Çocuğum Her İstediğini Ağlayarak Yaptırıyor. Ne Yapmalıyım? | Çocuklarda Ağlama ve Sınır Koyma
“Çocuğum ne isterse ağlıyor.”
“Bir şeyi yapmayacağımı söylediğimde hemen ağlamaya başlıyor.”
“Dayanamayıp sonunda istediğini yapıyorum.”
“Bazen ağlamasın diye ne isterse vermek zorunda kalıyorum.”
“Artık ağladığında gerçekten üzülüyor mu, yoksa bunu istediğini yaptırmak için mi kullanıyor anlayamıyorum.”
Birçok ebeveynin benzer durumlarda kendisine sorduğu sorular bunlar.
Özellikle küçük çocuklarda ağlamak; öfkenin, hayal kırıklığının, korkunun, üzüntünün ve karşılanmayan bir isteğin dışa vurulmasının en doğal yollarından biridir. Ancak çocuk her istediğinde ağlıyor ve ağlamanın ardından istediği gerçekleşiyorsa, zaman içerisinde başka bir süreç de gelişebilir:
Çocuk, ağlamanın istediğine ulaşmanın etkili bir yolu olduğunu öğrenebilir.
Burada önemli olan çocuğu “manipülatif” veya “şımarık” olarak etiketlemek değildir.
Asıl soru şudur:
Çocuk ağladığında ebeveyn ne yapıyor ve çocuk bu etkileşimden ne öğreniyor?
Çünkü çocukların davranışları yalnızca kendi iç dünyalarından değil, ilişki içerisinde oluşan örüntülerden de beslenir.
Önce Şunu Ayıralım: Çocuk Gerçekten Üzgün mü, Yoksa Sınırla mı Karşılaşıyor?
Her ağlamayı aynı şekilde değerlendirmek doğru değildir.
Bir çocuk istediği bir şey olmadığı için ağlayabilir. Bu, onun gerçekten zorlandığı anlamına gelir.
Örneğin çocuk:
“Bugün parka gitmek istiyorum.”
der ve ebeveyni:
“Bugün parka gidemeyeceğiz.”
dediğinde çocuk ağlamaya başlayabilir.
Burada çocuğun yaşadığı şey yalnızca “istediğini elde edememek” değildir.
Aynı zamanda hayal kırıklığı yaşamaktadır.
Çocuk için küçük görünen bir olay, gelişimsel düzeyine göre oldukça yoğun bir duygu yaratabilir.
Bu nedenle ilk adım:
“Ağlıyor çünkü beni yönetmeye çalışıyor.”
demek yerine,
“Şu anda ne hissediyor ve bu duyguyu nasıl taşıyabiliyor?”
diye bakabilmektir.
Ancak bu, çocuğun her istediğinin yapılması gerektiği anlamına gelmez.
Tam tersine, çocukların güçlü duygularını yaşayabilmeleri ile sınırların korunması aynı anda mümkün olabilir.
Çocuk Neden Ağlayarak İstediğini Yaptırmaya Başlar?
Burada öğrenme önemli bir yere sahiptir.
Çocuk bir şey ister.
Ebeveyn “hayır” der.
Çocuk ağlar.
Ebeveyn bir süre dayanır.
Çocuk daha fazla ağlar.
Ebeveyn yorulur ve:
“Tamam, al.”
der.
Çocuk istediğini elde eder.
Çocuğun zihninde zaman içerisinde oldukça basit bir bağlantı oluşabilir:
“Ağladığımda sonuç değişiyor.”
Çocuk bunu bilinçli bir strateji olarak planlamak zorunda değildir.
Bir yetişkin gibi:
“Annem birazdan dayanamayacak, o yüzden ağlamaya devam edeyim.”
şeklinde düşünmesi gerekmez.
Davranışın sonucunu öğrenmesi yeterlidir.
Eğer ağlama tekrar tekrar istediği sonuca götürüyorsa, davranışın tekrarlanma ihtimali artabilir.
Bu nedenle bazen sorun çocuğun ağlaması değil, ağlamanın sonucunda sınırın sürekli değişmesidir.
“Hayır” Deyip Sonra “Tamam” Demek Neden Sorunu Büyütebilir?
Ebeveyn açısından bu durum oldukça anlaşılabilir.
Çocuk ağladığında ebeveyn de zorlanır.
Evde huzur bozulur.
Çocuk daha fazla ağlar.
Ebeveyn kendisini suçlu hisseder.
“Bir şey olmaz, bari şimdi istediğini vereyim.”
diye düşünür.
Fakat çocuk açısından bakıldığında sonuç değişmiştir.
Başlangıçta:
“Hayır.”
denmiştir.
Ağlamadan sonra:
“Tamam.”
olmuştur.
Böylece çocuk yalnızca istediğini elde etmemiştir.
Aynı zamanda ağlamanın sınırı değiştirebildiğini de deneyimlemiştir.
Bu nedenle sonraki sefer daha yoğun ağlaması mümkündür.
Burada ebeveyni suçlamak da doğru değildir.
Çünkü ebeveyn de kendi duygusal kapasitesiyle mücadele etmektedir.
Çocuğun ağlamasına dayanmak gerçekten zor olabilir.
Fakat sınır koymanın en önemli taraflarından biri, çocuğun duygusunu değiştirmeye çalışmadan sınırı koruyabilmektir.
Çocuğun Ağlamasına Dayanamamak
Bazen çocuğun ağlaması ebeveynin kendi çocukluk deneyimlerine dokunabilir.
Çocuk ağladığında ebeveynin içinde:
“Çok üzülüyor.”
“Ben kötü bir anne/babayım.”
“Çocuğuma zarar veriyorum.”
“Beni sevmezse?”
“Çocukluğumda bana yapılmayan şeyleri ona yapmamalıyım.”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Bu durumda ebeveyn çocuğun duygusunu taşımak yerine, çocuğun duygusunu hemen ortadan kaldırmaya çalışabilir.
Çocuk üzülmesin.
Çocuk ağlamasın.
Çocuk hayal kırıklığı yaşamasın.
Çocuk öfkelenmesin.
Fakat çocuk gelişimi açısından önemli bir gerçek vardır:
Çocuğun hiçbir zaman hayal kırıklığı yaşamaması mümkün değildir.
Ve aslında gerekli de değildir.
Çocuk zaman içerisinde hayal kırıklığı yaşayarak, öfkesini düzenlemeyi ve istediği her şeyin gerçekleşmeyeceğini öğrenerek gelişir.
Winnicott: Yeterince İyi Ebeveyn Her Şeyi Vermez
Winnicott'un “yeterince iyi ebeveyn” yaklaşımı burada oldukça anlamlıdır.
Yeterince iyi ebeveyn, çocuğun bütün ihtiyaçlarını anında ve eksiksiz karşılayan ebeveyn değildir.
Çocuğun ihtiyaçlarını önemser fakat aynı zamanda onun gerçeklikle karşılaşmasına da alan açar.
Çünkü çocuk yalnızca:
“İstediğim şey oluyor.”
deneyimini yaşarsa, dünyanın kendi isteklerine göre şekillendiğini öğrenebilir.
Oysa gelişim ilerledikçe çocuk şunu da öğrenmek zorundadır:
“Bazen istiyorum ama olmuyor.”
“Bazen annem hayır diyor.”
“Bazen beklemem gerekiyor.”
“Bazen kardeşimle paylaşmam gerekiyor.”
“Bazen üzülüyorum ama bu duygu geçiyor.”
Bu deneyimler çocuğun ruhsal dayanıklılığının gelişmesine katkı sağlar.
Burada amaç çocuğu mahrum bırakmak değildir.
Amaç, çocuğun hayal kırıklığını taşıyabilme kapasitesini geliştirmektir.
Bowlby: Sınır Koymak Çocuğu Sevmemek Değildir
Bağlanma açısından bakıldığında çocuk için güvenli ilişki yalnızca şefkat ve yakınlık anlamına gelmez.
Aynı zamanda ebeveynin öngörülebilir olması da önemlidir.
Çocuk:
“Annem bazen hayır diyor ama ben ağladığımda karar değişiyor.”
şeklinde bir deneyim yaşadığında sınırların ne kadar güvenilir olduğunu anlamakta zorlanabilir.
Oysa güvenli ilişkide çocuk zaman içerisinde şunu deneyimleyebilir:
“Annem beni anlıyor ama her istediğimi yapmak zorunda değil.”
Bu çok önemli bir ayrımdır.
Çocuğun duygusunu kabul etmek ile davranışını kabul etmek aynı şey değildir.
Örneğin:
“Çok istiyorsun, biliyorum.”
demek mümkündür.
Ama aynı zamanda:
“Bugün bunu almayacağız.”
demek de mümkündür.
Çocuk ağlayabilir.
Ebeveyn onun yanında kalabilir.
Fakat sınırı değiştirmek zorunda değildir.
Bu durum çocuğa şu mesajı verir:
“Duygularım kabul ediliyor ama dünyadaki bütün sınırlar duygularım nedeniyle ortadan kalkmıyor.”
Çocuğun Ağlamasına İzin Vermek, Onu Yalnız Bırakmak Değildir
Bazı ebeveynler:
“Bırakayım ağlasın, alışsın.”
diyerek çocuğun duygusundan tamamen uzaklaşabilir.
Bu da diğer uçtur.
Amaç çocuğu ağlamaya bırakmak değildir.
Amaç, ağlarken yanında kalabilmektir.
Örneğin çocuk istediği oyuncağı alamadığı için ağlıyorsa:
“Çok istedin ve alamadığımız için gerçekten kızdın.”
denebilir.
Ardından:
“Bugün bu oyuncağı almayacağız.”
denebilir.
Çocuk ağlamaya devam edebilir.
Ebeveyn:
“Buradayım. İstersen sarılabiliriz.”
diyebilir.
Burada çocuk hem sınırla karşılaşır hem de duygusuyla yalnız bırakılmaz.
Bu ikisinin birlikte olması oldukça değerlidir.
“Ağlama” Demek Neden İşe Yaramaz?
Çocuk ağladığında:
“Ağlama.”
“Bir şey yok.”
“Bunda ağlanacak ne var?”
“Kes artık.”
“Bak herkes sana bakıyor.”
gibi cümleler söylemek çoğu zaman çocuğun duygusunu düzenlemesine yardımcı olmaz.
Çünkü çocuk zaten yoğun bir duygunun içindedir.
Üstelik henüz duygularını yetişkinler kadar düzenleyebilecek bir kapasiteye sahip değildir.
Çocuğun ihtiyacı çoğu zaman duygusunun yok edilmesi değil, duygusunun anlaşılmasıdır.
“Hayır” demek zorunda değilsiniz.
Ama “hayır” dediğinizde onun üzülmesine izin verebilirsiniz.
Bu ikisi birbirinden farklıdır.
Çocuğa Ne Söylemeliyiz?
Çocuk istediği bir şey için ağladığında uzun açıklamalar yapmak genellikle gerekli değildir.
Kısa, sakin ve tutarlı cümleler daha işlevsel olabilir.
Örneğin:
“Bunu gerçekten istiyorsun.”
“Alamayacağımız için çok kızdın.”
“Ağlayabilirsin, ben buradayım.”
“Ama kararımız değişmeyecek.”
Bu cümlelerin önemli tarafı şudur:
Çocuğun duygusuna alan vardır.
Fakat sınır pazarlığa açılmaz.
Çocuk Ağladığında Ne Yapmamalıyız?
Her durumda aynı tepki doğru değildir fakat genel olarak şu tutumlardan kaçınmak faydalı olabilir:
1. Ağladığı için istediğini vermek
Bu durum ağlama ile sonuç arasındaki bağlantıyı güçlendirebilir.
2. Çocuğu tehdit etmek
“Bir daha ağlarsan seni bırakırım.”
“Susmazsan seni cezalandırırım.”
gibi ifadeler çocuğun duygusunu düzenlemesine yardımcı olmaz.
3. Utandırmak
“Bebek gibi ağlıyorsun.”
“Sen artık büyüdün.”
“Ne kadar şımarıksın.”
gibi ifadeler çocuğun duygusuyla sağlıklı ilişki kurmasını zorlaştırabilir.
4. Uzun uzun açıklamak
Çocuk yoğun öfke veya ağlama içindeyken uzun mantıksal açıklamaları anlamakta zorlanabilir.
Önce duygu düzenlenir.
Sonra konuşulur.
5. Ebeveynler arasında farklı sınırlar koymak
Anne “hayır” deyip baba ağlama sonrasında “tamam” diyorsa çocuk iki farklı mesaj alır.
Bu nedenle ebeveynlerin temel sınırlar konusunda mümkün olduğunca ortak hareket etmesi önemlidir.
Peki Çocuk Daha Fazla Ağlarsa?
Burada birçok ebeveynin zorlandığı bir nokta vardır.
“Daha önce ağlayınca istediğini verdim. Şimdi vermeyince daha çok ağlıyor.”
Evet, böyle bir durum görülebilir.
Çünkü çocuk daha önce işe yarayan davranışı yeniden deneyebilir.
Ağlamayı artırabilir.
Bağırabilir.
Yere yatabilir.
“Beni sevmiyorsun!” diyebilir.
Bu noktada ebeveynin sakin kalması önemlidir.
Çünkü çocuğun yoğunlaşan duygusu, sınırın yanlış olduğu anlamına gelmez.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır:
Çocuk fiziksel olarak kendisine veya başkasına zarar veriyorsa davranışı sınırlandırmak gerekir.
Duyguyu kabul ederken davranışa sınır konabilir:
“Çok kızgınsın. Kızmana izin var ama bana vuramazsın.”
Bu, çocuğun duygusunu reddetmeden davranışına sınır koymanın bir örneğidir.
Ağlama Bir İhtiyacın İşareti de Olabilir
Her ağlama “istediğini yaptırma davranışı” olarak görülmemelidir.
Çocuk bazen:
- Yorulduğu için,
- Uykusu geldiği için,
- Aç olduğu için,
- İlgiye ihtiyaç duyduğu için,
- Kıskançlık yaşadığı için,
- Ebeveyninden ayrılmak istemediği için,
- Kaygılandığı için,
- Bir değişiklikten etkilendiği için,
- Duygularını ifade etmekte zorlandığı için
ağlayabilir.
Bu nedenle ebeveynin yalnızca davranışa değil, davranışın bağlamına bakması gerekir.
“Ne istiyor?” sorusu kadar,
“Neden şimdi buna bu kadar ihtiyaç duyuyor?”
sorusu da önemlidir.
Bazen Çocuğun İstediği Şey Oyuncak Değildir
Çocuk:
“Bana bunu al.”
diyebilir.
Ama ihtiyacı gerçekten oyuncak olmayabilir.
Belki ebeveyninin ilgisini istiyordur.
Belki gün içerisinde yeterince birlikte zaman geçirememiştir.
Belki kardeşiyle rekabet ediyordur.
Belki ebeveyninin ilgisini kaybetmekten korkuyordur.
Özellikle küçük çocuklar ihtiyaçlarını yetişkinler gibi açık ve doğrudan ifade edemezler.
Bu nedenle davranış bazen çocuğun söyleyemediği bir şeyin dili hâline gelebilir.
Çocuğun her istediğini yapmak yerine, zaman zaman:
“Aslında şu anda benden ne istiyor olabilir?”
diye düşünmek çok daha anlamlıdır.
Çocuğun Her İsteğini Karşılamak Neden Duygusal Olarak da Yorucu Olabilir?
Ebeveyn sürekli çocuğun ağlamasını durdurmaya çalıştığında, evde görünürde daha az ağlama olabilir.
Fakat ebeveynin kendi yükü artar.
Çünkü artık çocuğun duygularından da kendisini sorumlu hissetmeye başlayabilir.
Çocuk üzülürse:
“Ben başarısız oldum.”
Çocuk ağlarsa:
“Bir şeyi yanlış yaptım.”
Çocuk öfkelenirse:
“Onu sakinleştirmeliyim.”
düşüncesi oluşabilir.
Oysa çocukların bütün olumsuz duygularını ortadan kaldırmak ebeveynin görevi değildir.
Ebeveynin görevi çocuğun duygularına eşlik etmek, gerektiğinde sınır koymak ve çocuğun zaman içerisinde bu duyguları kendi başına düzenleyebilmesine yardımcı olmaktır.
Varoluşçu Açıdan Çocuğun Hayal Kırıklığıyla Karşılaşması
Çocuk büyürken yavaş yavaş çok önemli bir gerçekle karşılaşır:
Dünya her zaman benim istediğim gibi olmayacak.
Bu aslında yalnızca çocukluk için değil, insan yaşamının tamamı için geçerli bir durumdur.
İstediğimiz iş olmayabilir.
Bir arkadaşımız bizimle oynamak istemeyebilir.
Bir ilişki istediğimiz gibi ilerlemeyebilir.
Bir planımız gerçekleşmeyebilir.
Bir şey satın almak isteyebiliriz ama alamayabiliriz.
Yaşamın kendisi sınırlarla doludur.
Çocuğun küçük yaşlarda güvenli bir ilişkide yaşayacağı hayal kırıklıkları, ileride hayatın kaçınılmaz sınırlarıyla karşılaşabilmesi açısından önemlidir.
Buradaki amaç çocuğu hayal kırıklığına maruz bırakmak değildir.
Ama onu hayal kırıklığından korumak için hayatı sürekli değiştirmemek gerekir.
Çocuk zaman içerisinde şunu öğrenebilir:
“İstediğim olmadığında çok kötü hissedebilirim ama bu duygunun içinde kalabilirim.”
Bu, oldukça değerli bir psikolojik kapasitedir.
Peki Ebeveyn Olarak Ne Yapmalıyım?
Çocuğunuz her istediğinde ağlıyor ve ağlamanın ardından istediğini elde ediyorsa, öncelikle bütün sistemi bir anda değiştirmeye çalışmak yerine birkaç temel noktaya dikkat edebilirsiniz.
1. Sınırlarınızı belirleyin
Her istediğinizi vermek zorunda olmadığınız gibi, çocuğunuzun her isteğini karşılamak da ebeveynliğin gereği değildir.
2. “Hayır” dediğinizde kararınızdan emin olun
Kararınız doğruysa, çocuğun ağlaması nedeniyle değiştirmeyin.
3. Duygusunu kabul edin
“Çok istedin.”
“Alamadığın için üzüldün.”
“Kızgınsın.”
gibi ifadeler kullanabilirsiniz.
4. Ağlamasını durdurmaya çalışmayın
Çocuk ağlayabilir.
Ağlamak, her zaman ortadan kaldırılması gereken bir davranış değildir.
5. Yanında kalın
“Buradayım.”
“Hazır olduğunda konuşabiliriz.”
gibi cümlelerle çocuğun yalnız olmadığını hissettirebilirsiniz.
6. Fiziksel saldırıya sınır koyun
Ağlamak serbest olabilir; vurmak, tekmelemek veya zarar vermek serbest değildir.
7. Sakinliğinizi korumaya çalışın
Çocuk kendi duygusunu düzenlemeyi öğrenirken ebeveynin sakinliği önemli bir düzenleyici işlev görür.
8. Ebeveynler mümkün olduğunca tutarlı olsun
Anne, baba veya bakım verenler temel sınırlar konusunda birbirinden tamamen farklı hareket ediyorsa çocuk için durum daha karmaşık hâle gelebilir.
En Önemli Nokta: Çocuğunuz Sizi Yönetmeye Çalışıyor Olmak Zorunda Değil
“Çocuğum beni manipüle ediyor.”
cümlesi ebeveynin çocuğa bakışını kolaylıkla değiştirebilir.
Çocuk artık anlaşılması gereken bir çocuk olmaktan çıkıp “mücadele edilmesi gereken” bir rakip gibi algılanabilir.
Oysa özellikle küçük çocuklarda davranışların büyük bölümü gelişimsel ihtiyaçlar, duygusal düzenleme kapasitesi ve ilişkisel deneyimler üzerinden anlaşılmalıdır.
Çocuk ağlayarak istediğini elde etmeyi öğrenmiş olabilir.
Evet, bu davranış değiştirilebilir.
Ama bunu yapmanın yolu çocuğu suçlamak değil, ilişki içindeki örüntüyü değiştirmektir.
Çocuğa:
“Sen ağlama.”
demek yerine,
duygularını anlamak ve ona göre sınır koyabilmek gereklidir.
Ne Zaman Bir Uzmandan Destek Almak Gerekebilir?
Her çocuğun zaman zaman ağlaması, öfkelenmesi ve istediği gerçekleşmediğinde zorlanması normal gelişimin bir parçası olabilir.
Ancak ağlama nöbetleri çok yoğun ve sık yaşanıyorsa; çocuk günlük yaşamını, okulunu, arkadaş ilişkilerini veya aile içindeki ilişkileri belirgin biçimde etkiliyorsa daha yakından değerlendirmek faydalı olabilir.
Özellikle:
- Çok yoğun öfke nöbetleri,
- Kendine veya başkasına zarar verme,
- Uzun süre sakinleşememe,
- Yoğun ayrılma kaygısı,
- Sürekli ebeveyn kontrolü isteme,
- Uyku veya yemek düzeninde belirgin değişiklikler,
- Okula gitmekte ciddi zorlanma,
- Gelişimsel gerileme,
- Ev ve okul arasında belirgin davranış farklılıkları
gibi durumlarda bir çocuk psikoloğundan değerlendirme ve psikolojik destek almak yararlı olabilir.
Bazen çocuğun davranışını değiştirmeye çalışmadan önce, o davranışın ne anlatmaya çalıştığını anlamak gerekir.
Çünkü çocukların davranışları çoğu zaman yalnızca davranış değildir.
Bir ihtiyacın, bir duygunun veya henüz kelimelere dökülemeyen bir deneyimin ifadesi olabilir.
Sonuç: Çocuğun Ağlamasını Değil, Ağlamayla Kurduğu İlişkiyi Değiştirmek
Çocuğunuz istediği olmadığında ağlayabilir.
Bu onun kötü, şımarık veya manipülatif olduğu anlamına gelmez.
Aynı şekilde her ağladığında istediğini yapmak da onu “mutlu etmek” anlamına gelmez.
Çocuğun ihtiyacı yalnızca istediği şeyleri elde etmek değildir.
Duygularının kabul edildiğini ve sınırların güvenli olduğunu aynı anda deneyimlemeye de ihtiyacı vardır.
Bu nedenle çocuğunuz ağladığında kendinize şu üç soruyu sorabilirsiniz:
“Şu anda ne hissediyor?”
“Benden gerçekten neye ihtiyaç duyuyor?”
“Bu duygunun içinde yanında kalırken hangi sınırı korumam gerekiyor?”
Çocuğunuzun ağlamasını hemen durdurmak zorunda değilsiniz.
Onunla birlikte o duygunun içinde kalabilirsiniz.
Çünkü çocuğun öğrenmesi gereken şey:
“Ağlamazsam istediğimi elde ederim.”
değil;
“İstediğim olmadığında da güvendeyim. Üzülebilirim, kızabilirim ve bu duygular geçebilir.”
olmalıdır.
Ebeveynlikte sınır koymak sevgisizlik değildir.
Bazen çocuğa verebileceğimiz en güvenli mesajlardan biri şudur:
“Seni duyuyorum. Çok istiyorsun. Kızgın olduğunu da biliyorum. Ama cevabım değişmeyecek. Ben yine de yanındayım.”
Sık Sorulan Sorular
Çocuğum her istediğinde ağlıyor, ne yapmalıyım?
Öncelikle ağlamayı hemen durdurmak yerine çocuğun duygusunu anlamaya çalışın. İsteği karşılamanız gerekmiyorsa sakin biçimde sınır koyun ve ağladığı için sınırı değiştirmeyin. Duygusuna eşlik ederken kararınızı koruyabilirsiniz.
Çocuğum ağlayınca istediğini vermezsem psikolojisi bozulur mu?
Hayır. Çocuğun her isteğinin karşılanmaması tek başına psikolojik zarar oluşturmaz. Aksine, güvenli ve tutarlı sınırlarla karşılaşmak çocuğun hayal kırıklığına ve güçlü duygulara tolerans geliştirmesine yardımcı olabilir.
Çocuğum beni ağlayarak manipüle ediyor mu?
Özellikle küçük çocuklarda bunu yetişkinlerdeki bilinçli manipülasyon gibi değerlendirmek doğru olmayabilir. Çocuk, ağlamanın daha önce istediği sonuca ulaştırdığını öğrenmiş olabilir. Önemli olan çocuğu etiketlemekten çok davranış örüntüsünü anlamaktır.
Çocuğum ağlarken onu susturmalı mıyım?
Ağlamak fiziksel bir zarar oluşturmadığı sürece her zaman susturulması gereken bir davranış değildir. Çocuğun duygusunu kabul edip yanında kalabilir, ancak zarar verici davranışlara sınır koyabilirsiniz.
Çocuğum ağladığında “hayır” demeye devam etmeli miyim?
Eğer koyduğunuz sınır çocuğun güvenliği ve gelişimi açısından uygunsa, sırf ağlıyor diye sınırı değiştirmemek önemlidir. Tutarlılık, çocuğun sınırları öngörebilmesine yardımcı olur.
Çocuğumun ağlama krizleri çok uzun sürüyorsa ne yapmalıyım?
Öncelikle krizlerin ne zaman, hangi durumlarda ve hangi ihtiyaçların ardından ortaya çıktığını gözlemlemek faydalıdır. Çok yoğun, sık veya günlük yaşamı etkileyen krizlerde çocuk psikoloğundan değerlendirme ve psikolojik destek alınabilir.
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap