09.08.2026 · 3 dk okuma

Çocuğum Sürekli “Beni Seviyor musun?” Diye Soruyor. Bu Ne Anlama Gelir? Samsun çocuk psikoloğu

Çocuğum Sürekli “Beni Seviyor musun?” Diye Soruyor. Bu Ne Anlama Gelir? Samsun çocuk psikoloğu

“Beni seviyor musun?”

“Beni gerçekten seviyor musun?”

“Benim annem/babam mısın?”

“Beni kardeşimden daha çok seviyor musun?”

“Yarın da beni sevecek misin?”

Bazı çocuklar bu soruları zaman zaman sorabilir. Özellikle 3–9 yaş arasında çocuğun ebeveynine sevgisini ve ilişkideki yerini tekrar tekrar sorması, gelişimin doğal bir parçası olabilir.

Ancak bazı çocuklarda bu soru yalnızca ara sıra sorulan bir soru değildir. Çocuk gün içinde defalarca “Beni seviyor musun?” diye sorabilir. Ebeveyn "Evet, seni çok seviyorum." dediğinde kısa bir süre rahatlar; ardından aynı güvenceyi yeniden istemeye başlayabilir.

Bu durumda ebeveynlerin aklına genellikle şu sorular gelir:

“Çocuğum sevgimden neden emin olamıyor?”

“Acaba kendisini güvensiz mi hissediyor?”

“Yanlış bir şey mi yaptım?”

“Her sorduğunda tekrar tekrar söylemeli miyim?”

Öncelikle şunu bilmek önemlidir: Bir çocuğun “Beni seviyor musun?” diye sorması tek başına bir problem olduğu anlamına gelmez.

Çocuklar özellikle erken ve orta çocukluk döneminde sevginin sürekliliğini anlamaya, ebeveyniyle olan bağının güvenli olduğunu hissetmeye ve ilişkideki yerini keşfetmeye çalışırlar.

Bazen çocuk aslında cevabını bilmediği için sormaz.

Cevabı hissetmeye ihtiyaç duyduğu için sorar.

Bu nedenle bu soruyu yalnızca bilgi isteyen bir soru olarak değil, çocuğun duygusal dünyasından gelen bir mesaj olarak dinlemek gerekir.




Çocuk Neden Sürekli “Beni Seviyor musun?” Diye Sorar?

3–9 yaş arasında çocuk için ebeveynle kurulan ilişki hâlâ merkezi bir öneme sahiptir.

Çocuk giderek bağımsızlaşır. Kendi kararlarını vermeye, arkadaşlıklar kurmaya, okul hayatına uyum sağlamaya ve ebeveyninden ayrı alanlar oluşturmaya başlar.

Fakat bağımsızlaşmak, ebeveyne olan ihtiyacın ortadan kalkması anlamına gelmez.

Tam tersine çocuk bir yandan dünyayı keşfetmek isterken diğer yandan kendisi için güvenli olan yere geri dönebilmek ister.

Bu noktada John Bowlby'nin bağlanma kuramı önemli bir açıklama sunar.

Bowlby'ye göre çocuk için bakım veren kişi yalnızca fiziksel ihtiyaçları karşılayan biri değildir. Aynı zamanda çocuğun dünyayı keşfetmesini sağlayan bir güvenli üs işlevi görür.

Çocuk kendisini güvende hissettiğinde çevresini keşfetmeye daha rahat yönelir.

Ancak korktuğunda, yorulduğunda, zorlandığında veya belirsizlik yaşadığında yeniden bakım veren kişiye yönelir.

“Beni seviyor musun?” sorusu da bazen bu güvenli üsle ilişkinin hâlâ yerinde olup olmadığını kontrol etmenin bir yolu olabilir.

Çocuk aslında:

“Sen hâlâ benim yanımda mısın?”

“Aramızdaki bağ hâlâ devam ediyor mu?”

“Bir şey yaptığımda beni kaybetmeyecek miyim?”

diye soruyor olabilir.




Çocuk Sevildiğini Bildiği Hâlde Neden Tekrar Tekrar Sorabilir?

Burada ebeveynlerin anlamakta zorlandığı önemli bir nokta vardır.

Çocuğunuz sizin onu sevdiğinizi biliyor olabilir.

Ama bilmek ile o sevgiyi duygusal olarak güvenli biçimde hissetmek aynı şey değildir.

