”
demeye yaklaşan bir psikolojik savunma hâline gelebilir.
Anna Freud: “Ben Değildim” Bir Savunma Olabilir mi?
Anna Freud’un savunma mekanizmaları üzerine çalışmaları, çocukların zorlayıcı duygular karşısında kendilerini korumak için çeşitli psikolojik savunmalar kullanabildiğini anlamak açısından önemlidir.
İnkâr bunlardan biri olabilir.
Çocuk gerçeğin farkında olsa bile onu kabul etmeyi o anda taşıyamayabilir.
Çünkü kabul etmek beraberinde başka şeyler getirir:
“Annem kızacak.”
“Babam bana kızacak.”
“Beni kötü bulacaklar.”
“Ceza alacağım.”
“Hayal kırıklığı yaratacağım.”
Böyle bir durumda çocuk gerçekliği değiştiremese bile, gerçekliğin kendisiyle arasına kısa süreli bir mesafe koyabilir.
“Ben değildim.”
Bu yüzden her “Ben değildim.” cümlesi aynı psikolojik anlamı taşımaz.
Bir çocuk planlı biçimde sorumluluktan kaçıyor olabilir.
Bir başka çocuk ise yoğun utanç karşısında refleks olarak kendisini koruyor olabilir.
Davranış aynı görünür.
Altındaki süreç farklı olabilir.
Çocuğun Asıl Korkusu Cezadan Çok “Kötü Çocuk Olmak” Olabilir
Bazı çocuklarda hata yapmanın kendisinden çok, hatanın ardından gelecek değerlendirme korkutucu olabilir.
“Sen bunu nasıl yaparsın?”
“Yine mi sen?”
“Sen zaten hep böylesin.”
“Bir şeyi de doğru yap.”
“Bunu senden beklemezdim.”
Bu tür cümleler zaman içinde çocuğun zihninde davranış ile kimliği birbirine bağlayabilir.
Çocuk artık,
“Yanlış bir davranış yaptım.”
demek yerine,
“Ben zaten yaramazım.”
diye düşünmeye başlayabilir.
Böyle olduğunda “Ben değildim.” cümlesi daha anlaşılır hâle gelir.
Çocuk bazen davranışı değil, kendisi hakkında oluşacak yargıyı reddediyordur.
Bu nedenle çocuğa yalnızca “Doğruyu söyle.” demek yeterli olmayabilir.
Çocuğun öğrenmesi gereken başka bir ayrım daha vardır:
“Yanlış bir şey yapabilirsin ama bu seni bütünüyle yanlış bir çocuk yapmaz.”
Winnicott: Çocuk Hata Yapabildiğinde İlişki Güvende Kalır mı?
Winnicott’un çocuk gelişimine ilişkin düşünceleri burada önemli bir pencere açar.
Çocuk için güvenli bir ilişkide hata yapmak, ilişkiyi kaybetmek anlamına gelmemelidir.
Çocuk bir şeyleri yanlış yapabilmeli.
Dağıtabilmeli.
Kırabilmeli.
Bazen düşünmeden davranabilmeli.
Sonra bunları onarmayı öğrenebilmelidir.
Sağlıklı gelişim, çocuğun hiç hata yapmamasıyla değil, hata yaptığında ilişkinin tamamen bozulmayacağını deneyimlemesiyle de ilgilidir.
Çocuk şu mesajı yaşayabilirse,
“Bunu yapman doğru değildi ama sen hâlâ benim çocuğumsun.”
hata ile bağ arasında bir ayrım kurabilir.
Böylece zaman içinde,
“Ben değildim.”
yerine,
“Evet, ben yaptım.”
diyebilme kapasitesi gelişebilir.
Çünkü kabul etmek artık ilişkinin kaybedilmesi anlamına gelmiyordur.
Bowlby: “Gerçeği Söylersem Bağımız Bozulur mu?”
Bağlanma kuramı açısından çocuk için bakım veren kişi yalnızca ihtiyaçlarını karşılayan biri değildir. Aynı zamanda çocuğun dünyayı nasıl anlamlandırdığında önemli bir referans noktasıdır.
Çocuk hata yaptığında ebeveynin tepkisini de öğrenir.
“Annem kızabilir ama sonra sakinleşir.”
“Babam yaptığım şeyi yanlış bulabilir ama beni reddetmez.”
“Bir hata yaptığımda yardım isteyebilirim.”
Bu deneyimler çocuğun hata ile ilişki arasındaki bağı düzenler.
Ancak çocuk sık sık,
“Bunu yaparsan seni bırakırım.”
“Böyle çocuk istemem.”
“Sen beni çok üzdün.”
gibi ilişkisel tehditlerle karşılaşıyorsa hata yapmak daha büyük bir tehlike hâline gelebilir.
O zaman çocuk için gerçeği söylemek, yalnızca bir bilgi paylaşımı değil, ilişkiyi riske atmak gibi hissedilebilir.
“Ben değildim.” cümlesinin altında bazen çok temel bir korku bulunabilir:
“Bunu yaptığımı söylersem hâlâ güvende olacak mıyım?”
Bion: Çocuk O Anda Yaşadığı Duyguyu Henüz Düşünemiyor Olabilir
Bion’un düşüncelerinden hareketle çocuğun yoğun duygularını henüz tek başına anlamlandırmakta zorlanabileceğini düşünebiliriz.
Bir anda:
korku,
utanç,
suçluluk,
öfke
ve çaresizlik
ortaya çıkabilir.
Çocuk bunların hepsini aynı anda yaşayabilir ama adını koyamaz.
Dolayısıyla bir yetişkin,
“Bu davranışının sorumluluğunu al.”
dediğinde, çocuk henüz kendi içinde olup biteni düzenleyemiyor olabilir.
Onun yerine otomatik bir cümle çıkar:
“Ben yapmadım.”
Bu açıdan ebeveynin sakin kalabilmesi önemlidir.
Çünkü yetişkinin aşırı öfkesi arttıkça çocuk da kendi duygusunu düşünmek yerine yalnızca savunmaya geçebilir.
Bir başka deyişle:
Duygu yükseldikçe düşünme kapasitesi azalabilir.
Bu yüzden önce çocuğun sakinleşebileceği bir ilişki ortamı, sonra sorumluluk üzerine konuşma daha anlamlı olabilir.
Kohut: Çocuğun Kendilik Değeri Hangi Durumda Tehdit Altına Giriyor?
Kohut’un kendilik psikolojisinde kişinin kendilik bütünlüğünü ve değer duygusunu koruma ihtiyacı önemli bir yere sahiptir.
Çocuk için “yanlış yaptım” demek bazen çok ağır gelebilir.
Özellikle kendisini “iyi çocuk”, “başarılı çocuk”, “uslu çocuk” olarak görüyorsa.
Çünkü bu çocuk için bir hata yalnızca davranışsal bir sapma değildir.
Benlik imgesine tehdit oluşturabilir.
“Ben iyi bir çocuğum.”
ile
“Ben bunu yaptım.”
aynı anda taşınması zor olabilir.
Çocuk bu iki gerçeği uzlaştırmakta zorlandığında inkâr daha kolay gelebilir.
Dolayısıyla bazı çocukların ihtiyacı daha fazla övgü değil, hata yaptıklarında da benlik değerlerinin tamamen çökmeyeceğini deneyimlemektir.
Melanie Klein: “İyi Çocuk” ve “Kötü Çocuk” Arasında Sıkışmak
Melanie Klein’ın yaklaşımı açısından çocuğun iç dünyasında olumlu ve olumsuz duyguların giderek daha bütünlüklü bir şekilde taşınabilmesi gelişimsel olarak önemlidir.
Çocuk bazen kendisini “iyi” ya da “kötü” gibi daha bütünsel kategoriler üzerinden değerlendirebilir.
Bu nedenle,
“Ben iyi çocuğum.”
ve
“Ben kötü bir şey yaptım.”
iki ayrı deneyim olarak kalabilir.
Çocuk bunları bir araya getirmekte zorlandığında,
“Ben değildim.”
diyerek “iyi çocuk” imgesini korumaya çalışabilir.
Oysa zaman içinde gelişmesi gereken daha bütünlüklü bir deneyimdir:
“Bazen iyi davranıyorum, bazen yanlış davranıyorum. Bunların ikisi de benim parçalarım.”
Bu, sorumluluk almayı kolaylaştıran önemli bir psikolojik kazanımdır.
“Ben Değilim” Demek Her Zaman Yalan Söylemek midir?
Hayır.
Burada davranışın gelişimsel bağlamı önemlidir.
Küçük çocuklarda gerçek ile hayal, niyet ile sonuç ve sorumluluk gibi kavramlar yetişkinlerdeki kadar net olmayabilir.
Bazen çocuk gerçekten ne olduğunu farklı hatırlıyor olabilir.
Bazen kendi davranışının sonucunu tam olarak anlamamış olabilir.
Bazen de cezadan kaçınmak için bilinçli biçimde inkâr ediyor olabilir.
Dolayısıyla her “Ben değildim.” cümlesini aynı şekilde değerlendirmek doğru değildir.
Asıl bakılabilecek şey çocuğun genel örüntüsüdür.
Sadece hata yaptığında mı inkâr ediyor?
Bir şey kırıldığında mı?
Cezalandırılacağını düşündüğünde mi?
Yetişkinin ses tonu yükseldiğinde mi?
Kendisini savunma ihtiyacı çok mu yüksek?
Yoksa yaşadığı hemen her durumda gerçekliği sistematik biçimde değiştirmeye mi çalışıyor?
Bu ayrımlar önemlidir.
Çocuğun Hatasını Kabul Etmesini Nasıl Öğretebiliriz?
Burada amaç çocuğu itirafa zorlamak değildir.
Çünkü “Bunu sen yaptın, itiraf et!” biçimindeki yaklaşım çocuğun savunmasını güçlendirebilir.
Daha farklı bir yol mümkündür.
Önce olan şeyi sakin biçimde adlandırmak:
“Bu duvardaki çizimi görüyorum.”
Sonra çocuğa alan bırakmak:
“Bunu kim yapmış olabilir?”
Çocuk yine,
“Ben değildim.”
derse hemen tartışmaya girmek yerine,
“Bunu söylemek sana zor geliyor olabilir.”
gibi bir yaklaşım kullanılabilir.
Ardından:
“Ne olduğunu birlikte konuşabiliriz.”
denebilir.
Buradaki amaç çocuğu köşeye sıkıştırmak değil, gerçeğin konuşulabileceği güvenli bir alan oluşturmaktır.
Çocuğa “Doğruyu Söyle, Ceza Vermeyeceğim” Demek Her Zaman İşe Yarar mı?
Bazen işe yarayabilir.
Ancak uzun vadede asıl mesele yalnızca “itiraf ettiğinde ceza almayacağını” bilmesi değildir.
Çocuğun şunu deneyimlemesi gerekir:
“Yanlış yaptığımda gerçeği söyleyebilirim ve bununla birlikte ne yapabileceğimizi konuşabiliriz.”
Çünkü amaç yalnızca çocuğun yakalanmaktan korkmaması değildir.
Amaç, sorumluluk almayı öğrenmesidir.
Bunun için hata sonrası onarım önemlidir.
“Evet, bunu sen yaptın.”
Sonra:
“Peki şimdi bunu nasıl düzeltebiliriz?”
Bu geçiş çok kıymetlidir.
Çünkü çocuk yalnızca suçlanan biri olmaz.
Aynı zamanda onarabilen biri olur.
Hata ile Sorumluluk Arasında Bağ Kurmak
Çocuğun hatasını kabul etmesini istemekle onu utandırmak arasında büyük bir fark vardır.
“Bunu nasıl yaptın?”
“Sen zaten hep böyle yapıyorsun.”
ile
“Bunu sen yaptın. Doğru değildi. Şimdi bunu nasıl düzeltebiliriz?”
aynı mesajı taşımaz.
İkinci yaklaşım davranış ile kimlik arasına sınır koyar.
Davranış yanlış olabilir. Çocuk yanlış değildir.
Bu ayrım, çocuğun sorumluluk alabilmesinde çok önemlidir.
Çünkü utanç çoğu zaman,
“Ben kötüyüm.”
der.
Suçluluk ise daha çok,
“Yanlış bir şey yaptım.”
alanında kalabilir.
Elbette bu iki duygunun psikolojik sınırları bundan daha karmaşıktır. Ancak ebeveyn açısından temel ayrım yararlıdır:
Çocuğu suçlamak yerine davranışın sorumluluğunu konuşmak.
Ebeveynin Tepkisi Neden Bu Kadar Önemli?
Çocuğun “Ben değildim.” cümlesi kadar, yetişkinin buna nasıl cevap verdiği de önemlidir.
Çünkü çocuk yalnızca yaptığı davranışı değil, davranışı sonrası oluşan ilişkiyi de öğrenir.
Bir hata yaptığında:
bağırılıyor mu?
küçümseniyor mu?
utandırılıyor mu?
kardeşiyle kıyaslanıyor mu?
uzun süre küslük yaşanıyor mu?
yoksa davranış konuşulup sonrasında ilişki devam ediyor mu?
Çocuk tekrar tekrar deneyimleyerek öğrenir.
Eğer her hata büyük bir ilişki krizine dönüşüyorsa, çocuk gerçeği söylemekten daha çok korkabilir.
Ama hata ile ilişki birbirinden ayrılabiliyorsa çocuk giderek daha rahat sorumluluk alabilir.
Ebeveynler Ne Yapabilir?
Önce davranışı değil, kendi tepkinizi fark edin.
Çocuğun “Ben değildim.” demesi çok sinir bozucu olabilir.
Fakat ilk anda verilen sert tepki, çocuğun gerçeği söylemesini kolaylaştırmak yerine savunmasını artırabilir.
Sakinleşmeden uzun bir sorgulama yapmak yerine kısa ve net konuşmak daha yararlı olabilir.
“Sen yalancısın.” demeyin.
Bir davranışı çocuğun kimliği hâline getirmek, çocuğun kendisi hakkındaki algısını etkileyebilir.
“Yalan söylüyorsun.” yerine,
“Şu an bana doğru olanı söylemekte zorlanıyor olabilirsin.”
demek farklı bir alan açar.
Gerçeği söylemenin güvenli olduğunu gösterin.
Çocuk hata yaptığında,
“Bunu yaptığını söylemen önemli.”
demek, doğruyu söylemenin değerini güçlendirebilir.
Davranış ile çocuğu ayırın.
“Bunu yapman doğru değildi.”
ile
“Sen kötü bir çocuksun.”
aynı şey değildir.
Çocuğun bunu deneyimleyebilmesi gerekir.
Onarım fırsatı verin.
Oyuncak kırıldıysa birlikte toplanabilir.
Duvar çizildiyse temizlemeye yardım edebilir.
Kardeşinin oyuncağı zarar gördüyse telafi etmeyi düşünebilir.
Böylece çocuk yalnızca “yanlış yaptım” değil,
“Yanlış yaptığım şeyi düzeltebilirim.”
mesajını da öğrenir.
Her hatayı büyük bir sorguya çevirmeyin.
Bazı durumlarda uzun konuşmalar çocuğun savunmasını artırabilir.
Kısa, sakin ve net olmak çoğu zaman yeterlidir.
Yaşını dikkate alın.
Çocuğun yaşına göre sorumluluk, niyet ve gerçeklik anlayışı değişebilir.
Yetişkin standartlarını olduğu gibi küçük çocuğa uygulamak doğru olmayabilir.
Peki Çocuk Neden Bazen Çok Küçük Bir Hata İçin Bile “Ben Değilim” Der?
Çünkü bazen çocuk için mesele hatanın büyüklüğü değildir.
Hatanın taşıdığı anlamdır.
Bir kalemi kırmak yetişkin için çok küçük olabilir.
Ama çocuk için,
“Babam bana kızacak.”
anlamına gelebilir.
Bir oyuncak dağıtmak önemsiz olabilir.
Ama çocuk için,
“Annem yine beni beceriksiz bulacak.”
anlamına gelebilir.
Bir kardeşi itmek birkaç saniyelik bir davranıştır.
Ama çocuk için,
“Ben kötü kardeşim.”
duygusunu yaratabilir.
Bu yüzden küçük bir davranış, çocuğun iç dünyasında büyük bir karşılık bulabilir.
Varoluşçu Yaklaşım Açısından: “Ben Yanlış Yaptım” Diyebilmek
Varoluşçu yaklaşım açısından insanın özgürlüğü ile sorumluluğu birbirinden ayrılmaz.
Çocuklukta bunun ilk biçimlerini görürüz.
“Ben bunu yaptım.”
demek yalnızca bir suçu kabul etmek değildir.
Aynı zamanda,
“Ben yaptığım şeyle ilişki kurabilirim.”
demektir.
Bunun gelişebilmesi için çocuğun hatayı kabul ettiğinde tamamen tanımlanmayacağını deneyimlemesi gerekir.
Çocuk,
“Ben bunu yaptım.”
dediğinde,
“Evet, yaptın. Şimdi bununla ne yapacağız?”
diyebilmek önemlidir.
Çünkü insanın olgunlaşması yalnızca hiç hata yapmamasıyla olmaz.
Hatasıyla karşılaşabilmesi,
sorumluluk alabilmesi,
onarabilmesi
ve sonrasında hayatına devam edebilmesiyle de ilgilidir.
Çocuğa verilmesi gereken mesaj belki de şudur:
“Yaptığın şeyden sorumlusun. Ama yaptığın tek bir şey, senin bütün kimliğin değil.”
Çocuğun “Ben Değilim” Cümlesine Başka Bir Gözle Bakmak
Bazen çocuk gerçekten sorumluluktan kaçıyordur.
Bazen cezadan kurtulmaya çalışıyordur.
Bazen utanıyordur.
Bazen kaybetmekten korktuğu bir “iyi çocuk” imgesini koruyordur.
Bazen de yalnızca o anda ne yapacağını bilemediği için ilk aklına gelen şeyi söylüyordur.
Bu nedenle çocuğun “Ben değildim.” cümlesini hemen tek bir etikete dönüştürmek yerine, çocuğun o anda neyi korumaya çalıştığını merak etmek daha anlamlı olabilir.
Belki davranışın arkasında korku vardır.
Belki utanç.
Belki yoğun suçluluk.
Belki ilişkiyi kaybetme endişesi.
Belki de yalnızca sorumluluk almaya henüz hazır olmamak.
Her durumda çocuğun öğrenmesi gereken şey aynıdır:
Hata yapabilirim.
Gerçeği söyleyebilirim.
Sorumluluk alabilirim.
Onarabilirim.
Ve bütün bunlar olurken hâlâ sevilebilir bir çocuk olmaya devam edebilirim.
Çünkü bir çocuğun gelişimi, kusursuzlaşmasıyla değil;
hatasıyla karşılaşabildiği, onu konuşabildiği ve yeniden ilişkiye dönebildiği bir iç dünya geliştirmesiyle de ilgilidir.
Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?
Çocuğun zaman zaman “Ben değildim.” demesi tek başına bir psikolojik sorun olduğu anlamına gelmez. Özellikle küçük yaşlarda, hata yaptığında kendini korumaya çalışmak gelişimsel olarak görülebilir.
Ancak çocuk hemen her durumda sorumluluğu reddediyor, doğruyu söylemekten yoğun biçimde korkuyor, hata yaptığında aşırı derecede panikliyor, kendisi hakkında sürekli “Ben kötüyüm.” gibi ifadeler kullanıyor veya cezalandırılma ve eleştirilme beklentisi belirgin biçimde öne çıkıyorsa bu davranışın altında yatan duygusal süreçlere daha yakından bakmak yararlı olabilir.
Özellikle evde hata karşısındaki tepkiler çok sertse, çocuk sürekli kendisini savunmak zorunda hissediyorsa veya davranış okul ve sosyal ilişkilerde de belirgin biçimde ortaya çıkıyorsa, çocuğun yalnızca “doğru söyleme” davranışına değil; utanç, suçluluk, güven, kendilik değeri ve ebeveyn-çocuk ilişkisine birlikte bakmak gerekir.
Samsun Atakum’da yüz yüze çocuk psikoloğu desteği ve Türkiye ile yurt dışından online psikolojik destek hakkında bilgi almak ve randevu almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğum yaptığı belli olan bir şey için neden “Ben değildim.” diyor?
Bunun nedeni her zaman aynı değildir. Çocuk cezadan kaçınmak, utançtan korunmak, ebeveynin tepkisinden korkmak veya sorumluluğu henüz kabul edememek nedeniyle inkâr edebilir.
Çocuğum “Ben değildim.” dediğinde yalan söylediğini söylemeli miyim?
Davranışı doğrudan çocuğun kişiliğiyle birleştirmek yerine, gerçeği konuşmaya odaklanmak daha uygun olabilir. “Yalancısın.” demek yerine “Şu an doğruyu söylemek sana zor geliyor olabilir.” gibi bir yaklaşım kullanılabilir.
Çocuğumun yaptığı hatayı kabul etmesini nasıl sağlayabilirim?
Sert sorgulama yerine sakin biçimde olanı belirtmek, çocuğun anlatmasına alan bırakmak ve sonrasında onarım fırsatı sunmak yardımcı olabilir.
Çocuğum hata yaptığında çok korkuyor. Bu normal mi?
Bazı çocuklar hata karşısında diğerlerinden daha hassas olabilir. Ancak yoğun korku, sürekli kendini savunma veya günlük yaşamda belirgin kaçınma varsa çocuğun hata deneyiminin ve ilişkisel ortamının değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Çocuğumu cezalandırmak doğruyu söylemesini sağlar mı?
Cezanın etkisi durumdan duruma değişebilir. Yoğun cezalandırılma beklentisi bazı çocuklarda tam tersine daha fazla inkâr ve saklama davranışına yol açabilir. Sorumluluk ve onarımın birlikte ele alınması daha öğretici olabilir.
Çocuğum yaptığı yanlış için özür dilemiyorsa ne yapmalıyım?
Özrü zorla söylettirmekten önce davranışın sonucunu anlamasına ve neyi onarabileceğini düşünmesine yardımcı olmak daha anlamlı olabilir. Gerçek bir özür, yalnızca “özür dilerim” kelimesinden ibaret değildir.
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap