04.09.2026 · 3 dk okuma

Çocuğum Sürekli Ağlıyor: Neden Ağlıyor ve Nasıl Yaklaşmalıyım?

Çocuğum Sürekli Ağlıyor: Neden Ağlıyor ve Nasıl Yaklaşmalıyım?

“Çocuğum sürekli ağlıyor, ne yapacağımı bilemiyorum.”

“En ufak şeyde ağlıyor.”

“İstediği olmayınca hemen ağlamaya başlıyor.”

“Bazen neden ağladığını kendisi bile bilmiyor gibi.”

Bir çocuğun sık ağlaması, ebeveyn için zaman zaman oldukça yorucu olabilir. Özellikle ağlama günlük yaşamın birçok alanına yayılıyorsa ebeveynin zihninde benzer sorular oluşmaya başlar:

Çocuğum neden böyle davranıyor? Bir sorun mu var? Çok mu hassas? Bunu alışkanlık mı yaptı? Ağladığında istediğini yapmalı mıyım, yoksa görmezden mi gelmeliyim?

Oysa çocuklarda ağlama davranışını yalnızca “isteğini yaptırmak için kullanılan bir davranış” olarak değerlendirmek, çocuğun yaşadığı duygusal süreci anlamayı zorlaştırabilir.

Çünkü küçük bir çocuk için ağlamak yalnızca üzüntünün ifadesi değildir. Ağlama; öfkenin, hayal kırıklığının, korkunun, ayrılığın, çaresizliğin, yoğun heyecanın, yorgunluğun veya henüz sözcüklere dönüşememiş bir duygunun dışavurumu olabilir.

Çocuk büyüdükçe duygularını daha iyi ifade etmeyi öğrenir. Ancak özellikle küçük yaşlarda çocuk, içinde olup biteni her zaman konuşarak anlatamaz. Bazen bedeni, davranışı ve özellikle de ağlaması onun anlatım biçimi hâline gelir.

Bu nedenle asıl soru yalnızca “Çocuğum neden ağlıyor?” değil, aynı zamanda “Çocuğum ağladığında bana ne anlatmaya çalışıyor olabilir?” sorusudur.




Çocuklarda Ağlamak Neden Bu Kadar Önemlidir?

Ağlamak, gelişimin doğal parçalarından biridir.

Bebeklik döneminde çocuk açlığını, rahatsızlığını, korkusunu veya yakınlık ihtiyacını çoğunlukla ağlama yoluyla ifade eder. Yaş ilerledikçe konuşma becerileri gelişir; fakat duyguların yoğunluğu her zaman dil becerilerinin gelişimi kadar hızlı ilerlemez.

Özellikle okul öncesi dönemde çocuk:

“Çok yoruldum.”

“Bugün kendimi yalnız hissettim.”

“Bunu yapamayacağım diye korkuyorum.”

“Benden beklenenleri karşılayamadığımı düşündüm.”

“Senin benimle ilgilenmeni istiyorum.”

gibi oldukça karmaşık yaşantıları henüz açık bir biçimde ifade edemeyebilir.

Bunun yerine ağlayabilir.

Bu nedenle çocuğum sürekli ağlıyor diyen bir ebeveynin ilk olarak çocuğun davranışını bastırmaya değil, davranışın arkasındaki duygusal duruma bakması önemlidir.

Çocuğun ağlaması her zaman büyük bir problemin işareti değildir. Ancak ağlama sıklaşıyor, yoğunlaşıyor, günlük yaşamı etkiliyor veya başka davranış değişiklikleriyle birlikte görülüyorsa çocuğun yaşadığı süreci daha yakından değerlendirmek gerekir.




Çocuk Neden Sürekli Ağlar?

Her çocuğun ağlama nedeni aynı değildir.

Bazı çocuklar hayal kırıklığına daha yoğun tepki verirken bazıları ayrılık karşısında daha hassas olabilir. Bazı çocuklar ise gün içinde biriktirdikleri duyguları güvenli hissettikleri ortamda ağlayarak boşaltabilir.

