Çocuğum Okuldan Sürekli Şikâyet Alıyor: Ne Yapmalıyım? | Samsun Çocuk Psikoloğu
“Bugün yine arkadaşına vurdu.”
“Ders sırasında yerinde durmadı.”
“Öğretmenini dinlemiyor.”
“Derste sürekli konuşuyor.”
“Kurallara uymuyor.”
Bir ebeveyn için çocuğunun okulundan tekrar tekrar bu tür geri bildirimler almak oldukça zorlayıcı olabilir. Bir süre sonra her telefon sesi, her öğretmen mesajı veya okul görüşmesi yeni bir şikâyet gelecekmiş gibi hissettirebilir.
Bunun ardından ebeveynin zihninde başka sorular da oluşur:
“Ben nerede yanlış yapıyorum?”
“Çocuğum neden böyle davranıyor?”
“Evde de daha mı sert olmalıyım?”
“Acaba çocuğum problemli mi?”
Tam da burada önemli bir ayrım yapmak gerekir.
Bir çocuğun okuldan sürekli şikâyet alması, onun “kötü”, “yaramaz” veya “problemli” bir çocuk olduğu anlamına gelmez.
Ancak aynı davranışların tekrar tekrar ortaya çıkması da yalnızca görmezden gelinmesi gereken bir durum değildir.
Çünkü çocuğun okulda sergilediği davranışlar, bazen yalnızca kurallarla ilgili değil; duyguları, ilişkileri, dikkat kapasitesi, kendilik algısı, okul deneyimi ve çevresiyle kurduğu ilişki hakkında da bilgi taşıyabilir.
Bu nedenle asıl soru yalnızca:
“Bu davranışı nasıl durduracağız?”
değil,
“Çocuğum bu davranışla ne anlatıyor olabilir?”
sorusudur.
Her Şikâyet Aynı Anlama Gelmez
“Çocuğum okuldan sürekli şikâyet alıyor.” cümlesi, aslında pek çok farklı durumu kapsayabilir.
Bir çocuk arkadaşlarına karışıyor olabilir.
Bir başka çocuk sık sık kavga ediyor olabilir.
Bir diğeri derste konuşuyor, yerinden kalkıyor veya yönergelere uymuyor olabilir.
Bazı çocuklar ise daha sessiz görünmelerine rağmen derslerden kopuyor, ödevlerini yapmıyor veya sınıf içinde içine kapanıyor olabilir.
Dolayısıyla “şikâyet alıyor” demek tek başına bize davranışın nedenini anlatmaz.
Öncelikle şuna bakmak gerekir:
Ne oluyor?
Ne zaman oluyor?
Kimlerle oluyor?
Davranıştan hemen önce ne yaşanıyor?
Davranış sonrasında ne oluyor?
Örneğin çocuk yalnızca belirli bir derste davranış problemi yaşıyorsa, o dersle ilgili bir güçlük söz konusu olabilir.
Sadece belirli bir arkadaşının yanında sorun çıkıyorsa, akran ilişkileri açısından değerlendirme gerekebilir.
Evde sakin, okulda sürekli hareketli ise okul ortamının çocuk üzerindeki etkisine bakmak önem kazanabilir.
Davranışın nerede ve ne zaman ortaya çıktığı, çoğu zaman davranışın kendisi kadar önemlidir.
Çocuğu “Sorun” Olarak Görmeye Başlamak
Sürekli şikâyet alan çocukların karşılaşabileceği önemli risklerden biri, bir süre sonra davranışlarının kimliklerinin önüne geçmesidir.
“Yaramaz çocuk.”
“Ders dinlemeyen çocuk.”
“Problem çıkaran çocuk.”
“Öğretmeniyle başı dertte olan çocuk.”
Başlangıçta bunlar bir davranışı tanımlamak için söylenirken zamanla çocuğu tanımlayan sıfatlara dönüşebilir.
Bu noktada çocuk da kendisini böyle görmeye başlayabilir.
“Ben zaten uslu duramıyorum.”
“Ben öğretmenimin sevdiği çocuklardan değilim.”
“Ben ne yaparsam yapayım hata yapıyorum.”
Bu nedenle davranış ile çocuğun kendisini birbirinden ayırmak çok önemlidir.