Özellikle küçük çocuklarda duyguların düzenlenmesi ve ilişkisel güven henüz gelişim hâlindedir.

Bu nedenle çocuk zaman zaman aynı güvenceyi yeniden arayabilir.

Örneğin bir çocuk gün içerisinde yaşadığı küçük bir hayal kırıklığından sonra:

“Beni seviyor musun?”

diye sorabilir.

Bu soru bazen doğrudan yaşadığı olayla ilişkili görünmeyebilir.

Ancak çocuğun iç dünyasında olay şöyle yaşanıyor olabilir:

“Annem bana kızdı.”

“Annem kızdıysa belki beni sevmiyor.”

“Beni seviyorsa hâlâ yanımda.”

“Bunu tekrar duymam gerekiyor.”

Dolayısıyla çocuk için sevginin varlığı ile yaşanan çatışma birbirinden kolayca ayrılmayabilir.

Bir yetişkin:

“Annem bana kızdı ama beni sevdiğini biliyorum.”

diyebilir.

Çocuk için ise bu ayrımı yapmak daha zor olabilir.

Bu nedenle ebeveynin öfkelenmesi veya sınır koyması, bazı çocuklarda sevginin kaybedilebileceğine ilişkin bir kaygıyı harekete geçirebilir.




Winnicott'a Göre Çocuğun Güven Duygusu Nasıl Gelişir?

Donald Winnicott'un çocuk gelişimine ilişkin görüşleri, çocuğun güven duygusunu anlamak açısından oldukça değerlidir.

Winnicott'a göre çocuğun gelişimi yalnızca bireysel özellikleriyle açıklanamaz. Çocuğun içinde bulunduğu çevre ve bakım ilişkisinin niteliği de büyük önem taşır.

Winnicott'un "yeterince iyi ebeveyn" kavramı burada özellikle önemlidir.

Yeterince iyi ebeveyn, hiçbir zaman hata yapmayan veya çocuğunu sürekli mutlu eden ebeveyn değildir.

Çocuğun ihtiyaçlarına yeterince duyarlı olan, onun duygularını taşıyabilen ve zaman içerisinde çocuğun giderek daha fazla bağımsızlaşmasına izin veren ebeveyndir.

Bu açıdan bakıldığında çocuğun sürekli:

“Beni seviyor musun?”

diye sorması, ebeveynin her seferinde kusursuz bir cevap vermesi gereken bir durum değildir.

Önemli olan çocuğun genel olarak ilişkide kendisini güvende hissedebilmesidir.

Çocuk zamanla şunu deneyimleyebilmelidir:

“Annem bana kızabilir ama beni sevmeye devam eder.”

“Babam benim yaptığım bir davranışı beğenmeyebilir ama ben hâlâ onun çocuğuyum.”

“Bazen anlaşamayabiliriz ama ilişkimiz devam eder.”

Bu deneyim, çocuğun sevginin bir davranış ödülü olmadığını öğrenmesine yardımcı olur.




“Seni Seviyorum” Demek Her Zaman Yeterli midir?

Çocuğunuz “Beni seviyor musun?” diye sorduğunda:

“Tabii ki seni seviyorum.”

demek elbette önemlidir.

Ancak bazı durumlarda yalnızca bu cümleyi tekrar etmek yeterli olmayabilir.

Çünkü çocuk bazen sevginin kendisini değil, yaşadığı belirli bir duygunun güvence altına alınmasını arıyor olabilir.

Örneğin çocuk bir hata yaptıktan sonra:

“Beni seviyor musun?”

diye soruyorsa, yalnızca:

“Evet.”

demek yerine:

“Sana kızmış olabilirim ama sana olan sevgim değişmedi.”

demek daha açıklayıcı olabilir.

Böylece çocuk iki farklı şeyi birbirinden ayırmayı öğrenir:

Davranış ile sevgi.

“Yaptığın davranışı beğenmedim” başka bir şeydir.

“Seni sevmiyorum” başka bir şeydir.

Çocuğun bu ayrımı deneyimleyebilmesi oldukça önemlidir.




Bowlby ve Bağlanma: Çocuk Ne Zaman Güvence Arar?

Bowlby'nin bağlanma yaklaşımında çocuk, tehdit veya stres hissettiğinde bağlanma sistemini daha fazla aktive edebilir.

Bu nedenle “Beni seviyor musun?” sorusunun ne zaman ortaya çıktığı önemlidir.

Çocuk:

  • okula başladıysa,
  • yeni bir kardeşi olduysa,
  • taşınma yaşandıysa,
  • ebeveynlerden biri daha yoğun çalışmaya başladıysa,
  • ebeveynler arasında çatışma varsa,
  • bakım veren kişi değiştiyse,
  • hastalık veya kayıp gibi önemli bir yaşam olayı yaşandıysa,
  • okulda arkadaşlık sorunları varsa,

güvence arayışı artabilir.

Bazen çocuk için küçük görünen bir değişiklik bile önemli olabilir.

Çünkü çocuk henüz yetişkinler gibi olayları geniş bir bağlam içerisinde değerlendiremez.

Örneğin anne veya babanın birkaç gün yoğun çalışması çocuk tarafından:

“Annem artık benimle eskisi kadar ilgilenmiyor.”

şeklinde algılanabilir.

Bu nedenle çocuğun tekrar tekrar sorduğu soruya yalnızca cevap vermek değil, sorunun hangi dönemde arttığına bakmak da önemlidir.




Ayrışma-Bireyleşme Sürecinde Çocuk Neden Hem Bağımsızlaşmak Hem de Yakın Olmak İster?

Margaret Mahler'in ayrışma-bireyleşme kuramı, çocuğun ebeveynden psikolojik olarak ayrışarak kendi bireyselliğini geliştirme sürecini anlamamız açısından önemlidir.

Çocuk büyüdükçe kendi başına yapmak ister.

Kendi kıyafetini seçmek ister.

Kendi kararlarını vermek ister.

Kendi oyununu kurmak ister.

Anne babadan uzaklaşıp dünyayı keşfetmek ister.

Ancak bağımsızlaşma süreci her zaman doğrusal değildir.

Çocuk bazen bağımsız olmak isterken bir anda yeniden ebeveynine yaklaşabilir.

Bir gün:

“Ben kendim yapacağım!”

der.

Ertesi gün:

“Yanımdan ayrılma.”

diyebilir.

Bu durum tutarsızlık değil, gelişimin doğal bir parçası olabilir.

Çocuk bir yandan birey olmak isterken diğer yandan ilişkinin güvenli olduğunu kontrol etmeye ihtiyaç duyabilir.

“Beni seviyor musun?” sorusu da bu iki ihtiyacın kesiştiği noktada ortaya çıkabilir.

“Senden ayrı olabilirim ama senden kopmak istemiyorum.”

Bu, çocuk gelişimi açısından oldukça önemli bir mesajdır.




Çocuk Bazen “Beni Seviyor musun?” Diyerek Ne Anlatmaya Çalışır?

Çocukların duygularını her zaman doğrudan ifade etmeleri kolay değildir.

Bir yetişkin:

“Bugün okulda kendimi yalnız hissettim ve eve geldiğimde senin sevginden emin olmak istedim.”

diyebilir.

3–6 yaşındaki bir çocuk bunu bu şekilde ifade etmeyebilir.

Onun yerine:

“Beni seviyor musun?”

diye sorabilir.

Daha büyük bir çocuk ise:

“Ben olmasaydım başka bir çocuk ister miydin?”

“Kardeşimi benden daha mı çok seviyorsun?”

gibi sorular sorabilir.

Burada soru, çoğu zaman sorunun kendisinden daha fazla şey anlatır.

Çocuğun söylediği cümlenin arkasındaki duyguyu anlamaya çalışmak gerekir.

Belki kıskanmıştır.

Belki korkmuştur.

Belki kendisini yetersiz hissetmiştir.

Belki bir davranışı nedeniyle suçluluk yaşamıştır.

Belki de gün içinde yaşadığı bir olay onu ebeveynine daha fazla yaklaştırmıştır.

Bu nedenle çocuğun söylediği cümleyi hemen düzeltmek yerine, o cümlenin arkasındaki duyguyu merak etmek daha faydalı olabilir.




Kardeş Doğumundan Sonra “Beni Seviyor musun?” Sorusu

Yeni bir kardeşin doğması, çocuğun ebeveynle kurduğu ilişkiyi yeniden anlamlandırmasına neden olabilir.

Çocuk kardeşini sevse bile onunla birlikte gelen değişimleri fark eder.

Anne veya baba artık başka bir çocukla daha fazla ilgilenmektedir.

Bebeğin ihtiyaçları vardır.

Bebeğe daha fazla zaman ayrılabilir.

Çocuk bunu:

“Artık annemin sevgisini paylaşmam gerekiyor.”

şeklinde yaşayabilir.

Bu nedenle özellikle kardeş doğumundan sonra “Beni seviyor musun?” sorusunun artması şaşırtıcı değildir.

Bu durumda:

“Tabii ki seni seviyorum, kardeşini de seviyorum.”

demek önemlidir.

Fakat çocuğun yaşadığı duyguyu küçümsememek de gerekir.

“Bazen kardeşin geldiğinden beri benim seni eskisi kadar sevmediğimi düşünüyor olabilirsin.”

gibi bir cümle, çocuğun duygusunun görülmesine yardımcı olabilir.

Çocuğun kıskançlık veya güvensizlik yaşamasını hemen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, bu duyguların ilişkide taşınabileceğini göstermekte fayda vardır.




Çocuğum Sürekli Güvence İstiyorsa Ne Yapmalıyım?

Öncelikle çocuğu azarlamamak veya sorusuyla dalga geçmemek önemlidir.

“Daha kaç kere söyleyeceğim?”

“Tabii ki seviyorum, bunu neden sürekli soruyorsun?”

“Bunu sormaktan vazgeç.”

gibi tepkiler çocuğun güvence arayışını azaltmak yerine artırabilir.

Çünkü çocuk bu kez hem sevgisinden emin olamamış hem de sorusunun ebeveyn için rahatsız edici olduğunu hissetmiş olabilir.

Bunun yerine sakin bir şekilde cevap vermek ve mümkünse sorunun arkasındaki duyguyu anlamaya çalışmak daha sağlıklı olabilir.

Örneğin:

“Seni seviyorum. Bunu tekrar duymaya ihtiyaç duymanın bir nedeni var mı?”

diyebilirsiniz.

Ya da:

“Bugün seni biraz endişelendiren bir şey olmuş gibi. Anlatmak ister misin?”

Bu tür sorular çocuğun yalnızca güvence almasını değil, kendi duygusunu fark etmesini de destekler.




Çocuğa “Seni Her Zaman Seveceğim” Demek Doğru mudur?

Çocuğa sevginin sürekliliğini hissettirmek önemlidir.

Ancak burada sevginin davranışlardan bağımsız olduğunu anlatmak daha değerlidir.

Örneğin:

“Sana kızabilirim ama seni sevmeye devam ederim.”

“Yaptığın şeyi beğenmeyebilirim ama sen benim için değerlisin.”

“Bir konuda anlaşamayabiliriz ama aramızdaki bağ devam eder.”

Bu ifadeler çocuğun önemli bir ayrımı öğrenmesine yardımcı olur:

Sevgi ile onay aynı şey değildir.

Çocuk her yaptığı davranışın onaylanmasını beklememelidir.

Ancak davranışı nedeniyle sevgisini kaybetmeyeceğini bilmelidir.

Bu ayrım, ilerleyen yıllarda çocuğun kendilik değerinin gelişimi açısından da önem taşır.




Ebeveyn Olarak Her Seferinde Cevap Vermeli miyim?

Bu sorunun tek bir cevabı yoktur.

Çocuğun yaşına, içinde bulunduğu duruma ve sorunun ne sıklıkta tekrarlandığına bakmak gerekir.

Özellikle küçük yaşlarda güvence vermek oldukça doğaldır.

Ancak çocuk aynı soruyu çok sık soruyor ve verilen cevap yalnızca birkaç saniye rahatlama sağlıyorsa, yalnızca tekrar tekrar "seni seviyorum" demek yerine çocuğun yaşadığı duyguyu anlamaya çalışmak daha faydalı olabilir.

Örneğin:

“Bunu bugün birkaç kez sordun. İçinde seni endişelendiren bir şey mi var?”

diyebilirsiniz.

Burada amaç çocuğun sorusunu reddetmek değildir.

Tam tersine, sorunun arkasındaki ihtiyacı keşfetmektir.




Hangi Durumlarda Daha Yakından Bakmak Gerekebilir?

Çocuğun zaman zaman “Beni seviyor musun?” diye sorması oldukça doğal olabilir.

Ancak bu soru çok yoğun ve tekrarlayan bir hâle geldiyse daha yakından değerlendirmek gerekebilir.

Özellikle çocuk:

  • gün içerisinde çok sık güvence istiyorsa,
  • ebeveynden ayrılmakta ciddi şekilde zorlanıyorsa,
  • okula gitmek istemiyorsa,
  • yalnız kalmaktan yoğun biçimde korkuyorsa,
  • ebeveynin sevgisini kaybetmekten sürekli endişe ediyorsa,
  • kardeş doğumundan sonra belirgin biçimde içine kapanmışsa,
  • uyku sorunları yaşamaya başladıysa,
  • sık sık "beni sevmiyorsun" diyorsa,
  • hata yaptığında yoğun suçluluk gösteriyorsa,
  • ebeveyninden sürekli onay bekliyorsa,

çocuğun duygusal dünyasının daha yakından değerlendirilmesi faydalı olabilir.

Burada amaç çocuğa hemen bir etiket koymak değildir.

Önemli olan bu davranışın ne zaman başladığını, ne zaman arttığını ve çocuğun yaşamında başka hangi değişimlerle birlikte ortaya çıktığını anlamaktır.




Çocuğuma Nasıl Yaklaşmalıyım?

Çocuğunuz “Beni seviyor musun?” diye sorduğunda ilk tepkiniz mümkün olduğunca sakin ve güven verici olabilir.

“Evet, seni seviyorum.”

Ardından çocuğun yaşına uygun şekilde:

“Bunu bugün tekrar tekrar sormana neden olan bir şey mi oldu?”

diye sorabilirsiniz.

Çocuğun hemen cevap vermemesi sorun değildir.

Bazı çocuklar duygularını doğrudan anlatamaz.

Bazen oyun oynarken anlatırlar.

Bazen resim yaparken.

Bazen uyku öncesinde.

Bazen de birkaç saat sonra.

Bu nedenle ebeveynin görevi çocuğu konuşturmaya zorlamak değil, duyguların konuşulabileceği güvenli bir alan oluşturmaktır.




Sonuç: Çocuğun Sorusu Bazen Bir Güvence Arayışıdır

3–9 yaş arasında çocuğun "Beni seviyor musun?" diye sorması çoğu zaman gelişimsel olarak anlaşılabilir bir davranıştır.

Çocuk büyürken bir yandan bağımsızlaşır, diğer yandan ebeveyniyle olan bağının güvenli olduğunu bilmeye ihtiyaç duyar.

Bowlby'nin bağlanma kuramı bize çocuğun güvenli bir üsse ihtiyaç duyduğunu gösterirken, Winnicott çocuğun gelişiminde yeterince iyi ve güvenli bir çevrenin önemini vurgular.

Mahler'in ayrışma-bireyleşme yaklaşımı ise çocuğun bağımsızlaşma ile yakınlık ihtiyacını aynı gelişimsel süreç içerisinde yaşayabileceğini anlamamıza yardımcı olur.

Bu nedenle çocuğun:

“Beni seviyor musun?”

sorusuna yalnızca bir bilgi sorusu gibi yaklaşmamak gerekir.

Bazen çocuk aslında:

“Hâlâ senin için önemli miyim?”

“Bir hata yaptığımda beni kaybeder miyim?”

“Benden uzaklaşsan bile geri gelecek misin?”

“Ben senden ayrı olsam da aramızdaki bağ devam edecek mi?”

diye soruyor olabilir.

Çocuğun bu sorusuna verilecek en önemli cevap yalnızca sözlerimiz değildir.

Çocuğun zaman içerisinde yaşadığı ilişkisel deneyimlerdir.

Çocuk şunu deneyimlediğinde güven gelişir:

“Annem ve babam bana kızabilir, beni sınırlandırabilir, davranışlarımı onaylamayabilir. Ama bütün bunlar onların sevgisinin kaybolduğu anlamına gelmez.”

Bu deneyim, çocuğun hem kendisiyle hem de ilişkileriyle daha güvenli bir bağ kurmasına yardımcı olur.

Dolayısıyla çocuğunuz sürekli "Beni seviyor musun?" diye soruyorsa, hemen endişelenmek yerine önce şu soruyu sormayı deneyebilirsiniz:

“Çocuğum şu anda benden hangi duygusal güvenceyi istiyor?”

Çünkü bazen çocukların söyledikleri cümlenin altında, henüz kelimelere dökemediği başka bir duygu vardır.




Çocuğunuzun Duygusal Dünyasıyla İlgili Endişeleriniz Varsa

Çocuğunuzun sürekli güvence aradığını, sizden ayrılmakta zorlandığını, yoğun kaygılar yaşadığını veya yaşına göre belirgin şekilde fazla onay ihtiyacı gösterdiğini düşünüyorsanız profesyonel değerlendirme ve psikolojik destek faydalı olabilir.

Çocuklarla yürütülen psikolojik destek sürecinde yalnızca görünen davranışa değil, davranışın altında bulunan duygusal ihtiyaçlara ve çocuğun ilişkisel dünyasına da bakmak önemlidir.

Samsun Atakum'da çocuk psikoloğu olarak çocukların duygusal ve gelişimsel süreçlerine yönelik psikolojik destek sunuyorum.

Çocuğunuzun yaşadığı güçlükler hakkında bilgi almak ve değerlendirme sürecini öğrenmek için:

www.bilalkaya.net




Sık Sorulan Sorular

Çocuğum sürekli “Beni seviyor musun?” diyorsa endişelenmeli miyim?

Tek başına bu soru bir problem olduğu anlamına gelmez. 3–9 yaş döneminde çocukların ebeveynleriyle olan bağlarının güvenli olduğunu kontrol etmek istemeleri gelişimsel olarak anlaşılabilir. Ancak soru çok sık tekrarlanıyor ve çocuğun günlük yaşamını etkiliyorsa daha yakından değerlendirmek faydalı olabilir.

Çocuğum neden sevildiğini bildiği hâlde sürekli soruyor?

Çocuk sevildiğini bilse bile bunu duygusal olarak yeniden hissetmeye ihtiyaç duyabilir. Özellikle kaygı, değişim, kardeş doğumu, okul sorunları veya ebeveynden ayrılma gibi durumlarda güvence arayışı artabilir.

Çocuğuma her sorduğunda “Seni seviyorum” demeli miyim?

Çocuğun sevgi ihtiyacını karşılamak önemlidir. Ancak soru sürekli tekrarlanıyorsa yalnızca güvence vermek yerine "Bunu bugün tekrar tekrar sormana neden olan bir şey mi oldu?" gibi sorularla çocuğun duygusunu anlamaya çalışmak da faydalı olabilir.

Çocuğum bana kızdığımda “Artık beni sevmiyorsun” diyor. Ne yapmalıyım?

Çocuğa öfkelenmenin veya sınır koymanın sevginin kaybolduğu anlamına gelmediğini anlatabilirsiniz. "Sana kızdım ama seni sevmeye devam ediyorum. Yaptığın davranışı doğru bulmuyorum." gibi ifadeler davranış ile sevgiyi birbirinden ayırmasına yardımcı olabilir.

Kardeş doğduktan sonra çocuğum sürekli “Beni seviyor musun?” demeye başladı. Normal mi?

Kardeş doğumu çocuğun aile içindeki yerini yeniden düşünmesine neden olabilir. Ebeveynin ilgisinin bölündüğünü hisseden çocuk daha fazla güvence isteyebilir. Bu durumun ne kadar yoğun olduğu ve çocuğun genel işlevselliğini etkileyip etkilemediği önemlidir.

Çocuğumun sürekli güvence istemesi özgüven eksikliği midir?

Her zaman değil. Güvence arayışı bağlanma ihtiyacı, kaygı, gelişimsel süreçler, yaşanan değişiklikler veya ilişkisel deneyimlerle bağlantılı olabilir. Bu nedenle davranışı doğrudan "özgüven eksikliği" olarak yorumlamak doğru olmayabilir.

Ne zaman çocuk psikoloğundan destek almalıyım?

Güvence arayışı çok sıklaştığında, çocuğun ebeveynden ayrılmasını zorlaştırdığında, okul ve sosyal yaşamını etkilediğinde veya yoğun kaygı, uyku sorunları ve başka davranış değişiklikleriyle birlikte görüldüğünde çocuk psikoloğundan destek almak faydalı olabilir.

Yorumlar

Henüz onaylanmış yorum yok.

Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.

Google ile Giriş Yap