Çocuğum Bir Şeyi Yapamayınca Hemen “Ben Beceremiyorum” Diyor: Neden? | Çocuk Psikolojisi
“Ben yapamıyorum.”
“Ben zaten beceremiyorum.”
“Benden olmaz.”
Bir çocuk bir ödevi yapmaya çalışırken, ayakkabısını bağlarken, resim çizerken, bir oyunda zorlandığında ya da yeni bir şey denerken bu cümleleri sık sık söyleyebilir. Bazen gerçekten zorlandığı için yardım ister. Bazen ise henüz birkaç kez denemişken bile hemen vazgeçer.
Ebeveyn olarak böyle bir durumda çocuğa doğal olarak,
“Hayır, yaparsın.”
“Sen yapabiliyorsun.”
“Biraz daha dene.”
“Bak, kardeşin de yapıyor.”
demek gelebilir.
Fakat burada önemli bir soru vardır:
Çocuk gerçekten yapamadığı için mi “ben beceremiyorum” diyor, yoksa yapamama ihtimali onun için o kadar zor ki daha denemeden kendisini korumaya mı çalışıyor?
Çünkü bazı çocuklar için hata yapmak yalnızca bir şeyin yanlış gitmesi değildir. Hata, zamanla “Ben yeterli değilim” duygusuyla birbirine bağlanmış olabilir.
Bu nedenle bir çocuğun “Ben beceremiyorum.” cümlesini yalnızca bir özgüven problemi olarak değerlendirmek, çocuğun yaşadığı daha derin deneyimi gözden kaçırabilir.
“Yapamıyorum” ile “Ben beceremiyorum” Aynı Şey Değildir
Bir çocuk bir matematik sorusunu çözemediğinde,
“Bu soruyu yapamadım.”
diyebilir.
Bu ifade belirli bir duruma işaret eder. Sorun sorudadır, çözüm henüz bulunamamıştır ve çocuk bir sonraki denemeye geçebilir.
Ama,
“Ben beceremiyorum.”
dediğinde durum biraz değişir.
Artık çocuğun değerlendirmesi yalnızca yaptığı iş ile ilgili değildir. Başarısızlık, kendi benliği hakkında bir yargıya dönüşmeye başlamıştır.
“Bu olmadı.” yerine,
“Ben yapamıyorum.”
denmektedir.
Aradaki küçük gibi görünen fark psikolojik açıdan oldukça önemlidir.
Çünkü çocuk zaman içinde yaşadığı güçlükleri tek tek değerlendirmek yerine bunları kendisiyle ilgili daha genel bir sonuca dönüştürebilir:
“Zorlanıyorum” → “Demek ki yapamıyorum.”
“Yanlış yaptım” → “Demek ki beceriksizim.”
“Henüz öğrenmedim” → “Demek ki ben bunu yapamam.”
Burada dikkat edilmesi gereken şey, çocuğun yalnızca yaptığı işe değil, kendisine bakmaya başlamasıdır.
Çocuklar Başarısızlığı Nasıl Anlamlandırır?
Çocukluk döneminde benlik algısı henüz gelişim hâlindedir. Çocuk kendisi hakkında birçok şeyi yalnızca iç dünyasından değil, çevresindeki ilişkilerden de öğrenir.
Bir çocuk tekrar tekrar denediğinde ve bir yetişkinin yanında hata yapmanın tolere edildiğini gördüğünde şu tür bir deneyim yaşayabilir:
“Henüz bilmiyorum.”
“Zorlanabilirim.”
“Yanlış yapabilirim.”
“Tekrar deneyebilirim.”
Ama hata karşısında sürekli eleştirilen, acele ettirilen, kıyaslanan veya değeri başarıyla ilişkilendirilen bir çocuk için tablo farklılaşabilir.
Bu kez hata şu şekilde yaşanabilir:
“Yanlış yaptım.”
“Babam kızacak.”
“Annem hayal kırıklığına uğrayacak.”
“Bunu yapamıyorsam demek ki yeterince iyi değilim.”
Dolayısıyla çocuğun “Ben beceremiyorum.” cümlesi bazen yalnızca başarısızlık korkusunu değil, başarısızlığın ilişkisel olarak ne anlama geldiğini de anlatıyor olabilir.
Winnicott: Çocuğun Hata Yapabileceği Bir Alanın Olması
Donald Winnicott’un çocuk gelişimine ilişkin yaklaşımında çevrenin, çocuğun gelişimini taşıyan önemli bir işlevi vardır. Çocuğun her şeyi kusursuz yapmak zorunda olmadığı, denemesine izin verilen bir ortam zaman içinde daha sağlam bir benlik deneyiminin gelişmesine katkıda bulunabilir.
Bir çocuğun gelişebilmesi için her denemesinde başarılı olması gerekmez.
Hatta tam tersine, gelişimin önemli bir parçası başarısız olabilme hakkıdır.
Çocuk bir kule yapar ve kule devrilir.
Resim çizer ama istediği gibi görünmez.
Ayakkabısının bağcığını bağlayamaz.
Bir oyunda kaybeder.
Bir soruya yanlış cevap verir.
Bütün bunlar çocuğun deneyiminin doğal parçalarıdır.
Sorun bazen bu olayların kendisinden çok, çocuğun bu deneyimleri nasıl anlamlandırdığıdır.
“Olmadı, tekrar deneyebilirim.”
ile
“Olmadı, çünkü ben beceriksizim.”
arasında çok büyük bir psikolojik fark vardır.
Hata Neden Bazı Çocuklarda Utanca Dönüşebilir?
Başarısızlık ile utanç aynı şey değildir.
Başarısızlık,
“Bunu yapamadım.”
duygusudur.
Utanç ise,
“Ben yanlışım.”
gibi daha bütünsel bir deneyime dönüşebilir.
Bir çocuk hata yaptığında sadece yaptığı davranışı değerlendirmek yerine kendisini değerlendirmeye başladığında hata çok daha ağır yaşanabilir.
Örneğin bir resim istediği gibi olmadığında resmi çöpe atmakla kalmayıp,
“Ben zaten hiçbir şeyi güzel yapamıyorum.”
diyebilir.
Burada artık konu yalnızca resim değildir.
Çocuk kendisi hakkında bir sonuca ulaşmıştır.
Bu noktada Melanie Klein’ın çalışmalarıyla ilişkilendirilebilecek önemli bir mesele ortaya çıkar: Çocuğun kendisi ve başkaları hakkındaki olumlu ve olumsuz deneyimleri zaman içinde birbirinden ayrışmış parçalar olmaktan çıkıp daha bütünlüklü bir benlik ve ilişki algısında birleşebilir. Çocuk, yalnızca “iyi yapan çocuk” olduğunda değil, zorlanan ve hata yapan hâliyle de kabul görebildiğini deneyimledikçe kusur ile değeri birbirinden ayırmayı daha kolay öğrenebilir.
Anna Freud ve Savunmalar: “Ben Zaten Yapamıyorum” Demek Bazen Koruyucu Olabilir
Anna Freud’un savunma mekanizmaları üzerine çalışmaları, çocukların zorlayıcı duygularla başa çıkmak için çeşitli psikolojik yollar geliştirebildiklerini gösterir.
“Ben beceremiyorum.” cümlesi bazen yalnızca çaresizliğin ifadesi olmayabilir.
Bir savunma işlevi de görebilir.
Çünkü bir şeyi gerçekten denemek ve başaramamak, çocuk için zorlayıcı olabilir. Fakat daha başlamadan,
“Zaten beceremiyorum.”
demek, çocuğu yeniden denemenin getireceği hayal kırıklığından koruyabilir.
Böylece:
“Deneyeyim, olmayabilir.”
yerine
“Ben zaten yapamam.”
konur.
İlk bakışta vazgeçmek gibi görünen bu davranışın altında bazen yeniden incinmekten kaçınma bulunabilir.
Bu nedenle bazı çocuklarda erken vazgeçmek tembellikten çok, duygusal olarak kendini koruma biçimi olabilir.
Kohut: Çocuğun Kendilik Değerinin Kırılganlaşması
Heinz Kohut’un kendilik psikolojisi açısından baktığımızda, insanın kendisini değerli, yeterli ve bütünlüklü hissetme ihtiyacı önemli bir yer tutar.
Çocuk büyürken yalnızca becerilerini değil, aynı zamanda kendisi hakkında bir duygu da geliştirir:
“Ben yapabilen biriyim.”
“Zorlandığımda da değerliyim.”
“Yanlış yaptığımda da kabul edilebilirim.”
