Çocuğum Evde Başka, Dışarıda Başka Davranıyor. Bunun Anlamı Ne? Samsun Çocuk Psikoloğu
Kısa Cevap
Bir çocuğun evde oldukça hareketli, öfkeli, konuşkan veya sınırları zorlayan davranışlar gösterirken; okulda, misafirlikte ya da başka insanların yanında daha sessiz ve uyumlu olması her zaman bir problem olduğu anlamına gelmez.
Çocuklar farklı ilişkiler içerisinde farklı davranış biçimleri geliştirebilirler.
Ev, çocuk için çoğu zaman kendisini daha serbest ifade edebildiği bir alan olabilir. Dışarıda ise sosyal kurallar, yeni insanlar, öğretmen, arkadaşlar ve değerlendirilme duygusu çocuğun davranışlarını değiştirebilir.
Bu nedenle:
“Çocuğum neden evde böyle, dışarıda böyle?”
sorusunun tek bir cevabı yoktur.
Bazen çocuk dışarıda kendisini daha fazla kontrol ediyor, evde ise gün boyunca tuttuğu duyguları daha rahat ortaya çıkarıyor olabilir.
Bazen evde kendisini daha güvende hissettiği için öfkesini, üzüntüsünü veya itirazını daha açık gösterebilir.
Bazen de dışarıdaki ortam çocuğun daha çekingen, kaygılı veya uyumlu davranmasına neden olabilir.
Dolayısıyla çocuğun davranışını yalnızca “evdeki çocuk” ve “dışarıdaki çocuk” şeklinde ikiye ayırmak yerine, bu davranışların hangi ilişkiler içerisinde ve hangi duygularla ortaya çıktığına bakmak gerekir.
Psikodinamik açıdan önemli olan yalnızca çocuğun ne yaptığı değil, yaptığı davranışın çocuk için ne ifade ettiği sorusudur.
Çünkü bir davranış bazen yalnızca bir davranış değildir.
Bazen bir çocuk öfkelendiğinde:
“Beni fark et.”
diyor olabilir.
Bazen sürekli anne-babasının yanında olmak istediğinde:
“Burada güvende miyim?”
diye soruyor olabilir.
Bazen dışarıda sessiz kaldığında ise:
“Burada kendim olursam ne olur?”
sorusunu taşıyor olabilir.
Bu nedenle çocuğun evde ve dışarıda farklı davranması, onun “sahte” davrandığını değil; farklı ilişkiler içerisinde farklı ihtiyaçlarının ve duygularının ortaya çıkabildiğini gösterebilir.
Bu Yazıda Neler Bulacaksınız?
- Çocuklar neden evde ve dışarıda farklı davranır?
- Evde daha öfkeli olan çocuk dışarıda neden sakin olabilir?
- Çocuğun evde daha fazla sınır zorlaması ne anlatabilir?
- Winnicott'un gerçek kendilik ve güvenli çevre anlayışı bu durumu nasıl açıklar?
- Bowlby'nin bağlanma kuramı çocuğun davranışlarını anlamamıza nasıl yardımcı olur?
- Mahler'in ayrışma-bireyleşme süreci çocuğun farklı ortamlardaki davranışlarıyla nasıl ilişkilidir?
- Kohut'un kendilik psikolojisi açısından çocuğun görülme ve anlaşılma ihtiyacı nedir?
- “Çocuğum dışarıda çok uslu ama evde çok zor” durumunun altında neler olabilir?
- Çocuğun dışarıda sessiz, evde konuşkan olması ne anlama gelebilir?
- Hangi durumlarda çocuğun davranışındaki farklılık daha yakından ele alınmalıdır?
- Oyun, çocuğun farklı ortamlarda yaşadığı duyguları anlamamıza nasıl yardımcı olabilir?
Çocuğum Neden Evde Başka, Dışarıda Başka?
Çocukların davranışlarını yalnızca karakter özellikleri üzerinden değerlendirmek çoğu zaman yeterli değildir.
Çünkü çocuk yalnızca kendi iç dünyasından ibaret değildir.
İlişkinin biçimi, bulunduğu ortam, karşısındaki kişinin kim olduğu ve kendisini ne kadar güvende hissettiği davranışlarını etkileyebilir.
Örneğin bazı çocuklar okulda oldukça sessizdir.
Öğretmeninin söylediklerini yapar.
Arkadaşlarıyla fazla çatışmaz.
Sınıfta söz almaktan çekinebilir.
Fakat eve geldiğinde bir anda değişebilir.
Bağırabilir.
Ağlayabilir.
Kardeşine kızabilir.
Anne-babasından sürekli bir şey isteyebilir.
Kurallara karşı çıkabilir.
Ebeveynler bu durumda bazen:
“Okulda hiçbir sorun çıkarmıyor, neden bütün davranışlarını eve saklıyor?”
diye düşünebilir.
Hatta:
“Demek ki isterse yapabiliyor.”
şeklinde bir yorum ortaya çıkabilir.
Oysa çocukların davranışlarını yalnızca kontrol edip edememeleri üzerinden değerlendirmek, davranışın altında bulunan duygusal süreci gözden kaçırabilir.
Çocuk okulda bütün gün kendisini kontrol etmiş olabilir.
Öğretmenine uyum sağlamış olabilir.
Arkadaşlarıyla ilişkilerinde dikkatli davranmış olabilir.
Duygularını ertelemiş olabilir.
Ve eve geldiğinde kendisini daha güvenli hissettiği için bütün bunların ardından bir boşalma yaşayabilir.
Bu nedenle bazen evde ortaya çıkan davranış, çocuğun en güvendiği ilişkide kendisini daha serbest bırakabilmesinin bir sonucu olabilir.
Ancak bunun her zaman böyle olduğunu söylemek de doğru değildir.
Aynı davranışın altında kaygı, sınır problemi, dikkat güçlüğü, aile içi ilişki örüntüleri veya başka psikolojik süreçler de bulunabilir.
Bu yüzden çocuğun davranışını anlamak için davranışın nerede, ne zaman, kimin yanında ve hangi olayın ardından ortaya çıktığına bakmak gerekir.
Ev Bazen Çocuğun Duygularını Bıraktığı Yer Olabilir
Bir çocuk gün içerisinde birçok duyguyla karşılaşır.
Öğretmeninin uyarısı…
Arkadaşının söylediği bir söz…
Oyunda kaybetmek…
Beklemek zorunda kalmak…
İstediği bir şeyi yapamamak…
Kendisini ifade edememek…
Bunların her biri çocuk için küçük veya büyük duygusal deneyimler olabilir.
Çocuk bunların hepsini o anda ifade edemeyebilir.
Özellikle küçük çocuklarda duyguları düzenleme kapasitesi henüz gelişim içerisindedir.
Bu nedenle çocuk bazen duyguyu yaşar ama onu anlamlandırıp söze dökemez.
Sonra eve gelir.
Ayakkabısını çıkarırken ağlamaya başlayabilir.
Kardeşine bağırabilir.
Küçük bir isteğinin yerine getirilmemesi üzerine büyük bir öfke yaşayabilir.
Ebeveyn açısından bakıldığında:
“Bunun için de mi ağlanır?”
sorusu ortaya çıkabilir.
Fakat çocuğun yaşadığı duygu yalnızca o anda gerçekleşen olaydan kaynaklanmıyor olabilir.
O küçük olay, gün içerisinde biriken duyguların ortaya çıkmasına vesile olmuş olabilir.
Bu nedenle çocuğun davranışını yalnızca son olay üzerinden değerlendirmek yerine, o günün tamamını düşünmek bazen daha anlamlıdır.
Winnicott: Çocuk Nerede Kendisi Olabiliyor?
Donald Winnicott'un çocuk gelişimine ilişkin düşünceleri, çocuğun güvenli bir çevre içerisinde kendi spontanlığını ortaya koyabilmesinin önemini vurgular.
Çocuğun gelişiminde çevrenin yalnızca fiziksel olarak güvenli olması yeterli değildir.
Çocuğun duygusal olarak da kendisini anlaşılmış ve taşınmış hissetmesi gerekir.
Bu açıdan ev, çocuk için farklı bir anlam taşıyabilir.
Çocuk dışarıda daha kontrollü davranırken evde daha spontan olabilir.
Çünkü evde:
“Beni tanıyorlar.”
“Burada hata yapabilirim.”
“Burada ağlayabilirim.”
“Burada kızabilirim.”
duygusu bulunabilir.
Bu, çocuğun bütün davranışlarının kabul edilmesi gerektiği anlamına gelmez.
Çocuğun öfkelenmesine izin vermek ile öfke sırasında herkese zarar vermesine izin vermek aynı şey değildir.
Buradaki temel ayrım şudur:
Duygu kabul edilebilir; davranışın sınırları olabilir.
Çocuk öfkelenebilir.
Ama vurmak zorunda değildir.
Üzülebilir.
Ama eşyaları kırmak zorunda değildir.
İtiraz edebilir.
Ama başkasına zarar vermek zorunda değildir.
Winnicott'un yaklaşımı açısından çocuğun kendisini ortaya koyabileceği güvenli bir alanın varlığı, gelişimin önemli parçalarından biridir.
Gerçek Kendilik ve Çocuğun Farklı Ortamlardaki Hâlleri
Winnicott'un gerçek kendilik ve sahte kendilik kavramları, çocuğun farklı ortamlarda farklı davranmasını anlamak açısından dikkat çekicidir.
Çocuğun dışarıda daha uyumlu olması tek başına sahte kendilik geliştirdiği anlamına gelmez.
Çocuk sosyal yaşamın gerektirdiği davranışları öğrenir.
Sırasını bekler.
Başkalarının sınırlarına dikkat eder.
Öğretmenini dinler.
Bunlar gelişimin doğal parçalarıdır.
