27.08.2026 · 3 dk okuma

Çocuğumun İhtiyacı ile Benim Ona Vermek İstediğim Şey Aynı mı?

Çocuğumun İhtiyacı ile Benim Ona Vermek İstediğim Şey Aynı mı?

Ebeveynlikte çoğu zaman çocuğumuz için en iyisini istediğimizi düşünürüz.

Onun mutlu olmasını isteriz.

Üzülmesini istemeyiz.

Zorlanmasını istemeyiz.

Eksik kalmasını istemeyiz.

Bizim yaşayamadığımız şeyleri yaşamasını isteriz.

Bizim yaşadığımız zorlukları onun yaşamamasını isteriz.

Başarılı olsun, özgüvenli olsun, kendini ifade etsin, insanlarla iyi ilişkiler kursun, hayatı kolay olsun isteriz.

Bütün bunların altında çoğu zaman sevgi vardır.

Fakat ebeveynlikte bazen önemli bir ayrım gözden kaçabilir:

Çocuğumuz için istediğimiz şey ile çocuğumuzun gerçekten ihtiyaç duyduğu şey aynı olmayabilir.

Biz onun çok başarılı olmasını isteyebiliriz; o sırada onun ihtiyacı başarısından bağımsız olarak değerli olduğunu hissedebilmektir.

Biz onun hiç üzülmemesini isteyebiliriz; o sırada onun ihtiyacı üzüntüsünü yaşayabileceğini ve bu duyguyla yalnız kalmayacağını deneyimlemektir.

Biz onun bizimle çok yakın olmasını isteyebiliriz; onun ihtiyacı ise zaman zaman bizden ayrışabilmek, kendi dünyasını kurabilmek olabilir.

Biz onun bizim yaşadığımız eksiklikleri yaşamamasını isteyebiliriz; fakat çocuk kendi hikâyesine sahip ayrı bir bireydir.

İşte ebeveynliğin zor taraflarından biri burada ortaya çıkar:

Çocuğumu gerçekten onun ihtiyaçlarından hareketle mi görüyorum, yoksa ona kendi doğrularımı, korkularımı ve eksikliklerimi mi vermek istiyorum?

Bu soru ebeveynliği sorgulamak için değil, çocuk ile ebeveyn arasındaki sınırı fark edebilmek için önemlidir.

Çünkü sevgi bazen çocuğa istediğimiz şeyi vermek değildir.

Bazen onun neye gerçekten ihtiyaç duyduğunu görebilmektir.


Çocuğum İçin En İyisini Ben mi Bilirim?

Ebeveynin çocuğu için en iyisini istemesi doğaldır.

Fakat “en iyi” kavramı her zaman çocuğun ihtiyaçlarıyla örtüşmeyebilir.

Bir çocuk için en iyi okul, ebeveynin prestijli bulduğu okul olmayabilir.

En iyi meslek, ailenin güvenli gördüğü meslek olmayabilir.

En iyi arkadaşlık, ebeveynin onayladığı kişilerle kurulan arkadaşlık olmayabilir.

Çünkü çocuk büyüdükçe kendi mizacı, ilgileri, korkuları ve arzuları ortaya çıkar.

Ebeveynin görevi çocuğun bütün hayatını önceden belirlemek değildir.

Çocuk için gerekli zemini oluştururken, onun kim olacağını da tamamen kendisinin belirlemesine izin vermek önemlidir.

Bu noktada ebeveynin niyeti ile çocuğun deneyimi arasında fark oluşabilir.

Ebeveyn:

“Onun iyiliğini düşünüyorum.”

diyebilir.

Çocuk ise:

“Beni olduğum gibi kabul etmiyor.”

hissedebilir.

İki taraf da kendi açısından haklı olabilir.

Mesele burada kimin haklı olduğunu bulmak değil, iki deneyim arasındaki farkı görebilmektir.


Çocuğun İhtiyacı ile Ebeveynin Kaygısı Birbirine Karışabilir

Ebeveynlikte kaygı oldukça güçlü bir duygudur.

Çocuğumuzun başına kötü bir şey gelmesinden korkarız.

Dışlanmasından korkarız.

Başarısız olmasından korkarız.