Bir çocuk problemli değildir; bir davranış problemli olabilir.
Bu ayrım küçük gibi görünse de çocuğun kendilik algısı açısından oldukça değerlidir.
Çocuğun yaptığı davranışı sınırlandırmak gerekirken, çocuğun bütün benliğini o davranış üzerinden değerlendirmek başka bir sonuç doğurabilir.
Çocuk Neden Okulda Daha Fazla Davranış Sorunu Yaşayabilir?
Bir çocuğun okul ortamındaki davranışını anlamak için yalnızca çocuğa bakmak yeterli değildir.
Okulun yapısı da önemlidir.
Sınıfın kalabalıklığı, kuralların nasıl uygulandığı, öğretmenin yaklaşımı, derslerin çocuğun gelişimsel özelliklerine uygunluğu, arkadaş ilişkileri ve okulun beklentileri çocuğun davranışını etkileyebilir.
Örneğin hareket ihtiyacı yüksek bir çocuk uzun süre hareketsiz kalmasını gerektiren ortamlarda daha fazla zorlanabilir.
Dikkatini sürdürmekte güçlük yaşayan bir çocuk uzun ve yoğun akademik görevlerde daha sık kopabilir.
Sosyal ilişkiler konusunda zorlanan bir çocuk arkadaşları tarafından reddedildiğinde öfke ile tepki verebilir.
Derslerde zorlanan bir çocuk ise başarısızlığını görünür hâle getirmemek için dersi sabote edebilir veya dikkatini başka yere yöneltebilir.
Bu durumda görünen davranış ile altta yatan güçlük aynı şey değildir.
Bazen Çocuk “Yapmıyor” Gibi Görünürken Aslında “Yapamıyor” Olabilir
Ebeveynler ve öğretmenler zaman zaman:
“İstese yapar.”
“Biliyor ama yapmıyor.”
“Bizi dinlemiyor.”
diyebilir.
Bazı durumlarda çocuk gerçekten kuralı biliyor olabilir.
Fakat bilmek ile o anda uygulayabilmek aynı şey değildir.
Çocuğun dürtülerini düzenleme kapasitesi, dikkatini sürdürmesi, hayal kırıklığına dayanabilmesi veya duygularını yönetebilmesi yaşına ve bireysel özelliklerine göre değişebilir.
Bu nedenle:
“Neden yapmıyor?”
sorusunun yanında,
“Şu anda bunu yapabilecek durumda mı?”
sorusunu da sormak gerekir.
Bu ayrım, çocuğa yaklaşım biçimini önemli ölçüde değiştirebilir.
Okuldan Gelen Şikâyetler Çocuğun Duygusal Dünyası Hakkında Ne Söyleyebilir?
Çocuklar her zaman yaşadıkları duyguları doğrudan anlatmaz.
Bir yetişkin:
“Arkadaş grubunda kendimi dışlanmış hissediyorum.”
“Derslerde başarısız olmaktan korkuyorum.”
“Öğretmenimin beni sevmediğini düşünüyorum.”
diyebilir.
Bir çocuk ise bunu kavga ederek, derste konuşarak, kurallara direnerek veya arkadaşlarını rahatsız ederek gösterebilir.
Bunun her zaman böyle olduğu söylenemez. Fakat davranışın bir iletişim biçimi olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Özellikle davranış belirli bir dönemde başlamışsa şu sorular önemlidir:
Ne değişti?
Davranış başlamadan önce neler yaşandı?
Okulda yeni bir öğretmen, sınıf değişikliği veya arkadaşlık problemi oldu mu?
Aile içinde önemli bir değişiklik yaşandı mı?
Çocuk son dönemde kendisini farklı hissettiren bir deneyim yaşadı mı?
Davranışın başlangıç zamanı bazen nedenini anlamaya yardımcı olabilir.
Psikodinamik Açıdan Davranış Ne Anlatıyor Olabilir?
Psikodinamik yaklaşım, davranışı yalnızca düzeltilmesi gereken bir sonuç olarak değil, çocuğun iç dünyasına dair bir ifade biçimi olarak ele alır.
Burada çocuğun bilinçli olarak:
“Ben aslında şöyle hissediyorum ve bunu davranışımla göstereyim.”
diye düşünmesi söz konusu değildir.
