29.09.2026 · 3 dk okuma

Çocuğumun Canını Sıkan Bir Olayı Günlerce Anlatması Ne Anlama Geliyor?

Çocuğumun Canını Sıkan Bir Olayı Günlerce Anlatması Ne Anlama Geliyor?

“Geçen gün arkadaşım bana bunu söylemişti…”

“Sonra öğretmen neden öyle yaptı biliyor musun?”

“Ben ona aslında öyle demek istememiştim.”

“Bir daha olursa ne yapacağım?”

Bazı çocuklar canlarını sıkan bir olayı yaşadıktan sonra günler boyunca aynı konuyu tekrar tekrar anlatabilir.

Ebeveyn bir süre sonra şaşırabilir:

“Bunu zaten konuştuk.”

“Aradan kaç gün geçti, hâlâ bunu mu anlatıyor?”

“Acaba neden bırakamıyor?”

Bazen yetişkin için küçük görünen bir olay, çocuk için çok daha büyük bir anlam taşıyabilir.

Bir arkadaşının söylediği tek bir cümle…

Oyunda yaşanan bir tartışma…

Öğretmenin yanında yapılan bir uyarı…

Bir grup tarafından oyuna alınmamak…

Bir hata yaptığı için utanmak…

Haksızlığa uğradığını düşünmek…

Ve çocuk günler sonra bile aynı olayı yeniden anlatmaya devam eder.

Burada önemli olan yalnızca ne olduğunu anlatması değil, neden tekrar anlattığıdır.

Çünkü çocuklar bazen bir olayı anlatırken aslında olayı değil, olayın kendilerinde bıraktığı duyguyu anlatmaya devam ederler.

Belki hâlâ üzgündür.

Belki kızgındır.

Belki utanmıştır.

Belki bir türlü “neden böyle olduğunu” anlayamamıştır.

Belki de en basit hâliyle şu ihtiyacı vardır:

“Bunun benim için neden bu kadar önemli olduğunu sen de gör.”


Çocuklar Aynı Olayı Neden Tekrar Tekrar Anlatır?

Yetişkinler çoğu zaman olayın üzerinden zaman geçtiğinde onun da zihinden çıkması gerektiğini düşünür.

Oysa bir olayın geçmişte kalması ile kişinin o olayla duygusal olarak bağını tamamlaması aynı şey değildir.

Çocuk açısından olay bitmiş olabilir ama olayın anlamı henüz bitmemiş olabilir.

Örneğin çocuk yalnızca,

“Arkadaşım benimle oynamadı.”

demiyor olabilir.

Bunun altında,

“Beni istemediler.”

“Ben dışarıda kaldım.”

“Bende bir sorun mu var?”

“Ben neden seçilmedim?”

gibi daha farklı sorular bulunabilir.

Bu nedenle çocuk tekrar anlatırken bazen geçmişteki olayı yeniden yaşamaktan çok, o olayın anlamını çözmeye çalışıyor olabilir.

Aynı hikâyeyi yeniden anlatması, her seferinde aynı noktaya takıldığı anlamına gelmeyebilir.

Belki her anlatışında başka bir ayrıntıyı fark ediyor, başka bir duyguya yaklaşıyor veya yetişkinin tepkisinden yeni bir anlam çıkarmaya çalışıyordur.


Freud: Tekrar Etmek Bazen Bir Şeyi Anlamlandırma Çabasıdır

Freud’un düşüncelerinde tekrar, yalnızca gereksiz bir yineleme olarak ele alınmaz. İnsan zihninde çözülememiş bazı yaşantıların farklı biçimlerde yeniden ortaya çıkabileceği düşünülür.

Bunu çocuk açısından düşündüğümüzde, çocuğun bir olayı tekrar tekrar anlatması bazen yaşadığı deneyimi zihinsel olarak yeniden düzenleme çabası olabilir.

Çocuk henüz olayın kendisiyle duygusal anlamını birbirinden ayırmakta zorlanabilir.

Bu yüzden aynı hikâyeyi tekrar eder.

“Sonra o bunu söyledi.”

“Sonra ben şunu yaptım.”