Üzülmesinden korkarız.

Yalnız kalmasından korkarız.

Bu korkular bazen ebeveynin çocuğa olan yaklaşımını belirlemeye başlayabilir.

Çocuk parka tek başına gitmek ister.

Ebeveyn:

“Ya bir şey olursa?”

diye düşünür.

Çocuk kendi başına karar vermek ister.

Ebeveyn:

“Daha çok küçük.”

der.

Çocuk hata yapmak ister.

Ebeveyn hemen müdahale eder.

Bu noktada ebeveynin amacı çocuğu korumaktır.

Fakat bazen koruma ile kontrol arasındaki sınır belirsizleşebilir.

Çocuğun gerçek ihtiyacı ile ebeveynin kaygısı birbirine karışabilir.

Bu nedenle ebeveynlikte bazen:

“Çocuğumun buna gerçekten ihtiyacı var mı?”

sorusundan önce:

“Ben neden bunun olmasından bu kadar korkuyorum?”

sorusunun ortaya çıkması gerekebilir.


Winnicott: Çocuğun İhtiyacı Kusursuz Bir Dünya Değildir

Donald Winnicott'un yeterince iyi ebeveyn yaklaşımı bu konu açısından oldukça önemlidir.

Winnicott'a göre çocuğun gelişimi için gerekli olan şey, bütün ihtiyaçlarının kusursuz biçimde ve anında karşılandığı bir dünya değildir.

Çocuğun başlangıçta kendisini taşıyan bir çevreye ihtiyacı vardır.

Ancak gelişim ilerledikçe çocuk gerçeklikle daha fazla karşılaşır.

Her istediği gerçekleşmez.

Her ihtiyacı aynı anda karşılanmaz.

Her zaman ebeveyninin dikkatinin merkezinde değildir.

Bu küçük hayal kırıklıkları çocuğun gelişiminin bir parçasıdır.

Çünkü çocuk zamanla dış gerçekliğin varlığını keşfeder.

Kendi isteği ile dünyanın sınırları arasındaki farkı öğrenir.

Bu nedenle ebeveynin:

“Çocuğum hiç üzülmesin.”

arzusu ile çocuğun gelişimsel ihtiyacı arasında bir fark olabilir.

Çocuğun bazen üzülmesi gerekir.

Bazen beklemesi gerekir.

Bazen “hayır” duyması gerekir.

Bazen kendi başına denemesi ve hata yapması gerekir.

Yeterince iyi ebeveynlik, bütün bu deneyimleri ortadan kaldırmak değil; çocuğun bunlarla karşılaşırken tamamen yalnız bırakılmamasıdır.


Bazen Çocuğa Verdiğimiz Şey Onun Değil, Bizim İhtiyacımızdır

Bu ebeveynlik açısından en zor fark edilen noktalardan biri olabilir.

Çocuğumuzun çok başarılı olmasını istiyoruz.

Ama belki başarıya duyduğumuz ihtiyaç kendi çocukluğumuzla ilgilidir.

Çocuğumuzun hiç üzülmemesini istiyoruz.

Ama belki onun üzüntüsü bizim geçmişte yaşadığımız çaresizliği harekete geçiriyordur.

Çocuğumuzun sürekli bizimle vakit geçirmesini istiyoruz.

Ama belki onun bağımsızlaşması bizde terk edilme duygusunu uyandırıyordur.

Çocuğumuzun bizim istediğimiz mesleği seçmesini istiyoruz.

Ama belki kendi hayatımızda gerçekleştiremediğimiz bir şeyi onun üzerinden tamamlamaya çalışıyoruz.

Bunların hiçbiri ebeveynin kötü niyetli olduğu anlamına gelmez.

Tam tersine çoğu zaman sevgi ile kaygı birbirine karışmıştır.

Ebeveyn çocuğuna bir şey verirken aslında kendi çocukluğundan da bir şey taşıyor olabilir.

Bu nedenle ebeveynlik yalnızca çocuğu anlamakla değil, kendi ihtiyaçlarımızı çocuktan ayırabilmekle de ilgilidir.