Fakat çocuğun kendilik değeri sürekli başarıya bağlanırsa başarısızlık çok daha tehdit edici hâle gelebilir.
Çocuk için mesele artık,
“Bu sefer olmadı.”
değil,
“Ben yeterli değilim.”
olabilir.
Özellikle çok başarılı olması beklenen, sık sık övülen ama aynı zamanda başarısızlığına çok az alan tanınan çocuklarda bu paradoks görülebilir.
Dışarıdan özgüvenli görünen bir çocuk bile içeride şu korkuyla yaşayabilir:
“Başarılı olmadığım anda değerimi kaybederim.”
Erikson: “Yapabiliyorum” Duygusu Nasıl Gelişir?
Erik Erikson’un gelişim kuramında okul dönemindeki çocuk için üretkenlik, yeterlilik ve beceri kazanma önemli gelişimsel temalardan biridir.
Çocuk bu dönemde yalnızca akademik bilgi edinmez.
Aynı zamanda,
“Bir şeyi öğrenebilirim.”
“Emek verirsem ilerleyebilirim.”
“Zorlandığımda devam edebilirim.”
duygularını da geliştirmeye çalışır.
Ancak sürekli başarısızlık hisseden veya başarının koşulsuz biçimde karşılaştırmaya dönüştüğü ortamlarda çocuk “yeterlilik” deneyimini yeterince yaşayamayabilir.
Bu noktada ebeveynin görevi çocuğun her işte başarılı olmasını sağlamak değil, çocuğun zorluk karşısında kendisini nasıl konumlandırdığına eşlik etmektir.
Bion: Çocuk Duygusunu Henüz Düşünceye Dönüştüremiyor Olabilir
Wilfred Bion’un düşüncelerinde duyguların işlenmesi ve düşünce hâline gelmesi önemli bir yer tutar.
Çocukların yaşadıkları her duyguyu başlangıçta yetişkinler kadar anlamlandırabilmelerini beklemek mümkün değildir.
Bir çocuk çok zorlandığında aslında aynı anda şunları yaşayabilir:
hayal kırıklığı,
öfke,
utanç,
yetersizlik,
kaygı,
yardım isteme ihtiyacı.
Ama bütün bunları bir araya getirip,
“Şu an bu görevin zor gelmesi nedeniyle hayal kırıklığı yaşıyorum ve bu nedenle yapamayacağımdan korkuyorum.”
şeklinde ifade edemez.
Bunun yerine tek bir cümle söyleyebilir:
“Ben beceremiyorum.”
Bu açıdan çocuğun cümlesini hemen düzeltmek yerine, o cümlenin arkasındaki duyguyu anlamaya çalışmak daha önemli olabilir.
“Şu an yapmak zor geldi galiba.”
“Olmayınca çok kızdın.”
“Bir türlü istediğin gibi olmayınca bırakmak istedin.”
gibi ifadeler çocuğun yaşadığı duyguyu düşünmesine yardımcı olabilir.
Bowlby: Güvenli Bir İlişki, Çocuğun Yeniden Denemesini Nasıl Etkiler?
John Bowlby’nin bağlanma kuramında çocuğun bakım veren kişiyi bir “güvenli üs” olarak deneyimlemesi önemli bir yer tutar.
Çocuk çevreyi keşfederken zorlanabilir, düşebilir, hata yapabilir ve geri dönebilir.
Burada ihtiyaç duyduğu şey her zaman problemi onun yerine çözen bir yetişkin değildir.
Bazen ihtiyacı olan,
“Zorlandığında da yanında biri var.”
duygusudur.
Çocuk bir şeyi yapamadığında ebeveyn hemen devreye girip işi tamamladığında kısa vadede sorun çözülebilir. Ancak çocuğun uzun vadede yaşayacağı deneyim,
“Demek ki ben kendim yapamıyorum.”
olabilir.
Buna karşılık ebeveyn yalnızca geri çekilip,
“Hadi kendin yap.”
dediğinde de çocuk kendisini yalnız hissedebilir.
Aradaki önemli alan şudur:
Yanındayım ama senin yerine yapmıyorum.
Bu, çocuğun hem destek almasını hem de kendi kapasitesini deneyimlemesini mümkün kılar.
Peki Ebeveyn Olarak Ne Yapabiliriz?
Burada amaç çocuğu her başarısızlıkta rahatlatmak ya da sürekli “Sen yaparsın.” demek değildir.