Ancak çocuk sürekli olarak kendi duygularını bastırmak, ihtiyaçlarını yok saymak veya yalnızca başkalarının beklentilerine göre davranmak zorunda hissediyorsa, burada daha farklı bir süreç düşünülebilir.
Örneğin çocuk:
“Üzülmemeliyim.”
“Kızarsam kimse beni sevmez.”
“Bir şey istememeliyim.”
“Hep uslu olmalıyım.”
gibi bir içsel düzen geliştirebilir.
Böyle bir durumda dışarıdaki uyum yalnızca sosyal becerinin göstergesi olmayabilir.
Çocuğun kendi duygularıyla kurduğu ilişkiyi de düşünmek gerekir.
Bowlby: Güvenli Bağlanma Çocuğun Davranışını Nasıl Etkiler?
John Bowlby'nin bağlanma kuramı, çocuğun bakım veren kişiyle kurduğu ilişkinin dünyayı nasıl deneyimlediği açısından önemli olduğunu ortaya koyar.
Çocuk için bakım veren kişi yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılayan kişi değildir.
Aynı zamanda çocuğun dünyayı keşfederken geri dönebileceği bir güvenli üs işlevi görür.
Çocuk dış dünyayı keşfeder.
Yeni insanlarla karşılaşır.
Okula gider.
Arkadaş edinir.
Yeni deneyimler yaşar.
Fakat gerektiğinde güvenli ilişkiye geri döner.
Bu açıdan bakıldığında, bazı çocukların dışarıda daha kontrollü, evde ise daha rahat davranması çelişkili değildir.
Çocuk dışarıda kendisini düzenlemeye çalışırken, güvenli hissettiği bakım veren kişinin yanında duygularını daha açık biçimde gösterebilir.
Özellikle küçük çocuklarda:
“Annemin yanında ağlayabilirim.”
“Babamın yanında korktuğumu gösterebilirim.”
duygusu önemli olabilir.
Çünkü çocuk için güvenli bağlanma, yalnızca sakin olmak değil;
zor duyguların da ilişki içerisinde taşınabileceğini deneyimlemek anlamına gelir.
“Bütün Öfkesini Eve Saklıyor” Ne Anlama Gelir?
Ebeveynlerden sık duyduğumuz cümlelerden biri şudur:
“Öğretmeni çok uslu olduğunu söylüyor ama eve geldiğinde bambaşka biri oluyor.”
Bu durum bazı çocuklarda görülebilir.
Çocuk okulda kendisini kontrol etmek için ciddi bir çaba harcıyor olabilir.
Özellikle çekingen, kaygılı veya çevresine uyum sağlamaya çok çalışan çocuklarda bu durum daha belirgin olabilir.
Ancak yalnızca bu bilgiyle:
“Çocuğunuz okulda kendisini bastırıyor.”
demek doğru olmaz.
Bunun anlaşılabilmesi için çocuğun okulda nasıl bir ilişki kurduğu, arkadaşlarıyla nasıl oynadığı, öğretmenle iletişimi, hata yaptığında ne hissettiği ve kendisini ifade edip edemediği gibi birçok ayrıntıya bakmak gerekir.
Aynı şekilde evdeki yoğun öfke de yalnızca “güvenli ortamda rahatlama” şeklinde açıklanamaz.
Çocuğun sınırlarla ilişkisi, ebeveynlerin tutumları ve aile içindeki iletişim biçimi de değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla psikolojik açıdan önemli olan hızlı bir etiket koymak değil, davranışın anlamını araştırmaktır.
Çocuğum Dışarıda Çok Uslu, Evde Neden Sınırları Zorluyor?
Çocukların sınırları test etmesi gelişimin doğal bir parçasıdır.
Özellikle büyüdükçe çocuk:
“Ben ne kadar bağımsız olabilirim?”
sorusunu deneyimlemeye başlar.
Bir istekte bulunur.
Hayır cevabı alır.
Tekrar dener.
Pazarlık yapar.
İtiraz eder.
Bazen sınırı aşar.
Bu davranışlar çocuğun bağımsızlaşma süreciyle ilişkili olabilir.
Margaret Mahler'in ayrışma-bireyleşme yaklaşımı burada önemli bir perspektif sunar.
Çocuğun gelişiminde bakım verenden psikolojik olarak ayrışması ve giderek kendi ayrı benliğini oluşturması önemli bir süreçtir.
Dolayısıyla:
“Ben kendim yapacağım.”
“Hayır, istemiyorum.”
“Ben karar vereceğim.”
gibi ifadeler her zaman yalnızca inatlaşma değildir.
Bunlar çocuğun:
“Ben ayrı biriyim.”
duygusunu geliştirmesinin parçaları da olabilir.
Elbette gelişimsel bir ihtiyaç ile yoğun davranışsal güçlük birbirinden ayrılmalıdır.
Ancak çocuğun bağımsızlık arzusunu yalnızca “inat” olarak görmek, davranışın gelişimsel anlamını kaçırabilir.
Mahler: “Ben” Olma Çabası
Mahler'in ayrışma-bireyleşme kuramı, çocuğun bakım veren kişiyle olan ilk yakın ilişkiden giderek daha ayrı bir birey olarak kendisini deneyimlemesine odaklanır.
Çocuğun:
“Ben”
diyebilmesi gelişimin önemli bir parçasıdır.
Fakat bu süreç her zaman düz bir çizgide ilerlemez.
Çocuk bir gün:
“Ben kendim yapacağım.”
derken ertesi gün:
“Sen yap.”
diyebilir.
Bir gün tek başına uyumak isterken başka bir gün ebeveyninin yanında yatmak isteyebilir.
Bu durum bazen ebeveynler açısından çelişkili görünebilir.
Oysa çocuk için bağımsızlaşma ile yakınlık ihtiyacı aynı anda var olabilir.
Çocuk hem:
“Kendim olmak istiyorum.”
hem de:
“Yanımda ol.”
diyebilir.
Bu iki ihtiyacın birlikte bulunması gelişimin doğal parçalarından biridir.
Dolayısıyla evde ebeveynine daha fazla ihtiyaç duyan, dışarıda ise daha bağımsız davranan bir çocukta bu farklılıkları hemen bir tutarsızlık olarak değerlendirmek doğru olmayabilir.
Kohut: Çocuk Görülmek ve Anlaşılmak İster
Heinz Kohut'un kendilik psikolojisi açısından çocuğun yalnızca fiziksel ihtiyaçlarının değil, psikolojik olarak görülme, anlaşılma ve değerli hissetme ihtiyacının da önemi vardır.
Çocuk bazen davranışıyla:
“Beni fark ediyor musun?”
sorusunu sorabilir.
Örneğin sürekli:
“Anne, bana bak.”
“Beni izle.”
“Ben yaptım.”
“Bunu gördün mü?”
demesi yalnızca ilgi isteği olarak görülmeyebilir.
Çocuğun gelişmekte olan kendilik duygusu için başkasının bakışı önemlidir.
Çocuk kendisini ilişkiler içerisinde deneyimler.
Bu nedenle evde sürekli ilgi isteyen bir çocuk için:
“Çok şımarık.”
demeden önce:
“Burada neye ihtiyaç duyuyor?”
sorusunu sormak daha anlamlı olabilir.
Belki çocuk gün içerisinde yeterince görülmediğini hissetmiştir.
Belki yeni bir kardeşin gelişiyle birlikte ebeveynlerinin ilgisinin değiştiğini deneyimliyordur.
Belki de gelişimsel olarak kendisini ortaya koymaya ve onaylanmaya ihtiyaç duyuyordur.
Davranışın anlamı, çocuğun hikâyesi içerisinde anlaşılabilir.
Çocuğum Dışarıda Sessiz, Evde Çok Konuşkan
Bu durum da oldukça sık görülebilir.
Bazı çocuklar yeni ortamlarda önce gözlemlemeyi tercih eder.
İnsanları tanımadan konuşmak istemeyebilir.
Öğretmeninin yanında daha çekingen olabilir.
Arkadaş grubuna katılması zaman alabilir.
Ancak eve geldiğinde saatlerce konuşabilir.
Bu durumda çocuk dışarıda “sahte”, evde “gerçek” değildir.
Çocuk farklı ortamlarda farklı düzeylerde güven hissediyor olabilir.
Bazı çocuklar önce gözlem yapar, ardından ilişki kurar.
Bazıları ise tanıdık ilişkiler içerisinde daha hızlı açılır.
Burada önemli olan çocuğun sessizliğinin niteliğidir.
Çocuk yalnızca yeni ortamlarda biraz zaman mı geçiriyor?
Yoksa yoğun kaygı nedeniyle konuşamıyor mu?
Arkadaş kurmakta zorlanıyor mu?
Okula gitmek istemiyor mu?
Kendini ifade etmesi gerektiğinde yoğun sıkıntı yaşıyor mu?
Bu ayrımlar önemlidir.
Çünkü her çekingenlik bir psikolojik sorun değildir.
Ancak çocuğun yaşamını belirgin biçimde sınırlayan bir durum söz konusu olduğunda daha yakından değerlendirmek gerekir.
Çocuğun Evdeki Davranışına Yalnızca “Sorun” Olarak Bakmamak
Ebeveynler bazen çocuğun evdeki davranışını yalnızca düzeltilecek bir problem olarak görebilir.
“Bağırıyor.”
“İnat ediyor.”
“Dinlemiyor.”
“Çok ağlıyor.”
“Bizi hiç dinlemiyor.”
Fakat psikodinamik yaklaşım bize davranışın arkasındaki anlamı merak etmeyi önerir.
Çünkü çocukların önemli bir kısmı yaşadıklarını henüz yetişkinler gibi anlatabilecek kelime dağarcığına sahip değildir.
Yetişkin:
“Bugün okulda kendimi yetersiz hissettim.”
diyebilir.
Çocuk ise eve geldiğinde kardeşine bağırabilir.
Yetişkin:
“Arkadaşımın beni dışladığını düşündüm ve üzüldüm.”
diyebilir.
Çocuk ise oyuncağını fırlatabilir.
Yetişkin:
“Bugün çok yoruldum ve biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var.”
diyebilir.
Çocuk ise ağlayabilir.
Bu nedenle çocukların davranışları bazen henüz söze dönüşmemiş duyguların ifade biçimi olabilir.
Oyun Çocuğun İki Farklı Dünyasını Nasıl Gösterir?
Çocuklar duygularını yalnızca konuşarak ifade etmez.
Oyun, çocuk için önemli bir anlatım alanıdır.
Bir çocuk oyun içerisinde:
- ayrılıkları,
- korkuları,
- öfkeyi,
- rekabeti,
- yakınlık ihtiyacını,
- kontrol arzusunu,
- bağımsızlaşma isteğini
farklı biçimlerde ortaya koyabilir.
Bu nedenle çocuğun evde ve dışarıda farklı davranması söz konusu olduğunda, oyun çocuğun iç dünyasını anlamak açısından önemli bir alan olabilir.
Çocuk oyun sırasında bazen dışarıda söyleyemediği şeyleri dolaylı biçimde ifade edebilir.
Örneğin sürekli ayrılan karakterleri bir araya getirebilir.
Bir oyunda sürekli kaybeden tarafı kurtarabilir.
Oyuncak anne-babayı birbirinden ayırabilir.
Bir karakteri sürekli cezalandırabilir.
Bunların hiçbiri tek başına belirli bir psikolojik anlam taşımaz.
Çocuğun oyununu tek bir sembol üzerinden yorumlamak doğru değildir.
Ancak oyun, çocuğun ilişkileri nasıl deneyimlediğini anlamaya yönelik daha geniş bir değerlendirme içerisinde önemli ipuçları sağlayabilir.
Evde ve Dışarıda Farklı Davranmak Ne Zaman Dikkat Gerektirir?
Çocuğun farklı ortamlarda farklı davranması tek başına endişe verici değildir.
Ancak davranış farklılığı çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa, durum daha yakından ele alınabilir.
Örneğin çocuk:
- Okula gitmekten yoğun biçimde kaçınıyorsa,
- Arkadaş ilişkileri belirgin şekilde bozuluyorsa,
- Dışarıda konuşmakta ciddi güçlük yaşıyorsa,
- Evde çok yoğun ve kontrol edilemeyen öfke nöbetleri yaşıyorsa,
- Sürekli korku veya kaygı belirtileri gösteriyorsa,
- Yaşına göre belirgin biçimde içe kapanıyorsa,
- Uyku veya yeme düzeninde belirgin değişiklikler varsa,
- Daha önce yapabildiği becerilerde gerileme görülüyorsa,
- Ev ve okul arasındaki davranış farkı çocuğun işlevselliğini belirgin biçimde etkiliyorsa,
çocuğun bütüncül olarak değerlendirilmesi faydalı olabilir.
Buradaki amaç çocuğa hemen bir etiket koymak değil, davranışın altında yatan ihtiyacı anlamaktır.
Çocuğumu “Evdeki Hâli” ve “Dışarıdaki Hâli” Diye Ayırmalı mıyım?
Çocuğun farklı ortamlardaki davranışlarını karşılaştırmak bazen ebeveynin kafasını karıştırabilir.
“Öğretmenin seni çok uslu anlatıyor, neden evde böyle değilsin?”
“Bak, başkalarının yanında nasıl güzel davranıyorsun.”
“Sen aslında yapabiliyorsun.”
Bu tür karşılaştırmalar çocuğun kendi davranışlarını anlamasına her zaman yardımcı olmayabilir.
Çünkü çocuk zaten farklı ortamlarda farklı beklentiler olduğunu deneyimlemektedir.
Daha önemli olan, çocuğun bütün bu ortamlarda kendisini nasıl hissettiğini anlamaktır.
Evde çok öfkeli olması yalnızca “yaramazlık” değildir.
Dışarıda sessiz olması da yalnızca “usluluk” değildir.
Her iki davranışın da altında bir duygu, ihtiyaç veya ilişki biçimi olabilir.
Psikolojik açıdan bakıldığında çocuğun davranışlarını değerlendirmekten önce onu anlamaya çalışmak daha temel bir noktadır.
Ebeveynler Ne Yapabilir?
Çocuğun evde ve dışarıda farklı davranması ebeveynler açısından kafa karıştırıcı olabilir. Özellikle dışarıda oldukça uyumlu görünen bir çocuğun evde yoğun öfke, ağlama veya sınırları zorlama davranışları göstermesi, ebeveynin zaman zaman çaresiz hissetmesine neden olabilir.
Burada ilk adım, çocuğun iki farklı davranışını birbirine karşı kullanmamak ve onu “Sen aslında yapabiliyorsun ama evde yapmıyorsun.” şeklinde değerlendirmemektir.
Çünkü çocuk farklı ortamlarda farklı duygusal ihtiyaçlarla hareket ediyor olabilir.
Çocuğun davranışını hemen etiketlemek yerine anlamaya çalışın
“Yaramaz”, “şımarık”, “inatçı”, “uslu” gibi ifadeler çocuğun davranışını açıklamaktan çok onu bir etikete dönüştürebilir.
Bunun yerine:
“Bugün seni bu kadar öfkelendiren ne oldu?”
“Dışarıda söyleyemediğin bir şey mi oldu?”
“Şu anda benden neye ihtiyacın var?”
gibi sorular çocuğun davranışının ardındaki duyguyu fark etmesine yardımcı olabilir.
Her davranışın arkasında mutlaka gizli ve derin bir neden aramak da gerekmez. Bazen çocuk yalnızca yorulmuş, acıkmış veya gün içerisinde fazla uyarana maruz kalmış olabilir. Önemli olan davranışı otomatik olarak tek bir nedene bağlamak yerine çocuğun o andaki durumunu merak edebilmektir.
Ev ortamını çocuğun duygularını ifade edebileceği bir alan hâline getirin
Çocuğun evde ağlaması, kızması veya üzülmesi her zaman ortada bir problem olduğu anlamına gelmez.
Çocuğun:
“Kızabilirim.”
“Üzülebilirim.”
“Bir şeyi istemeyebilirim.”
diyebileceğini bilmesi önemlidir.
Ancak duyguların kabul edilmesi, her davranışın kabul edilmesi anlamına gelmez.
Çocuk öfkelenebilir; fakat vurmasına izin verilmez.
Çocuk istemediğini söyleyebilir; fakat başkasına zarar vermesine izin verilmez.
Bu noktada ebeveynin görevi çocuğun duygusunu ortadan kaldırmak değil, o duyguyu taşımasına yardımcı olurken gerekli sınırı koruyabilmektir.
“Dışarıda ne kadar uslusun, evde neden böyle değilsin?” dememeye çalışın
Çocuğu farklı ortamlardaki davranışları üzerinden karşılaştırmak, onun kendisini anlamasına yardımcı olmayabilir.
Özellikle:
“Öğretmenin senden çok memnun.”
“Başkalarının yanında böyle davranmıyorsun.”
“Demek ki isteyince yapabiliyorsun.”
gibi ifadeler çocuğun yaşadığı güçlüğün anlaşılmadığını hissetmesine neden olabilir.
Bunun yerine çocuğun her iki ortamda da nasıl hissettiğini merak etmek daha anlamlıdır.
Çünkü amaç çocuğun yalnızca dışarıdaki davranışını eve taşımak değildir.
Amaç, çocuğun hem evde hem de dışarıda kendisini yeterince güvende ifade edebilen, duygularını tanıyabilen ve ilişkiler içerisinde düzenleyebilen bir birey hâline gelmesidir.
Çocuğa gününü anlatması için alan açın
Çocuğa yalnızca:
“Okul nasıldı?”
diye sormak bazen yeterli olmayabilir.
Çocuk “İyi.” diyerek geçebilir.
Bunun yerine gün içerisinde yaşadığı deneyimleri konuşmaya daha açık sorularla yaklaşılabilir:
“Bugün seni en çok ne güldürdü?”
“Bugün canını sıkan bir şey oldu mu?”
“Bugün birine kızdın mı?”
“Bugün kendini yalnız hissettiğin bir an oldu mu?”
Bu sorular çocuğu sorgulamak için değil, onun gün içerisinde yaşadığı duygulara alan açmak için kullanılabilir.
Ancak çocuğun her zaman konuşmak istemeyebileceğini de kabul etmek gerekir. Bazen çocuk için en önemli şey konuşmaya zorlanmadan yanında birinin bulunmasıdır.
Çocuğun davranışını kendi davranışınızdan bağımsız düşünmeyin
Çocukların duygusal dünyası ilişkiler içerisinde şekillenir.
Bu nedenle ebeveynin kendi tutumunu da zaman zaman gözden geçirmesi önemlidir.
“Çocuğum benim yanımda kendisini nasıl hissediyor?”
“Bana kızdığında bunu taşıyabiliyor muyum?”
“Çocuğum hata yaptığında ona nasıl karşılık veriyorum?”
“Onu daha çok davranışları üzerinden mi, yoksa olduğu kişi olarak mı görüyorum?”
gibi sorular ebeveyn için de önemli olabilir.
Burada amaç ebeveyni suçlamak değildir.
Çocuk ve ebeveyn arasındaki ilişki karşılıklıdır ve her aile ilişkisinde zorlanmalar yaşanabilir.
Önemli olan bu ilişkisel süreci fark edebilmek ve gerektiğinde yeniden düzenleyebilmektir.
