17.09.2026 · 3 dk okuma

Çocuğum Okula Giderken zorluk çıkarıyor: Okul Reddi Neyin İşareti Olabilir? Ebeveynler Ne Yapabilir?

Çocuğum Okula Giderken zorluk çıkarıyor: Okul Reddi Neyin İşareti Olabilir? Ebeveynler Ne Yapabilir?

Sabahları hazırlanma zamanı geldiğinde çocuğunuz ağlıyor mu?

“Bugün okula gitmesem olmaz mı?”, “Karnım ağrıyor”, “Okulu sevmiyorum” gibi cümleleri sık sık duyuyor musunuz?

Bazen çocuk, okul kapısına geldiğinde anne veya babasına daha sıkı sarılabilir. Bazen evden çıkmak istemez, ağlar, öfkelenir ya da çeşitli fiziksel yakınmalar dile getirir. Bazı çocuklarda ise okul konusunda doğrudan bir itiraz görülmez; ancak sabahları yavaşlama, hazırlanmayı sürekli erteleme, karın ağrısı veya baş ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Ebeveyn açısından bakıldığında bütün bunlar “okula gitmek istemiyor” şeklinde görünür.

Fakat çocuğun davranışının ardında her zaman yalnızca okula yönelik bir isteksizlik bulunmayabilir.

Çocuk bazen “Okula gitmek istemiyorum” derken aslında başka bir şeyi anlatmaya çalışıyor olabilir:

“Orada kendimi güvende hissetmiyorum.”

“Senden ayrılmak benim için zor.”

“Başarısız olmaktan korkuyorum.”

“Arkadaşlarımın arasında kendimi yalnız hissediyorum.”

Ya da henüz kendisinin bile kelimelere dökemediği bir duyguyu davranışlarıyla ifade ediyor olabilir.

Bu nedenle okul reddini yalnızca çocuğun “inat etmesi”, “şımarıklık yapması” veya “alışmak istememesi” üzerinden değerlendirmek, çocuğun yaşadığı içsel süreci gözden kaçırabilir.


Okul Reddi Nedir?

Okul reddi, çocuğun okula gitme konusunda yoğun direnç göstermesi, okula gitmekte zorlanması ya da okula gitmeyi sürekli olarak reddetmesiyle kendini gösterebilir.

Burada önemli olan nokta, her okul istememe davranışının aynı anlama gelmemesidir.

Bir çocuk sınav günü okula gitmek istemeyebilir.

Bir başka çocuk arkadaşlarıyla yaşadığı bir tartışmanın ardından birkaç gün okula gitmekten kaçınabilir.

Başka bir çocuk ise özellikle ebeveyninden ayrılacağı sabahlarda yoğun kaygı yaşayabilir.

Dolayısıyla okul reddini anlamaya çalışırken yalnızca “Çocuk okula gidiyor mu, gitmiyor mu?” sorusuna değil, “Çocuk için okul ne anlam taşıyor?” sorusuna da bakmak gerekir.

Çünkü okul yalnızca derslerin yapıldığı bir yer değildir.

Çocuğun ilk kez ebeveyninden daha uzun süre ayrı kaldığı, akran ilişkileri kurduğu, değerlendirilme deneyimleri yaşadığı, başarısızlıkla karşılaştığı, kendi başına bir şeyler yapmayı öğrendiği ve başkalarının gözünde kendisini deneyimlediği önemli bir sosyal alandır.

Bu nedenle okul, çocuğun iç dünyasındaki bazı çatışmaların görünür hale geldiği bir alan da olabilir.


“Okula Gitmek İstemiyorum” Cümlesinin Altında Ne Olabilir?

Çocuğun bu cümlesinin tek bir psikolojik karşılığı yoktur.

Bazen gerçekten okul ortamında yaşanan bir problem söz konusu olabilir.

Öğretmenle yaşanan bir ilişki problemi, arkadaşlar tarafından dışlanma, akran zorbalığı, akademik başarısızlık korkusu veya okul ortamındaki başka bir deneyim çocuğun okula karşı yoğun bir direnç geliştirmesine neden olabilir.

Bazen ise sorun okuldan çok çocuğun ayrılık deneyimiyle ilişkili olabilir.

Çocuk açısından okul, her sabah yeniden yaşanan küçük bir ayrılık anlamına gelir.

Özellikle bakım veren kişiden ayrılmakta zorlanan çocuk için okul kapısından içeri girmek yalnızca bir binaya girmek değildir. Güvenli hissettiği kişiden ve ortamdan ayrılarak başka bir dünyanın içine girmek anlamına gelir.

Bu nedenle bazı çocuklarda “okula gitmek istemiyorum” cümlesinin altında aslında:

“Sen yanımda olmadan güvende olabilir miyim?”

sorusu bulunabilir.


Bowlby ve Ayrılık Deneyimi

Bağlanma kuramının önemli isimlerinden John Bowlby, çocuğun bakım veren kişiyle kurduğu ilişkinin onun dünyayı algılama biçiminde önemli bir yere sahip olduğunu vurgular.

Çocuk için bakım veren kişi yalnızca ihtiyaçlarını karşılayan biri değildir. Aynı zamanda dünyanın ne kadar güvenli olduğuna ilişkin ilk deneyimlerin önemli bir parçasıdır.

Bu nedenle çocuk büyüdükçe dış dünyaya yönelirken yanında taşıdığı güven duygusu önem kazanır.

Okula başlamak bu açıdan önemli bir gelişimsel eşiktir.

Çocuk ilk kez daha uzun süre ebeveyninden ayrı kalır. Yeni insanlarla tanışır, yeni kurallara uyum sağlar ve kendi başına hareket etmeye başlar.

Bazı çocuklar bu geçişi daha kolay yaşayabilirken bazı çocuklar için ayrılık çok daha yoğun bir duygusal deneyim olabilir.

Bu durumda çocuğun okula gitmek istememesi, yalnızca okuldan hoşlanmadığı anlamına gelmeyebilir.

Çocuk belki de ayrılığın yarattığı duyguyla baş etmeye çalışıyordur.


Winnicott: Çocuğun Güvenli Bir Dünyaya İhtiyacı

Donald Winnicott'un çocuk gelişimine ilişkin yaklaşımında çevrenin çocuğun gelişimi açısından önemli bir yeri vardır.

Çocuk dünyayı keşfederken kendisini tamamen yalnız hissetmeden uzaklaşabilmeye ihtiyaç duyar.

Bir anlamda çocuk, “Gidebilirim çünkü geri dönebileceğim güvenli bir yer var” deneyimini yaşayabilmelidir.

Okula başlamak da bu açıdan önemli bir ayrışma deneyimidir.

Çocuk evden uzaklaşır fakat tamamen kopmaz.

Ebeveyninin zihninde ve ilişkisinde varlığını sürdürdüğünü deneyimlemeye devam eder.

Bazı çocuklar için bu geçiş oldukça zor olabilir.

Özellikle hayatında yakın zamanda önemli değişiklikler olmuşsa; taşınma, kardeş doğumu, ebeveyn ayrılığı, bakım veren değişikliği, aile içindeki yoğun stres veya başka bir kayıp yaşanmışsa okul ayrılığı daha ağır hissedilebilir.

Burada mesele çocuğun “fazla hassas” olması değildir.

Çocuğun dünyasında aynı anda çok fazla değişimin gerçekleşmiş olması olabilir.


Okul Başarısızlığı Korkusu da Okula Gitmeyi Zorlaştırabilir

Her okul reddinin temelinde ayrılık kaygısı bulunmaz.

Bazı çocuklar için okul, değerlendirilme ve yeterli olma duygusuyla yakından ilişkilidir.

“Ya yapamazsam?”

“Ya herkes benden daha başarılı olursa?”

“Ya öğretmenim kızarsa?”

“Ya arkadaşlarım benimle dalga geçerse?”

Çocuk bunları her zaman açık biçimde söylemeyebilir.

Bunun yerine ödev yapmaktan kaçınabilir, sınav öncesinde yoğun kaygı yaşayabilir veya sabahları fiziksel yakınmalar yaşayabilir.

Özellikle hata yapmanın yoğun biçimde eleştirildiği ortamlarda çocuk için okul yalnızca öğrenme alanı olmaktan çıkıp kendilik değerinin sınandığı bir yere dönüşebilir.

Bu durumda çocuğun okula gitmek istememesini anlamaya çalışırken yalnızca akademik performansına değil, başarısız olduğunda kendisi hakkında ne hissettiğine de bakmak gerekir.

Çünkü bazı çocuklar için:

“Başaramadım.”

cümlesi zamanla

“Yeterli değilim.”

duygusuna dönüşebilir.


Çocuğun Arkadaşlıkları Okulla İlişkisini Değiştirebilir

Çocuğun okula gitme isteğini etkileyen önemli alanlardan biri de akran ilişkileridir.

Arkadaş grubuna dahil olamamak, dışlanmak, alay edilmek, zorbalığa maruz kalmak veya yalnız hissetmek çocuk için oldukça yoğun duygular yaratabilir.

Yetişkinler açısından “çocuklar arasında olur” gibi görünen bazı durumlar, çocuk açısından çok daha büyük anlamlar taşıyabilir.

Çünkü çocukluk döneminde akran grubuna ait olmak, çocuğun kendisini nasıl gördüğüyle yakından ilişkilidir.

“Kimse benimle oynamıyor.”

“Beni aralarına almıyorlar.”

“Benimle dalga geçiyorlar.”

gibi deneyimler çocuğun yalnızca okul hakkındaki düşüncesini değil, kendisi hakkındaki düşüncesini de etkileyebilir.

Bu nedenle okul reddi söz konusu olduğunda çocuğun sınıf içindeki ilişkilerini ve arkadaşlık deneyimlerini anlamaya çalışmak önemlidir.


Bazen Çocuk Okulu Değil, Kendisi Hakkındaki Duyguyu Reddediyor Olabilir

Psikodinamik açıdan baktığımızda davranışın kendisinden çok, davranışın çocuk için ne ifade ettiğine dikkat etmek gerekir.

Bir çocuk okula gitmiyorsa bunun arkasında yalnızca “okula karşı isteksizlik” olmayabilir.

Belki okul ortamında kendisini başarısız hissediyordur.

Belki diğer çocukların yanında küçük düşeceğini düşünüyordur.

Belki ayrılık duygusuyla baş etmekte zorlanıyordur.

Belki de okulda yaşadığı bir olay, daha önce yaşadığı bir duyguyu yeniden harekete geçirmiştir.

Çocuğun bugünkü davranışı bazen yalnızca bugünün koşullarıyla açıklanamayabilir.

Geçmiş deneyimler, ilişkiler ve çocuğun kendisiyle ilgili geliştirdiği içsel algılar da bugünkü tepkilerinin oluşumunda rol oynayabilir.


Çocuk Neden Karın Ağrısı veya Baş Ağrısı Yaşayabilir?

Bazı çocuklar yaşadıkları kaygıyı kelimelerle ifade etmek yerine bedenleri üzerinden yaşayabilir.

Okul sabahı başlayan karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı veya tuvalete gitme ihtiyacındaki artış bu açıdan dikkat çekici olabilir.

Bu belirtiler “çocuk numara yapıyor” anlamına gelmez.

Çocuğun yaşadığı bedensel belirti gerçekten gerçek olabilir.

Duygular ile beden arasında güçlü bir ilişki vardır. Yoğun kaygı ve stres bedensel belirtiler oluşturabilir.

Ancak özellikle tekrarlayan veya açıklanamayan fiziksel belirtilerde öncelikle uygun bir hekim değerlendirmesi yapılması önemlidir.

Çocuğun yaşadığı fiziksel yakınmayı yalnızca “psikolojik” olarak yorumlamak da doğru olmayabilir.


Varoluşçu Açıdan Okula Gitmek Ne Anlama Gelir?

Okula başlamak, çocuk açısından yalnızca gelişimsel bir basamak değildir.

Aynı zamanda çocuğun dünyaya daha fazla açılmaya başladığı bir dönemdir.

Evden çıkar.

Başka insanlarla karşılaşır.

Kurallarla tanışır.

Seçimler yapar.

Başarısız olabilir.

Yeniden deneyebilir.

Bir gruba ait olmaya çalışır.

Kendisini başkalarının gözünden görmeye başlar.

Bu nedenle okul, çocuğun giderek kendi başına bir birey olma deneyiminin parçalarından biridir.

Varoluşçu açıdan düşündüğümüzde çocuk için asıl mesele bazen “Okula gitmek istemiyorum”dan daha derin olabilir:

“Bu dünyanın içinde kendime nasıl bir yer bulacağım?”

“Başkalarının arasında ben kimim?”

“Yeterli miyim?”

“Tek başıma kalabilir miyim?”

Çocuk bunları elbette yetişkinlerin kullandığı kavramlarla düşünmez.

Fakat bu soruların duygusal karşılıklarını yaşayabilir.

Bu nedenle okul reddini yalnızca davranışı ortadan kaldırılması gereken bir problem olarak görmek yerine, çocuğun dünyasında neler olduğunu anlamaya çalışan bir yerden ele almak daha anlamlı olabilir.


Ebeveynler Nelere Dikkat Edebilir?

Çocuğun okula gitmek istemediği durumlarda ilk amaç hemen ikna etmek olmayabilir.

Öncelikle çocuğun yaşadığı deneyimi anlamaya çalışmak önemlidir.

“Niye gitmek istemiyorsun?” sorusu bazen çocuk için cevaplaması zor bir soru olabilir.

Bunun yerine çocuğun davranışlarının ne zaman başladığına, hangi günlerde arttığına, okulda veya evde hangi olayların ardından ortaya çıktığına dikkat edilebilir.

Çocuğun:

  • Sabahları nasıl davrandığına,
  • Okuldan döndüğünde nasıl göründüğüne,
  • Arkadaşlık ilişkilerine,
  • Öğretmeniyle ilişkisine,
  • Akademik beklentilere verdiği tepkilere,
  • Ebeveynden ayrılırken yaşadığı duygulara,
  • Son dönemde yaşanan önemli değişikliklere

bakmak çocuğun yaşadığı süreci anlamaya yardımcı olabilir.

Burada önemli olan çocuğa “Okula gitmek zorundasın, bunda konuşulacak bir şey yok” demek kadar, her okul reddinde hemen çocuğu okuldan uzaklaştırmak da olmayabilir.

Çocuğun duygusunu görmek ile sınırı korumak aynı anda mümkün olabilir.

Çocuğun korkusunu ciddiye almak, onun her korkusunun yönlendirmesine göre hareket etmek anlamına gelmez.


“Alışır” Demek Her Zaman Yeterli Olur mu?

Bazı çocuklar yeni okul ortamına zaman içerisinde gerçekten alışabilir.

Ancak okul reddi uzun süre devam ediyorsa, giderek yoğunlaşıyorsa veya çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa yalnızca “zamanla geçer” yaklaşımı yeterli olmayabilir.

Özellikle yoğun kaygı, sık fiziksel yakınmalar, okula gitme konusunda ciddi direnç, sosyal ilişkilerde belirgin bozulma, akademik alanda düşüş veya çocuğun okul ortamıyla ilgili korku ve tehdit ifadeleri varsa durum daha yakından ele alınmalıdır.

Çünkü davranış bazen çocuğun yardım isteme biçimi olabilir.


Ebeveynler Ne Yapabilir?

Çocuğun okula gitmek istemediği bir dönemde ebeveynin ilk tepkisi çoğu zaman çocuğu ikna etmek, zorlamak veya nedenini hemen bulmaya çalışmak olur. Oysa bazı durumlarda çocuğun davranışını değiştirmeden önce, o davranışın arkasındaki duyguyu anlamaya çalışmak daha anlamlı olabilir.

Önce “Neden?” Değil, “Ne Yaşıyor?” Diye Bakmak

“Okula neden gitmek istemiyorsun?” sorusu çocuğun cevaplayabileceğinden daha karmaşık olabilir.

Bunun yerine günlük yaşamındaki değişimleri gözlemlemek yardımcı olabilir.

Örneğin:

  • Okula gitmeden önce mi kaygılanıyor?
  • Okul kapısında mı zorlanıyor?
  • Okuldan çıktıktan sonra rahatlıyor mu?
  • Belirli bir ders veya öğretmen söz konusu olduğunda mı direnç artıyor?
  • Arkadaşlarıyla ilgili konuşurken davranışı değişiyor mu?
  • Hafta sonlarında kendisini daha rahat mı hissediyor?
  • Son dönemde evde veya yaşamında önemli bir değişiklik oldu mu?

Bu sorular çocuğa doğrudan sorulmak zorunda değildir. Bazen ebeveynin dikkatli gözlemi, çocuğun yaşadığı sürece dair önemli ipuçları verebilir.

Çocuğun Duygusunu Küçümsememek

“Okulda ne var korkacak?”

“Bunda ağlanacak ne var?”

“Bütün çocuklar okula gidiyor.”

“Alışırsın, geçer.”

gibi cümleler yetişkin açısından çocuğu rahatlatma amacı taşıyabilir. Ancak çocuk açısından yaşadığı duygunun anlaşılmadığı hissini oluşturabilir.

Bunun yerine çocuğun duygusunu kabul eden bir dil kullanılabilir:

“Okula gitmek sana bugün gerçekten zor geliyor gibi görünüyor.”

“Senden ayrılmak zor geliyor olabilir.”

“Okulda seni endişelendiren bir şey olduğunu düşünüyorum. İstersen bunu birlikte anlamaya çalışabiliriz.”

Burada amaç çocuğun okula gitmeme isteğini onaylamak değildir. Amaç, çocuğun yaşadığı duyguyla yalnız kalmadığını hissettirmektir.

Okula Gitme Konusunda Sınırı Korurken Duyguyu da Görmek

Çocuğun kaygısını anlamak ile her kaygı yaşadığında okuldan uzak kalmasına izin vermek aynı şey değildir.

Ebeveyn bazen çocuğun ağlamasına dayanamayarak onu okula göndermeyebilir. Kısa vadede çocuk rahatlayabilir. Ancak bazı durumlarda bu rahatlama, okulun çocuk açısından daha da korkutucu hale gelmesine neden olabilir.

Öte yandan çocuğu yoğun biçimde zorlamak ve yaşadığı duyguyu tamamen görmezden gelmek de süreci zorlaştırabilir.

Bu nedenle önemli olan, sınır ile anlayışı aynı anda taşıyabilmektir.

“Okula gitmen gerekiyor ve bunun zor olduğunu da görüyorum.”

gibi bir yaklaşım, hem ebeveynin sınırını hem de çocuğun duygusunu aynı anda ifade edebilir.

Okulda Gerçekten Bir Problem Olup Olmadığını Araştırmak

Her okul reddinin kaynağı çocuğun iç dünyasında olmayabilir.

Bazen çocuk gerçekten okulda zorlayıcı bir deneyim yaşıyor olabilir.

Akran zorbalığı, dışlanma, öğretmenle yaşanan sorunlar, akademik güçlükler veya başka bir güvenlik problemi söz konusu olabilir.

Bu nedenle ebeveynin yalnızca çocuğun davranışına değil, okul ortamına da bakması önemlidir.

Çocuk bazı şeyleri doğrudan anlatmakta zorlanabilir. Bu nedenle öğretmenle ve gerektiğinde okulun ilgili birimleriyle iletişim kurmak, çocuğun okul içindeki deneyimini anlamaya yardımcı olabilir.

Sabahları Uzun Pazarlıklara Girmemek

Okul sabahları yoğun duyguların yaşandığı zamanlar olabilir.

Çocuğun ağlaması, ebeveynin de kaygılanmasına ve uzun uzun ikna etmeye çalışmasına neden olabilir. Ancak her sabah saatlerce süren tartışmalar, okul konusunun aile içinde giderek daha büyük bir çatışma alanına dönüşmesine neden olabilir.

Bu nedenle sabah rutinlerinin mümkün olduğunca öngörülebilir ve sakin olması yardımcı olabilir.

Akşamdan hazırlık yapmak, sabah ne yapılacağının belli olması ve vedalaşmanın gereğinden fazla uzatılmaması bazı çocuklar için geçişi kolaylaştırabilir.

Özellikle ayrılık kaygısı yaşayan çocuklarda vedayı tekrar tekrar uzatmak bazen ayrılığı daha da zorlaştırabilir.

Çocuğun Başarısını Değil, Çabasını Fark Etmek

Okul konusunda zorlanan bir çocuk için sürekli notlarını, sınavlarını veya başarılarını konuşmak, okulun kendisini değerlendiren bir alan gibi algılanmasına neden olabilir.

Bu nedenle yalnızca “Kaç aldın?” veya “Ödevini yaptın mı?” sorularının ötesine geçmek önemlidir.

“Bugün okulda senin için nasıl geçti?”

“Bugün seni mutlu eden bir şey oldu mu?”

“Zorlandığın bir şey oldu mu?”

gibi sorular çocuğun okul deneyimini yalnızca başarı üzerinden anlatmasının önüne geçebilir.

Çocuğun çabasını fark etmek de önemlidir.

Çünkü bazı çocuklar için okula gitmek, sınıfta söz almak veya arkadaşlarının arasına girmek bile o günün önemli bir çabası olabilir.

Çocuğun Her Duygusunu Hemen Çözmeye Çalışmamak

Ebeveyn olarak çocuğun üzülmesini, korkmasını veya kaygılanmasını görmek oldukça zor olabilir.

Bu nedenle çocuk bir sorun anlattığında hemen çözüm üretmek isteyebiliriz.

Fakat bazen çocuğun ihtiyacı hemen bir çözüm değil, duygusunun yanında bir yetişkinin bulunmasıdır.

Çocuk “Arkadaşlarım benimle oynamadı.” dediğinde hemen “Sen de başka çocuklarla oynarsın.” demek yerine,

“Bu seni üzmüş olmalı.”

demek, çocuğun yaşadığı duyguyu fark etmesine yardımcı olabilir.

Her duygunun hemen ortadan kaldırılması gerekmez.

Çocuğun bazı duyguları yaşayabildiğini ve bu duyguların içinde yalnız kalmadığını deneyimlemesi de gelişimin önemli bir parçasıdır.

Çocuğun Korkusunu Onun Yerine Taşımamaya Çalışmak

Ebeveynin çocuğun yaşadığı kaygıyı fark etmesi önemlidir. Ancak bazen ebeveynin kendi kaygısı da çocuğun kaygısını büyütebilir.

“Acaba bugün yine ağlayacak mı?”

“Okulda başına bir şey gelecek mi?”

“Bensiz nasıl duracak?”

gibi yoğun ebeveyn kaygıları, çocuk tarafından doğrudan söylenmese bile ilişkide hissedilebilir.

Çocuk için önemli olan yalnızca ebeveynin “Korkma.” demesi değildir.

Ebeveynin, çocuğun zorlanabileceğine rağmen onun bu zorluğun içinden geçebileceğine ilişkin sakin bir güven taşıması da önemlidir.

Çocuğun Okulla İlgili Anlatılarını Dinlemek

Çocukların okul deneyimleri bazen oyunlarda, resimlerde veya günlük konuşmaların içinde ortaya çıkabilir.

“Okulda ne oldu?” sorusuna “Hiçbir şey.” diyen bir çocuk, başka bir zamanda oyun oynarken okulda yaşadığı bir olayı canlandırabilir.

Bu nedenle ebeveynin yalnızca doğrudan anlatılanlara değil, çocuğun oyunlarına, tekrar eden temalarına ve günlük davranışlarına da dikkat etmesi anlamlı olabilir.

Burada amaç çocuğu sorgulamak değil, onun kendisini ifade edebileceği alanı açık tutmaktır.

“Senin İçin Buradayım” Mesajını Verebilmek

Çocuğun okula gitmek istemediği dönemlerde ebeveynin verebileceği en önemli mesajlardan biri, yaşadığı zorluğun ilişkiyi bozmayacağıdır.

Çocuk korktuğunda, ağladığında veya başarısız olduğunda ebeveyninin yanında kalacağını deneyimledikçe dış dünyayla karşılaşmak için daha fazla alan bulabilir.

Bazen çocuğun ihtiyacı “Hiç korkmayacaksın.” mesajı değildir.

Daha çok:

“Korkabilirsin. Zorlanabilirsin. Ama bunu yaşarken yalnız değilsin.”

duygusudur.

Bu yaklaşım, çocuğun korkusunu ortadan kaldırmayı değil, korkusuyla birlikte hareket edebilme kapasitesini desteklemeyi amaçlar.


Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?

Çocuğun okula gitmek istememesi kısa süreli ve belirli bir olayla ilişkili olabilir.

Ancak bu durum süreklilik kazanıyorsa, çocuğun yoğun kaygı yaşamasına neden oluyorsa veya aile ve okul yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa psikolojik değerlendirme düşünülebilir.

Özellikle çocuğun okula gitme konusunda yoğun korku yaşaması, ebeveynden ayrılmakta ciddi biçimde zorlanması, tekrarlayan bedensel yakınmalar yaşaması, okulda yaşadığı bir problemden söz etmesi veya okula ilişkin duygularının giderek ağırlaşması durumunda çocuğun yaşadığı sürecin bütüncül biçimde değerlendirilmesi önemlidir.

Buradaki amaç yalnızca çocuğu yeniden okula göndermek değildir.

Asıl mesele, çocuğun okula gitmesini zorlaştıran duygunun ne olduğunu anlayabilmektir.

Çünkü bazen davranış değiştiğinde sorun ortadan kalkmış gibi görünebilir; fakat davranışın altında bulunan duygu anlaşılmadığında başka bir biçimde yeniden ortaya çıkabilir.


Sık Sorulan Sorular

Çocuğum okula gitmek istemiyorsa zorlamalı mıyım?

Okula devam konusunda sınırın korunması önemli olmakla birlikte, çocuğun yaşadığı duygunun da anlaşılması gerekir. Sürekli zorlamak kadar, çocuğun her kaygısında okuldan uzaklaşmasını sağlamak da sorunun sürmesine neden olabilir. Öncelikle çocuğun neden okula gitmek istemediğini anlamaya çalışmak önemlidir.

Okul reddi ayrılık kaygısından kaynaklanabilir mi?

Evet. Özellikle çocuğun ebeveyninden ayrılmakta yoğun biçimde zorlandığı durumlarda okul, ayrılık kaygısının ortaya çıktığı önemli bir alan olabilir. Ancak okul reddinin tek nedeni ayrılık kaygısı değildir.

Çocuğum okula gitmek istemediğinde karın ağrısı yaşıyor. Bu psikolojik olabilir mi?

Kaygı ve stres bazı çocuklarda bedensel belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak tekrarlayan fiziksel yakınmaların öncelikle tıbbi açıdan değerlendirilmesi önemlidir.

Okul reddi geçici olabilir mi?

Evet. Yeni bir okula başlama, sınıf değişikliği, arkadaşlık problemi veya yaşamda meydana gelen başka bir değişiklik sonrasında geçici bir okul isteksizliği görülebilir. Ancak durumun süresi, şiddeti ve çocuğun günlük yaşamına etkisi önemlidir.

Okul reddi çocuklarda hangi sorunlarla ilişkili olabilir?

Okul reddi; ayrılık kaygısı, sosyal kaygı, akademik başarısızlık korkusu, akran ilişkilerindeki problemler, zorbalık, aile içindeki değişimler veya çocuğun yaşadığı başka duygusal güçlüklerle ilişkili olabilir. Her çocuk için aynı neden söz konusu değildir.

Çocuğum okula gitmek istemiyor. Çocuk psikoloğuna ne zaman başvurmalıyım?

Okula gitmeme davranışı süreklilik kazanıyor, çocuğun kaygısı belirginleşiyor, fiziksel yakınmalar artıyor veya okul ve aile yaşamı bundan ciddi biçimde etkileniyorsa çocuk psikoloğundan psikolojik değerlendirme için destek alınabilir.


Sonuç

Bir çocuğun “Okula gitmek istemiyorum” demesi, bazen gerçekten okulu sevmediğini gösterebilir.

Fakat bazen bu cümlenin içinde daha farklı bir hikâye vardır.

Belki ayrılmak zordur.

Belki başarısız olmak korkutucudur.

Belki arkadaşlarının arasında kendisini yalnız hissediyordur.

Belki okulda yaşadığı bir olay onun için düşündüğümüzden daha büyük bir anlam taşımaktadır.

Belki de çocuk henüz kendi duygusunu kelimelere dökemediği için bunu davranışıyla anlatıyordur.

Bu nedenle okul reddine yalnızca ortadan kaldırılması gereken bir davranış olarak değil, anlaşılmayı bekleyen bir mesaj olarak da bakmak gerekir.

Çocuğun okula gitmesi elbette önemlidir. Fakat çocuğun okula giderken içinde ne taşıdığı da en az bunun kadar önemlidir.

Bazen bir çocuğun davranışını değiştirmeye çalışmadan önce, o davranışın bize ne anlatmaya çalıştığını dinlemek gerekir.

Samsun Atakum’da çocukların duygusal ve gelişimsel süreçlerine yönelik psikolojik destek hakkında bilgi almak veya randevu almak için ulaşabilirsiniz. Türkiye ve yurt dışından online çocuk psikoloğu desteği için de iletişime geçebilirsiniz.

Yorumlar

Henüz onaylanmış yorum yok.

Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.

Google ile Giriş Yap