Çünkü çocuk ne kadar zorlanırsa zorlanın,
“Hayır, sen yapabiliyorsun.”
demek her zaman onun yaşadığı duyguyu ortadan kaldırmaz.
Öncelikle çocuğun gerçekten ne yaşadığını anlamaya çalışmak daha işlevsel olabilir.
“Yapamazsın” demek yerine, yaşadığı zorluğu adlandırabilirsiniz.
“Şu anda çok zor geldi.”
“Olmayınca bırakmak istedin.”
“İstediğin gibi olmayınca kızdın.”
Bu tür ifadeler çocuğun başarısızlığı doğrudan benliğiyle birleştirmesinin önüne geçebilir.
Sonucu değil süreci konuşabilirsiniz.
“Ne kadar güzel yaptın.” yerine zaman zaman,
“Burayı yapmak için tekrar denedin.”
“İlk başta olmamıştı ama sonra başka bir yol denedin.”
demek, çocuğun dikkatini yalnızca sonuçtan sürece yöneltebilir.
Yardım ile yerine yapmayı birbirinden ayırabilirsiniz.
“İstersen birlikte ilk kısmına bakalım.”
demek,
“Ver, ben yapayım.”
demekten farklıdır.
Çünkü çocuk yardım aldığını hissederken aynı zamanda kendi kapasitesini de korur.
Kıyaslamamaya dikkat edebilirsiniz.
“Bak kardeşin yapıyor.”
“Arkadaşın bunu çoktan öğrendi.”
“Sen neden yapamıyorsun?”
gibi cümleler çocuğun yaşadığı güçlüğe ikinci bir yük ekleyebilir.
Çocuğun gelişimsel hızı başka bir çocuğun performansıyla ölçülmek zorunda değildir.
Hemen çözüm üretmek yerine biraz alan bırakabilirsiniz.
Bazı çocuklar zorlandıkları anda yetişkinin müdahalesini bekler.
Bazıları ise birkaç saniye daha düşünmeye ihtiyaç duyar.
Bu nedenle her zorlanmada hemen cevap vermek yerine,
“Biraz daha denemek ister misin?”
“Ben buradayım.”
demek çocuğun kendi çözümünü geliştirmesine alan açabilir.
“Ben Beceremiyorum” Cümlesinin Altında Bazen Başka Bir Cümle Olabilir
Bir çocuk,
“Ben beceremiyorum.”
dediğinde bunun altında bazen,
“Ya başarısız olursam?”
“Ya bana kızarsanız?”
“Ya siz de benim yapamayacağımı düşünürseniz?”
“Ya diğer çocuklar benden daha iyiyse?”
“Ya tekrar denediğim hâlde yine olmazsa?”
“Başaramazsam değerli biri olmaya devam eder miyim?”
gibi daha farklı sorular bulunabilir.
Çocuk bunları henüz kelimelere dökemeyebilir.
Bu nedenle çocuğun davranışını sadece davranış olarak değil, bir iletişim biçimi olarak da düşünmek önemlidir.
Her “Ben yapamıyorum.” cümlesi aynı anlama gelmez.
Bir çocuk gerçekten becerisinin henüz gelişmediğini ifade ediyor olabilir.
Bir başka çocuk başarısızlık karşısında yoğun hayal kırıklığı yaşıyor olabilir.
Bir diğeri eleştirilmekten çekiniyor olabilir.
Bir başka çocuk ise yardım istemenin daha güvenli bir yolunu henüz bulamamış olabilir.
Çocuğun ne söylediği kadar, hangi durumlarda söylediği, kimin yanında söylediği, hata yaptığında nasıl tepki verdiği ve başarısızlık sonrasında ne yaptığı de önemlidir.
Varoluşçu Yaklaşım Açısından: “Yapamıyorum”dan “Henüz Yapamıyorum”a
Çocukluk döneminde başarı yalnızca bir performans meselesi değildir. Çocuk aynı zamanda kendi kapasitesiyle ve sınırlarıyla tanışır.
“Ben kimim?”
“Neleri yapabiliyorum?”
“Nelerde zorlanıyorum?”
“Bir şeyi hemen yapamadığımda ne oluyorum?”
gibi soruların temelleri burada atılmaya başlar.
Varoluşçu yaklaşım açısından insanın kendi sınırlarıyla karşılaşması, gelişimin kaçınılmaz parçalarından biridir. Çocuk da zaman içinde her şeyi kontrol edemeyeceğini, her şeyi hemen başaramayacağını ve bazı şeyleri öğrenmek için zamana ihtiyaç duyacağını keşfeder.
Buradaki temel mesele çocuğun hiçbir zaman başarısız olmaması değildir.
Asıl mesele şudur:
Çocuk başarısız olduğunda kendisiyle kurduğu ilişki nasıl olacak?
“Ben yapamadım.”
diyebilen bir çocuk ile
“Ben beceriksizim.”
diyen çocuk arasında büyük bir fark vardır.
İlkinde deneyim geçicidir.
İkincisinde kimlik hâline gelmeye başlar.
Bu nedenle bazen çocuğun öğrenmesi gereken şey bir beceri kadar, başarısızlık yaşadığında da kendisi olarak kalabileceğidir.
Psikolojik Destek Ne Zaman Düşünülebilir?
Her çocuğun zaman zaman “Ben beceremiyorum.” demesi gelişimsel olarak olağandışı değildir. Özellikle yeni bir beceri öğrenirken veya çocuk zorlandığında bu tür cümleler ortaya çıkabilir.
Ancak bu ifadeler çok sıklaşıyor ve çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa daha yakından değerlendirmek gerekebilir.
Örneğin çocuk;
- yeni bir şeyi denemekten sürekli kaçınıyorsa,
- en küçük hatasında yoğun öfke veya ağlama yaşıyorsa,
- yaptığı herhangi bir hatayı doğrudan kendisiyle ilgili olumsuz bir sonuca bağlıyorsa,
- okul, oyun veya sosyal ilişkilerde sık sık “Ben yapamam.” diyorsa,
- başaramama korkusu nedeniyle etkinliklere katılmıyorsa,
- yardım almak yerine başlamamayı tercih ediyorsa,
- kendisi hakkında sürekli olumsuz ifadeler kullanıyorsa,
çocuğun yalnızca becerisine değil, başarısızlıkla kurduğu duygusal ve ilişkisel bağa da bakmak önemli olabilir.
Böyle durumlarda çocuk psikolojisi alanında çalışan bir uzmanla çocuğun yaşantısının bütüncül biçimde değerlendirilmesi yararlı olabilir. Samsun Atakum’da yüz yüze çocuk psikoloğu desteği ya da online psikolojik destek seçenekleri hakkında bilgi almak ve randevu almak için benimle iletişime geçebilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Çocuğum sürekli “Ben beceremiyorum.” diyorsa özgüveni düşük müdür?
Bu cümle tek başına özgüven eksikliği olduğu anlamına gelmez. Çocuğun yaşını, hangi durumlarda bu cümleyi söylediğini, hata karşısındaki tepkilerini, ebeveyn ve okul deneyimlerini birlikte değerlendirmek gerekir.
Çocuğuma “Sen yaparsın.” demek yanlış mı?
Hayır. Ancak yalnızca sonucu vurgulayan sürekli güvence, çocuğun yaşadığı güçlüğü görünmez hâle getirebilir. “Zor geldiğini görüyorum, birlikte düşünebiliriz.” gibi ifadeler duyguyu da kapsayabilir.
Çocuğum hemen pes ediyor, ne yapmalıyım?
Öncelikle pes etmenin ne zaman ortaya çıktığına bakmak gerekir. Görev gerçekten gelişimsel olarak zor olabilir; hata yapma korkusu veya yoğun hayal kırıklığı da etkili olabilir. Çocuğun yerine yapmak yerine küçük adımlarla destek olmak yararlı olabilir.
Çocuğumu motive etmek için ödül vermeli miyim?
Ödül bazı durumlarda davranışı destekleyebilir; ancak çocuğun bütün motivasyonunu dışarıdan gelen ödüllere bağlamak yerine, süreçte yaşadığı yeterlilik ve ilerleme duygusunun desteklenmesi de önemlidir.
Çocuğum “Ben yapamam.” dediğinde ne söylemeliyim?
Önce duyguyu anlamaya çalışabilirsiniz: “Şu an çok zor geldi.” Ardından “İstersen bir kısmını birlikte deneyelim.” gibi, destek veren ama çocuğun yerine geçmeyen bir yaklaşım kullanılabilir.
Yorumlar
Henüz onaylanmış yorum yok.
Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.
Google ile Giriş Yap