“Sonra öğretmen geldi.”

“Peki neden böyle oldu?”

Bu tekrarların içinde çocuk aslında şu soruya ulaşmaya çalışıyor olabilir:

“Bütün bunların anlamı neydi?”

Dolayısıyla tekrarlama her zaman “unutamamak” değildir.

Bazen henüz tamamlanmamış bir anlamlandırma sürecidir.


Bion: Çocuk Yaşadığı Duyguyu Tek Başına Düşünemiyor Olabilir

Wilfred Bion’un yaklaşımında, ham duygusal deneyimlerin düşünceye ve anlamlı bir zihinsel yaşantıya dönüşmesi önemli bir yer tutar.

Çocukların bazı yaşantıları tek başlarına anlamlandırmaları kolay değildir.

Bir çocuk aynı anda:

öfke,

kırgınlık,

utanç,

korku,

hayal kırıklığı

ve yalnızlık hissedebilir.

Ama bunların hepsini ayırıp,

“Bu olay sırasında aslında dışlanmış hissettim ve bu nedenle kızgınlığım devam ediyor.”

şeklinde ifade edemez.

Bunun yerine tekrar tekrar aynı olayı anlatabilir.

Çocuk için anlatmak, bazen duyguyu dışarı çıkarmanın ve bir başkasının zihninde taşınabilir hâle getirmenin yollarından biridir.

Bu nedenle bazı durumlarda çocuğun aynı olayı anlatmasını hemen durdurmak yerine,

“Bu olay seni hâlâ düşündürüyor galiba.”

“Burada seni en çok üzen şey neydi?”

“Buna çok kızmışsın.”

gibi ifadelerle yaşadığı duygunun adlandırılmasına yardım etmek daha anlamlı olabilir.

Çocuk böylece yalnızca hikâyeyi değil, hikâyenin içindeki duyguyu da düşünmeye başlayabilir.


Winnicott: Bazen Çocuğun İhtiyacı Çözüm Değil, Tutulabilmektir

Winnicott’un “holding” kavramı, çocuğun duygularının güvenli bir çevrede taşınabilmesini düşünmek açısından önemlidir.

Yetişkinler bir sorun duyduklarında çoğu zaman hemen çözüm üretmeye yönelir:

“Bir dahaki sefere şöyle yap.”

“Boş ver.”

“Takma kafana.”

“Sen de ona şunu söyleseydin.”

Fakat çocuk her zaman çözüm istemiyor olabilir.

Bazen önce yaşadığı duygunun bir yetişkin tarafından taşınabilmesine ihtiyaç duyar.

Çocuk,

“Beni oyuna almadılar.”

dediğinde yetişkin hemen,

“Boş ver, yarın başka çocuklarla oynarsın.”

derse olayın gelecekteki çözümü konuşulmuş olur.

Ama çocuğun yaşadığı kırgınlık henüz duyulmamış olabilir.

Bazen daha anlamlı olan,

“Orada dışarıda kalmış gibi hissetmiş olabilirsin.”

demektir.

Çünkü çocuk için,

“Benim yaşadığım şey senin zihninde de bir yer buldu.”

duygusu başlı başına düzenleyici olabilir.


Bowlby: Çocuk Neden Aynı Olayı Bize Anlatıyor?

Bağlanma kuramı açısından çocuk zorlayıcı bir deneyim yaşadığında güvenli bağ kurduğu kişiye yönelmesi anlaşılabilir bir durumdur.

Çocuk dünyayı her zaman tek başına anlamlandırmaz.

Korktuğunda, üzüldüğünde, utandığında veya şaşırdığında bakım veren kişinin tepkisine bakarak yaşadığı şeyin anlamını da öğrenir.

“Bu gerçekten kötü bir şey miydi?”

“Benim suçum muydu?”

“Bir daha olacak mı?”

“Güvende miyim?”

Çocuk bazen aynı olayı tekrar anlatarak aslında yalnızca hatırlamıyor, ebeveynin zihninde bir karşılık arıyor olabilir.

“Beni gerçekten dinledin mi?”

“Benim için önemli olduğunu gördün mü?”

“Beni haklı buluyor musun?”dan bile önce,

“Bunu seninle taşıyabilir miyim?”

sorusunu soruyor olabilir.

Bu nedenle aynı olayın tekrar anlatılması bazen çocuğun ilişkiye doğru yaptığı bir çağrı olarak görülebilir.


Kohut: “Beni Anla” İhtiyacı

Heinz Kohut’un kendilik psikolojisi açısından baktığımızda, insanın anlaşılma, görülme ve duygusal olarak karşılık bulma ihtiyacı önemlidir.

Çocuk için bir olay yalnızca dışarıda yaşanan bir şey değildir. Olay, çocuğun kendisi hakkındaki düşüncesini de etkileyebilir.

Özellikle alay edilme, dışlanma, başarısızlık veya küçük düşürülme içeren deneyimlerde çocuk şu tür sorulara yönelebilir:

“Ben komik mi göründüm?”

“Herkes benimle dalga mı geçiyor?”

“Beni sevmiyorlar mı?”

“Ben diğerlerinden farklı mıyım?”

Burada olayın kendisinden daha önemli hâle gelen şey çocuğun benlik duygusuna dokunan taraf olabilir.

Çocuk aynı olayı anlatırken aslında kendi değerini yeniden toparlamaya çalışıyor olabilir.

Bazen ihtiyaç duyduğu şey,

“Bunun seni neden bu kadar kırdığını anlayabiliyorum.”

cümlesidir.


Melanie Klein: Çocuk Bir İlişkinin İyi ve Kötü Taraflarını Nasıl Taşır?

Melanie Klein’ın nesne ilişkileri yaklaşımı açısından, çocukların ilişkilerindeki olumlu ve olumsuz deneyimleri bir arada taşıması zaman içinde gelişen bir süreçtir.

Bir çocuk bir arkadaşını çok seviyor olabilir.

Fakat aynı arkadaş onu kırmış da olabilir.

Çocuk bu iki deneyimi aynı anda taşımakta zorlanabilir:

“Beni çok seviyor ama bana bunu neden yaptı?”

“Arkadaşım iyi biri ama bana kötü davrandı.”

Bu nedenle aynı olay üzerinde tekrar tekrar konuşabilir.

Çünkü çocuk yalnızca ne olduğunu değil, karşısındaki kişiyi ve ilişkiyi zihninde yeniden düzenlemeye çalışıyor olabilir.

Bu yüzden,

“Artık onu boş ver.”

demek bazen çocuğun yaşadığı ambivalansı daha da zorlaştırabilir.

Çocuk için birini hem sevip hem ona kızabilmek, ilişkilerin karmaşıklığını öğrenmenin önemli parçalarından biridir.




Bazen Çocuk Olayı Değil, Haksızlığı Tekrarlar

Bazı çocuklar özellikle yaşadıkları bir haksızlığı sürekli anlatabilir.

“Ben yapmadım ama bana kızdı.”

“O da yaptı ama sadece bana kızdılar.”

“Ben sıradaydım ama beni geçtiler.”

Bunun altında yalnızca öfke olmayabilir.

Çocuk için adalet ve düzen duygusu önemli olabilir.

Dünyanın anlaşılabilir olması gerekir.

“Doğru davranırsam doğru karşılık alırım.”

“Ben bir şey yapmadıysam suçlanmamam gerekir.”

Ancak çocuk böyle bir düzenin bozulduğunu hissettiğinde yoğun bir rahatsızlık yaşayabilir.

Olayı tekrar tekrar anlatarak zihinsel olarak düzeni yeniden kurmaya çalışabilir:

“Peki ama neden böyle oldu?”

Dolayısıyla sürekli anlatılan şey bazen haksızlığa uğrama duygusudur.


Utanç Yaşayan Çocuklar Neden Aynı Olayı Farklı Şekilde Anlatabilir?

Çocuk için utanç, özellikle sosyal ilişkiler içinde çok güçlü olabilir.

Bir arkadaş grubunun içinde alay edilmek, yanlış cevap vermek, bir şeyi becerememek ya da herkesin içinde azarlanmak, yetişkinin düşündüğünden çok daha uzun süre etkili olabilir.

Çocuk olayı tekrar tekrar anlatırken bazen aslında şu soruya cevap arıyor olabilir:

“Gerçekten o kadar kötü müydüm?”

Bu noktada çocuğun yaşadığı olayı küçümsemek kadar, utancı büyütmek de yardımcı olmayabilir.

“Bunda utanacak ne var?”

demek çocuğun duygusunu görünmez kılabilir.

Ama

“Bunun seni utandırmış olması anlaşılır.”

demek, utancı inkâr etmeden onunla birlikte kalabilmeyi mümkün kılar.

Burada amaç çocuğa “Sen haklısın.” demek değildir.

Amaç, çocuğun yaşadığı duygunun var olmasına izin vermektir.


Her Tekrar Etmek Travma Anlamına Gelir mi?

Hayır.

Bir çocuğun bir olayı günlerce anlatması tek başına travmatik bir yaşantı yaşadığını göstermez.

Çocuklar heyecan verici, şaşırtıcı, komik, kızdırıcı veya üzücü olayları tekrar tekrar anlatabilir. Gelişimsel olarak bazı yaşantıların tekrar konuşulması, hatırlanması ve ebeveynle paylaşılması doğal olabilir.

Burada önemli olan olayın çocuğu ne kadar etkilediği ve günlük yaşamını nasıl değiştirdiğidir.

Örneğin çocuk olaydan bahsediyor olabilir ama hayatına normal şekilde devam ediyordur.

Başka bir çocuk ise aynı olayın ardından:

okula gitmek istemeyebilir,

uykusunda bozulma yaşayabilir,

oyunlara katılmaktan kaçınabilir,

sürekli aynı soruyu sorabilir,

yoğun korku veya öfke gösterebilir,

aynı durumun tekrar yaşanacağına dair aşırı kaygılanabilir.

Bu durumda yalnızca anlatma davranışına değil, çocuğun genel işleyişine bakmak gerekir.


Ebeveynler Ne Yapabilir?

Önce “Neden hâlâ anlatıyorsun?” yerine “Seni hâlâ etkiliyor galiba.” diyebilirsiniz.

Bu küçük değişiklik önemlidir.

İlk cümle çocuğun anlatmasını sorgularken, ikinci cümle yaşadığı duyguyu fark eder.

Aynı olayı yeniden anlattığında hemen kesmeyebilirsiniz.

Çocuk zaten defalarca anlattıysa bile bazen yeniden anlatma ihtiyacı olabilir.

Her seferinde uzun bir konuşma yapmak gerekmez.

Kısa bir karşılık bile yeterli olabilir:

“Evet, bunu hatırlıyorum. Seni en çok ne üzmüştü?”

Olayın değil, duygunun peşine bakabilirsiniz.

“Sonra ne oldu?” sorusunun yanında,

“O sırada ne hissettin?”

“En zor gelen neydi?”

“Şimdi bunu düşününce ne hissediyorsun?”

gibi sorular çocuğun yaşantıyı anlamlandırmasına yardımcı olabilir.

Olayı sizin için küçük diye çocuk için de küçük kabul etmeyin.

“Bunda ağlayacak ne var?”

“Bu kadar büyütme.”

“Çocuklar arasında olur böyle şeyler.”

gibi cümleler yetişkine mantıklı gelebilir.

Ama çocuk için mesaj farklı olabilir:

“Demek ki benim hissettiğim şey önemli değil.”

Ancak aynı zamanda çocuğun duygusunu büyütmemeye de dikkat edin.

Her tekrar anlatılan olayın dramatik biçimde ele alınması da çocuğun olayı zihninde daha büyük bir yere koymasına neden olabilir.

Burada dengeli bir yaklaşım önemlidir:

“Bunun seni üzdüğünü görüyorum.”

ve ardından

“Bunu yaşadın ve şimdi birlikte ne yapabileceğimize bakabiliriz.”

Çocuğun yerine hemen müdahale etmeyin.

Her olayda öğretmeni aramak, diğer ebeveynle konuşmak veya problemi çocuğun yerine çözmek kısa vadede rahatlatıcı olabilir.

Fakat çocuğun yaşadığı her güçlüğü yetişkin çözerse, çocuk zamanla zor durumlarla kendi başına baş etme deneyimini daha az yaşayabilir.

Önce çocuğun ne istediğini anlamaya çalışmak daha yararlı olabilir:

“Bunu benim çözmemi mi istiyorsun, yoksa sadece anlatmak mı istedin?”

Bu soru bile çocuğa önemli bir şey öğretir:

“Benim yaşadığım şey hakkında söz hakkım var.”


Bazen Çocuk Aynı Hikâyeyi Anlatırken Hikâyenin Sonunu Değiştirir

Çocuk oyun oynarken veya anlatırken bir olayı farklı biçimlerde yeniden kurabilir.

Bir seferinde kendisi ağlayabilir.

Bir başka seferinde karşısındaki kişiyi yenebilir.

Başka bir anlatımda öğretmen onu savunabilir.

Bu tür değişiklikler, çocuğun yaşadığı deneyimi farklı ihtimaller üzerinden zihinsel olarak işlemeye çalışmasıyla ilişkili olabilir.

Oyun ve anlatı, çocuğun henüz doğrudan ifade edemediği duygulara yaklaşmasının doğal yollarından biri olabilir.

Bu yüzden bir olayın tekrar tekrar anlatılması veya oyunda yeniden kurulması her zaman “takıntı” değildir.

Bazen çocuk, gerçekte değiştiremediği bir yaşantıyı zihninde yeniden düzenlemeye çalışıyordur.


Varoluşçu Yaklaşım Açısından: Çocuk Olayın Anlamını Arıyor Olabilir

Varoluşçu yaklaşım açısından önemli olan yalnızca “Ne oldu?” sorusu değildir.

“Bu benim için ne anlama geliyor?”

sorusu da vardır.

Çocukların da yaşadıkları olaylara anlam verme çabaları vardır.

“Beni seçmemeleri benimle ilgili bir şey mi söylüyor?”

“Arkadaşım bana kızdıysa hâlâ beni seviyor mu?”

“Haksızlığa uğradığımda kendimi nasıl koruyabilirim?”

“Bir daha aynı şey olursa ne yapacağım?”

Çocuk aynı olayı tekrar anlatırken bazen yalnızca geçmişi konuşmaz.

Aynı zamanda gelecekte kendisini nasıl konumlandıracağına ilişkin bir şeyler öğrenmeye çalışır.

Bu nedenle çocuğun hikâyesini sadece kapatmaya çalışmak yerine, onun o olaydan ne anlam çıkardığını merak etmek önemlidir.

Çünkü bazen çocuğun zihnindeki asıl soru olay değildir.

“Bu yaşadığım şey benim kim olduğum hakkında ne söylüyor?”

sorusudur.


Çocuğun Tekrar Anlatması Bize Ne Söylüyor Olabilir?

Tek bir davranışın tek bir anlamı yoktur.

Aynı olayı tekrar tekrar anlatan bir çocuk:

duygusunu işlemeye çalışıyor olabilir,

anlaşılmak istiyor olabilir,

adalet duygusunu yeniden düzenliyor olabilir,

utancını paylaşarak hafifletmeye çalışıyor olabilir,

güvence arıyor olabilir,

ne yapacağını anlamaya çalışıyor olabilir,

yaşadığı olayın anlamını çözmeye çalışıyor olabilir.

Bu nedenle çocuğun cümlesinin tekrarına değil, tekrarın ardındaki ihtiyaca bakmak daha anlamlıdır.

Çocuğun,

“Beni dinle.”

dediğini yalnızca sözleriyle değil, aynı hikâyeyi tekrar getirerek anlatması mümkündür.


Belki de Çocuğun İhtiyacı Olayı Unutmak Değil, Onu Yerine Koyabilmektir

Yetişkinler bazen çocuğun yaşadığı sıkıntılı olayı artık konuşmamasını ister.

“Bunu düşünme.”

“Geçti.”

“Unut artık.”

Fakat çocukların bazı deneyimleri unutması değil, hayatlarındaki yerini bulması gerekir.

Bir olay yaşanır.

Çocuk üzülür.

Anlatır.

Dinlenir.

Düşünür.

Başka bir açıdan bakar.

Duygusu biraz değişir.

Sonra hayat devam eder.

Burada amaç olayı hafızadan silmek değildir.

Amaç, olayın çocuğun bütün benliğini kaplamamasıdır.

Çocuk zamanla,

“Bana kötü davranıldı ama bu benim kötü olduğum anlamına gelmiyor.”

“Bir arkadaşım beni dışladı ama herkes beni dışlamıyor.”

“Bir hata yaptım ama bu benim beceriksiz olduğum anlamına gelmiyor.”

gibi ayrımları kurabildiğinde, yaşantı daha farklı bir yere yerleşebilir.


Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?

Bir çocuğun üzüldüğü bir olayı birkaç gün boyunca anlatması tek başına endişe verici olmak zorunda değildir. Çocukların önemli buldukları olayları tekrar konuşmaları, özellikle duygularını anlamlandırırken, doğal bir süreç olabilir.

Ancak anlatma davranışı giderek yoğunlaşıyor ve çocuğun günlük yaşamına eşlik eden belirgin değişikliklerle birlikte görülüyorsa daha yakından değerlendirmek yararlı olabilir.

Özellikle çocuk aynı olayla ilgili yoğun korku veya öfke yaşıyor, olayın tekrar gerçekleşeceğinden sürekli endişeleniyor, okula gitmekten veya sosyal ortamlardan kaçınıyor, uyku ve iştahında belirgin değişiklikler gösteriyor, oyunlarında sürekli aynı yaşantıyı yeniden kuruyor ya da yaşadığı olayın ardından kendisi hakkında yoğun biçimde olumsuz konuşmaya başlıyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.

Burada amaç çocuğun anlatmasını susturmak değil; neden anlatmaya devam ettiğini anlamaktır.

Çocuğun yaşadığı olayın onun dünyasındaki anlamını, ilişkisel bağlamını ve duygusal etkisini değerlendirmek için Samsun Atakum’da yüz yüze çocuk psikoloğu desteği ve Türkiye ile yurt dışından online psikolojik destek için randevu almak üzere benimle iletişime geçebilirsiniz.


Sık Sorulan Sorular

Çocuğum aynı olayı sürekli anlatıyorsa bunu durdurmalı mıyım?

Her zaman değil. Tekrar anlatmak, çocuğun yaşadığı duyguyu işlemeye çalışmasının bir yolu olabilir. Öncelikle anlatmanın altında hangi ihtiyacın bulunduğunu anlamaya çalışmak daha yararlı olabilir.

Çocuğum yaşadığı olayı tekrar tekrar anlatıyorsa travma mı yaşamıştır?

Tekrarlayan anlatım tek başına travma göstergesi değildir. Olayın niteliği, çocuğun tepkileri ve günlük yaşamındaki değişiklikler birlikte değerlendirilmelidir.

Çocuğum aynı olayı anlatırken çok öfkeleniyor. Ne yapmalıyım?

Öfkeyi hemen susturmaya çalışmak yerine, öfkenin altında hangi duygunun bulunduğuna bakabilirsiniz. “Seni en çok ne kızdırdı?” gibi sorular çocuğun yaşantısını anlamlandırmasına yardımcı olabilir.

Çocuğum her defasında “Ama neden böyle oldu?” diye soruyor. Ne yapmalıyım?

Çocuk bazen olayın mantığını değil, olayın kendi dünyasındaki anlamını çözmeye çalışıyor olabilir. Bilmiyorsanız birlikte düşünmek, kesin bir cevap vermeye çalışmaktan daha uygun olabilir.

Çocuğumun yaşadığı olayı küçümsemek neden sorun olabilir?

Yetişkine küçük görünen bir olay çocuk için dışlanma, utanç, haksızlık veya değersizlik gibi daha büyük anlamlar taşıyabilir. Duyguyu küçümsemek çocuğun anlaşılmadığını hissetmesine neden olabilir.

Yorumlar

Henüz onaylanmış yorum yok.

Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.

Google ile Giriş Yap