Bu nedenle “Çocuğum neden sürekli ağlıyor?” sorusunun tek bir cevabı yoktur.

1. Duygularını Henüz Düzenlemeyi Öğrenememiş Olabilir

Küçük çocukların duygusal düzenleme kapasitesi yetişkinlerinki kadar gelişmiş değildir.

Bir yetişkin kötü bir gün geçirdiğinde çoğu zaman duygusunu düşünerek anlamlandırabilir:

“Bugün çok yoruldum.”

“Bu olay beni kırdı.”

“Şu anda biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var.”

Çocuğun böyle bir içsel düzenleme kapasitesi henüz gelişim aşamasındadır.

Bu nedenle küçük bir hayal kırıklığı bile çocukta çok büyük bir duygusal dalgalanmaya yol açabilir.

Oyuncağının kırılması, istediği çizgi filmin açılmaması veya ebeveyninin “hayır” demesi yetişkin açısından küçük bir olay gibi görünse bile çocuk için o anda çok daha yoğun yaşanabilir.

Burada çocuğu “abartıyor” şeklinde değerlendirmek yerine, duygunun çocuk açısından ne kadar büyük yaşandığını anlamaya çalışmak daha işlevseldir.




2. Ağlamak Bir “İletişim Dili” Olabilir

Çocuklar her şeyi sözcüklerle anlatamaz.

Bazı çocuklar:

“Benimle ilgilenmeni istiyorum.”

“Beni anlamanı istiyorum.”

“Şu anda bunu tek başıma yapamıyorum.”

“Bunu kaybetmekten korkuyorum.”

diyemez.

Bunun yerine ağlar.

Özellikle küçük çocuklarda davranışın iletişim işlevi oldukça önemlidir.

Bu noktada çocuğun ağlamasını yalnızca ortadan kaldırmaya çalışmak, çocuğun anlatmaya çalıştığı şeyi kaçırmamıza neden olabilir.

Dolayısıyla ebeveynin kendisine şu soruyu sorması yararlı olabilir:

“Çocuğum şu anda ağlamasıyla neyi ifade etmeye çalışıyor?”




“İstediği Olmayınca Ağlıyor” Durumunda Ne Yapmalı?

Ebeveynlerin en sık zorlandığı durumlardan biri budur.

Çocuk bir şey ister.

Ebeveyn “hayır” der.

Çocuk ağlamaya başlar.

Ebeveyn bir süre dayanır.

Çocuk daha fazla ağlar.

Sonunda ebeveyn:

“Tamam, al ama bir daha ağlama.”

der.

Burada çocuk yalnızca istediğini elde etmiş olmaz. Aynı zamanda istemenin, ağlamanın ve ebeveynin sınırı değiştirmesinin nasıl birbirine bağlandığını da deneyimlemiş olur.

Bu nedenle ağlayan çocuğa nasıl davranmalı? sorusunun cevabı “her istediğini yapmak” da “ağladığında tamamen görmezden gelmek” de değildir.

Daha sağlıklı olan, duyguyu kabul ederken sınırı koruyabilmektir.

Örneğin:

“Bunu gerçekten istediğini görüyorum. Şu anda alamayacağız. Buna üzülmüş olabilirsin. Ağlayabilirsin, yanındayım.”

Burada iki mesaj aynı anda verilir:

“Duygun kabul ediliyor.”

ve

“Sınır değişmiyor.”

Çocuğun ihtiyacı çoğu zaman tam olarak budur.




Ağlayan Çocuğu Susturmak mı, Duygusunu Anlamak mı?

“Artık ağlama.”

“Bunda ağlanacak ne var?”

“Büyüdün artık.”

“Erkek adam ağlamaz.”

“Bak herkes sana bakıyor.”

Bu cümleler çocuğun ağlamasını kısa süreli olarak durdurabilir. Ancak çocuğa duygusunu düzenlemeyi öğretmeyebilir.

Hatta çocuk zaman içerisinde bazı duygularının kabul edilmediğini düşünmeye başlayabilir.

Burada önemli bir ayrım vardır:

Duyguyu kabul etmek, her davranışı kabul etmek değildir.

Çocuk öfkelendiğinde öfkelenmesine izin verilebilir; ancak başkasına vurmasına izin verilmez.

Çocuk üzgün olduğunda ağlamasına alan açılabilir; ancak istediğini elde etmek için başkasını tehdit etmesine izin verilmez.

Çocuk korkabilir; fakat korktuğu her durumda hayatın bütün kurallarının değiştirilmesi gerekmez.

Ebeveynin görevi çocuğun duygusunu ortadan kaldırmak değil, o duyguyu yaşayabilmesine ve zaman içinde düzenleyebilmesine eşlik etmektir.




Psikodinamik Açıdan Çocuğun Ağlaması Ne Anlatabilir?

Çocukların duygularını yalnızca davranış üzerinden değil, ilişkisel bağlam içerisinde değerlendirmek gerekir.

Özellikle psikanalitik ve psikodinamik düşüncede çocuk, duygusal deneyimlerini öncelikle ilişkileri içerisinde anlamlandırır.

Winnicott ve “Tutulma” Deneyimi

Winnicott'un çocuğun gelişiminde vurguladığı önemli konulardan biri, çocuğun güvenli bir çevrede duygularını yaşayabilmesidir.

Çocuk her zaman kendi başına sakinleşebilecek bir kapasiteyle doğmaz. Özellikle erken dönemlerde çocuk, yoğun duygularını düzenlerken bakım verenin düzenleyici işlevinden yararlanır.

Bu nedenle bazen bir çocuğun ağlaması yalnızca “üzüntü” değil, duyguyu tek başına taşıyamama hâlidir.

Çocuk ağlarken ebeveynin sakin ve düzenleyici varlığı önem kazanır.

“Şu an çok zorlandığını görüyorum.”

“Buradayım.”

“Birlikte sakinleşebiliriz.”

gibi ifadeler, çocuğun duygusunun taşınabilir olduğunu deneyimlemesine yardımcı olabilir.




Bion: Çocuğun Taşıyamadığı Duygular

Bion'un düşüncelerinden hareketle baktığımızda çocukların henüz anlamlandıramadığı yoğun duygusal yaşantılar ortaya çıkabilir.

Çocuk korkar fakat neden korktuğunu bilemez.

Çocuk öfkelenir fakat öfkesinin altında ne olduğunu anlayamaz.

Çocuk üzülür fakat neden bu kadar üzüldüğünü anlatamaz.

Bu durumda ağlama, henüz düşünceye ve söze dönüşmemiş yoğun bir duygusal deneyimin dışavurumu olabilir.

Çocuğun yanında bulunan yetişkinin sakinliği, duyguyu anlamlandırmaya yardımcı olması ve çocuğa onun yaşantısını isimlendirmesi önem taşır.

“Galiba bugün olanlar seni çok yordu.”

“Bunun olmamasına çok üzüldün.”

“Benden ayrılmak zor geldi.”

gibi cümleler çocuğa hazır bir cevap vermekten çok, duygusuna bir isim vermesine yardımcı olabilir.




Bowlby: Çocuğun Ağlamasının Altında Bir Ayrılık Korkusu Olabilir mi?

Bağlanma kuramı açısından çocuğun bakım verenle kurduğu ilişki, dünyayı nasıl deneyimlediği açısından önemli bir yere sahiptir.

Bazı çocuklarda ağlama özellikle ayrılık anlarında artabilir.

Ebeveyn odadan çıktığında ağlamak, okula giderken zorlanmak, uyku öncesinde yoğun biçimde ağlamak veya ebeveynin ilgisi başka bir yere yöneldiğinde huzursuz olmak, çocuğun yakınlık ve güven ihtiyacının bir ifadesi olabilir.

Bu her zaman “bağımlı çocuk” anlamına gelmez.

Çocuk için önemli olan, bakım verenin ulaşılabilir ve güvenilir olduğunu deneyimlemektir.

Bu nedenle:

“Beni bırakma.”

“Gitme.”

“Benimle kal.”

gibi davranışların altında her zaman yalnızca bir “şımarıklık” aramak yerine çocuğun ayrılık deneyimine bakmak gerekir.