Daha çok, henüz sözcüklere dönüşemeyen bazı yaşantıların davranış üzerinden ortaya çıkabilmesi söz konusudur.
Örneğin yoğun öfke yaşayan bir çocuk, öfkesinin altında bulunan hayal kırıklığını veya incinmişliği anlatamayabilir.
Kendisini yetersiz hisseden bir çocuk, bunu doğrudan söylemek yerine dersleri sabote edebilir.
İlgi ve yakınlık ihtiyacı olan bir çocuk, bunu açıkça istemek yerine dikkat çeken davranışlarda bulunabilir.
Burada davranışın anlamı çocuktan çocuğa değişir.
Bu nedenle tek bir davranış üzerinden “kesin olarak şu anlama gelir” demek doğru değildir.
Asıl önemli olan çocuğun bütün hikâyesine bakabilmektir.
Çocuğun “Kötü Çocuk” Rolüne Yerleşmesi
Sürekli uyarılan bir çocuk zamanla okulda belirli bir role yerleşebilir.
Örneğin sınıfta bir kez arkadaşını rahatsız ettiğinde “sorun çıkaran çocuk” olarak görülmeye başlanabilir.
Sonraki davranışları da bu beklenti üzerinden yorumlanabilir.
Bu durum çocuğun kendisi için de bir tür kısır döngü yaratabilir.
“Zaten beni böyle görüyorlar.”
“Ben ne yaparsam yapayım yine suçlu olacağım.”
“Nasıl olsa öğretmenim benim hakkımda kötü düşünüyor.”
Böyle bir algı oluştuğunda çocuk okulda olumlu davranış sergilemekten de uzaklaşabilir.
Çünkü artık yalnızca bir davranışla değil, kendisine verilen rolle mücadele ediyor olabilir.
Bu nedenle çocuğun güçlü taraflarının da öğretmen ve ebeveyn tarafından fark edilmesi önemlidir.
Bir çocuğun yalnızca hata yaptığı zaman görünür hâle gelmesi, okul deneyimini olumsuz etkileyebilir.
Ebeveyn Her Şikâyetten Sonra Çocuğu Cezalandırmalı mı?
Sürekli okul şikâyeti alan ebeveynin öfkelenmesi oldukça anlaşılabilir.
Ancak her şikâyetin ardından ağır cezalar, uzun azarlamalar veya:
“Bir daha yaparsan görürsün.”
gibi tehditler kullanmak her zaman davranışın nedenini çözmez.
Hatta çocuk okulda yaşadığı güçlüğü ebeveynine anlatmaktan kaçınmaya başlayabilir.
Çünkü çocuk için artık yalnızca okulda yaşadığı sorun değil, eve döndüğünde karşılaşacağı tepki de kaygı kaynağı hâline gelebilir.
Bu nedenle önce olayın ne olduğunu anlamaya çalışmak, ardından davranışın sınırını net biçimde koymak daha sağlıklı olabilir.
Örneğin:
“Arkadaşına vurman kabul edilebilir bir davranış değil. Ama neden bu kadar öfkelendiğini de anlamak istiyorum.”
demek, davranışı onaylamadan çocuğun duygusuna alan açar.
Burada amaç davranışı mazur görmek değil, davranış ile duyguyu birbirinden ayırabilmektir.
Öğretmenle Nasıl Konuşulmalı?
Okuldan gelen geri bildirimleri yalnızca “şikâyet” olarak görmek yerine bilgi olarak ele almak yararlı olabilir.
Öğretmenden mümkün olduğunca somut bilgi almak önemlidir.
“Yaramazlık yaptı.” yerine:
“Tam olarak ne yaptı?”
“Ne kadar sürdü?”
“Öncesinde ne oldu?”
“Sonrasında ne oldu?”
“Hangi derslerde daha fazla oluyor?”
“Kimlerle birlikteyken artıyor?”
“Ne zaman daha sakin oluyor?”
gibi sorular davranışın örüntüsünü anlamaya yardımcı olabilir.
Ayrıca öğretmenin yalnızca sorunları değil, çocuğun iyi olduğu alanları da paylaşması önemlidir.
Çünkü çocuk yalnızca problem yaşadığı anlardan ibaret değildir.
Ebeveyn Evde Ne Yapabilir?
Öncelikle çocuğu eve gelir gelmez sorguya çekmek yerine onun gününü anlatmasına alan açmak daha faydalı olabilir.
“Bugün okulda ne oldu?”
sorusunun bazen:
“Hiçbir şey.”
cevabıyla sonuçlanması normaldir.
Bunun yerine daha somut sorular işe yarayabilir:
“Bugün seni güldüren bir şey oldu mu?”
“Bugün en zorlandığın an hangisiydi?”
“Tenefüste kiminle oynadın?”
“Bugün öğretmeninle güzel bir anın oldu mu?”
“Bugün sinirlendiğin bir şey oldu mu?”
Çocuğun gününü tek bir şikâyet üzerinden tanımlamak yerine bütün olarak merak etmek önemlidir.
Aynı zamanda evde tutarlı sınırlar oluşturmak gerekir.
Çocuğu anlamak, her davranışına izin vermek değildir.
Sevgi göstermek ile sınır koymak birbirinin alternatifi değildir.
Çocuk hem:
“Seni anlıyorum.”
hem de:
“Bunu yapmana izin veremem.”
mesajını aynı anda alabilir.
Ebeveynin Kendi Kaygısı da Sürecin Bir Parçasıdır
Çocuğu okuldan sürekli şikâyet alan bir ebeveyn zamanla her bildirimi büyütebilir.
“Acaba çocuğumda ciddi bir problem mi var?”
“İleride ne olacak?”
“Öğretmenler onu sevmiyor mu?”
“Diğer çocuklardan geri mi kalıyor?”
Bu kaygılar ebeveynin çocuğa yaklaşımını değiştirebilir.
Ebeveyn daha kontrolcü olabilir.
Daha fazla sorgulayabilir.
Daha fazla cezalandırabilir.
Ya da tam tersine çocuğun herhangi bir zorluk yaşamasını engellemek için aşırı koruyucu davranabilir.
Oysa çocuğun davranışını değerlendirirken ebeveynin kendi duygularını da fark etmesi önemlidir.
Çünkü bazen çocuk bir davranış sergiler, okul şikâyet eder ve ardından bütün aile o davranışın etrafında yaşamaya başlar.
Bu noktada davranıştan çok daha büyük bir aile döngüsü oluşabilir.
“Çocuğumun Sorunu Var” Demeden Önce Bakılması Gerekenler
Bir çocuğun sürekli okuldan şikâyet alması, mutlaka psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez.
Gelişimsel özellikler, yaşa uygun olmayan beklentiler, sınıf ortamı, öğretmen-çocuk ilişkisi, akran ilişkileri, akademik güçlükler, uyku düzeni veya başka çevresel etkenler de davranışları etkileyebilir.
Bazı çocuklarda ise dikkat, dürtü kontrolü, duygu düzenleme veya gelişimsel farklılıklar açısından daha ayrıntılı değerlendirme gerekebilir.
Bu nedenle tek bir şikâyet üzerinden etiket koymak yerine, davranışın sürekliliğine, farklı ortamlarda görülüp görülmediğine ve çocuğun işlevselliğini ne ölçüde etkilediğine bakmak daha doğru olur.
Çocuğum Okuldan Sürekli Şikâyet Alıyorsa Ne Yapmalıyım?
Öncelikle paniğe kapılmadan durumu anlamaya çalışmak gerekir.
Çocuğun davranışını küçümsemek de, her şikâyette onu ağır biçimde cezalandırmak da sorunun kökünü anlamaya yardımcı olmayabilir.
Daha önemli olan şu soruları birlikte değerlendirmektir:
Ne oluyor?
Ne zaman oluyor?
Neden o anda oluyor olabilir?
Çocuk bu davranışla ne yaşıyor?
Okul ortamında onu zorlayan bir şey var mı?
Evde benzer bir davranış görülüyor mu?
Bu davranış ne zamandır var?
Bu sorular çocuğun davranışına yalnızca dışarıdan bakmak yerine, onun deneyimini anlamaya yardımcı olabilir.
Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?
Okuldan gelen şikâyetler uzun süre devam ediyor, farklı öğretmenler tarafından da benzer biçimde dile getiriliyor veya çocuğun akademik, sosyal ve duygusal işlevselliğini belirgin biçimde etkiliyorsa daha ayrıntılı bir değerlendirme düşünülebilir.
Özellikle sık kavga etme, yoğun öfke, belirgin dikkat ve dürtü kontrolü güçlükleri, okuldan kaçınma, arkadaş ilişkilerinde ciddi sorunlar, içe kapanma, akademik düşüş veya davranışların hem okulda hem evde belirgin biçimde görülmesi durumunda çocuğun bütüncül olarak değerlendirilmesi önemlidir.
Buradaki amaç çocuğu “sorunlu” olarak etiketlemek değildir. Aksine çocuğun davranışlarının arkasındaki duygusal, gelişimsel ve ilişkisel dinamikleri anlamak ve ihtiyaç duyduğu desteği belirlemektir.
Bu süreçte Samsun çocuk psikoloğu desteği kapsamında Atakum’da yüz yüze değerlendirme yapılabilir. Türkiye ve yurt dışından aileler için online psikolojik destek seçenekleri de değerlendirilebilir. Randevu almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.
Sonuç: Şikâyetin Arkasındaki Çocuğu Görebilmek
Bir çocuğun okuldan sürekli şikâyet alması elbette ciddiye alınması gereken bir durumdur.
Ancak ciddiye almak ile çocuğu etiketlemek aynı şey değildir.
Bir davranış tekrar ediyor olabilir.
Bir sınırın yeniden öğretilmesi gerekebilir.
Bir okul problemi yaşanıyor olabilir.
Bir akademik güçlük olabilir.
Bir arkadaşlık sorunu olabilir.
Ya da çocuk henüz kelimelerle anlatamadığı bir duyguyu davranışlarıyla ifade ediyor olabilir.
Bu nedenle her şikâyetten sonra yalnızca:
“Çocuğum bugün ne yaptı?”
sorusuna değil,
“Çocuğum neden böyle davranıyor olabilir?”
sorusuna da bakmak gerekir.
Çünkü davranışı düzeltmek kadar, davranışın arkasındaki çocuğu görebilmek de önemlidir.
Ve bazen bir çocuğun okulda tekrar tekrar aldığı uyarılar, onun “sorun çıkardığını” değil, bir şeyleri anlatmaya çalıştığını gösteriyor olabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Çocuğum okuldan sürekli şikâyet alıyorsa onu cezalandırmalı mıyım?
Cezanın tek başına davranışın nedenini çözmesi beklenmemelidir. Öncelikle davranışın ne olduğunu, hangi koşullarda ortaya çıktığını ve çocuğun ne yaşadığını anlamak; ardından net ve tutarlı sınırlar koymak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.
Öğretmeni sürekli şikâyet ediyor. Bu çocuğumun problemli olduğunu mu gösterir?
Hayır. Tekrarlayan davranışların değerlendirilmesi gerekir ancak bu durum çocuğun karakterini veya bütün kişiliğini tanımlamaz. Çocuğun gelişimsel özellikleri, okul ortamı ve ilişkileri birlikte ele alınmalıdır.
Çocuğum evde sakin ama okulda problem çıkarıyor. Neden olabilir?
Farklı ortamların farklı talepleri vardır. Dikkat, dürtü kontrolü, sosyal ilişkiler, akademik beklentiler veya öğretmenle kurulan ilişki okul davranışlarını etkileyebilir. Bu nedenle davranışın hangi ortamlarda ortaya çıktığı önemlidir.
Çocuğum arkadaşlarıyla sürekli kavga ediyorsa ne yapmalıyım?
Kavgayı yalnızca engellemek değil, kavganın öncesinde ve sonrasında ne olduğunu anlamak gerekir. Öfke, hayal kırıklığı, sosyal beceri güçlükleri veya belirli akran ilişkileri etkili olabilir.
Ne zaman çocuk psikoloğundan destek alınmalı?
Şikâyetler uzun sürüyor, sıklaşıyor, birden fazla ortamda görülüyor veya çocuğun okul başarısını, arkadaşlıklarını ve günlük işlevselliğini belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap