25.09.2026 · 3 dk okuma

Çocuğum Arkadaş Edinmekte Zorlanıyor: Yakınlık Kurmak Neden Korkutucu Olabilir?

Çocuğum Arkadaş Edinmekte Zorlanıyor: Yakınlık Kurmak Neden Korkutucu Olabilir?

“Kimse benimle oynamıyor.”

“Benim arkadaşım yok.”

“Okulda tek başıma oturuyorum.”

Bir çocuğun bu cümleleri söylemesi, çoğu ebeveyn için oldukça üzücü olabilir. Hele ki çocuk eve geldiğinde diğer çocukların oyunlarından, doğum günü davetlerinden ya da okulda yaşanan arkadaşlık ilişkilerinden söz ediyorsa, ebeveynin aklında aynı soru belirebilir:

“Neden arkadaş edinemiyor?”

Bazen çocuk gerçekten sosyal ortamlarda zorlanıyor olabilir. Bazen nasıl oyun başlatacağını, gruba nasıl katılacağını veya bir çatışma olduğunda ne yapacağını bilemeyebilir. Ancak bazı durumlarda görünen “arkadaş edinememe” davranışının altında çok daha derin bir mesele bulunabilir:

Yakınlaşmak çocuk için neden zor?

Çünkü arkadaşlık yalnızca birlikte oyun oynamak değildir. Bir başka çocuğun yanına gitmek, onunla iletişim kurmak, kendinden bir şey göstermek, karşılık beklemek, reddedilme ihtimalini göze almak ve zamanla güven geliştirmek anlamına gelir.

Dolayısıyla bazı çocuklar için arkadaş edinmek, yetişkinlerin düşündüğünden çok daha büyük bir duygusal risk taşıyabilir.


Çocuk Neden Arkadaş Edinmekte Zorlanabilir?

Her sosyal güçlük aynı nedenden kaynaklanmaz.

Bazı çocuklar daha içe dönük bir mizaca sahip olabilir. Bazıları yeni ortamlara alışmak için daha fazla zamana ihtiyaç duyabilir. Bazıları ise geçmişte yaşadığı reddedilme, alay edilme veya dışlanma deneyimlerinin ardından yeni ilişkilerde kendisini korumaya çalışabilir.

Örneğin bir çocuk başka çocukların yanına gitmek istediği halde yaklaşmıyorsa, bunu yalnızca “çekingenlik” olarak değerlendirmek yeterli olmayabilir.

İç dünyasında şöyle bir beklenti olabilir:

“Yanlarına gidersem beni istemezler.”

Ya da:

“Bir şey söylersem benimle dalga geçerler.”

Böyle bir durumda çocuk aslında arkadaşlık istemiyor değildir. Tam tersine, yakınlık istiyor olabilir. Fakat yakınlığın beraberinde getirebileceği incinmeden kendisini korumaya çalışıyor olabilir.

Bu nedenle çocuğun yalnızca ne yaptığına değil, ne yapmaktan kaçındığına ve bu kaçınmanın onu hangi duygudan koruduğuna bakmak önemlidir.


“Arkadaş İstemiyor” Gerçekten Böyle mi?

Bazı çocuklar yalnız kalmayı tercih edebilir. Tek başına oyun oynamaktan, kendi dünyasında vakit geçirmekten hoşlanabilirler.

Bu her zaman bir problem anlamına gelmez.

Ancak burada önemli bir ayrım vardır:

Çocuk yalnız kalmayı mı seçiyor, yoksa yalnız kalmak zorunda mı kalıyor?

Bu ikisi birbirinden oldukça farklıdır.

Bir çocuk arkadaşlarıyla oynamak istemediği için tek başına kalıyorsa, bu onun mizacı ve tercihleriyle ilişkili olabilir.

Fakat arkadaş edinmek istediği halde yaklaşamıyor, oyuna katılamıyor, reddedilmekten korkuyor veya ilişkiler başladığında geri çekiliyorsa, burada çocuğun yakınlıkla kurduğu ilişkiye biraz daha yakından bakmak gerekebilir.

Çocuğun:

  • “Arkadaşım olsun istiyorum ama yanlarına gidemiyorum.”
  • “Beni oyuna almazlar diye korkuyorum.”
  • “Bana gülerler.”
  • “Ne söyleyeceğimi bilmiyorum.”
  • “Benimle oynamak istemiyorlar.”
  • “Onlar çağırırsa giderim ama ben çağırmam.”

gibi ifadeleri, sosyal ilişkinin çocuk açısından nasıl deneyimlendiğine dair önemli ipuçları verebilir.


Yakınlık Bazen Neden Korkutucu Olabilir?

Yakınlık, beraberinde bir miktar belirsizlik getirir.

Bir çocuğun başka bir çocuğa yaklaşması, aynı zamanda şu sorularla karşılaşması demektir:

“Beni kabul edecek mi?”

“Benimle oynamak isteyecek mi?”

“Beni sevecek mi?”

“Yanlış bir şey söylersem ne olacak?”

“Beni dışlarlarsa ne yapacağım?”

Çocuk açısından arkadaşlık, yalnızca eğlenmek değil; aynı zamanda kendisini bir başkasının karşısına koyabilmektir.

Bu nedenle bazı çocuklar için sosyal ilişkiler, reddedilme ihtimalini de beraberinde getirir.

Çocuk bir kez dışlanmışsa veya arkadaşları tarafından küçümsenmişse, yeni bir ilişkiye başlarken geçmiş deneyimin izlerini taşıyabilir.

Geçmişte yaşanan:

“Beni oyuna almadılar.”

deneyimi zamanla:

“Beni kimse oyuna almaz.”

inancına dönüşebilir.

Burada artık çocuk yalnızca o anki çocuğa bakmaz. Geçmişte yaşadığı deneyimlerin oluşturduğu beklentiyle yeni ilişkiye yaklaşır.


Bowlby: Çocuk Yakınlığı Nasıl Deneyimler?

John Bowlby'nin bağlanma kuramı, çocuğun erken dönem ilişkilerinin ilerleyen yıllardaki yakınlık deneyimleri açısından önemli bir çerçeve sunar.

Çocuk, kendisini güvende hissettiği ilişkiler içerisinde zamanla dünyayı keşfetmeye başlayabilir. Güvenli bir ilişki, çocuğun hem bir başkasına yaklaşabilmesini hem de gerektiğinde kendi başına hareket edebilmesini destekler.

Bu açıdan bakıldığında arkadaşlık ilişkileri de çocuğun keşif alanlarından biri haline gelir.

Çocuk:

“Yaklaşabilirim.”

“Bir şeyler ters giderse geri dönebilirim.”

“Reddedilsem bile tamamen yalnız kalmam.”

duygusunu geliştirdikçe sosyal ilişkiler daha ulaşılabilir hale gelebilir.

Fakat çocuk yakınlık deneyimlerini daha tehdit edici olarak algılıyorsa, ilişkilerden uzak durmayı bir korunma biçimi olarak kullanabilir.

Bu durumda dışarıdan bakıldığında “arkadaş edinmeyen” bir çocuk görürüz.

İçeride ise belki de:

“Yaklaşırsam incinirim.”

diyen bir çocuk vardır.


Winnicott ve “Kendisi Olabilmek”

Donald Winnicott'un çalışmalarında çocuğun kendiliğini geliştirebilmesi ve ilişkiler içerisinde kendi olabilmesi önemli bir yer tutar.

Bir çocuk için arkadaşlık yalnızca karşısındaki çocukla ilişki kurmak değildir. Aynı zamanda:

“Ben bu ilişkinin içinde nasıl biriyim?”

sorusuyla da ilgilidir.

Bazı çocuklar arkadaşlarının yanında kendileri gibi davranmakta zorlanabilir.

Ne söylemesi gerektiğini sürekli düşünüyor olabilir.

Yanlış bir şey söylemekten korkabilir.

Arkadaşlarının hoşuna gitmeyen bir şey söylediğinde hemen geri çekilebilir.

Hatta arkadaş edinebilmek için kendi isteklerinden sürekli vazgeçebilir.

Bu durumda çocuk arkadaş edinmiş olsa bile ilişkide kendisine yeterince yer açamayabilir.

Çünkü yakınlık kurmak ile kabul edilmek arasında şöyle bir bağlantı oluşturmuş olabilir:

“Beni kabul etmeleri için onların istediği gibi olmalıyım.”

Oysa sağlıklı bir arkadaşlıkta çocuk hem karşısındakine alan açmayı hem de kendi sınırlarını ve isteklerini korumayı zaman içerisinde öğrenir.


“Hayır” Diyemeyen Çocuk da Arkadaşlıkta Zorlanıyor Olabilir

Arkadaş edinmekte zorlanan çocuk denildiğinde çoğu zaman yalnızca sosyal olarak geri duran çocuk akla gelir.

Oysa bunun tam tersi de mümkündür.

Bazı çocuklar arkadaşlarını kaybetmemek için sürekli uyum sağlayabilir.

“Sen ne istiyorsan onu oynayalım.”

“Tamam, sen söyle.”

“Ben istemedim ama sorun değil.”

“Beni bırakmasın diye kabul ettim.”

gibi davranışlar, dışarıdan bakıldığında sosyal beceri gibi görünebilir.

Fakat çocuk sürekli kabul edilmek için kendisinden vazgeçiyorsa, burada da yakınlıkla ilgili bir güçlükten söz edilebilir.

Çünkü çocuk için ilişki:

“Kendim olarak var olabildiğim bir alan”

yerine

“Beni terk etmemeleri için uyum sağlamam gereken bir alan”

haline gelebilir.


Çocuklar Bazen Yakınlık İstedikleri Halde Yakınlıktan Kaçabilir

İnsanın ilişkilerinde bazen ilginç bir çelişki ortaya çıkabilir:

Yakınlık isteriz ama yakınlaştığımızda korkabiliriz.

Bu durum çocuklarda da görülebilir.

Çocuk arkadaş edinmek isteyebilir fakat biri yanına geldiğinde geri çekilebilir.

Bir çocuk onu oyuna çağırdığında gitmek isteyebilir ama “hayır” diyebilir.

Arkadaşlarının kendisini aramasını bekleyebilir fakat kendisi hiç kimseyi aramayabilir.

Burada “istemiyor” ile “istiyor ama yapamıyor” arasındaki fark önemlidir.

Çünkü davranış aynı görünse de çocuğun iç dünyasında çok farklı anlamlara sahip olabilir.


Psikodinamik Açıdan: Çocuk İlişkilerinde Neyi Tekrarlar?

Psikodinamik yaklaşım, çocuğun bugünkü ilişkilerini yalnızca bugünkü olaylar üzerinden değerlendirmek yerine, ilişkisel deneyimlerinin zaman içerisinde nasıl şekillendiğine de bakar.

Çocukların ilişkilerinde bazı örüntüler tekrar edebilir.

Örneğin:

  • Yakınlaşır ve kısa süre sonra uzaklaşır.
  • Arkadaşının kendisini reddedeceğini düşünür.
  • Reddedilmeden önce kendisi ilişkiyi bitirir.
  • Sürekli kabul edilmek ister.
  • Küçük bir anlaşmazlığı büyük bir terk edilme gibi yaşayabilir.
  • Bir arkadaşına çok bağlanıp diğer çocuklardan tamamen uzaklaşabilir.
  • Kendisine kötü davranan çocukların yanında kalabilir.

Bu örüntüler çocuğun “karakteri” olarak görülmemelidir.

Çünkü çocuk henüz ilişkilerini ve kendisini anlamlandırmayı öğrenmektedir.

Burada önemli olan soru şudur:

“Bu çocuk ilişkilerde kendisini korumak için ne yapıyor?”

Bazen uzaklaşarak.

Bazen fazla uyum sağlayarak.

Bazen öfkelenerek.

Bazen de hiç yaklaşmayarak.


Çocuğun Sosyal Dünyasında “Ben Kimim?” Sorusu

Varoluşçu açıdan bakıldığında arkadaşlık, çocuk için yalnızca sosyal bir ihtiyaç değildir.

Aynı zamanda çocuğun kendisini başkalarının gözünden görmeye başladığı önemli bir deneyim alanıdır.

“Beni seviyorlar mı?”

“Benimle oynamak istiyorlar mı?”

“Benim bir arkadaşım var mı?”

“Ben diğer çocuklar kadar iyi miyim?”

gibi sorular zamanla çocuğun kendilik algısının bir parçası olabilir.

Özellikle okul döneminde çocuk kendisini akranlarıyla karşılaştırmaya başladıkça, arkadaşlık ilişkileri onun dünyasında daha büyük bir anlam kazanabilir.

Bir çocuğun arkadaşlık kurmakta zorlanması bu nedenle bazen yalnızca “sosyal beceri eksikliği” değildir.

Çocuk için mesele giderek:

“Ben başkaları için önemli miyim?”

sorusuna dönüşebilir.

Bu nedenle ebeveynin çocuğun yalnızca kaç arkadaşı olduğunu değil, kendisini ilişkiler içerisinde nasıl gördüğünü de anlamaya çalışması önemlidir.


Ebeveynler Ne Yapabilir?

Öncelikle çocuğun sosyal ilişkileri konusunda onu etiketlememek önemlidir.

“Sen zaten çok çekingen bir çocuksun.”

“Kimseyle arkadaş olamıyorsun.”

“Biraz girişken ol.”

“Bak, diğer çocuklar ne güzel oynuyor.”

gibi cümleler çocuğun yaşadığı güçlüğü çözmek yerine bunu kendiliğinin bir parçası olarak görmesine neden olabilir.

Bunun yerine çocuğun deneyimini anlamaya çalışmak daha faydalı olabilir.

Örneğin:

“Arkadaşlarının yanına giderken aklından neler geçiyor?”

“Onlarla oynamak istediğinde seni durduran bir şey oluyor mu?”

“Bir çocuk seninle oynamak istemediğinde bunu nasıl hissediyorsun?”

“Sence arkadaş edinmek zor mu?”

gibi sorular çocuğun iç dünyasına ulaşmak için bir alan açabilir.

Ancak burada da çocuğu sorguya çekmek yerine, onun anlatmasına izin vermek önemlidir.

Çocuğu zorla sosyalleştirmemek

“Git hadi, çocukların yanına.”

“Biraz konuş.”

“Arkadaşlarına katıl.”

gibi sürekli yönlendirmeler, çocuğun yaşadığı kaygıyı artırabilir.

Çocuğun sosyal ortamlara kendi hızında yaklaşmasına alan tanımak, onun deneyimini daha güvenli hale getirebilir.

Küçük sosyal deneyimlere alan açmak

Her çocuğun büyük bir arkadaş grubuna dahil olması gerekmeyebilir.

Bazı çocuklar önce bir kişiyle daha kolay yakınlaşabilir.

Bir arkadaşla kısa süreli oyun, ortak bir ilgi alanı veya küçük bir grup, çocuğun sosyal deneyimini daha yönetilebilir hale getirebilir.

Yalnızca “arkadaş edinmesini” hedeflememek

Çocuğun kaç arkadaşının olduğu kadar, kurduğu ilişkinin niteliği de önemlidir.

Çocuğun kendisini ifade edebilmesi, “hayır” diyebilmesi, karşısındakinin sınırlarını fark edebilmesi ve anlaşmazlıkların her zaman ilişkinin sonu olmadığını deneyimleyebilmesi de sosyal gelişimin önemli parçalarıdır.


Ne Zaman Psikolojik Destek Düşünülebilir?

Her çocuğun sosyal yapısı aynı değildir. Bazı çocuklar daha sessiz, bazıları daha gözlemci, bazıları ise daha küçük arkadaş gruplarını tercih edebilir.

Ancak çocuğun arkadaşlık kurma güçlüğü belirgin bir sıkıntıya dönüşüyorsa, durum biraz daha yakından ele alınabilir.

Özellikle:

  • Çocuk arkadaş edinmek istediği halde bunu gerçekleştiremiyorsa,
  • Sosyal ortamlara girmekten yoğun biçimde kaçınıyorsa,
  • Reddedilme veya alay edilme konusunda belirgin kaygı yaşıyorsa,
  • Okula gitmek istememe gibi başka güçlükler eşlik ediyorsa,
  • Arkadaş ilişkilerinde sürekli dışlanma veya çatışma yaşıyorsa,
  • “Kimse beni sevmiyor”, “Benim hiç arkadaşım olmayacak” gibi yoğun ifadeler kullanıyorsa,
  • Yalnızlık nedeniyle belirgin biçimde üzülüyor veya içine kapanıyorsa,
  • Sosyal ilişkilerde kendisinden sürekli vazgeçiyorsa,

bir çocuk psikoloğundan psikolojik destek almak çocuğun yaşadığı güçlüğün altında neler olduğunu anlamaya yardımcı olabilir.

Burada amaç çocuğu “daha sosyal” bir çocuk haline getirmekten çok, ilişki kurarken kendisini güvende hissetmesini ve kendi varlığını koruyabilmesini anlamaktır.


Sık Sorulan Sorular

Çocuğumun hiç arkadaşı olmaması normal mi?

Her çocuğun arkadaşlık ihtiyacı ve sosyal ilişki kurma biçimi farklıdır. Tek başına vakit geçirmek istemesi tek başına bir problem değildir. Ancak çocuk arkadaş edinmek istediği halde bunu başaramıyor veya bu durumdan belirgin şekilde üzülüyorsa, nedenlerine bakmak önemlidir.

Çocuğum çok çekingen, nasıl daha sosyal olabilir?

Çocuğu sürekli sosyalleşmeye zorlamak yerine, çekingenliğinin hangi durumlarda ortaya çıktığını anlamaya çalışmak daha önemlidir. Bazı çocukların yeni ortamlara alışmak için daha fazla zamana ihtiyacı olabilir.

Çocuğum arkadaşları tarafından dışlanıyor, ne yapmalıyım?

Öncelikle çocuğun yaşadığı dışlanmanın niteliğini anlamak gerekir. Tek seferlik bir anlaşmazlık ile süreklilik gösteren akran dışlanması aynı şekilde değerlendirilmez. Çocuğun yaşadıklarını dinlemek ve okul ortamındaki durumu gerektiğinde öğretmenleriyle birlikte değerlendirmek önemlidir.

Çocuğum yalnızca bir arkadaşıyla oynuyor, bu sorun mudur?

Tek bir yakın arkadaşının olması tek başına sorun değildir. Önemli olan çocuğun bu ilişkide kendisini nasıl hissettiği ve ilişkinin karşılıklı olup olmadığıdır.

Arkadaş edinme güçlüğü psikolojik destek gerektirir mi?

Her sosyal güçlük psikolojik destek gerektirmez. Ancak durum çocuğun günlük yaşamını, okul deneyimini, özgüvenini veya duygusal iyilik halini belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.


Sonuç: Bazen Çocuk Arkadaş İstemediği İçin Değil, Yakınlaşmaktan Korktuğu İçin Uzak Durur

Bir çocuğun arkadaşlarının olmaması veya arkadaşlık ilişkilerinde zorlanması, ilk bakışta yalnızca sosyal bir problem gibi görünebilir.

Fakat çocuğun iç dünyasına biraz daha yakından baktığımızda başka sorular ortaya çıkabilir:

“Yakınlaşırsam ne olur?”

“Beni kabul ederler mi?”

“Kendim gibi olursam beni severler mi?”

“Reddedilirsem bununla baş edebilir miyim?”

Çocuklar ilişkiler içerisinde yalnızca arkadaş edinmezler.

Aynı zamanda kendilerini tanımayı, başkasına yaklaşmayı, sınır koymayı, reddedilmeyi tolere etmeyi, yeniden yakınlaşmayı ve ilişkiler içerisinde kendi varlıklarını korumayı öğrenirler.

Bu nedenle bazen çocuğun “arkadaş edinmesini” sağlamak için daha fazla sosyal fırsat yaratmaktan önce, onun için yakınlığın ne anlama geldiğini anlamak gerekir.

Çünkü bazı çocuklar için asıl mesele arkadaş bulmak değil;

bir başkasına yaklaşırken kendisini kaybetmeden, reddedilmeden ve incinmeden var olabilmenin mümkün olduğunu deneyimlemektir.

Samsun’da çocuğunuzun arkadaşlık ilişkileri, sosyal yaşamı veya duygusal dünyasıyla ilgili psikolojik destek almak için randevu almak için ulaşabilirsiniz.


Yorumlar

Henüz onaylanmış yorum yok.

Google ile giriş yapanlar yorum yapabilir.

Google ile Giriş Yap