Çocuk Bazen Neden Sebepsiz Yere Ağlıyor Gibi Görünür?

Ebeveynlerin “Ortada hiçbir şey yokken ağlıyor.” demesi oldukça yaygındır.

Ancak çocuk açısından ortada hiçbir şey olmayabilir mi?

Her zaman değil.

Çocuk gün boyunca yaşadığı birçok küçük deneyimi biriktirebilir:

Bir arkadaşının söylediği bir söz…

Öğretmeninden aldığı bir uyarı…

Kaybettiği bir oyun…

Ebeveyninin kısa süreli ilgisizliği…

Kardeşiyle yaşadığı bir çatışma…

Başaramadığı bir görev…

Ya da yalnızca çok yorulmuş olması…

Bazen gün içerisinde yaşanan küçük gerilimler çocuğun zihninde işlenmeden kalabilir ve çocuk kendisini güvende hissettiği bir anda ağlamaya başlayabilir.

Özellikle bazı çocuklar dışarıda daha kontrollü görünürken evde daha fazla ağlayabilir.

Bu durum bazen ebeveyn tarafından:

“Okulda hiçbir şeyi yok ama eve gelince sürekli ağlıyor.”

şeklinde ifade edilir.

Burada çocuğun evini daha güvenli bir alan olarak deneyimliyor olması da düşünülebilir. Gün içinde tuttuğu duyguları, kendisini daha rahat hissettiği bir ortamda dışarı çıkarabilir.




Ağlayan Çocuğa Nasıl Yaklaşmalıyım?

Burada amaç çocuğu bir an önce susturmak değil, duygusal olarak yanında kalabilmektir.

Öncelikle ebeveyn kendi duygusunu fark etmelidir.

Çocuğun uzun süre ağlaması ebeveynde öfke, çaresizlik, suçluluk veya kaygı oluşturabilir.

“Ne yaparsam yapayım susmuyor.”

“Ben iyi bir anne-baba değil miyim?”

“Böyle giderse hep böyle olacak.”

gibi düşünceler ortaya çıkabilir.

Ancak ebeveynin kaygısı yükseldikçe çocuğun yoğun duygusunu taşıması da zorlaşabilir.

Bu nedenle öncelikle mümkün olduğunca sakinleşmek gerekir.

Sonrasında çocuğun seviyesine inerek kısa ve anlaşılır cümleler kullanılabilir:

“Çok üzüldün.”

“Bunu istemediğin için öfkelendin.”

“Şu anda senin için zor.”

“Buradayım.”

Fakat çocuğun duygusunu açıklamak adına uzun konuşmalar yapmak her zaman gerekli değildir.

Bazen çocuk ağlarken en çok ihtiyaç duyduğu şey, çözüm değil güvenli bir eşlik olabilir.




Çocuğum Çok Ağlıyor Diye Onu Şımartmış Olur Muyum?

Bu, ebeveynlerin en sık korktuğu sorulardan biridir.

Bir çocuğun ağlamasına izin vermek onu şımartmak değildir.

Ancak çocuğun her ağlamasında istediğini yapmak da sağlıklı bir sınır oluşturmaz.

Burada önemli olan ayrımı görebilmektir:

Duyguyu karşılamak başka, talebi karşılamak başkadır.

Çocuğun üzgün olması kabul edilebilir.

Ama istediği şeyin verilmemesi de mümkün olabilir.

Örneğin:

“Bunu çok istediğini biliyorum. Alamayacağımız için üzgünsün. Üzülebilirsin. Ama kararımız değişmeyecek.”

Bu yaklaşım çocuğa hem duygularının kabul edildiğini hem de sınırların güvenli olduğunu öğretir.




Çocuğun Sürekli Ağlaması Ne Zaman Daha Yakından Değerlendirilmeli?

Her ağlayan çocuk için profesyonel destek gerekmez.

Çocukların zaman zaman daha hassas, daha ağlamaklı veya daha yoğun duygusal tepkiler göstermesi gelişimin doğal bir parçası olabilir.

Ancak ağlama davranışı belirgin biçimde arttığında veya çocuğun günlük yaşamını etkilemeye başladığında daha yakından bakmak faydalı olabilir.

Özellikle ağlamaya şu durumlar eşlik ediyorsa çocuğun yaşadığı süreci değerlendirmek önemlidir:

Uyku düzeninde belirgin değişiklikler, okuldan kaçınma, yoğun ayrılma güçlüğü, arkadaş ilişkilerinde belirgin bozulma, iştah değişiklikleri, yoğun korkular, içe kapanma, sık öfke patlamaları veya daha önce kazanılmış bazı becerilerde gerileme gibi değişiklikler gözleniyorsa yalnızca “ağlamasın” üzerine odaklanmak yerine çocuğun bütünsel duygusal durumuna bakmak gerekir.

Çünkü bazen ağlama, görünen davranıştır; asıl mesele ise onun altında yaşanan duygudur.




“Ağlayan Çocuğa Ne Söylenmeli?” ve “Ne Söylenmemeli?”

Çocuğun duygusunu küçümsemeyen, ancak sınırı da koruyan bir dil kullanmak önemlidir.

“Bunda ağlanacak ne var?” yerine:

“Bunun seni üzdüğünü görüyorum.”

“Ağlamayı kes.” yerine:

“Hazır olduğunda konuşabiliriz. Ben buradayım.”

“Ne kadar ağladın, yeter artık.” yerine:

“Şu anda duygun çok yoğun. Birlikte sakinleşebiliriz.”

“İstediğini yaparsam susacak.” yerine:

“Üzgün olduğunu anlıyorum ama bu konuda kararımız değişmeyecek.”

Bu yaklaşım çocuğun ağlamasını ödüllendirmeden, ağlamanın altında bulunan duyguyu görmeye yardımcı olur.




Çocuğun Ağlamasına Karşı Ebeveynin Tutumu Neden Önemlidir?

Çocuk yalnızca ebeveyninin söylediği sözleri değil, duygusal olarak nasıl karşılandığını da deneyimler.

Çocuk ağladığında ebeveyn öfkeleniyor, küçümsüyor veya hemen paniğe kapılıyorsa çocuk zaman içinde ağlamayı daha da yoğun yaşayabilir.

Bunun tersine, ebeveyn sakin kalıyor, duyguyu isimlendiriyor ve sınırı koruyorsa çocuk yavaş yavaş şu deneyimi kazanabilir:

“Duygularım geldiğinde dünya yıkılmıyor.”

“Üzülebilirim ve yine de güvende kalabilirim.”

“Bir şey istediğimde hayır cevabı alabilirim ama ilişki devam eder.”

Aslında duygusal gelişimin önemli parçalarından biri tam da budur.

Çocuk yalnızca nasıl mutlu olunacağını değil, üzüntüyle nasıl kalınacağını, hayal kırıklığının nasıl taşınacağını ve yoğun bir duygudan nasıl çıkılacağını da zaman içinde öğrenir.




Çocuğun Ağlamasını Hemen Durdurmak Her Zaman Amaç Olmamalı

Ebeveyn olarak bazen çok doğal bir dürtüyle hareket ederiz:

“Bir an önce sussun.”

Çünkü çocuk ağladığında onun acısını görmek bize de zor gelebilir.

Ancak çocuğun her olumsuz duygusunu hızla ortadan kaldırmak, zaman içinde çocuğun hayal kırıklığına ve üzüntüye tahammül geliştirmesini zorlaştırabilir.

Çocuğun gelişimi için yalnızca mutlu anlara değil, zor duygulara da ihtiyaç vardır.

Üzüntü yaşayacak.

Kızacak.

Hayal kırıklığına uğrayacak.

Bir şeyleri kaybedecek.

Bazen reddedilecek.

Bazen istediği olmayacak.

Ebeveynin görevi bütün bunları ortadan kaldırmak değildir.

Daha çok, çocuğun bütün bu deneyimleri yaşarken ilişkinin sürdüğünü ve duyguların taşınabilir olduğunu hissetmesine yardımcı olmaktır.




Oyun Terapisi Çocuğun Ağlama Davranışını Anlamaya Nasıl Yardımcı Olabilir?

Bazı çocuklar yaşadıkları duyguları konuşarak anlatmakta zorlanabilir.

Özellikle küçük yaşlarda oyun, çocuğun kendisini ifade etmesinin en doğal yollarından biridir.

Çocuk bazen oyununda ayrılıkları, korkuları, öfkeleri, kontrol ihtiyacını veya ilişkisel çatışmaları tekrar tekrar ortaya koyabilir.

Bu nedenle çocukla yalnızca:

“Niye ağlıyorsun?”

diye konuşmak her zaman yeterli olmayabilir.

Oyundaki tekrarlar, semboller, ilişkiler ve çocuğun kurduğu hikâyeler onun iç dünyasını anlamak açısından önemli ipuçları taşıyabilir. Ancak herhangi bir oyunu doğrudan “şu anlama gelir” şeklinde yorumlamak da doğru değildir. Çocuğun gelişim düzeyi, genel davranışları, ilişkileri ve yaşamındaki koşullar birlikte değerlendirilmelidir.

Çocuk Merkezli Oyun Terapisi özellikle çocuğun sözel olarak anlatmakta zorlandığı bazı duyguların oyun yoluyla ifade edilmesine alan açabilir.

Burada amaç çocuğu “ağlamayan bir çocuk” hâline getirmek değil; duygularını daha güvenli ve işlevsel biçimde yaşayabilmesine yardımcı olmaktır.




Ebeveynler Ne Yapabilir?

Çocuğunuz çok ağladığında öncelikle ağlamayı hemen durdurmaya çalışmadan onun ne yaşadığını anlamaya çalışın.

“Yine ağlıyorsun.” demek yerine:

“Bugün seni zorlayan bir şey olmuş olabilir mi?”

diye yaklaşabilirsiniz.

Bazen çocuk hemen cevap vermeyebilir.

Bu durumda zorlamak yerine yanında kalmak daha anlamlı olabilir.

Ayrıca çocuğun gün içindeki düzenine bakmak da önemlidir. Uyku, açlık, ekran kullanımı, okul deneyimi, kardeş ilişkileri, ebeveynle geçirilen zaman ve gün içerisindeki yoğunluk çocuğun duygusal eşiğini etkileyebilir.

En önemlisi ise çocuğun bütün davranışlarını tek bir kelimeyle açıklamaktan kaçınmaktır.

“Şımarık.”

“Huysuz.”

“Aşırı hassas.”

“Duygusal.”

gibi etiketler çocuğu anlamaktan çok davranışı kapatabilir.

Çünkü bazen “çok ağlayan çocuk”, aslında duyguları çok yoğun olan, duygularını henüz nasıl ifade edeceğini öğrenememiş veya kendisini anlatacak başka bir yol bulamamış çocuktur.




Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?

Çocuğunuzun sık ağlaması uzun süredir devam ediyor, günlük yaşamını etkiliyor veya ağlamaya başka davranışsal ve duygusal değişiklikler eşlik ediyorsa çocuğun yaşadığı süreci daha ayrıntılı değerlendirmek yararlı olabilir.

Özellikle ağlamanın altında ayrılık kaygısı, yoğun korkular, öfke, okul uyum güçlüğü, kardeş ilişkileri, özgüven sorunları veya çocuğun duygularını düzenlemekte zorlanması gibi farklı dinamikler bulunabilir.

Bu noktada amaç yalnızca çocuğun ağlamasını azaltmak değil, çocuğun neden bu kadar yoğun bir duygusal yük taşıdığını anlamaktır.

Samsun'da çocuk psikoloğu arayışında olan ebeveynler için Atakum'da yüz yüze psikolojik destek; farklı şehirlerde yaşayan aileler için ise online psikolojik destek seçenekleri bulunmaktadır. Çocuğun yaşadığı güçlüğü daha yakından değerlendirmek ve Samsun çocuk psikoloğu desteği hakkında bilgi almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.




Sonuç: Çocuğun Ağlaması Bazen Bir Sorundan Çok Bir Mesajdır

Çocuğun sürekli ağlaması ebeveyn için yorucu olabilir.

Fakat ağlamanın kendisine yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir davranış olarak bakıldığında, çocuğun bize anlatmaya çalıştığı şeyi kaçırabiliriz.

Çocuk bazen üzgündür.

Bazen korkmuştur.

Bazen yorulmuştur.

Bazen bir kayıp yaşamıştır.

Bazen ayrılmak istemiyordur.

Bazen kendisini yetersiz hissetmiştir.

Bazen de ne hissettiğini henüz kendisi bile bilmiyordur.

İşte bu nedenle “Çocuğum neden sürekli ağlıyor?” sorusunun yanında bir başka soru daha sormak gerekir:

“Çocuğum ağladığında benden neye ihtiyaç duyuyor olabilir?”

Belki cevap bir çözüm değildir.

Belki bir açıklama da değildir.

Belki yalnızca, duygusunun içinde tek başına olmadığını hissetmeye ihtiyacı vardır.

Çünkü çocukların duygusal gelişimi, hiç üzülmemeleriyle değil; üzüldüklerinde de ilişkilerinin sürdüğünü ve duygularının taşınabilir olduğunu deneyimlemeleriyle güçlenir.




Sık Sorulan Sorular

Çocuğum sürekli ağlıyor, normal mi?

Çocukların özellikle küçük yaşlarda sık ağlaması gelişimin doğal bir parçası olabilir. Ancak ağlama çok yoğun, sürekli ve günlük yaşamı etkileyen bir hâle geldiyse veya başka davranış değişiklikleri eşlik ediyorsa daha yakından değerlendirilmesi uygun olabilir.

Çocuğum en ufak şeyde ağlıyor. Ne yapmalıyım?

Öncelikle çocuğun duygusunu küçümsememek gerekir. “Bunda ağlanacak ne var?” demek yerine “Buna çok üzüldüğünü görüyorum.” gibi ifadeler kullanılabilir. Duyguyu kabul ederken sınırların korunması önemlidir.

Çocuğum istediği olmayınca ağlıyor. Her istediğini yapmalı mıyım?

Hayır. Çocuğun duygusunu kabul etmek ile istediğini vermek aynı şey değildir. Çocuk üzülmesine izin verildiğini, ancak bazı sınırların değişmediğini öğrenebilir.

Çocuğum hiçbir şey yokken ağlıyor gibi görünüyor. Neden?

Bazen gün içerisinde yaşanan küçük stresler, yorgunluk, ayrılık deneyimleri veya duygusal gerilimler birikerek daha sonra ağlama şeklinde ortaya çıkabilir. “Hiçbir şey yok” gibi görünmesi, çocuk açısından da gerçekten hiçbir şey olmadığı anlamına gelmeyebilir.

Çocuğum ağladığında görmezden gelmeli miyim?

Ağlamayı tamamen görmezden gelmek yerine çocuğun duygusunu fark etmek ve yanında olduğunuzu hissettirmek daha anlamlıdır. Bununla birlikte ağlama yoluyla her talebin yerine getirilmesi de sağlıklı bir sınır oluşturmaz.

Çocuklarda sürekli ağlama psikolojik bir sorunun işareti midir?

Her zaman değildir. Ağlama tek başına bir psikolojik sorun anlamına gelmez. Çocuğun yaşı, gelişim düzeyi, yaşam koşulları ve eşlik eden diğer davranışlar birlikte değerlendirilmelidir.

Oyun terapisi ağlayan çocuklara yardımcı olabilir mi?

Bazı çocuklar duygularını konuşarak ifade etmekte zorlanabilir. Çocuk Merkezli Oyun Terapisi, çocuğun kendisini oyun aracılığıyla ifade etmesine alan sağlayabilir. Ancak uygunluğun çocuğun genel gelişimi ve yaşadığı güçlükler değerlendirilerek belirlenmesi gerekir.

Yorumlar

Henüz onaylanmış yorum yok.

Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.

Google ile Giriş Yap