Bion: Çocuğun Duygusunu Taşımak ile Çocuğun Yerine Hissetmek Arasındaki Fark

Wilfred Bion'un düşünceleri, çocuğun henüz anlamlandırmakta zorlandığı duyguların bakım veren kişiyle ilişkisi içinde nasıl işlenebildiğini anlamamıza yardımcı olur.

Çocuk korktuğunda ebeveyn onun yanında olabilir.

Çocuk üzgün olduğunda duygusunu tanıyabilir.

Çocuk öfkelendiğinde onu bütünüyle reddetmeden sınır koyabilir.

Böylece çocuk yaşadığı yoğun duygunun düşünülebilir ve taşınabilir olduğunu öğrenebilir.

Fakat ebeveyn çocuğun yaşadığı her duyguyu kendi duygusu hâline getirirse başka bir durum ortaya çıkar.

Çocuk korkuyor.

Ebeveyn daha çok korkuyor.

Çocuk üzülüyor.

Ebeveyn hemen bunu ortadan kaldırmaya çalışıyor.

Çocuk başarısız oluyor.

Ebeveyn bunu kabul edemiyor.

Böylece çocuğun küçük bir deneyimi, ebeveynin büyük bir duygusal tepkisine dönüşebiliyor.

Burada ebeveyn çocuğun duygusunu taşımaktan çok, çocuğun duygusunun içine çekiliyor olabilir.

Bu ayrımı fark etmek, çocuğun kendi duygusal deneyimine sahip olabilmesi açısından önemlidir.


Bowlby: Çocuğun İhtiyacı Her Zaman Yakınlık Değildir

John Bowlby'nin bağlanma yaklaşımı, çocuk ile bakım veren arasındaki güvenli ilişkinin önemini ortaya koyar.

Ancak güvenli bağlanmayı çocuğu sürekli yanında tutmak olarak düşünmek doğru değildir.

Çocuk güvende hissettiğinde keşfetmeye de yönelir.

Bir süre sonra ebeveyninden uzaklaşır.

Yeni bir şey dener.

Düşer.

Kalkar.

Geri döner.

Yeniden uzaklaşır.

Bu hareket, çocuğun hem bağ kurma hem de bağımsızlaşma ihtiyacını gösterir.

Dolayısıyla ebeveynin:

“Sürekli yanımda olsun.”

isteği ile çocuğun:

“Dünyayı kendim keşfetmek istiyorum.”

ihtiyacı aynı olmayabilir.

Sağlıklı bağlanma, çocuğun ebeveyninden hiç ayrılmaması değil; gerektiğinde ilişkiye geri dönebileceğini bilerek dış dünyayı keşfedebilmesidir.


Mahler: Çocuk Neden Bizden Ayrı Bir İnsan Olmak İster?

Margaret Mahler'in ayrışma-bireyleşme yaklaşımı bu konunun önemli bir başka boyutunu gösterir.

Çocuk gelişim içerisinde yavaş yavaş kendisini ayrı bir birey olarak deneyimlemeye başlar.

Kendi tercihlerinin olduğunu fark eder.

Kendi isteğini ortaya koyar.

“Ben yapacağım.”

“Ben istemiyorum.”

“Ben bunu seçtim.”

Bu ifadeler ebeveyn açısından bazen meydan okuma gibi görünebilir.

Fakat çocuğun gelişimi açısından bunlar kendi benliğinin oluşmasının parçalarıdır.

Bu nedenle çocuk ebeveyninin istediğinden farklı bir şey istediğinde, bunu hemen yanlışlık olarak değerlendirmek doğru olmayabilir.

Çocuğun kendi isteğinin olması, ebeveynle bağının zayıfladığı anlamına gelmez.

Tam tersine çocuk bağ içerisinde ayrı bir birey olmayı öğrenmektedir.


Çocuğum İçin Bir Hayat mı Kuruyorum, Kendi Hayatımı mı Tekrar Ediyorum?

Ebeveynlerin bazen çocuklarıyla ilgili çok güçlü hayalleri olabilir.

“Benim çocuğum benim yaşadığım zorlukları yaşamayacak.”

“Benim yapamadıklarımı o yapacak.”

“Benim sahip olamadığım imkânlara sahip olacak.”

“Onun hayatı benimkinden daha güzel olacak.”

Bu cümlelerin arkasında büyük bir sevgi olabilir.

Ancak burada çocuğun hayatı ile ebeveynin geçmişi birbirine yaklaşmaya başlayabilir.

Çocuk, ebeveynin yaşayamadığı hayatın telafisi hâline gelebilir.

Örneğin ebeveyn kendi çocukluğunda ekonomik veya sosyal nedenlerle istediği eğitimi alamadıysa, çocuğunun eğitimini hayatının en önemli meselesi hâline getirebilir.

Çocuk ise bambaşka bir şeye ilgi duyabilir.

Bu durumda çatışma yalnızca:

“Hangi mesleği seçmelisin?”

üzerinde değildir.

Daha derinde:

“Senin hayatın kimin hayatı?”

sorusu vardır.

Çocuğun hayatı ebeveynin geçmişini telafi etmek için kullanılmamalıdır.

Çocuk, ebeveynin yarım kalmış hikâyesinin devamı değildir.


Kohut: Çocuğun Ebeveynin İhtiyacına Dönüşmesi

Heinz Kohut'un kendilik psikolojisi açısından kişinin görülme, değerli hissetme ve kendilik bütünlüğünü koruma ihtiyacı önemlidir.

Ebeveyn zaman zaman çocuğunun başarısından, sevgisinden veya hayranlığından kendi kendilik değerini düzenlemek için yararlanabilir.

Çocuk başarılı olduğunda:

“İyi ki böyle bir çocuk yetiştirdim.”

Çocuk başkaları tarafından övüldüğünde:

“Demek ki ben iyi bir ebeveynim.”

Çocuk ebeveyninden uzaklaştığında:

“Bana artık ihtiyacı yok.”

gibi duygular ortaya çıkabilir.

Bu durumda çocuk farkında olmadan ebeveynin kendilik değerinin bir parçasını taşımaya başlayabilir.

Ebeveynin çocuğundan sevgi beklemesi doğaldır.

Ancak çocuk, ebeveynin kendisini sürekli değerli hissetmesini sağlamak zorunda değildir.

Çocuğun başarısı ebeveynin değerini belirlemek zorunda değildir.

Çocuğun bağımsızlaşması ebeveynin reddedildiği anlamına gelmez.

Bu ayrım, çocuğun kendi hayatını kurabilmesi açısından önemlidir.


Çocuğuma Verdiğim Sevgi ile Çocuğumdan Beklediğim Şey Aynı mı?

Bazen ebeveyn:

“Onun için her şeyi yapıyorum.”

der.

Gerçekten de çok şey yapıyordur.

Fakat sevgi zaman zaman görünmez bir karşılık beklentisiyle birlikte yaşanabilir.

“Ben senin için bunca şey yaptım.”

“Senin için bu kadar fedakârlık yaptım.”

“Bari beni dinle.”

Bu durumda çocuk yalnızca sevilen biri olmaktan çıkıp ebeveynin emeğinin karşılığını vermesi beklenen kişiye dönüşebilir.

Çocuk sevildiğini hissetmek için ebeveyninin beklentilerini karşılamak zorunda kalmamalıdır.

Çünkü sevgi ile borçluluk birbirinden farklıdır.

Çocuğa:

“Senin için bunu yaptım.”

demek başka,

“Bunun karşılığında benim istediğim gibi olmalısın.”

mesajını vermek başkadır.

Yeterince iyi ebeveynlik, çocuğa verilen sevginin onun geleceği üzerinde hak sahibi olma duygusuna dönüşmemesini de içerir.


Çocuğun Gerçek İhtiyacını Görmek Neden Zor?

Çünkü çocuk hakkında çok güçlü bir hayal kurabiliriz.

Onu nasıl görmek istediğimizi biliriz.

Nasıl biri olmasını istediğimizi biliriz.

Ama onun gerçekten kim olduğunu görmek zaman zaman daha zordur.

Çünkü bunun içerisinde bir miktar vazgeçiş vardır.

Çocuğun bizim istediğimiz çocuk olmayabileceğini kabul etmek.

Bizim ilgilendiğimiz şeylerle ilgilenmemesi.

Bizim kadar sosyal olmaması.

Bizim kadar başarılı olmaması.

Bize benzememesi.

Farklı bir yaşam istemesi.

Bütün bunlar ebeveyn için zaman zaman küçük yaslar yaratabilir.

Fakat çocuğu gerçekten görmek, onun bizim hayalimizden farklı olabileceğini kabul etmeyi de gerektirir.


Ebeveynler Ne Yapabilir?

Çocuğunuz için bir şey istediğinizde zaman zaman şu ayrımı düşünmek faydalı olabilir:

“Bu gerçekten çocuğumun ihtiyacı mı, yoksa benim onun için doğru olduğunu düşündüğüm şey mi?”

Çocuğun zorlandığı bir durumda hemen çözüm üretmeden önce onun yaşadığı şeyi anlamaya çalışmak, ihtiyacı ile sizin kaygınız arasındaki farkı görmenize yardımcı olabilir.

Çocuğunuz sizden farklı bir şey istediğinde bunu hemen reddetmeden önce, o isteğin onun gelişimsel dönemindeki anlamını düşünmek de önemlidir.

Bazen çocuk bağımsızlaşmak istiyordur.

Bazen görülmek istiyordur.

Bazen sadece merak ediyordur.

Bazen ise gerçekten bir sınırla karşılaşması gerekiyordur.

Bu ayrımların hepsinin aynı “itaat” meselesine indirgenmemesi gerekir.

Ebeveynin kendi çocukluğu da burada önemlidir.

“Ben çocukken neye ihtiyaç duyuyordum?”

“Çocuğumda gördüğüm hangi davranış bana kendi geçmişimi hatırlatıyor?”

“Onun yaşadığı bir şeyi neden kendi yaşadığım bir şey gibi hissediyorum?”

Bu tür farkındalıklar çocuğun deneyimini ebeveynin deneyiminden ayırabilmeye yardımcı olabilir.


Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?

Çocuğunuzun ihtiyaçları ile sizin ondan beklentilerinizin sürekli çatıştığını düşünüyor, ebeveynlik sırasında yoğun kaygı veya suçluluk yaşıyor ya da çocuğunuzun bazı davranışlarına kendi geçmişinizden gelen çok güçlü tepkiler verdiğinizi fark ediyorsanız psikolojik destek faydalı olabilir.

Çocuklarla yürütülen psikolojik destek sürecinde çocuğun davranışları, gelişimsel özellikleri, duygusal ihtiyaçları ve ebeveynleriyle kurduğu ilişkiler birlikte ele alınabilir. Dinamik yaklaşım açısından ebeveynin kendi geçmişinin bugünkü ebeveynlik deneyimine nasıl taşındığı, çocuğun davranışının ilişkideki anlamı ve tekrar eden etkileşim örüntüleri üzerinde durulabilir.

Çocuk merkezli oyun terapisi de çocuğun sözcüklerle anlatmakta zorlandığı deneyimlerini oyun aracılığıyla ifade edebilmesine alan sağlayabilir.

Samsun çocuk psikoloğu arayışında olan ebeveynler için Samsun Atakum'da yüz yüze psikolojik destek ve Samsun oyun terapisi çalışmaları yürütülmektedir. Farklı şehirlerde yaşayan aileler için online psikolojik destek seçenekleri de bulunmaktadır. Randevu almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.


Sonuç

Ebeveynlikte en iyi niyetlerimizin bile zaman zaman çocuklarımızın gerçek ihtiyaçlarıyla karışması mümkündür.

Onu korumak isteriz.

Ama bazen onun ihtiyacı biraz daha özgür olmaktır.

Onu üzülmekten korumak isteriz.

Ama bazen ihtiyacı, üzüldüğünde yanında birinin olduğunu deneyimlemektir.

Onun başarılı olmasını isteriz.

Ama bazen ihtiyacı başarısından bağımsız olarak değerli olduğunu bilmektir.

Onun bize yakın kalmasını isteriz.

Ama bazen ihtiyacı bizden ayrışarak kendi dünyasını kurmaktır.

Winnicott'un yeterince iyi ebeveynlik anlayışı bize kusursuz ebeveynliğin gerekli olmadığını hatırlatır.

Bowlby, güvenli bağın yalnızca yakınlık değil, aynı zamanda keşfe ve bağımsızlaşmaya izin veren bir ilişki olduğunu gösterir.

Mahler, çocuğun giderek ayrı bir birey hâline gelmesinin gelişimin doğal bir parçası olduğunu ortaya koyar.

Bion, çocuğun henüz düşünemediği duyguların ilişki içerisinde nasıl taşınabileceğini anlamamıza yardımcı olur.

Kohut ise çocuğun ebeveynin kendilik değerini düzenlemek zorunda kalmasının ilişkide nasıl bir yük oluşturabileceğini düşünmemizi sağlar.

Bütün bunlar bizi aynı temel noktaya getirir:

Çocuğumuz bizim için çok değerli olabilir; ama bizim için değerli olması, onun bizim istediğimiz kişi olması gerektiği anlamına gelmez.

Çocuğun ihtiyacını görmek bazen ona daha fazlasını vermek değildir.

Bazen kendi vermek istediğimiz şeyden bir adım geri çekilip onun gerçekten ne yaşadığını görebilmektir.

Çünkü çocuk, ebeveyninin hayalini gerçekleştirmek için değil, kendi hayatını kurmak için büyür.

Ve belki yeterince iyi ebeveynliğin en zor ama en değerli tarafı şudur:

Çocuğumun ihtiyaç duyduğu kişi olmaya çalışırken, onun benim ihtiyaç duyduğum kişiye dönüşmesini beklememek.


Sık Sorulan Sorular

Çocuğum için en iyisini istemem yanlış mı?

Hayır. Ebeveynin çocuğu için en iyisini istemesi doğal bir ebeveynlik duygusudur. Önemli olan ebeveynin istediği şey ile çocuğun gelişimsel ve duygusal ihtiyacının her zaman aynı olmayabileceğini fark edebilmektir.

Çocuğumun ihtiyacı ile isteği arasındaki fark nedir?

İhtiyaçlar çocuğun gelişimi ve duygusal güvenliği açısından temel olan unsurlardır. İstekler ise değişebilir. Ancak her isteğin önemsiz olduğu düşünülmemelidir; bazı istekler çocuğun gelişimsel ihtiyaçları hakkında da ipucu taşıyabilir.

Çocuğum için kendi yaşadığım zorlukları telafi etmek yanlış mı?

Çocuğun daha iyi koşullarda büyümesini istemek doğaldır. Ancak çocuk, ebeveynin geçmişte yaşayamadığı hayatı telafi etmek için kullanılmaya başladığında kendi ihtiyaçları ve tercihleri geri planda kalabilir.

Çocuğumun benden farklı olması normal mi?

Evet. Çocuğun kendi kişiliğinin, ilgi alanlarının ve tercihlerinin gelişmesi sağlıklı bireyselleşmenin parçasıdır. Ebeveyninden farklı olması bağın zayıfladığı anlamına gelmez.

Çocuğumu korumak ile kontrol etmek arasındaki fark nedir?

Koruma, çocuğun güvenliğini ve gelişimini gözetirken onun gelişimsel olarak yapabileceği şeylere alan bırakır. Kontrol ise zaman zaman ebeveynin kendi kaygısını azaltmak için çocuğun davranışlarını gereğinden fazla belirleme biçimine dönüşebilir.

Çocuğumun her ihtiyacını karşılamam gerekir mi?

Çocuğun ihtiyaçlarının fark edilmesi ve mümkün olduğunca karşılanması önemlidir; ancak hiçbir ebeveyn bunu kusursuz biçimde yapamaz. Yeterince iyi ebeveynlikte ilişkideki kopuklukların ve eksikliklerin onarılabilir olması da önem taşır.

Çocuğumun benden bağımsızlaşması neden beni üzüyor?

Çocuğun büyümesi, ebeveynde ayrılık ve kayıp duygularını harekete geçirebilir. Bazı durumlarda bu duygular ebeveynin kendi geçmiş deneyimleriyle de bağlantılı olabilir. Çocuğun bağımsızlaşması ise gelişimin doğal bir parçasıdır.

Yorumlar

Henüz onaylanmış yorum yok.

Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.

Google ile Giriş Yap