Çocuğun davranışını yalnızca düzeltmeye değil, anlamaya çalışın
Çocuğun davranışını değiştirmek bazen gerekli olabilir. Fakat davranışın neden ortaya çıktığını anlamadan yalnızca davranışı bastırmaya çalışmak, çocuğun duygusal ihtiyacının gözden kaçmasına neden olabilir.
Örneğin sürekli anne-babasının ilgisini isteyen bir çocuğa yalnızca:
“Artık yeter, sürekli beni çağırma.”
demek yerine, bu yoğun ilgi ihtiyacının ne zaman arttığını gözlemlemek daha anlamlı olabilir.
Yeni bir kardeş mi geldi?
Okulda bir değişiklik mi yaşandı?
Çocuk son dönemde ebeveyninden ayrılmakta mı zorlanıyor?
Yoksa bu davranış gelişimsel olarak belirli bir dönemin özelliği mi?
Bu sorular davranışın anlamını araştırmaya yardımcı olur.
Çocuğu “evdeki” ve “dışarıdaki” hâliyle bir bütün olarak görün
Belki de en önemli nokta budur.
Çocuğun evdeki davranışı onun tamamı değildir.
Dışarıdaki davranışı da onun tamamı değildir.
Çocuk bazen cesur, bazen korkmuş; bazen bağımsız, bazen yakınlık arayan; bazen sakin, bazen öfkeli olabilir.
Bütün bu farklı hâller aynı çocuğun parçalarıdır.
Ebeveyn açısından önemli olan, çocuğun yalnızca “uyumlu” olduğu hâlini değil, zorlandığı hâlini de görebilmektir.
Çünkü çocuk için gerçek anlamda güvenli bir ilişki, yalnızca mutlu ve sakin olduğu zamanlarda değil; öfkelendiğinde, korktuğunda, başarısız olduğunda ve kendisini ifade etmekte zorlandığında da ilişki içerisinde kalabileceğini deneyimlemesiyle oluşur.
Bu nedenle çocuğun evde başka, dışarıda başka davranması karşısında sorulabilecek en önemli soru belki de şudur:
“Çocuğum neden böyle davranıyor?” değil, “Çocuğum bu davranışıyla bana ne anlatmaya çalışıyor?”
Bu bakış açısı, davranışı yalnızca değiştirilmesi gereken bir sorun olmaktan çıkarıp çocuğun iç dünyasını anlamaya açılan bir kapıya dönüştürebilir.
Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?
Çocuğun evde ve dışarıda belirgin biçimde farklı davranması tek başına psikolojik destek gerektirdiği anlamına gelmez.
Çocukların farklı ortamlara uyum sağlamaları gelişimin doğal bir parçasıdır.
Ancak bu farklılık çocuğun kendisini, ilişkilerini veya günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa, davranışların altında yatan psikolojik süreçleri anlamak için profesyonel bir değerlendirme yararlı olabilir.
Özellikle çocuğun:
- Yoğun kaygı yaşaması,
- Sürekli öfke patlamaları göstermesi,
- Sosyal ilişkilerden uzaklaşması,
- Okulda veya evde belirgin uyum güçlüğü yaşaması,
- Duygularını ifade etmekte ciddi biçimde zorlanması,
- Ebeveynlerinden ayrılmakta yoğun güçlük yaşaması
gibi durumlarda çocuğun gelişimsel özellikleri ve ilişkisel dünyası birlikte ele alınabilir.
Çocuklarla yürütülen psikolojik destek sürecinde yalnızca çocuğun davranışına değil, çocuğun ilişkilerine, gelişimsel dönemine, aile dinamiklerine ve duygusal ihtiyaçlarına da bakmak önemlidir.
Sonuç
Bir çocuğun evde başka, dışarıda başka davranması çoğu zaman düşündüğümüz kadar basit bir durum değildir.
Çocuk farklı ortamlarda farklı ilişkiler yaşar.
Farklı beklentilerle karşılaşır.
Farklı düzeylerde güven hisseder.
Bazen dışarıda kendisini kontrol ederken evde daha spontan davranabilir.
Bazen dışarıdaki ortamın yarattığı kaygı nedeniyle daha sessiz olabilir.
Bazen de ev içerisindeki ilişkiler çocuğun davranışlarını şekillendiriyor olabilir.
Bu nedenle:
“Hangisi gerçek çocuğum?”
sorusundan ziyade:
“Çocuğum bu farklı ortamlarda ne yaşıyor?”
sorusunu sormak daha anlamlıdır.
Winnicott bize çocuğun kendiliğini geliştirebilmesi için güvenli ve taşıyıcı bir çevrenin önemini hatırlatır.
Bowlby, çocuğun keşfetmesi ve duygularıyla geri dönebilmesi için güvenli bağın önemini ortaya koyar.
Mahler, çocuğun yakınlık ihtiyacı ile bağımsızlaşma arzusunun gelişim içerisinde birlikte var olabileceğini gösterir.
Kohut ise çocuğun görülme, anlaşılma ve değerli hissetme ihtiyacına dikkat çeker.
Bütün bu yaklaşımlar bize aynı noktayı farklı yönlerden hatırlatır:
Çocuğun davranışını anlamak için yalnızca davranışa bakmak yeterli değildir.
Çocuğun içinde bulunduğu ilişkiye, gelişimsel dönemine ve davranışın onun dünyasındaki anlamına da bakmak gerekir.
Çünkü bazen evdeki öfkenin altında güven vardır.
Bazen dışarıdaki sessizliğin altında kaygı.
Bazen “yaramazlık” olarak gördüğümüz davranışın altında bağımsızlaşma arzusu.
Ve bazen çocuğun söyleyemediği bir duygu vardır.
Çocuğu anlamak, davranışını hemen değiştirmeye çalışmadan önce onun ne anlatmaya çalıştığını merak edebilmekle başlar.
Sık Sorulan Sorular (SSS)
Çocuğum evde çok hareketli, okulda çok sakin. Bu normal mi?
Farklı ortamlarda farklı davranmak çocuklarda sık görülebilir. Çocuğun okulda kendisini nasıl hissettiği, arkadaş ilişkileri ve bu davranış farklılığının günlük yaşamını etkileyip etkilemediği önemlidir.
Çocuğum neden bütün öfkesini evde çıkarıyor?
Bazı çocuklar gün içerisinde yaşadıkları duyguları dışarıda kontrol etmeye çalışıp kendilerini daha güvende hissettikleri ev ortamında daha yoğun ifade edebilir. Ancak bunun tek açıklaması bu değildir; çocuğun gelişimi ve aile ilişkileri birlikte değerlendirilmelidir.
Çocuğum dışarıda çok sessiz, evde çok konuşkan. Endişelenmeli miyim?
Tek başına bu durum bir problem olduğunu göstermez. Bazı çocukların yeni ortamlara alışması daha uzun sürebilir. Ancak sessizlik yoğun kaygı, sosyal kaçınma veya çocuğun işlevselliğinde belirgin bir bozulmayla birlikteyse değerlendirilmesi faydalı olabilir.
Çocuğum neden başkalarının yanında çok uslu davranıyor?
Çocuk bulunduğu ortama uyum sağlıyor, sosyal kuralları takip ediyor veya yeni kişiler karşısında kendisini daha kontrollü hissediyor olabilir. “Uslu” davranışın altında hangi duygunun bulunduğu çocuğa göre değişebilir.
Evde çok öfkeli olması çocuğumun güvende hissettiği anlamına mı gelir?
Her zaman değil. Evde öfkenin daha fazla ortaya çıkması bazen çocuğun kendisini daha rahat ifade etmesiyle ilişkili olabilir. Ancak aile içindeki ilişkiler, sınırlar ve çocuğun yaşadığı diğer duygusal süreçler de önemlidir.
Çocuğumun davranışlarını nasıl anlamalıyım?
Davranışın ne zaman ortaya çıktığına, kimlerle birlikteyken görüldüğüne, öncesinde ne yaşandığına ve sonrasında çocuğun nasıl tepki verdiğine bakmak önemlidir. Çocuğun davranışını yalnızca “iyi” veya “kötü” olarak değerlendirmek yerine altında yatan ihtiyacı anlamaya çalışmak daha kapsamlı bir yaklaşım sağlar.
Oyun terapisi çocuğun farklı davranışlarını anlamaya yardımcı olabilir mi?
Çocuklar oyun aracılığıyla duygularını ve ilişkisel deneyimlerini ifade edebilirler. Oyun, çocuğun iç dünyasını anlamak için önemli bir alan olabilir; ancak oyun içerisindeki tek bir davranış veya sembol doğrudan belirli bir anlama bağlanmamalıdır. Değerlendirme çocuğun bütün gelişimsel ve ilişkisel özellikleri içerisinde yapılmalıdır.
Samsun Atakum Çocuk Psikoloğu ve Oyun Terapisi
Çocuğunuzun evde ve dışarıda belirgin biçimde farklı davrandığını gözlemliyor ve bu davranışların altında ne olduğunu anlamakta zorlanıyorsanız, çocuğun gelişimsel ve duygusal dünyasının bütüncül biçimde değerlendirilmesi önemli olabilir.
Uzman Psikolog Bilal Kaya olarak Samsun Atakum'da çocuklara yönelik psikolojik destek ve oyun terapisi çalışmaları yürütüyorum. Türkiye'nin farklı şehirlerinden ailelerle ise online psikolojik destek süreçleri gerçekleştiriyorum.
Çocukların davranışlarını yalnızca değiştirilmesi gereken davranışlar olarak değil, onların duygusal ve ilişkisel dünyalarının bir parçası olarak ele almak önemlidir.
📍 Samsun Atakum Çocuk Psikoloğu
🎲 Samsun Oyun Terapisi
💻 Online Psikolojik Destek
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap